Yücel Yeşilceli
26 Şubat 2011 14:38
emine5
26 Şubat 2011 13:30
--------
Değerli emine5,
Tüm görüşlerinin altına imzamı atarım ve sizi içtenlikle kutlarım!
Anti emperyalist mücadelede öne çıkanlara karşı bu linç kültürü "bilgisizlik","süreci okuyamama" gibi masum sözcüklerle açıklanamaz!
Bu olsa olsa "demokrasi" ve "masalcı" arkadaşların dikkat çektikleri üzere, küresel güçlerin yeniden yapılandırma hamlelerinin devamı ve katkı sağlayanların sözcüklerin arkasına sığınma kurnazlığıdır!
Hep sorduğum üzere,bu şark kurnazları neden Ulusal Kurtuluş'un kazanımlarını,Tam Bağımsız Türkiye! şiarını savunmaz,savunamazlar?
--------------------
emine5
26 Şubat 2011 13:30
Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Cumhuriyet Mitinglerini, ulusalcıları buradan eleştirmeye devam ettikçe size bu yazıları yazdıran zihniyetin ne olduğunu bize çok güzel bir biçimde iletmiş oluyorsunuz.
Sayın Gürsel Tekin'de çıksın bunları aynen Tv lerde söylesin, ondan sonra da CHP lilerden oy beklesin hodri meydan.
Cumhuriyet Mitinglerini asıl baltalayan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'tır, ilk Ankara mitinginden sonra tam da halkın gür sesini duyurduğu bir zamanda ortaya çıkarak gereksiz bir zamanlamayla müdahalede bulunmuştur.
Cumhuriyet Mitingleri ABD yi AB yi korkutmuştur, çünki dünyada milyonları biraraya getiren ender hatta rastlanılamayan mitinglerdi onlar, bu günlerde Tahrir meydanında toplanan Mısır halkı bile bu sayıları bulamamıştır, bu mitingleri düzenleyen, bu mitinglere destek verenler Silivriye gönderilmişlerdir.
Cumhuriyet gazetesine gelince tiraj düşüklüğünü Mustafa Balbay'a bağlamanızı ve haksız eleştirinizi kınıyorum, eminim ki bugün Mustafa Balbay Silivri'den çıksa, Mehmet Faraç'a yapılan yapılacaktır. Cumhuriyet gazetesi Hikmet Çetinkaya zihniyetiyle yönetildiği sürece neler olacağını göreceğiz, hele hele 1 Martta Aydınlık gazetesi çıktığında yeniden değerlendiririz Sayın Yarkadaş.
----------------------------
BARIŞ YARKADAŞ
25 Şubat 2011
AKP’liler Tuncay Özkan’a oy verir mi?
Yukarıdaki başlığa bakıp “Böyle saçma soru mu olur, tabii ki vermezler” dediğinizi duyar gibiyim. Peki o halde Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan neye ve kime güvenerek “bağımsız aday” olduğunu açıklıyor?
Tabii ki; “üyesi dahi olmadığı” CHP tabanına… Bir de "oy vererek vicdanını rahatlatacak" küçük bir kesime...
Belli ki; Tuncay Özkan, Ergenekon Davası’nda mağdur edildiğini düşünen CHP tabanının kendisine oy vereceğini düşünüyor. AKP’lilerden tek bir oy bile alamayacağını bilen Özkan, gözünü bu yüzden CHP tabanına dikiyor. İstanbul Anadolu Yakası’nın Atatürkçü, Kemalist, sosyal demokrat oylarına talip olan Özkan, alacağı birkaç bin oyun, (alacağı oyun tamamı iki bini geçmez) CHP’nin en az iki milletvekili çıkarmasına sebep olmasını ise önemsemiyor. Keza; aynı hataya Mustafa Balbay’ın düşeceği de görülüyor. Her iki isim de “genel çıkarlar” yerine, “bireysel çıkarlar”ını ön planda tuttukları için, CHP’yi bir süredir zorluyorlardı.
Biz bu köşede, Balbay ve Özkan’ın CHP’den kesinlikle ve kesinlikle aday gösterilmemesi gerektiğini yazmış, düşüncelerimizi de açıklıkla ifade etmiştik. Balbay ve Özkan’ın adaylığının CHP’ye yarar getirmek bir yana, zarar vereceğini söylemiştik. O yazıda, Özkan’ın CHP’yle geleneksel ve kültürel bir bağının olmadığının da altını çizmiştik. Tuncay Özkan, cuma günü açıkladığı kararla, CHP kültüründen hiç nasiplenmediğini zaten gösterdi. Partinin yetkili kurullarının kendisi hakkında bir değerlendirme dahi yapmasına olanak vermeden aday olduğunu açıkladı.
Demek ki; yarın CHP listesinden TBMM’ye girse, orada da parti disiplinine bağlı kalmayacak, bireysel çıkışlarıyla, CHP’yi zor durumda bırakacaktı.
Söz konusu Tuncay Özkan olduğunda, şaşılacak şeyler değil bunlar…
Özkan, 2007 seçimleri öncesinde gösterdiği tavırla, o gün nasıl CHP’ye zarar verdiyse, bugün de aynısını yapıyor. Dışarıdayken eksik bıraktığını, içeriden tamamlamaya çalışıyor.
Nasıl mı?
Hatırlarsınız, başını Tuncay Özkan ve arkadaşlarının çektiği bir grup 2007 yılında “Cumhuriyet Mitingleri” adı altında, toplumu ayrıştıran, Cumhuriyet rejimini ise “marjinal” görüntüsüne sokan etkinlikler düzenlediler. O etkinliklerde kürsüye çıkan Tuncay Özkan, “Sağcılar MHP’ye, solcular CHP’ye oy versin” diyerek, aklınca AKP’ye karşı bir ‘’blok’’ yaratmaya çalıştı. Politik öngürüsü yetersiz, birikimi ise zayıf olduğu için, söylediklerinin nasıl bir ‘’domino etkisi’’ yaratacağını göremedi. Özkan’ın MHP ve CHP’yi “aynı paralel”e oturtan söylemleri, AKP’ye büyük koz verdi. CHP tabanı MHP’yle aynı eksene oturmuş görüntüsü veren partisinden uzaklaştı. Keza; aynı durum MHP tabanı için de geçerliydi. MHP’nin ‘’muhafazakar’’ seçmeni, CHP’yle “ittifak yapacağı” söylenen partisine sırt çevirdi. Her iki parti de bu saçma söylemden dolayı en az üç puan kaybetti.
Tuncay Özkan ve arkadaşlarının bu saçma stratejisi AKP’yi daha da büyüttü. “MHP – CHP Koalisyonu geliyor’’ argümanı, AKP’nin tabanı ve seçmenini partisine kilitledi. Tabii bunda CHP ve MHP’nin o dönemki yönetimlerinin yaptığı hatalar da etkili oldu.
Tuncay Özkan belli ki; o dönemlerde AKP’ye nasıl hizmet ettiğinin hala farkında değil. O dönem, Cumhuriyet Mitingleri, AKP medyası tarafından ‘’mutlu azınlık’’ın gösterileri olarak yansıtıldı. AKP’nin yoksul ve emekçi tabanı, sadece ve sadece “laiklik” üzerinden yapılan “muhalefet”e destek olmak bir yana tepki de duydu. Açlığı, yoksulluğu ve barınma ihtiyacıyla ilgilenmeyen, ülkenin tek sorununu “laiklik”e indirgeyen bakış açısının sahipleriyle arasındaki makası daha da açtı. O mitingler, yoksullar ile AKP arasındaki bağı daha da güçlendirdi.
Bu yüzden; ‘’Tuncay Özkan, dışarıdayken eksik bıraktığını, şimdi içeriden tamamlamaya çalışıyor” diyorum.
‘’Dışarıdayken” ürettiği politikalarla AKP’nin değirmenine su taşıyan Özkan zihniyeti, bir süredir CHP’ye “duygusal baskı” yapıyor, aday gösterilmesini sağlamaya çalışıyordu. CHP’nin “sivil siyaset” yanlısı yeni yönetimi, Özkan’a ilişkin herhangi bir karar vermemişti. Ancak Özkan’ın aday gösterilme ihtimali çok çok zayıftı. Özkan bunu bilmesine rağmen, CHP’yi sürekli olarak bir tartışmanın içine çekmeye çalıştı. Neyse ki; CHP ile Ergenekon Davası’nı özdeşleştirme ve ana muhalefet partisini marjinalleştirme çabası karşılık bulmadı.
Özkan şimdi; Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal, Tuzla, Pendik, Adalar, Şile, Çekmeköy, Beykoz, Sancaktepe, Sultanbeyli, Ümraniye ve Ataşehir’i kapsayan 1. Bölge’den aday olacak. Böylece, alacağı iki bin oyla, CHP’nin iki milletvekili çıkarmasına sebep olurken, AKP’nin ise en az bir milletvekili daha kazanmasına yol açacak.
Peki ne uğruna?
Dedik ya; Tuncay Özkan, ya ‘’dışarıdaki’’ havayı ya alamıyor, ya da bunu bilinçli yapıyor.
Tuncay Özkan ve arkadaşları eğer dışarıdaki havayı tam olarak algılayabilmiş olsa, Mustafa Balbay örneğinden güçlü dersler çıkarırlardı.
Duygusallığı ve “hapishane edebiyatı”nı bir kenara bırakıp “gerçekler’’i konuşalım.
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ilk kez gözaltına alındığında, gazetesinin tirajı, 50 binden 80 bine çıktı. Okurlar, Cumhuriyet’in baskı altına alınmasına tepkilerini gazeteye sahip çıkarak gösterdi.
Ancaaaak; ne zaman ki Balbay’ın günlükleri ortaya çıktı, Cumhuriyet’in tirajı da hızla düşmeye başladı. Zira; 12 Eylül faşist rejiminin gadrine uğramış olan Atatürkçüler, Kemalistler, sosyal demokratlar ve solcular, günlükleri okuduktan sonra gazeteyle olan bağlarını tamamen kopardı. Balbay’ın askerle girdiği ilişkide ‘’temas ve mesafe kuralı”nı korumadığını gören Cumhuriyet okurları, hızla gazetelerini terk etti. Cumhuriyet o günden bu yana 50 binlerde dolaşıyor. Ne yaparsa yapsın, bir türlü tiraj alamıyor…
Biliyorum; okurlarımızın bir kısmı söylediklerime yine çok kızacak. Ama ne yazık ki; ‘’gerçekler’’ bunlar…
Bu yüzden, Balbay ve Özkan’ın CHP’den aday olmasının CHP’ye büyük zarar vereceğini düşünüyordum. Neyse ki; Özkan adaylığını açıklayarak CHP’yi bu yükten ve anlamsız bir tartışmanın içine girmekten kurtardı.
Şimdi sıra CHP yöneticilerinde:
Gerekli önlemleri almaları ve Anadolu Yakası’na ilişkin gerçekçi bir strateji kurmaları gerekiyor.
Neden mi?
Çünkü; CHP tabanına göz diken sadece Tuncay Özkan değil… BDP de çıkaracağı adayla CHP tabanından oy almaya çalışacak. Keza; BDP’den aday gösterilmeyeceği neredeyse kesinleşen Ufuk Uras da Anadolu Yakası’nda ‘’bağımsız’’ aday olacak.
Siz Ufuk Uras’ın Başbakan Erdoğan’la ne konuştuğunu sanıyorsunuz?
Uras, BDP’den aday gösterilmediği taktirde, İstanbul Anadolu Yakası’nda adaylık çalışmalarına başlayacak. AKP medyasının bu süreçte Uras’a vereceği destek ise hepinizi şaşırtacak. Ufuk Uras, Tuncay Özkan ve BDP’nin çıkaracağı aday – muhtemelen Ertuğrul Kürkçü- CHP tabanına oynayacak.
CHP bir yandan kendisini anlatmaya çalışırken, bir yandan ise ‘’dört cephede’’ birden mücadele verecek.
CHP bu gerçeği bilerek hareket etmelidir.
ÖNEMLİ NOT: Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan’a ilişkin görüşlerimi, kendisi dışarıdayken defalarca ifade ettiğim için kaleme alıyorum. Özkan’a ilişkin görüşlerimi okurlarım biliyor. Yeri geldiği için yeniden hatırlatma ihtiyacı hissettim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder