25 Kasım 2010
Fıtık ve Kemal Anadol’un yüzüğü
Kemal Bey, önceki akşam, “kasık fıtığı”ndan ameliyat olmuş. Şimdi iyi imiş, evinde istirahata çekilmiş.
İkinci defa kasık fıtıktan ameliyat olan Kemal Bey’e, geçmiş olsun dilerimi.
Kemal Bey’in “fıtık”ı mizah konusu olacak, siyasi kulislerde konuşulacak, gülmece yazar ve çizerleri doyasıya kullanacaklar.
Kemal Bey’in, hoşgörü yoksunu Başbakan gibi davranmayacağını, anlayışla karşılayacağını biliyorum.
Kemal Bey anlayışla karşılasın, ama olaya bir de başka açıdan baksın. Örneğin: Herkesi, “neden fıtık oldu”ğu merakından kurtarsın.
8 yıllık AKP iktidarında, “fıtık olmayan” yoktur, fıtık ameliyatları tavan yapmıştır. Bu gerçekler, topluma ciddi biçimde anlatılmalıdır.
CHP’de yaşananların, çok sayıda CHP’liyi “fıtık yaptı”ğı da yadsınamaz…
….
Kemal Bey’in “fıtık”ı ve “fıtık ameliyatı” ile hareketlenen Ankara kulislerinde; Salı günkü grup konuşmasında “NATO, saldırı değil, savunma sistemidir” diyerek halkını yanlış bilgilendiren, dün de Lübnan’da yüksek sesle, “Biz, katile ‘katil’ deriz” diyen Başbakan’ın, kızı Sümeyye’yi Milletvekilliğine hazırladığı yaygın konuşuluyormuş…
Ne var bunda?.. Hazırlayamaz mı?..
Belli ki, Anakara kulislerini, 2011’de milletvekili listelerine konulmayacaklarını sezinleyen AKP’li vekilleri pompalıyorlar…
Onların uğraşları boştur. Başbakan, kızını, “Milletvekili”, “Bakan” yapmayı kafasına koymuşsa, kararını da almışsa, kimse önüne geçemez.
O vekiller, neden ve nasıl listelere konulup seçildiklerini unuttularsa, anımsasınlar. Sümeyye’de de aynısı olacak. Boşa kürek çekmesinler.
Çırpınışlarını anlıyorum: Koltuk elden gidiyor..
Sorarım: Ülke değerleri, bir bir elden giderken, Başbakan “tek adam” lığa yol alırken, neredeydiler?..
Kemal Bey gibi “fıtık” da olsalar, katlanacaklar… Başka seçenekleri yok…
…
Dün Ankara’da, hukuka saygılı, duyarlı her insanı “fıtık” edecek bir gelişme yaşandı: İçişleri ve Savunma Bakanları, adları “Balyoz Davası’nda geçtiği için Ağustos’taki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla terfi ettirilmeyen üç generali açığa aldı.
Yanlış olan ve insanı “fıtık” eden; açığa almanın, üç generalin terfi ettirilmemelerinin yargı kararıyla durdurulmasının hemen arkasından gelmesi idi...
Kemal Bey’in adaşı ve Grup Başkanvekili Kemal Anadol, bunu “Sivil darbe” olarak tanımladı.
….
Dün Kamutay’da düzenlediği basın toplantısında “Eğer 12 Eylül olmasaydı, AKP olmazdı. Bunlar, 12 Eylül’ün çocukları, 12 Eylül'den hesap soramazlar. Kaçtıkları yere kadar kovalayacağız. 12 Eylül'ün hesabını biz soracağız” diyen Kemal Anadol hakkında bir öngörüde bulunacağım: Duyarlılığından ötürü yakın da, Anadol da “fıtık” ve “fıtık”tan ameliyat olacak…
Şimdiden esenlikler dilerken, bir yergide bulunacağım: Dün konuşurken, gene gözüme ilişti. Yüzük, sağ elinin yüzük parmağındaydı…
Yüzüğü sağ elin yüzük parmağına, Atatürk ve Atatürk karşıtları takarlar.
Yüzüğü sağ elin yüzük parmağına takmak, “karşıtlar” için, birbirlerini “tanıma aracı”dır…
Yüzüğün sağ elin yüzük parmağına takılması aynı zamanda “simge”dir!..
Kemal Anadol, en ağdalı sözcük ve tümcelerle yerdiği “karşıtlar” gibi, yüzüğünü, sağ elinin yüzük parmağına neden takar?! Takması, bir çelişki değil midir?! Çelişki olduğunun ayırtına varamıyor mu?! Varamaması, sorun değil midir?!
Arada küçük bit ayrıntı var: Karşıtlarınki “gümüş”, Anadol’ununki “altın”dır.
Bu, Kemal Anadol’u aklamaz!
Anadol, yüzüğünü, sağ elinin yüzük parmağından çıkarır, sol elinin yüzük parmağına takarsa, doğru yapar…
--------------------
Yücel Yeşilceli
25 Kasım 2010 10:11
Sayın Yazar,Kemal Anadol'u bu sayfalarda savunacak değilim.Mesleği avukatlıktır ve savunmasını kendisi zaten yapar.
Ancak, yüzükle ilgili eleştirinize katılıyorum.Ben de fiziksel görünüme (badem bıyık,gümüş yüzük gibi) dikkat ederim.Diğer taraftan aklıma şu geliyor ve aşagıda belirttiğim şu görünüm sizi"fıtık" etmiyor mu?
1)Kemal Anadol'da "Önder Sav"cı olduğunu sandığınız için "fıtık" olmayasanız?
2)Sol kökenden gelen bir insan olduğunu öğrendik.Gürsel Tekin'in CNN TÜRK çıkarması,ağa-maraba,emir-komuta,üst-ast ilişkisi ve efeliği sizi "fıtık" etmedi mi?İlerki tarihlerde bu partide "demokrasi"nin işlemeyeceği kaygısına kapılmadınız mı?
3)24 Kasım 2010 tarihinde SÖZCÜ gazetesinde yer alan Gürsel Tekin röportajında çalışma masasında duran kipapların hangisini okuduğunu soran muhabire"Okumaya vaktim mi var,neredee" sözleriyle karşılık verip,okumayan bir GBY sizi "fıtık" etmiyor mu?
Çok iyi bildiğiniz gib, CHP üst yönetim geleneği kitap dostu olmasıyla ünlüdür.
4)Okumayanların ülke yönettiği,okumayanların parti yönettiği bir ülke sizi "fıtık" etmiyor mu?
Şahsen ben ikisini de kabullenemiyor,ikisinden de "fıtık" oluyorum.
25 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com sayfalarının yazarı Baki Karakol'un Kemal Anadol'un yüzüğüne ilişkin eleştiri yazısı ve aynı gün gerçek gündem'de verdiğim yanıt.
25 Kasım 2010 Perşembe
22 Kasım 2010 Pazartesi
GÜRSEL TEKİN-KILIÇDAROĞLU CHP'DEN TASFİYE EDİLECEKLERDİR
Yücel Yeşilceli
23 Kasım 2010 00:24
Sayın editör,umarım çok kısa bu yorumumu yayınlarsınız.
Gürsel Tekin CNN TÜRK'te PM Üyesi Korkmaz Karaca'yı "ağa-maraba"ilişkisine benzer bir tarzla çok fena haşladı! Bu anlayışın eğemen olduğu bir partide "demokrasi"den nasıl söz edilecek.
Diğer taraftan,diyelimki Kılıçdaroğlu-Gürsel Tekin partiye tam eğemen oldular;Birkaç bölgenin dışında CHP'ne oy verecek seçmeni nereden bulacaklar?
Burada tarihe not düşmek adına yazıyorum:Atatürkçü,Laik Cumhuriyetçi,Ulusalcı güçler bu düşünceyi,CHP'nin kırmızı çizgilerini aşındıranları partiden mutlaka tasfiye edeceklerdir!
Yaşayıp hep beraber göreceğiz bu anı.
22 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com yayın yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "CHP'lilerin en çok sorduğu soru"başlıklı yazısına verdiğim yanıtlar yayınlanmadığından bu kısa yorumu yaptım.
23 Kasım 2010 00:24
Sayın editör,umarım çok kısa bu yorumumu yayınlarsınız.
Gürsel Tekin CNN TÜRK'te PM Üyesi Korkmaz Karaca'yı "ağa-maraba"ilişkisine benzer bir tarzla çok fena haşladı! Bu anlayışın eğemen olduğu bir partide "demokrasi"den nasıl söz edilecek.
Diğer taraftan,diyelimki Kılıçdaroğlu-Gürsel Tekin partiye tam eğemen oldular;Birkaç bölgenin dışında CHP'ne oy verecek seçmeni nereden bulacaklar?
Burada tarihe not düşmek adına yazıyorum:Atatürkçü,Laik Cumhuriyetçi,Ulusalcı güçler bu düşünceyi,CHP'nin kırmızı çizgilerini aşındıranları partiden mutlaka tasfiye edeceklerdir!
Yaşayıp hep beraber göreceğiz bu anı.
22 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com yayın yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "CHP'lilerin en çok sorduğu soru"başlıklı yazısına verdiğim yanıtlar yayınlanmadığından bu kısa yorumu yaptım.
"AĞAR-ÇİLLER AKP'YE KATILIRKEN CHP" BAŞLIKLI YAZIYA CEVABIM(1)
Yücel Yeşilceli
20 Kasım 2010 19:07
Yan sayfalarda "CHP'liler BDP ittifakına sıcak" başlıklı yazıya yorum yapan Ekim arkadaşımıza cevabım:
----------
20 Kasım 2010 15:53
tkp ip ödp halkevleri ile de işbirliğine gidilmeli bu partilerin temsilcileri de meclise taşınmalıdır.
-----------------
Ekim Arkadaşım,
Sizinki iyi bir temenniden öte gitmez,götürmezler."İşbirliğine gidilmeli" dediğiniz örgütlerin en başındaki TKP yaklaşık doksan yıldır anti emperyalist,anti kapitalist mücadelenin en eski temsilcisi ve sınıf mücadelesinin yapı taşlarından en önemlilerindendir!
ÖDP ise,kırk-kırkbeş yıllık bir devrimci geleneğin,12 Eylül 1980 faşizminde en çok budananların günümüz temsilcileridir.
İP ve Halkevleri de anti emperyalist,ilerici-yurtsever gelenekten gelmekte ve ağır bedeller ödedikleri bilinmektedir.
Saydığınız dört örgütün de ortak özellikleri, anti emperyalist, ilerici-yurtsever olmalarıdır!
Böylesine donanımlara sahip,böylesine yüce amaçlar uğruna bedeller ödemiş örgütlerle CHP yanyana gelmez,gelemez!
Neden mi? Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan oluşundan bu yana yaklaşık yedi ay geçmiş olup;
-"Türkiye'de birmilyon Ermeni katledildi" diyen Orhan Pamuk'la görüşüldü,
-"Evet"çi Sezen Aksu'yla görüşüldü,telefon edildi,
-Bir çok liberal,2.Cumhuriyetçi,yandaş gazetecilerle görüşüldü,
-"Laik Cumhuriyet tehlike altında değildir!" denildi,
-"Cemaatlere karşı değiliz" denildi,
-"Türbanı biz çözeceğiz" dendi ve "çözüldü!"
Ve bu saydıklarımıza benzer onlarca örnek...
Pekiii,sol örgütlerin temsilcileriyle,sosyalist yada Ulusalcı yazar-şairlerle,gazetecilerle görüşüldü mü? Örneğin:Ataol Behramoğlu,Merdan Yanardağ veya Emin Çölaşan,Melih Aşık gibi...
Görüşmezler çünkü;"Ben AKP'den daha iyisini yaparım" ın mantığını,AB Temsilcilerine; "Sizi şaşırtmaya devam edeceğim"in geldiği son noktanın belli bir açıklaması var ama,şimdilik değerlendirmeyi okuyanlara bırakalım ve soralım:CHP yukarda anılan örgütlerle işbirliğine gider mi?
20 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Ağar-Çiller AKP'ye katılırken CHP"başlıklı yazısına cevabım.
-----------------------------------------------------------
AYNI YAZIDA BİR YORUMCUYA CEVABIM
(2)
YAZIYORUM
22 Kasım 2010 11:02
Kılıçdaroğlu'nun ilkesiz dolaşmalarını eleştirenlere:
"Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim" diyen sözün sahibi bugünleri görmüş olmalı.
Haluk Koç gibi bilim ve halk insanlarını seçmek yerine,kerameti kendinden menkul Gürsel Tekin'i 87 yıllık koskoca CHP'nin en önemli GBY'na getirirsen,ya mezarlık ziyareti yaparsın yada,2.bir AKP olmak için icazet beklersin AB'den,ABD'den.
Çünkü;Dünyayı algılayacak,yorumlayacak bilgi birikimin,eğitimin,vizyonun yoksa bunlarla sınırlıdır senin dünyan ve ancak bunları yapabilirsin.
---------------------------------
AYNI YAZIDA FAHRİ KARSLI ADLI YORUMCUNUN BANA CEVABI:
fahri karslı
22 Kasım 2010 12:46
YAZIYORUM'a:
Kerameti kendinden menkul dediğiniz eski İstanbul İl Başkanımız ve şu ânki Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız görev başında bulunduğu sürede İstanbul'da oylarda 1.000.000'luk bir artışa imza atmıştır. İki yıl gibi kısa bir sürede genel merkezden yapılan engellemelere rağmen bu sonucu alan Gürsel Başkan icazet falan beklemeden örgütün tabanın ve sokağın gücüyle milletin gönlünde kurduğu tahtla şimdiki görevine gelmiştir. Benim 2,5 katım yaşı olan yaşlı başlı parti büyüklerimizle ilgili kötü konuşmak istemem.
Gençlik devrimcilik ve hareket bekliyor halk. Lütfen anlayın anlamıyorsanız susun ve berraklaşmaya başlayan suyu bulandırmayın.
Siyaset sağ sol ekseninde yeniden şekilleniyor, artık görün ve anlayın.
--------------------------------
FAHRİ KARSLI YORUMCUYA CEVABIM:
(3)
YAZIYORUM
22 Kasım 2010 14:26
Fahri Karslı'ya,
İstanbul'da kuşkusuz oy artışı olmuştur,ancak bu Gürsel Tekin'in "iyi çalışması" sonucu oluşan bir oy artışı değildir.
Atatürk Devrimleri'nin,Laik Cumhuriyet'in tehliede olduğunun farkında olan, Atatürkçü-ilerici-yurrtsever-devrimci insanlar gelecekten kaygı duydukları, oylarına ve sandıklarına sahip çıktıkları için CHP oy vermişlerdir.
Kendi adıma söyleyeyim,benim CHP'ne oy vermemde Gürsel Tekin'in en küçük bir dahli olmadı,olamaz da.
Tam tersine CHP'ye OY VERMEMEM DE bir etken olabilir.
BU nedenlerle "Gürsel Tekin İstanbul'da oy artışı sağladı" sözü tam bir şehir efsanesidir.
"Halk devrimcilik ve gençlik bekliyor" sözüne katılıyorum ama,"devrimci" Gürsel Tekin mi oluyor?
Ne söyleyebilirim? Gürsel Tekin'e "devrimci" demek için,devrimi ve devrimcileri tanımamak yeterli diyebilirim sadece.
20 Kasım 2010 19:07
Yan sayfalarda "CHP'liler BDP ittifakına sıcak" başlıklı yazıya yorum yapan Ekim arkadaşımıza cevabım:
----------
20 Kasım 2010 15:53
tkp ip ödp halkevleri ile de işbirliğine gidilmeli bu partilerin temsilcileri de meclise taşınmalıdır.
-----------------
Ekim Arkadaşım,
Sizinki iyi bir temenniden öte gitmez,götürmezler."İşbirliğine gidilmeli" dediğiniz örgütlerin en başındaki TKP yaklaşık doksan yıldır anti emperyalist,anti kapitalist mücadelenin en eski temsilcisi ve sınıf mücadelesinin yapı taşlarından en önemlilerindendir!
ÖDP ise,kırk-kırkbeş yıllık bir devrimci geleneğin,12 Eylül 1980 faşizminde en çok budananların günümüz temsilcileridir.
İP ve Halkevleri de anti emperyalist,ilerici-yurtsever gelenekten gelmekte ve ağır bedeller ödedikleri bilinmektedir.
Saydığınız dört örgütün de ortak özellikleri, anti emperyalist, ilerici-yurtsever olmalarıdır!
Böylesine donanımlara sahip,böylesine yüce amaçlar uğruna bedeller ödemiş örgütlerle CHP yanyana gelmez,gelemez!
Neden mi? Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan oluşundan bu yana yaklaşık yedi ay geçmiş olup;
-"Türkiye'de birmilyon Ermeni katledildi" diyen Orhan Pamuk'la görüşüldü,
-"Evet"çi Sezen Aksu'yla görüşüldü,telefon edildi,
-Bir çok liberal,2.Cumhuriyetçi,yandaş gazetecilerle görüşüldü,
-"Laik Cumhuriyet tehlike altında değildir!" denildi,
-"Cemaatlere karşı değiliz" denildi,
-"Türbanı biz çözeceğiz" dendi ve "çözüldü!"
Ve bu saydıklarımıza benzer onlarca örnek...
Pekiii,sol örgütlerin temsilcileriyle,sosyalist yada Ulusalcı yazar-şairlerle,gazetecilerle görüşüldü mü? Örneğin:Ataol Behramoğlu,Merdan Yanardağ veya Emin Çölaşan,Melih Aşık gibi...
Görüşmezler çünkü;"Ben AKP'den daha iyisini yaparım" ın mantığını,AB Temsilcilerine; "Sizi şaşırtmaya devam edeceğim"in geldiği son noktanın belli bir açıklaması var ama,şimdilik değerlendirmeyi okuyanlara bırakalım ve soralım:CHP yukarda anılan örgütlerle işbirliğine gider mi?
20 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Ağar-Çiller AKP'ye katılırken CHP"başlıklı yazısına cevabım.
-----------------------------------------------------------
AYNI YAZIDA BİR YORUMCUYA CEVABIM
(2)
YAZIYORUM
22 Kasım 2010 11:02
Kılıçdaroğlu'nun ilkesiz dolaşmalarını eleştirenlere:
"Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim" diyen sözün sahibi bugünleri görmüş olmalı.
Haluk Koç gibi bilim ve halk insanlarını seçmek yerine,kerameti kendinden menkul Gürsel Tekin'i 87 yıllık koskoca CHP'nin en önemli GBY'na getirirsen,ya mezarlık ziyareti yaparsın yada,2.bir AKP olmak için icazet beklersin AB'den,ABD'den.
Çünkü;Dünyayı algılayacak,yorumlayacak bilgi birikimin,eğitimin,vizyonun yoksa bunlarla sınırlıdır senin dünyan ve ancak bunları yapabilirsin.
---------------------------------
AYNI YAZIDA FAHRİ KARSLI ADLI YORUMCUNUN BANA CEVABI:
fahri karslı
22 Kasım 2010 12:46
YAZIYORUM'a:
Kerameti kendinden menkul dediğiniz eski İstanbul İl Başkanımız ve şu ânki Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız görev başında bulunduğu sürede İstanbul'da oylarda 1.000.000'luk bir artışa imza atmıştır. İki yıl gibi kısa bir sürede genel merkezden yapılan engellemelere rağmen bu sonucu alan Gürsel Başkan icazet falan beklemeden örgütün tabanın ve sokağın gücüyle milletin gönlünde kurduğu tahtla şimdiki görevine gelmiştir. Benim 2,5 katım yaşı olan yaşlı başlı parti büyüklerimizle ilgili kötü konuşmak istemem.
Gençlik devrimcilik ve hareket bekliyor halk. Lütfen anlayın anlamıyorsanız susun ve berraklaşmaya başlayan suyu bulandırmayın.
Siyaset sağ sol ekseninde yeniden şekilleniyor, artık görün ve anlayın.
--------------------------------
FAHRİ KARSLI YORUMCUYA CEVABIM:
(3)
YAZIYORUM
22 Kasım 2010 14:26
Fahri Karslı'ya,
İstanbul'da kuşkusuz oy artışı olmuştur,ancak bu Gürsel Tekin'in "iyi çalışması" sonucu oluşan bir oy artışı değildir.
Atatürk Devrimleri'nin,Laik Cumhuriyet'in tehliede olduğunun farkında olan, Atatürkçü-ilerici-yurrtsever-devrimci insanlar gelecekten kaygı duydukları, oylarına ve sandıklarına sahip çıktıkları için CHP oy vermişlerdir.
Kendi adıma söyleyeyim,benim CHP'ne oy vermemde Gürsel Tekin'in en küçük bir dahli olmadı,olamaz da.
Tam tersine CHP'ye OY VERMEMEM DE bir etken olabilir.
BU nedenlerle "Gürsel Tekin İstanbul'da oy artışı sağladı" sözü tam bir şehir efsanesidir.
"Halk devrimcilik ve gençlik bekliyor" sözüne katılıyorum ama,"devrimci" Gürsel Tekin mi oluyor?
Ne söyleyebilirim? Gürsel Tekin'e "devrimci" demek için,devrimi ve devrimcileri tanımamak yeterli diyebilirim sadece.
15 Kasım 2010 Pazartesi
GERÇEK GÜNDEM.COM SİTESİNDE OKUYUCU TARTIŞMALARI VE CEVABIM:
Yücel Yeşilceli
15 Kasım 2010 13:23
Sayın Erdem Akel,
GG Sayfalarında, belirli konularda yaklaşık iki yıllık bir "hukukumuzun olduğu"gerçeğini siz de kabul edersiniz sanırım.En azından ben öyle olduğunu düşünmekteydim.Nedir bu "ortak hukukumuz?" Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanımlarının,dolayısıye Mustafa Kemal Atatürk'ün Devrimleri'ne,sahip çıkmak,O'nun sıradallaştırılmasına,"yok sayma" girişimlerine tepki koymak, anti emperyalist,anti gerici-faşist mücadele anlayışına destek olmak diyebiliriz değil mi? Bence bu da az şey değildi.
Şimdi yukardaki ANA anlayışın dışındaki görüşlerin herkesle tam çakışıyor olma zorunluluğu mu var?Örneğin:Sizin politik dünyanız sosyal demokrat/demokratik sol ideolojiyle örtüşebilir.Benim veye bir başka arkadaşın politik görüşleri bu görüşe zıt olup,daha solda konumlanmış olma olasılığı vardır ve yadırgatıcı olmamalıdır.
Sayın arkadaşım,"ben şuyum-ben buyum" anlayışı solun her rengini rehber edinmiş insanlara özgü bir davranış biçimi değildir.Hele insanları "test etme"anlayışı ise, tamamen yanlışı yanlışla kapama yöntemidir.
"Davit (David) Ricardo'yu tanıyıp-tanımadığımızı,okuyup-okumadığımızı,Marx'ı (nerdeyse) bilip-bilmediğimizi soruyorsunuz.Ricardo'nun "Emek Değer Teorisi"nden Marx'ın "artı değer"ine alt yapı oluşturduğu bilinmektedir.Ama, David Ricardo'nun:"Ücreti belirleyen ANA NEDEN,işçinin kendi geçimini sağlayabileceği ve kendi neslini her hangi bir artma ve azalma olmaksızın sürdürebileceği ücret düzeyidir.Bu anlamda da ücretleri gıdaların ve ana ihtiyaçların fiyatı belirler" teorisi yani,"Geçimli Ücret Teorisi" sosyalistler tarafından toplumu yoksulluğa mahkum ettiği/edeceği gerekçesiyle eleştirilmiş,kabül görmemiştir.
Sayın Akel,seni test etmek görevim de değil,haddime de değil;Ama sana önerim,imkan bulup okuyamadıysan (eski bir kitap) Max Beer'in "Sosyalizm Tarihi" kitabını oku lütfen.Altını çizerek söylüyorum"eğer okumadıysan" çok yararlı bir kitap.
Selamlar,
-----------------
Erdem AKEL
15 Kasım 2010 10:25
SEVGİLİ DOSTLAR
(Tekrar)
Ulusalcilik Kemalist ideolojinin adidir
Ulusalcilik sozcugunu duyunca kirmizi gormu boga gibi saga sola saldiranlarin bazilarinin kafalarinin arkalarinda etnik milliyetcilik bazilarininda Libosluk oldugu ne kadar saklasalarda satir aralarindan yansiyor
Ustatlar bir kisminiz Kendisini Neo-Liberal bir kisminizinda sol ve sosyalist olarak tanimlamaniza soylenecek bir sozum olamaz
Ancak Benim itirazim Marksi bilmeden Marksi bildiginizi one cikarma cabalarinadir
Marksi butunuyle ogrenmek o kadar kolay bir sey degildir.Marksi ozumsemek icin kesinlikle on bilgilere gereksinim vardir
Kapitali okuyup anlamak icin ekonomi egitimi almis olmaniz gerekir.Ornegin Davit Ricardo yu bilmeden Marksin Arti Deger kuraminin esasi olan Emek Kiymet kuramini anlayamazsaniz.Cunku Marks Emek Kiymet Teorisini İngiliz Ekonomi Politiginin Adam Shmith ten sonraki ikinci kuramcisi olan Davit Ricardo dan almistir.Birakin Kapitali okumayi bundan vazgectim bu muhteremlerin Marksizmin temel felsefesi olan diyalektik Mataryalizm ve Tarihi Maddecilik kuramlarindan habersiz olduklari inancindayim.Bu zatlarin bu sayfaya dustukleri notlarinda sol jargondan ote Marksin kuramlarina atifta bulunduklarina hic tanik olmadim.
Hakaret ederek asagilayarak insanlarin kendilerini uste cikarma gayretleri bu konudaki bilgisizlerinin cehaletlerin ortusu oldugu inancindayim...
Bu tur insanlari kendileri olmaya davet ediyorum
------------
13 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Okurların sorularına cevaplar" başlıklı yazısına yorum yapan Erdem Akel adlı yorumcunun 15 Kasım 2010 tarihinde sosyalistleri hedef alan yazısına,aynı gün gerçek gündem.com sayfalarında verdiğim cevabımdır.
15 Kasım 2010 13:23
Sayın Erdem Akel,
GG Sayfalarında, belirli konularda yaklaşık iki yıllık bir "hukukumuzun olduğu"gerçeğini siz de kabul edersiniz sanırım.En azından ben öyle olduğunu düşünmekteydim.Nedir bu "ortak hukukumuz?" Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanımlarının,dolayısıye Mustafa Kemal Atatürk'ün Devrimleri'ne,sahip çıkmak,O'nun sıradallaştırılmasına,"yok sayma" girişimlerine tepki koymak, anti emperyalist,anti gerici-faşist mücadele anlayışına destek olmak diyebiliriz değil mi? Bence bu da az şey değildi.
Şimdi yukardaki ANA anlayışın dışındaki görüşlerin herkesle tam çakışıyor olma zorunluluğu mu var?Örneğin:Sizin politik dünyanız sosyal demokrat/demokratik sol ideolojiyle örtüşebilir.Benim veye bir başka arkadaşın politik görüşleri bu görüşe zıt olup,daha solda konumlanmış olma olasılığı vardır ve yadırgatıcı olmamalıdır.
Sayın arkadaşım,"ben şuyum-ben buyum" anlayışı solun her rengini rehber edinmiş insanlara özgü bir davranış biçimi değildir.Hele insanları "test etme"anlayışı ise, tamamen yanlışı yanlışla kapama yöntemidir.
"Davit (David) Ricardo'yu tanıyıp-tanımadığımızı,okuyup-okumadığımızı,Marx'ı (nerdeyse) bilip-bilmediğimizi soruyorsunuz.Ricardo'nun "Emek Değer Teorisi"nden Marx'ın "artı değer"ine alt yapı oluşturduğu bilinmektedir.Ama, David Ricardo'nun:"Ücreti belirleyen ANA NEDEN,işçinin kendi geçimini sağlayabileceği ve kendi neslini her hangi bir artma ve azalma olmaksızın sürdürebileceği ücret düzeyidir.Bu anlamda da ücretleri gıdaların ve ana ihtiyaçların fiyatı belirler" teorisi yani,"Geçimli Ücret Teorisi" sosyalistler tarafından toplumu yoksulluğa mahkum ettiği/edeceği gerekçesiyle eleştirilmiş,kabül görmemiştir.
Sayın Akel,seni test etmek görevim de değil,haddime de değil;Ama sana önerim,imkan bulup okuyamadıysan (eski bir kitap) Max Beer'in "Sosyalizm Tarihi" kitabını oku lütfen.Altını çizerek söylüyorum"eğer okumadıysan" çok yararlı bir kitap.
Selamlar,
-----------------
Erdem AKEL
15 Kasım 2010 10:25
SEVGİLİ DOSTLAR
(Tekrar)
Ulusalcilik Kemalist ideolojinin adidir
Ulusalcilik sozcugunu duyunca kirmizi gormu boga gibi saga sola saldiranlarin bazilarinin kafalarinin arkalarinda etnik milliyetcilik bazilarininda Libosluk oldugu ne kadar saklasalarda satir aralarindan yansiyor
Ustatlar bir kisminiz Kendisini Neo-Liberal bir kisminizinda sol ve sosyalist olarak tanimlamaniza soylenecek bir sozum olamaz
Ancak Benim itirazim Marksi bilmeden Marksi bildiginizi one cikarma cabalarinadir
Marksi butunuyle ogrenmek o kadar kolay bir sey degildir.Marksi ozumsemek icin kesinlikle on bilgilere gereksinim vardir
Kapitali okuyup anlamak icin ekonomi egitimi almis olmaniz gerekir.Ornegin Davit Ricardo yu bilmeden Marksin Arti Deger kuraminin esasi olan Emek Kiymet kuramini anlayamazsaniz.Cunku Marks Emek Kiymet Teorisini İngiliz Ekonomi Politiginin Adam Shmith ten sonraki ikinci kuramcisi olan Davit Ricardo dan almistir.Birakin Kapitali okumayi bundan vazgectim bu muhteremlerin Marksizmin temel felsefesi olan diyalektik Mataryalizm ve Tarihi Maddecilik kuramlarindan habersiz olduklari inancindayim.Bu zatlarin bu sayfaya dustukleri notlarinda sol jargondan ote Marksin kuramlarina atifta bulunduklarina hic tanik olmadim.
Hakaret ederek asagilayarak insanlarin kendilerini uste cikarma gayretleri bu konudaki bilgisizlerinin cehaletlerin ortusu oldugu inancindayim...
Bu tur insanlari kendileri olmaya davet ediyorum
------------
13 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Okurların sorularına cevaplar" başlıklı yazısına yorum yapan Erdem Akel adlı yorumcunun 15 Kasım 2010 tarihinde sosyalistleri hedef alan yazısına,aynı gün gerçek gündem.com sayfalarında verdiğim cevabımdır.
12 Kasım 2010 Cuma
BARIŞ YARKADAŞ"KADIKÖY'ÜN RİTMİ BOZULDU"
Yücel Yeşilceli
25 Ekim 2010 21:22
Sevgili E.Uzun,
Senin benden çok daha iyi bildiğin bu konuyu bana "havale" etmen ne derece şık onu bilemem ama,incelikli talebine binaen aşağıdaki açıklamaları yapma gereği duydum:
Monopol: Piyasasında tek bir firmanın bulunduğu ve o firmanın üretip sattığı malın yerine kolayca ikame edilebilecek başka malın olmadığı piyasadır.
Neo liberal: Kapitalist devletin, iktisadi devlet teşebbüslerinden ve eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim gibi kamusal alandan elini çekerek, ekonomiyi tamamen piyasanın serbest gidişatına bırakmasını ve tüm bu kuruluşların özelleştirilmesini savunan siyasi düşünce.
Yukardaki sözcüklerin sözlük karşılıkları böyle.İkisi de kapitalist sistem içirisindeki üretim araçlarının,ilişkilerinin yansımaları. Yani sermaye ve emek arasındaki uzlaşmaz çelişkilerin var olduğu,giderek arttığı,ustaların deyimiye "üretimin toplumsalaştığı",toplumsal üretim araçlarının ise, bir avuç eğemenin elinde bulunduğu adaletsiz bir yapıdır sözü edilenler!
Emperyalizm ise;Sanayi sermayesi ile banka sermayesinin bütünleşmesiyle finans sermayesini ortaya çıktığı,mal ihracının yerini sermaye ihracının aldığını,dünyanın belli başlı devletler tarafından paylaşımının tamamlandığını,demokrasinin inkar edilerek finans oliarşisinin erkinin kurulduğunu bilimsel veriler ışığında açıklanmıştır.Bütün bu özelliklerin kapitalizmin yeni ve sonuncu evresi olan emperyalizmi,onun azgın, arsız ve sömürgeci yüzünü tarif etmektedir ustalar.
O halde; Böylesine bir yapıyı "CHP nin tarihi misyonu göz önüne alınarak",Ulususalci bir durusla etkisizlestirmek olanaklı(mı)dır? CHP Ulusal bir duruş sergileme,emperyalizmle mücadele etme gibi bir küçük kıpırtısı görülmüş,duyulmuş mudur?
Saygılar,sevgiler.
23 Ekim 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "Kadıköy'ün ritmi bozuldu" başlıklı yazısına E.Uzun adlı yorumcunun isteğine binaen yaptığım yorum.
25 Ekim 2010 21:22
Sevgili E.Uzun,
Senin benden çok daha iyi bildiğin bu konuyu bana "havale" etmen ne derece şık onu bilemem ama,incelikli talebine binaen aşağıdaki açıklamaları yapma gereği duydum:
Monopol: Piyasasında tek bir firmanın bulunduğu ve o firmanın üretip sattığı malın yerine kolayca ikame edilebilecek başka malın olmadığı piyasadır.
Neo liberal: Kapitalist devletin, iktisadi devlet teşebbüslerinden ve eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim gibi kamusal alandan elini çekerek, ekonomiyi tamamen piyasanın serbest gidişatına bırakmasını ve tüm bu kuruluşların özelleştirilmesini savunan siyasi düşünce.
Yukardaki sözcüklerin sözlük karşılıkları böyle.İkisi de kapitalist sistem içirisindeki üretim araçlarının,ilişkilerinin yansımaları. Yani sermaye ve emek arasındaki uzlaşmaz çelişkilerin var olduğu,giderek arttığı,ustaların deyimiye "üretimin toplumsalaştığı",toplumsal üretim araçlarının ise, bir avuç eğemenin elinde bulunduğu adaletsiz bir yapıdır sözü edilenler!
Emperyalizm ise;Sanayi sermayesi ile banka sermayesinin bütünleşmesiyle finans sermayesini ortaya çıktığı,mal ihracının yerini sermaye ihracının aldığını,dünyanın belli başlı devletler tarafından paylaşımının tamamlandığını,demokrasinin inkar edilerek finans oliarşisinin erkinin kurulduğunu bilimsel veriler ışığında açıklanmıştır.Bütün bu özelliklerin kapitalizmin yeni ve sonuncu evresi olan emperyalizmi,onun azgın, arsız ve sömürgeci yüzünü tarif etmektedir ustalar.
O halde; Böylesine bir yapıyı "CHP nin tarihi misyonu göz önüne alınarak",Ulususalci bir durusla etkisizlestirmek olanaklı(mı)dır? CHP Ulusal bir duruş sergileme,emperyalizmle mücadele etme gibi bir küçük kıpırtısı görülmüş,duyulmuş mudur?
Saygılar,sevgiler.
23 Ekim 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "Kadıköy'ün ritmi bozuldu" başlıklı yazısına E.Uzun adlı yorumcunun isteğine binaen yaptığım yorum.
11 Kasım 2010 Perşembe
BARIŞ YARKADAŞ:"ÖNDER SAV'IN OYUN PLANI NE?"
10 Kasım 2010
Önder Sav'ın oyun planı ne?
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Kılıçdaroğlu rüzgarı karşısında direnemeyeceğini anladığı için “şimdilik” geri çekildi. Sav, Kılıçdaroğlu ve ekibinin tökezlemesini bekliyor. Kılıçdaroğlu telafisi mümkün olmayan bir hata yaptığı taktirde, Önder Sav gönlündeki makam olan Genel Başkanlık için düğmeye basacaktır.
Ancak bunun olabilmesi için, Sav’ın yeni dönemde milletvekili seçilebilmesi şart. Hatta, sadece kendisinin milletvekili seçilmesi de yeterli değil. Sav, 2011 seçiminde en az 30 arkadaşını meclise taşımak istiyor. Bunun yolu ise Parti Meclisi’nde “pazarlık gücü”nü koruyabilmesinden geçiyor. Sav’ın yakın çevresinde konuşulanlara göre, eski genel sekreter, Parti Meclisi toplantılarında sorun çıkarmayacak. Ta ki; 2011 yılının Nisan ayına kadar… 2011 yılının Nisan ayındaki PM toplantısında ise “dananı kuyruğu kopacak.” Sav, kendisine yakın duran PM üyelerini seçilebilecek yerlerden aday göstermeye çalışacak. “Milletvekili listeleri” PM onayından geçtiği için, Önder Sav, Kılıçdaroğlu’yla pazarlık masasına oturmak isteyecek.
Bu senaryoya “Yok canım daha neler?” diyenler için şunu söylemekte fayda var:
Genel Sekreter Önder Sav, makamından ayrıldığı gün, yakın çevresiyle durum değerlendirmesi yaptı. Söz döndü dolaştı CHP eski İstanbul İl Başkanı (Yargıtay kararına göre 22 Mayıs’tan soraki tüm atamalar geçersiz, o yüzden eski diyorum) Berhan Şimşek’e geldi. Şimşek’in ‘’tutarsız’’ tavırlar içine girdiğini söyleyen Sav, “Milletvekili olma şansını da yitirdi” dedi. Bu sözler, Sav’ın 2011’e yönelik planlarının ipucunu göstermesi açısından önemliydi. Şimşek’i gözden çıkardığı belli olan Sav, belli ki; kendisini hala milletvekili listesini hazırlayacak ekibin içinde görüyor. Ya da yakın çevresini de kaybetmemek adına, bu havayı yaymaya çalışıyor.
Sav’ın Berhan Şimşek’e artık ihtiyaç duymadığının bir göstergesi de salı gecesi görüldü. İl Başkanları Toplantısı sonrası, gelişmelere ilişkin bilgi vermek için Önder Sav’ı arayan Berhan Şimşek, (niye arıyorsa!) hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaştı. Önder Sav, İstanbul (eski) İl Başkanı Şimşek’e “Beni artık arama. Araman için bir sebep yok. Altındaki 14 adamı bile tutamadın. (İstanbul İl Yönetiminin açıklamasına gönderme yapıyor - bn) Orada nasıl il başkanlığı yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Sav’ın yakın çevresine göre, bu tepkinin altında Şimşek’in tutarsızlığı yatıyor. Siyasette “ikili oynayan”ları sevmediği bilinen Sav, Berhan Şimşek’in bugünkü tavırlarına anlam veremiyor.
Önümüzdeki günlerde, Sav Cephesi’nde olup bitenleri aktarmaya devam edeceğiz. Önder Sav’ın “güç kazanabildiği” taktirde, sahaya çıkmak istediğini biliyoruz. Ancak şu an için eli – kolu bağlı durumda. Sav’ın belini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararın büktüğü biliniyor. Sav, çok güvendiği il başkanlarından da destek bulamayınca, yapacağını ilan ettiği toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı. Aradığı hiçbir il başkanı Ankara’ya gelip Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açmaya cesaret edemedi. Sav, bu yüzden “şimdilik” geri çekildi.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ekibi bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Kılıçdaroğlu çevresinde bu yüzden “Kurultay yapalım ve PM’yi yenileyelim’’ görüşü hakim. “Yarın” daha büyük bir sorun yaşamak istemeyen Kılıçdaroğlu’nun kurmayları, bu yüzden “her an’’ kurultay yapılacakmış gibi çalışıyor.
****
OMURGA HİKAYELERİ...
Biliyorsunuz, CHP’de yaşanan iç kargaşanın ardından birileri ortaya çıkıp kendilerini “partinin omurgası” ilan etti ve pozisyon almaya çalıştı. Daha düne kadar, kapı arkalarında demediğini bırakmadığı genel başkanı ile genel başkan yardımcısının yanında bugün “fotoğraf vermeye çalışan” bu ‘’omurgalı’’ siyasetçilerin öyküsünü yazmaya devam edelim.
Okurlarımız; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘’omurgalı’’ şahsı ve öykülerini merak ediyor…
Omurgalı siyasetçi, Önder Sav tarafından koltuğa oturtulduktan hemen sonra, ziyaretçilerini kabul etmeye başlar. Bu ziyaretçilerden biri de Yeni Parti üyeleridir. Yeni Parti üyeleri, il merkezindeki başkanlık odasında başkanla sohbete başlar. Başkan “Ne içersiniz?” diye sorduktan hemen sonra devam eder: “Benden önceki başkan kasayı boşalttığı için sadece suyumuz var.”
Yeni Parti üyeleri bu sözler karşısında şoka uğrar…
Tabii şoka uğrayanlar, sadece Yeni Parti üyeleri olmaz… Bir Cem Evi yöneticisi, daha on gün önce il merkezine gider. Amacı, Cem Evi’ne gelir getirecek olan etkinliklerinin biletlerinden birkaç tane satmaktır. Başkana biletleri uzatan Cem Evi yöneticisi, şu cevapla sarsılır: “Kardeşim, bizden önceki kasada para bırakmadı ki… Silmiş, süpürmüş bütün parayı götürmüş… Bu yüzden bilet alamam…”
İşte size CHP’nin omurgalı siyasetçisinin iki hikayesi…
Bunların bir de “medya versiyonları” ve belediye başkanları ile yapılanları var ki evlere şenlik…
‘’Omurgalı”nın gazete yöneticileri ile belediye başkanlarına Kılıçdaroğlu ve Tekin hakkında söylediklerini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız…
“Memleketimden omurgalı siyasetçi manzaraları”na devam edeceğiz…
------------------------------------------------------------------------------
BARIŞ YARKADAŞ'A CEVAPLARIM:
CHP'DE ÇALKANTILAR NEDEN BİTMİYOR?
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanımları Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandırılmış ve tarihin en büyük alt-üst
oluşlarından birine tanık olmuştur Türkiye toprakları!
Bu alt-üst oluşun tarihsel adı "Cumhuriyet Devrimleri" yada "Atatürk Devrimleri" diye tarihin yapraklarına işlenmiştir!
Cumhuriyet Devrimleri'nin getirdiği yeniliklerden bazıları:
-Teokratik Devletin tasfiyesi,
-Cumhuriyet'in ilanı,
-Harf Devrimi,
-Öğretim Birliği Yasası,
-Hukuk Devrimi,
-Tekkelerin zaviyelerin kapatılması,
-Kadınlara seçme ve seçilme haklarının tanınması,
-Kıyafet Devrimi gibi ana başlıkta toplanan yenilikler Cumhuriyet'in ilanıyla yaşama geçirilenlerden bazıları.
Cumhuriyet Devrimleri'nden öncesi sanayisi yok denecek kadar az,nüfusun büyük çoğunluğu
tarım-hayvancılıkla geçinen,köy ve kasabalarda oturan,feodalizmin bütün kurumlarıyla eğemen olduğu
bir sistem vardı ülkemizde.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 1923 İzmir İktisat Kongresi Türkiye'nin seçtiği üretim ilişkilerinin biçimini de şekillendiriyordu.
Üretim araçlarının mülkiyetine ilişkin sosyalistlerin itirazları burada başlasa da,"işçi sınıfının takamülü" sorunu nedeniyle sosyalistlerin haklı talepleri ister-istemez dikkate alınmıyor,üretim araçlarının topsullaşması süreci yaşanamıyordu.
Üretim araçlarının mülkiyeti kapitalizmin eğemenliğine verilmiştir ancak, zayıf burjuvazi kendi sınıfsal devrimini
Burjuva Demokratik Devrimi'ni eksiksiz tamamlayıp,feodalizmi tasfiye edemiyordu.
Burjuvazi devrimci ruhtan uzak,güçsüz,
yeni sınıf olma karekteristik özelliklerden yoksun bir görünüm sergiliyor,hayatın her alanında eğemen olması,olabilmesi için bir önceki
sınıfı tarih sahnesinden silemiyordu.
"Burjuva devrimi geçmişin kalıntılarını,(yalnızca otokrasiye değil,monarşiyi de içeren) feodal kalıntıları,en kararlı bir biçimde süpürüp atan, ve kapitalizmin en geniş,en özgür ve en hızlı gelişmesini en eksizsiz güvence altına alan bir alt-üst oluşun ta kendisidir!" "İşte bu yüzden burjuva devrimi işçi sınıfının çıkarları için mutlak bir gerekliliktir." der sosyalizmin önderleri.
Şimdi buradan bir parantez açarak,sorunların büyük bir kısmının bu eski,köhnemiş feodal yapıdan kaynaklandığı görülmeli ve etnik ayrımcılığın kesinlikle
sınıfsal bir karekter taşımadığı, tam tersine milliyetçi ve ırkçı argümanlarla alabildiğince desteklendiği,feodal yapının tasfiyesine yönelik en küçük bir serzenişin bile yapılmadığı,eski üst yapı kurumunun sağlamlaştırılması için olanakların zorlandığı gerçeğini, sınıf hareketleri ve partileri zihinlere yerleştirmelidir.
Konuya dönersek; Olumsuzluklara karşın,1923-1938 tarihleri arasında çok önemli hamlelerin yapıldığını da belirtmek gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimci ruhu bütün ülkeyi sarmış,gelişmelerin önündeki engeller bir bir kaldırılarak Ulusal Bağımsızlık
için gerekli alt yapı çalışmaları hayata geçmeye başlamıştır.
Atatürk'ün ölümü ve Avrupa'da patlak veren 2.Dünya Savaşı'nın (Tarihe 2.Paylaşım Savaşı olarak da geçmiştir) olumsuz koşulları
CHP içindeki gerici--faşist kadroların daha çok aktifleşmesine neden olmuş,uyduruk bahanelerle sosyalistlerin üzerine kabus gibi
çöreklenilmiştir.Örneğin:"1938 Harp Olayları"gibi...Bütün bu inişli-çıkışlı yolculuk CHP iktidarında olduğunu söylemeliyiz.
1950 DP'nin iktidara gelmesiyle birlikte NATO'ya giriş öncelikli işler arasına alınmış,süreci takiben Türkiye 1951 yılında resmen NATO üyesi olmuştur.
Öte yandan,Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme serüveni,1960 yılında DP'nin iktidardan uzaklaştırılması,kimine göre askersel "darbe",kimine göre "devrim",kimine göreyse; "Ulusal Demokratik Devrim'in tamamlanma süreci"olarak karşı çıkılmış,yada sahiplenilmiştir.
1961 Anayasası'nın sağladığı geniş özgürlük ortamında ve "Milli Bakiye"seçim sistemi sonucunda TİP TBMM 15 millet vekili sokmayı başarması ve bu milletvekillerinin TBMM'ni bir platform gibi kullanarak halka gerçekleri riyasız açıklaması CHP içinde bir arayışın ilk tohumlarının atılmaya başladığının tarihlerdir.
"Ortanın Solu" bu süreçte dillendirilmeye başlanmış ve Ecevitin önderliğindeki grup Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın,Lozan'ın muzaffer komutanını yenerek CHP'de yönetimi ele geçirmişlerdir!
Bu yıllarda CHP'nin sol ile diyaloğu sonuçsuz kalmamış,1973 ve 1977 yıllarında koalisyonlarla da olsa iktidara gelmeyi başarmıştır.
Sonuç olarak;CHP Atatürk'ün ölümüyle birlikte devrimci atılımları sürdürememesi,korkak burjuva sınıfının feodalizmi tasfiye edememesi,hep sağa açılımlarla iktidar olacağı yanılgısı,en önemlisi de sınıfsal karekteristik taşımayan,bütün sınıfsal katmanları bünyesinde barındıran,homojen olmayan yapısı,kitle partisi olması nedeniyle CHP'de sular çok kolay durulmaz!...
Sola açılarak sıçrama yapabilirdi CHP.Yapmadığı gibi,çarşaf,türban gibi argümanları sahiplenerek iktidar olacağını sanıyor.
Benim kabullenemediğim,tepkim ise, "Umut olmak" avantajını elinden hiç bırakmaması ve umut olmanın gereğini yapmaması,yapamamasıdır!
10 Kasım 2010 tarihinde Gerçek Gündem.com'da yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Önder Sav'ın oyun planı ne?" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
Önder Sav'ın oyun planı ne?
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Kılıçdaroğlu rüzgarı karşısında direnemeyeceğini anladığı için “şimdilik” geri çekildi. Sav, Kılıçdaroğlu ve ekibinin tökezlemesini bekliyor. Kılıçdaroğlu telafisi mümkün olmayan bir hata yaptığı taktirde, Önder Sav gönlündeki makam olan Genel Başkanlık için düğmeye basacaktır.
Ancak bunun olabilmesi için, Sav’ın yeni dönemde milletvekili seçilebilmesi şart. Hatta, sadece kendisinin milletvekili seçilmesi de yeterli değil. Sav, 2011 seçiminde en az 30 arkadaşını meclise taşımak istiyor. Bunun yolu ise Parti Meclisi’nde “pazarlık gücü”nü koruyabilmesinden geçiyor. Sav’ın yakın çevresinde konuşulanlara göre, eski genel sekreter, Parti Meclisi toplantılarında sorun çıkarmayacak. Ta ki; 2011 yılının Nisan ayına kadar… 2011 yılının Nisan ayındaki PM toplantısında ise “dananı kuyruğu kopacak.” Sav, kendisine yakın duran PM üyelerini seçilebilecek yerlerden aday göstermeye çalışacak. “Milletvekili listeleri” PM onayından geçtiği için, Önder Sav, Kılıçdaroğlu’yla pazarlık masasına oturmak isteyecek.
Bu senaryoya “Yok canım daha neler?” diyenler için şunu söylemekte fayda var:
Genel Sekreter Önder Sav, makamından ayrıldığı gün, yakın çevresiyle durum değerlendirmesi yaptı. Söz döndü dolaştı CHP eski İstanbul İl Başkanı (Yargıtay kararına göre 22 Mayıs’tan soraki tüm atamalar geçersiz, o yüzden eski diyorum) Berhan Şimşek’e geldi. Şimşek’in ‘’tutarsız’’ tavırlar içine girdiğini söyleyen Sav, “Milletvekili olma şansını da yitirdi” dedi. Bu sözler, Sav’ın 2011’e yönelik planlarının ipucunu göstermesi açısından önemliydi. Şimşek’i gözden çıkardığı belli olan Sav, belli ki; kendisini hala milletvekili listesini hazırlayacak ekibin içinde görüyor. Ya da yakın çevresini de kaybetmemek adına, bu havayı yaymaya çalışıyor.
Sav’ın Berhan Şimşek’e artık ihtiyaç duymadığının bir göstergesi de salı gecesi görüldü. İl Başkanları Toplantısı sonrası, gelişmelere ilişkin bilgi vermek için Önder Sav’ı arayan Berhan Şimşek, (niye arıyorsa!) hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaştı. Önder Sav, İstanbul (eski) İl Başkanı Şimşek’e “Beni artık arama. Araman için bir sebep yok. Altındaki 14 adamı bile tutamadın. (İstanbul İl Yönetiminin açıklamasına gönderme yapıyor - bn) Orada nasıl il başkanlığı yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Sav’ın yakın çevresine göre, bu tepkinin altında Şimşek’in tutarsızlığı yatıyor. Siyasette “ikili oynayan”ları sevmediği bilinen Sav, Berhan Şimşek’in bugünkü tavırlarına anlam veremiyor.
Önümüzdeki günlerde, Sav Cephesi’nde olup bitenleri aktarmaya devam edeceğiz. Önder Sav’ın “güç kazanabildiği” taktirde, sahaya çıkmak istediğini biliyoruz. Ancak şu an için eli – kolu bağlı durumda. Sav’ın belini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararın büktüğü biliniyor. Sav, çok güvendiği il başkanlarından da destek bulamayınca, yapacağını ilan ettiği toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı. Aradığı hiçbir il başkanı Ankara’ya gelip Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açmaya cesaret edemedi. Sav, bu yüzden “şimdilik” geri çekildi.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ekibi bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Kılıçdaroğlu çevresinde bu yüzden “Kurultay yapalım ve PM’yi yenileyelim’’ görüşü hakim. “Yarın” daha büyük bir sorun yaşamak istemeyen Kılıçdaroğlu’nun kurmayları, bu yüzden “her an’’ kurultay yapılacakmış gibi çalışıyor.
****
OMURGA HİKAYELERİ...
Biliyorsunuz, CHP’de yaşanan iç kargaşanın ardından birileri ortaya çıkıp kendilerini “partinin omurgası” ilan etti ve pozisyon almaya çalıştı. Daha düne kadar, kapı arkalarında demediğini bırakmadığı genel başkanı ile genel başkan yardımcısının yanında bugün “fotoğraf vermeye çalışan” bu ‘’omurgalı’’ siyasetçilerin öyküsünü yazmaya devam edelim.
Okurlarımız; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘’omurgalı’’ şahsı ve öykülerini merak ediyor…
Omurgalı siyasetçi, Önder Sav tarafından koltuğa oturtulduktan hemen sonra, ziyaretçilerini kabul etmeye başlar. Bu ziyaretçilerden biri de Yeni Parti üyeleridir. Yeni Parti üyeleri, il merkezindeki başkanlık odasında başkanla sohbete başlar. Başkan “Ne içersiniz?” diye sorduktan hemen sonra devam eder: “Benden önceki başkan kasayı boşalttığı için sadece suyumuz var.”
Yeni Parti üyeleri bu sözler karşısında şoka uğrar…
Tabii şoka uğrayanlar, sadece Yeni Parti üyeleri olmaz… Bir Cem Evi yöneticisi, daha on gün önce il merkezine gider. Amacı, Cem Evi’ne gelir getirecek olan etkinliklerinin biletlerinden birkaç tane satmaktır. Başkana biletleri uzatan Cem Evi yöneticisi, şu cevapla sarsılır: “Kardeşim, bizden önceki kasada para bırakmadı ki… Silmiş, süpürmüş bütün parayı götürmüş… Bu yüzden bilet alamam…”
İşte size CHP’nin omurgalı siyasetçisinin iki hikayesi…
Bunların bir de “medya versiyonları” ve belediye başkanları ile yapılanları var ki evlere şenlik…
‘’Omurgalı”nın gazete yöneticileri ile belediye başkanlarına Kılıçdaroğlu ve Tekin hakkında söylediklerini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız…
“Memleketimden omurgalı siyasetçi manzaraları”na devam edeceğiz…
------------------------------------------------------------------------------
BARIŞ YARKADAŞ'A CEVAPLARIM:
CHP'DE ÇALKANTILAR NEDEN BİTMİYOR?
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanımları Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandırılmış ve tarihin en büyük alt-üst
oluşlarından birine tanık olmuştur Türkiye toprakları!
Bu alt-üst oluşun tarihsel adı "Cumhuriyet Devrimleri" yada "Atatürk Devrimleri" diye tarihin yapraklarına işlenmiştir!
Cumhuriyet Devrimleri'nin getirdiği yeniliklerden bazıları:
-Teokratik Devletin tasfiyesi,
-Cumhuriyet'in ilanı,
-Harf Devrimi,
-Öğretim Birliği Yasası,
-Hukuk Devrimi,
-Tekkelerin zaviyelerin kapatılması,
-Kadınlara seçme ve seçilme haklarının tanınması,
-Kıyafet Devrimi gibi ana başlıkta toplanan yenilikler Cumhuriyet'in ilanıyla yaşama geçirilenlerden bazıları.
Cumhuriyet Devrimleri'nden öncesi sanayisi yok denecek kadar az,nüfusun büyük çoğunluğu
tarım-hayvancılıkla geçinen,köy ve kasabalarda oturan,feodalizmin bütün kurumlarıyla eğemen olduğu
bir sistem vardı ülkemizde.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 1923 İzmir İktisat Kongresi Türkiye'nin seçtiği üretim ilişkilerinin biçimini de şekillendiriyordu.
Üretim araçlarının mülkiyetine ilişkin sosyalistlerin itirazları burada başlasa da,"işçi sınıfının takamülü" sorunu nedeniyle sosyalistlerin haklı talepleri ister-istemez dikkate alınmıyor,üretim araçlarının topsullaşması süreci yaşanamıyordu.
Üretim araçlarının mülkiyeti kapitalizmin eğemenliğine verilmiştir ancak, zayıf burjuvazi kendi sınıfsal devrimini
Burjuva Demokratik Devrimi'ni eksiksiz tamamlayıp,feodalizmi tasfiye edemiyordu.
Burjuvazi devrimci ruhtan uzak,güçsüz,
yeni sınıf olma karekteristik özelliklerden yoksun bir görünüm sergiliyor,hayatın her alanında eğemen olması,olabilmesi için bir önceki
sınıfı tarih sahnesinden silemiyordu.
"Burjuva devrimi geçmişin kalıntılarını,(yalnızca otokrasiye değil,monarşiyi de içeren) feodal kalıntıları,en kararlı bir biçimde süpürüp atan, ve kapitalizmin en geniş,en özgür ve en hızlı gelişmesini en eksizsiz güvence altına alan bir alt-üst oluşun ta kendisidir!" "İşte bu yüzden burjuva devrimi işçi sınıfının çıkarları için mutlak bir gerekliliktir." der sosyalizmin önderleri.
Şimdi buradan bir parantez açarak,sorunların büyük bir kısmının bu eski,köhnemiş feodal yapıdan kaynaklandığı görülmeli ve etnik ayrımcılığın kesinlikle
sınıfsal bir karekter taşımadığı, tam tersine milliyetçi ve ırkçı argümanlarla alabildiğince desteklendiği,feodal yapının tasfiyesine yönelik en küçük bir serzenişin bile yapılmadığı,eski üst yapı kurumunun sağlamlaştırılması için olanakların zorlandığı gerçeğini, sınıf hareketleri ve partileri zihinlere yerleştirmelidir.
Konuya dönersek; Olumsuzluklara karşın,1923-1938 tarihleri arasında çok önemli hamlelerin yapıldığını da belirtmek gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimci ruhu bütün ülkeyi sarmış,gelişmelerin önündeki engeller bir bir kaldırılarak Ulusal Bağımsızlık
için gerekli alt yapı çalışmaları hayata geçmeye başlamıştır.
Atatürk'ün ölümü ve Avrupa'da patlak veren 2.Dünya Savaşı'nın (Tarihe 2.Paylaşım Savaşı olarak da geçmiştir) olumsuz koşulları
CHP içindeki gerici--faşist kadroların daha çok aktifleşmesine neden olmuş,uyduruk bahanelerle sosyalistlerin üzerine kabus gibi
çöreklenilmiştir.Örneğin:"1938 Harp Olayları"gibi...Bütün bu inişli-çıkışlı yolculuk CHP iktidarında olduğunu söylemeliyiz.
1950 DP'nin iktidara gelmesiyle birlikte NATO'ya giriş öncelikli işler arasına alınmış,süreci takiben Türkiye 1951 yılında resmen NATO üyesi olmuştur.
Öte yandan,Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme serüveni,1960 yılında DP'nin iktidardan uzaklaştırılması,kimine göre askersel "darbe",kimine göre "devrim",kimine göreyse; "Ulusal Demokratik Devrim'in tamamlanma süreci"olarak karşı çıkılmış,yada sahiplenilmiştir.
1961 Anayasası'nın sağladığı geniş özgürlük ortamında ve "Milli Bakiye"seçim sistemi sonucunda TİP TBMM 15 millet vekili sokmayı başarması ve bu milletvekillerinin TBMM'ni bir platform gibi kullanarak halka gerçekleri riyasız açıklaması CHP içinde bir arayışın ilk tohumlarının atılmaya başladığının tarihlerdir.
"Ortanın Solu" bu süreçte dillendirilmeye başlanmış ve Ecevitin önderliğindeki grup Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın,Lozan'ın muzaffer komutanını yenerek CHP'de yönetimi ele geçirmişlerdir!
Bu yıllarda CHP'nin sol ile diyaloğu sonuçsuz kalmamış,1973 ve 1977 yıllarında koalisyonlarla da olsa iktidara gelmeyi başarmıştır.
Sonuç olarak;CHP Atatürk'ün ölümüyle birlikte devrimci atılımları sürdürememesi,korkak burjuva sınıfının feodalizmi tasfiye edememesi,hep sağa açılımlarla iktidar olacağı yanılgısı,en önemlisi de sınıfsal karekteristik taşımayan,bütün sınıfsal katmanları bünyesinde barındıran,homojen olmayan yapısı,kitle partisi olması nedeniyle CHP'de sular çok kolay durulmaz!...
Sola açılarak sıçrama yapabilirdi CHP.Yapmadığı gibi,çarşaf,türban gibi argümanları sahiplenerek iktidar olacağını sanıyor.
Benim kabullenemediğim,tepkim ise, "Umut olmak" avantajını elinden hiç bırakmaması ve umut olmanın gereğini yapmaması,yapamamasıdır!
10 Kasım 2010 tarihinde Gerçek Gündem.com'da yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Önder Sav'ın oyun planı ne?" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
10 Kasım 2010 Çarşamba
BARIŞ YARKADAŞ: "ÖNDER SAV'IN OYUN PLANI"
10 Kasım 2010
Önder Sav'ın oyun planı ne?
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Kılıçdaroğlu rüzgarı karşısında direnemeyeceğini anladığı için “şimdilik” geri çekildi. Sav, Kılıçdaroğlu ve ekibinin tökezlemesini bekliyor. Kılıçdaroğlu telafisi mümkün olmayan bir hata yaptığı taktirde, Önder Sav gönlündeki makam olan Genel Başkanlık için düğmeye basacaktır.
Ancak bunun olabilmesi için, Sav’ın yeni dönemde milletvekili seçilebilmesi şart. Hatta, sadece kendisinin milletvekili seçilmesi de yeterli değil. Sav, 2011 seçiminde en az 30 arkadaşını meclise taşımak istiyor. Bunun yolu ise Parti Meclisi’nde “pazarlık gücü”nü koruyabilmesinden geçiyor. Sav’ın yakın çevresinde konuşulanlara göre, eski genel sekreter, Parti Meclisi toplantılarında sorun çıkarmayacak. Ta ki; 2011 yılının Nisan ayına kadar… 2011 yılının Nisan ayındaki PM toplantısında ise “dananı kuyruğu kopacak.” Sav, kendisine yakın duran PM üyelerini seçilebilecek yerlerden aday göstermeye çalışacak. “Milletvekili listeleri” PM onayından geçtiği için, Önder Sav, Kılıçdaroğlu’yla pazarlık masasına oturmak isteyecek.
Bu senaryoya “Yok canım daha neler?” diyenler için şunu söylemekte fayda var:
Genel Sekreter Önder Sav, makamından ayrıldığı gün, yakın çevresiyle durum değerlendirmesi yaptı. Söz döndü dolaştı CHP eski İstanbul İl Başkanı (Yargıtay kararına göre 22 Mayıs’tan soraki tüm atamalar geçersiz, o yüzden eski diyorum) Berhan Şimşek’e geldi. Şimşek’in ‘’tutarsız’’ tavırlar içine girdiğini söyleyen Sav, “Milletvekili olma şansını da yitirdi” dedi. Bu sözler, Sav’ın 2011’e yönelik planlarının ipucunu göstermesi açısından önemliydi. Şimşek’i gözden çıkardığı belli olan Sav, belli ki; kendisini hala milletvekili listesini hazırlayacak ekibin içinde görüyor. Ya da yakın çevresini de kaybetmemek adına, bu havayı yaymaya çalışıyor.
Sav’ın Berhan Şimşek’e artık ihtiyaç duymadığının bir göstergesi de salı gecesi görüldü. İl Başkanları Toplantısı sonrası, gelişmelere ilişkin bilgi vermek için Önder Sav’ı arayan Berhan Şimşek, (niye arıyorsa!) hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaştı. Önder Sav, İstanbul (eski) İl Başkanı Şimşek’e “Beni artık arama. Araman için bir sebep yok. Altındaki 14 adamı bile tutamadın. (İstanbul İl Yönetiminin açıklamasına gönderme yapıyor - bn) Orada nasıl il başkanlığı yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Sav’ın yakın çevresine göre, bu tepkinin altında Şimşek’in tutarsızlığı yatıyor. Siyasette “ikili oynayan”ları sevmediği bilinen Sav, Berhan Şimşek’in bugünkü tavırlarına anlam veremiyor.
Önümüzdeki günlerde, Sav Cephesi’nde olup bitenleri aktarmaya devam edeceğiz. Önder Sav’ın “güç kazanabildiği” taktirde, sahaya çıkmak istediğini biliyoruz. Ancak şu an için eli – kolu bağlı durumda. Sav’ın belini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararın büktüğü biliniyor. Sav, çok güvendiği il başkanlarından da destek bulamayınca, yapacağını ilan ettiği toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı. Aradığı hiçbir il başkanı Ankara’ya gelip Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açmaya cesaret edemedi. Sav, bu yüzden “şimdilik” geri çekildi.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ekibi bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Kılıçdaroğlu çevresinde bu yüzden “Kurultay yapalım ve PM’yi yenileyelim’’ görüşü hakim. “Yarın” daha büyük bir sorun yaşamak istemeyen Kılıçdaroğlu’nun kurmayları, bu yüzden “her an’’ kurultay yapılacakmış gibi çalışıyor.
****
OMURGA HİKAYELERİ...
Biliyorsunuz, CHP’de yaşanan iç kargaşanın ardından birileri ortaya çıkıp kendilerini “partinin omurgası” ilan etti ve pozisyon almaya çalıştı. Daha düne kadar, kapı arkalarında demediğini bırakmadığı genel başkanı ile genel başkan yardımcısının yanında bugün “fotoğraf vermeye çalışan” bu ‘’omurgalı’’ siyasetçilerin öyküsünü yazmaya devam edelim.
Okurlarımız; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘’omurgalı’’ şahsı ve öykülerini merak ediyor…
Omurgalı siyasetçi, Önder Sav tarafından koltuğa oturtulduktan hemen sonra, ziyaretçilerini kabul etmeye başlar. Bu ziyaretçilerden biri de Yeni Parti üyeleridir. Yeni Parti üyeleri, il merkezindeki başkanlık odasında başkanla sohbete başlar. Başkan “Ne içersiniz?” diye sorduktan hemen sonra devam eder: “Benden önceki başkan kasayı boşalttığı için sadece suyumuz var.”
Yeni Parti üyeleri bu sözler karşısında şoka uğrar…
Tabii şoka uğrayanlar, sadece Yeni Parti üyeleri olmaz… Bir Cem Evi yöneticisi, daha on gün önce il merkezine gider. Amacı, Cem Evi’ne gelir getirecek olan etkinliklerinin biletlerinden birkaç tane satmaktır. Başkana biletleri uzatan Cem Evi yöneticisi, şu cevapla sarsılır: “Kardeşim, bizden önceki kasada para bırakmadı ki… Silmiş, süpürmüş bütün parayı götürmüş… Bu yüzden bilet alamam…”
İşte size CHP’nin omurgalı siyasetçisinin iki hikayesi…
Bunların bir de “medya versiyonları” ve belediye başkanları ile yapılanları var ki evlere şenlik…
‘’Omurgalı”nın gazete yöneticileri ile belediye başkanlarına Kılıçdaroğlu ve Tekin hakkında söylediklerini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız…
“Memleketimden omurgalı siyasetçi manzaraları”na devam edeceğiz…
GGerçek Gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın adı geçen sitede 10. Kasım 2010 tarihinde yayınlanan yazısı.
-----------------------------------------
CEVAPLARIM(1)
Yücel Yeşilceli
10 Kasım 2010 18:17
4 Ağustos 2010 tarihinde GG sayfalarına şöyle bir not düşmüşüm:"CHP'nde bütün seçimler sancılı olacaktır! Ta ki Gürsel Tekin Genel Başkan oluncaya değin."
Bugün de aynı görüşteyim.
Şimdi biraz ironi yapalım;Barış Bey,Gürsel Tekin MYK'na seçildiğinde "Yetmez ama,şimdilik" demişmiydi?
----------------------------------------
CEVAPLARIM(2)
Yücel Yeşilceli
10 Kasım 2010 19:37
Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş şunu kuşkusuz hesaplıyorlardır ama,sanırım sonrasınına ilişkin net görüşleri yok,yada "zamana bırakırız" mı diyorlar?
Barış Yarkadaş Genel Başkan olmasa bile,örgütün bütün kademelerinde Gürsel Tekin'in "tek seçici"olmasını istediği kesin.
O zaman şöyle bir sorun çıkıyor ortaya:Diyelim ki bu ütopya hayatın bir parçası oldu,yaşama geçtiiii...
Pekii,CHP seçmeninden aynı oyu alabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
İşte bu problemi çözme kabiliyetinizin olduğunu sanmıyorum Barış bey.
Çünkü,CHP SEÇMENİ LİBERALLERE OY VERMEZ!
Önder Sav'ın oyun planı ne?
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Kılıçdaroğlu rüzgarı karşısında direnemeyeceğini anladığı için “şimdilik” geri çekildi. Sav, Kılıçdaroğlu ve ekibinin tökezlemesini bekliyor. Kılıçdaroğlu telafisi mümkün olmayan bir hata yaptığı taktirde, Önder Sav gönlündeki makam olan Genel Başkanlık için düğmeye basacaktır.
Ancak bunun olabilmesi için, Sav’ın yeni dönemde milletvekili seçilebilmesi şart. Hatta, sadece kendisinin milletvekili seçilmesi de yeterli değil. Sav, 2011 seçiminde en az 30 arkadaşını meclise taşımak istiyor. Bunun yolu ise Parti Meclisi’nde “pazarlık gücü”nü koruyabilmesinden geçiyor. Sav’ın yakın çevresinde konuşulanlara göre, eski genel sekreter, Parti Meclisi toplantılarında sorun çıkarmayacak. Ta ki; 2011 yılının Nisan ayına kadar… 2011 yılının Nisan ayındaki PM toplantısında ise “dananı kuyruğu kopacak.” Sav, kendisine yakın duran PM üyelerini seçilebilecek yerlerden aday göstermeye çalışacak. “Milletvekili listeleri” PM onayından geçtiği için, Önder Sav, Kılıçdaroğlu’yla pazarlık masasına oturmak isteyecek.
Bu senaryoya “Yok canım daha neler?” diyenler için şunu söylemekte fayda var:
Genel Sekreter Önder Sav, makamından ayrıldığı gün, yakın çevresiyle durum değerlendirmesi yaptı. Söz döndü dolaştı CHP eski İstanbul İl Başkanı (Yargıtay kararına göre 22 Mayıs’tan soraki tüm atamalar geçersiz, o yüzden eski diyorum) Berhan Şimşek’e geldi. Şimşek’in ‘’tutarsız’’ tavırlar içine girdiğini söyleyen Sav, “Milletvekili olma şansını da yitirdi” dedi. Bu sözler, Sav’ın 2011’e yönelik planlarının ipucunu göstermesi açısından önemliydi. Şimşek’i gözden çıkardığı belli olan Sav, belli ki; kendisini hala milletvekili listesini hazırlayacak ekibin içinde görüyor. Ya da yakın çevresini de kaybetmemek adına, bu havayı yaymaya çalışıyor.
Sav’ın Berhan Şimşek’e artık ihtiyaç duymadığının bir göstergesi de salı gecesi görüldü. İl Başkanları Toplantısı sonrası, gelişmelere ilişkin bilgi vermek için Önder Sav’ı arayan Berhan Şimşek, (niye arıyorsa!) hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaştı. Önder Sav, İstanbul (eski) İl Başkanı Şimşek’e “Beni artık arama. Araman için bir sebep yok. Altındaki 14 adamı bile tutamadın. (İstanbul İl Yönetiminin açıklamasına gönderme yapıyor - bn) Orada nasıl il başkanlığı yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Sav’ın yakın çevresine göre, bu tepkinin altında Şimşek’in tutarsızlığı yatıyor. Siyasette “ikili oynayan”ları sevmediği bilinen Sav, Berhan Şimşek’in bugünkü tavırlarına anlam veremiyor.
Önümüzdeki günlerde, Sav Cephesi’nde olup bitenleri aktarmaya devam edeceğiz. Önder Sav’ın “güç kazanabildiği” taktirde, sahaya çıkmak istediğini biliyoruz. Ancak şu an için eli – kolu bağlı durumda. Sav’ın belini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararın büktüğü biliniyor. Sav, çok güvendiği il başkanlarından da destek bulamayınca, yapacağını ilan ettiği toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı. Aradığı hiçbir il başkanı Ankara’ya gelip Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açmaya cesaret edemedi. Sav, bu yüzden “şimdilik” geri çekildi.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ekibi bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Kılıçdaroğlu çevresinde bu yüzden “Kurultay yapalım ve PM’yi yenileyelim’’ görüşü hakim. “Yarın” daha büyük bir sorun yaşamak istemeyen Kılıçdaroğlu’nun kurmayları, bu yüzden “her an’’ kurultay yapılacakmış gibi çalışıyor.
****
OMURGA HİKAYELERİ...
Biliyorsunuz, CHP’de yaşanan iç kargaşanın ardından birileri ortaya çıkıp kendilerini “partinin omurgası” ilan etti ve pozisyon almaya çalıştı. Daha düne kadar, kapı arkalarında demediğini bırakmadığı genel başkanı ile genel başkan yardımcısının yanında bugün “fotoğraf vermeye çalışan” bu ‘’omurgalı’’ siyasetçilerin öyküsünü yazmaya devam edelim.
Okurlarımız; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘’omurgalı’’ şahsı ve öykülerini merak ediyor…
Omurgalı siyasetçi, Önder Sav tarafından koltuğa oturtulduktan hemen sonra, ziyaretçilerini kabul etmeye başlar. Bu ziyaretçilerden biri de Yeni Parti üyeleridir. Yeni Parti üyeleri, il merkezindeki başkanlık odasında başkanla sohbete başlar. Başkan “Ne içersiniz?” diye sorduktan hemen sonra devam eder: “Benden önceki başkan kasayı boşalttığı için sadece suyumuz var.”
Yeni Parti üyeleri bu sözler karşısında şoka uğrar…
Tabii şoka uğrayanlar, sadece Yeni Parti üyeleri olmaz… Bir Cem Evi yöneticisi, daha on gün önce il merkezine gider. Amacı, Cem Evi’ne gelir getirecek olan etkinliklerinin biletlerinden birkaç tane satmaktır. Başkana biletleri uzatan Cem Evi yöneticisi, şu cevapla sarsılır: “Kardeşim, bizden önceki kasada para bırakmadı ki… Silmiş, süpürmüş bütün parayı götürmüş… Bu yüzden bilet alamam…”
İşte size CHP’nin omurgalı siyasetçisinin iki hikayesi…
Bunların bir de “medya versiyonları” ve belediye başkanları ile yapılanları var ki evlere şenlik…
‘’Omurgalı”nın gazete yöneticileri ile belediye başkanlarına Kılıçdaroğlu ve Tekin hakkında söylediklerini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız…
“Memleketimden omurgalı siyasetçi manzaraları”na devam edeceğiz…
GGerçek Gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın adı geçen sitede 10. Kasım 2010 tarihinde yayınlanan yazısı.
-----------------------------------------
CEVAPLARIM(1)
Yücel Yeşilceli
10 Kasım 2010 18:17
4 Ağustos 2010 tarihinde GG sayfalarına şöyle bir not düşmüşüm:"CHP'nde bütün seçimler sancılı olacaktır! Ta ki Gürsel Tekin Genel Başkan oluncaya değin."
Bugün de aynı görüşteyim.
Şimdi biraz ironi yapalım;Barış Bey,Gürsel Tekin MYK'na seçildiğinde "Yetmez ama,şimdilik" demişmiydi?
----------------------------------------
CEVAPLARIM(2)
Yücel Yeşilceli
10 Kasım 2010 19:37
Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş şunu kuşkusuz hesaplıyorlardır ama,sanırım sonrasınına ilişkin net görüşleri yok,yada "zamana bırakırız" mı diyorlar?
Barış Yarkadaş Genel Başkan olmasa bile,örgütün bütün kademelerinde Gürsel Tekin'in "tek seçici"olmasını istediği kesin.
O zaman şöyle bir sorun çıkıyor ortaya:Diyelim ki bu ütopya hayatın bir parçası oldu,yaşama geçtiiii...
Pekii,CHP seçmeninden aynı oyu alabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
İşte bu problemi çözme kabiliyetinizin olduğunu sanmıyorum Barış bey.
Çünkü,CHP SEÇMENİ LİBERALLERE OY VERMEZ!
8 Kasım 2010 Pazartesi
CHP PM ÜYESİ NURAN YILDIZ'A CEVABIM
Misafir - Y.Berili
“Süreç hakkında hiçbir bilgim olmadığından oyum çekimserdir” şeklinde açıkladım. Öyleydi. Tüm olup bitenlerden PM salonuna girdiğimde haberim olmuştu ve bence bu, son derece dokunaklı bir durumdu. xxxxxxxxx Hanımefendi süreç hakkında Konya Ovası'nda ekin toplayan,Toroslar'da keçi otlatan Yörük kadınının,Karadeniz'de çay,fındık toplayan,Doğu'da peynir yapan,G.Doğu'da "zılgıt çeken" kadınlarımızın... SEKSEN ÜÇ yaşında okuma-yazma bilmeyen annemim haberi var ve sizin haberiniz yok,öyle mi? Bu ülkenin üniversitelerinde bir akedemisyene ünvan veriliyor ve böylesine sözler edebiliyorsa o akedemisyen;O ünvanı veren bilim kurulu toplanıp, verdiği akedemik ünvanı derhal geri almalıdırlar.
ODATV'de yayınlanan Yazar,Akedemisyen Nuran Yıldız'ın "Günlerdir neden susuyorum" başlıklı CHP'ndeki MYK Üyeleri'nin değiştirilmesiyle ilgil 5 Kasım 2010 tarihli yazısına verdiğim yanıt.
“Süreç hakkında hiçbir bilgim olmadığından oyum çekimserdir” şeklinde açıkladım. Öyleydi. Tüm olup bitenlerden PM salonuna girdiğimde haberim olmuştu ve bence bu, son derece dokunaklı bir durumdu. xxxxxxxxx Hanımefendi süreç hakkında Konya Ovası'nda ekin toplayan,Toroslar'da keçi otlatan Yörük kadınının,Karadeniz'de çay,fındık toplayan,Doğu'da peynir yapan,G.Doğu'da "zılgıt çeken" kadınlarımızın... SEKSEN ÜÇ yaşında okuma-yazma bilmeyen annemim haberi var ve sizin haberiniz yok,öyle mi? Bu ülkenin üniversitelerinde bir akedemisyene ünvan veriliyor ve böylesine sözler edebiliyorsa o akedemisyen;O ünvanı veren bilim kurulu toplanıp, verdiği akedemik ünvanı derhal geri almalıdırlar.
ODATV'de yayınlanan Yazar,Akedemisyen Nuran Yıldız'ın "Günlerdir neden susuyorum" başlıklı CHP'ndeki MYK Üyeleri'nin değiştirilmesiyle ilgil 5 Kasım 2010 tarihli yazısına verdiğim yanıt.
6 Kasım 2010 Cumartesi
NECATİ DOĞRU'YA GÖNDERDİĞİM MEKTUP VE YANITI
Çok değerli Necati Doğru,
Değerli Emin Çölaşan'ın gelişinden bu yana aralıksız SÖZCÜ'yü zevkle,gururla,umutla,coşkuyla okumaktaydım.
Ancak gazetemi aldığımda birkaç gündür aynı coşkuyla okuduğumu söylemeyeceğim.
Gazetenin yayın politikasında dahlinizin olup-olmadığını bilmiyorum ama,son günlerdeki manşetlerinizi anlamakta zorlanıyorum.
"CHP'de Devrim!","Devrimi getiren sözler"gibi...
Sayın Doğru,sol kökenli bir yazar olduğunuzu bilmekteyiz.Bizlerden çok daha iyi bildiğiniz üzere devrimi ancak devrimci kadroar yapar!
Kılıçdaroğlu'nun kadrosundaki ve en önemli GBY koltuğunda kim oturuyor? Tüm yandaş medyanın desteklediği,"Bu coğrafyada üçbin yıldır çarşaf var...","Benim ailem de başörtülü","Bilmem neyin imamı kaça sattın vatanı diyenler var parti içinde"...diyen,kara çarşafa parti rozeti taktıran,türban savunuculuğu yapan,gerici medyanın üstüne titrediği bir kişinin "devrimci" olması ve bu sözde devrime katkı yapması olası mı?
Siz son derece saygı duyduğumuz bir gazeteci-yazarsınız,son beş yılda "Devrimci" Gürsel Tekin kaç kitap okumuştur?Kaç kez tiyatroya gitmiştir? Solun birleşme çabalarında hangi katkıyı sağlamış,girişimde bulunmuş,hangi dergileri,gazeteleri okumuştur...Kerameti kendinden menkul şark kurnazlarını bizlere "Devrimci" diye kimse yutturmasın ne olur.
Gürsel Tekin'in İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde bir kez İl binasına gittim ve gözlerime inanamadım.Çünkü Doğu'da bir ilin parti binasına geldiğimi zannetim ilk anda.
Eskiden büyük kentlerde bir fabrika işçi alacağı zaman köye,kasabaya haber gönderirler ve 30-40 kişi o fabrikaya akın ederlerdiya,tıpkı bu şekildeydi gördüğüm manzara.
Tabiki bölgeci değilim,asla Önder Sav'cı olmadım sadece bir tesbitte bulundum o kadar.
Güvendiğim,sevdiğim bir yazara içimi dökmemi umarım hoş karşılarsınız.
İçten saygı ve sevgilerimle,
Yücel Aksu
Emekli
Göztepe/İst.
--------------
Ynt: "Yeni CHP"
Gelen KutusuX
Yanıtla |necatidogru@sozcum.com Kime: bana
ayrıntıları görüntüle 11:54 (8 saat önce)
Merhaba yucel bey
Desteginiz ve yapici uyariniz icin tesekkur ederim
Dikkat cektiginiz noktalarin takipcisi olacagim
Saygilar
Selamlar
Necati dogru
Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK'yı fesh edip yeni MYK seçmesi ve SÖZCÜ GAZETESİ'nin bu durumu "Devrim" sözcükleriyle manşet yapmasına tepki olarak Yazar Necati Doğru'ya gönderdiğim mektup ve Sayın Necati Doğru'dan gelen yanıt.
Değerli Emin Çölaşan'ın gelişinden bu yana aralıksız SÖZCÜ'yü zevkle,gururla,umutla,coşkuyla okumaktaydım.
Ancak gazetemi aldığımda birkaç gündür aynı coşkuyla okuduğumu söylemeyeceğim.
Gazetenin yayın politikasında dahlinizin olup-olmadığını bilmiyorum ama,son günlerdeki manşetlerinizi anlamakta zorlanıyorum.
"CHP'de Devrim!","Devrimi getiren sözler"gibi...
Sayın Doğru,sol kökenli bir yazar olduğunuzu bilmekteyiz.Bizlerden çok daha iyi bildiğiniz üzere devrimi ancak devrimci kadroar yapar!
Kılıçdaroğlu'nun kadrosundaki ve en önemli GBY koltuğunda kim oturuyor? Tüm yandaş medyanın desteklediği,"Bu coğrafyada üçbin yıldır çarşaf var...","Benim ailem de başörtülü","Bilmem neyin imamı kaça sattın vatanı diyenler var parti içinde"...diyen,kara çarşafa parti rozeti taktıran,türban savunuculuğu yapan,gerici medyanın üstüne titrediği bir kişinin "devrimci" olması ve bu sözde devrime katkı yapması olası mı?
Siz son derece saygı duyduğumuz bir gazeteci-yazarsınız,son beş yılda "Devrimci" Gürsel Tekin kaç kitap okumuştur?Kaç kez tiyatroya gitmiştir? Solun birleşme çabalarında hangi katkıyı sağlamış,girişimde bulunmuş,hangi dergileri,gazeteleri okumuştur...Kerameti kendinden menkul şark kurnazlarını bizlere "Devrimci" diye kimse yutturmasın ne olur.
Gürsel Tekin'in İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde bir kez İl binasına gittim ve gözlerime inanamadım.Çünkü Doğu'da bir ilin parti binasına geldiğimi zannetim ilk anda.
Eskiden büyük kentlerde bir fabrika işçi alacağı zaman köye,kasabaya haber gönderirler ve 30-40 kişi o fabrikaya akın ederlerdiya,tıpkı bu şekildeydi gördüğüm manzara.
Tabiki bölgeci değilim,asla Önder Sav'cı olmadım sadece bir tesbitte bulundum o kadar.
Güvendiğim,sevdiğim bir yazara içimi dökmemi umarım hoş karşılarsınız.
İçten saygı ve sevgilerimle,
Yücel Aksu
Emekli
Göztepe/İst.
--------------
Ynt: "Yeni CHP"
Gelen KutusuX
Yanıtla |necatidogru@sozcum.com Kime: bana
ayrıntıları görüntüle 11:54 (8 saat önce)
Merhaba yucel bey
Desteginiz ve yapici uyariniz icin tesekkur ederim
Dikkat cektiginiz noktalarin takipcisi olacagim
Saygilar
Selamlar
Necati dogru
Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK'yı fesh edip yeni MYK seçmesi ve SÖZCÜ GAZETESİ'nin bu durumu "Devrim" sözcükleriyle manşet yapmasına tepki olarak Yazar Necati Doğru'ya gönderdiğim mektup ve Sayın Necati Doğru'dan gelen yanıt.
5 Kasım 2010 Cuma
BAKİ KARAKOL'UN "KEMAL BEY'İN DEMOKRATLIĞI"YAZISINA YANITIM
Yücel Yeşilceli
5 Kasım 2010 10:08
CHP üyeleri,bu partiye oy veren yurttaşlar tutucu mu? Hayır.AKP'nin çok sık karalama amaçlı kullandığı sözcükle soralım;CHP tabanı "statükocu"mudur?Hayır.
CHP'nin altı okunda,proğramında "Devrimci"lik ilkesi varmıdır? Evet.
"Yeni CHP"nin yeni yönetimine girenler eskileri statükoculukla eleştirirken...
Hele hele Gürsel Tekin gibi gelenekleri halka halkçılıkmış gibi, çarşafı,türbanı savunmanın özgürlük mücadelesiymiş gibi sunması ve de yaşamında devrimlere,devrimciliğe ilişkin tek kare bulunmazken,İsmail Küçükkaya'ya söylediğiden anlıyoruzki, koltuk kavgasını "Devrim" zanneden bir kadroyla CHP'ni ileriye taşınacağına,Cumhuriyet Devrimleri'ne sahip çıkılacağına inanan vardır kuşkusuz,ama bizim gibi okuyup yazanları da kimse alık yerine koymaya hakkı yok ve koyamaz da!
Hep dikkat çekiyorum;Nedir bu yandaş medyanın özellikle de Gürsel Tekin'e ilişkin sevinç çığlıkları?CHP'nin iktidara gelmesini çok mu istiyorlar?Yoksa AKP'li olmaktan mı vazgeçtiler? Hayır.O halde,eskilerin deyimiyle:Bu durumun "Esbab-ı mucibesi nedir?"
Buradan birileri "Önder Sav taraftarı" yaftalaması yapmasın.Aslında PM Seçimlerinde Gürsel Tekin'le en az oy aldığı zaman Önder Sav gitmeliydi,ama gitmedi.Benim umurumda da değil Önder Sav.Ama ben AKP'den kurtulmak isterken,CHP'nin AKP türdeşi bir parti konumuna sokulmasını da içime sindiremiyorum,o kadar!
Bu kadar mı açık net? Evet,bu kadro CHP'ni asla ileriye götürmeyecektir.
5 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com yayınlanan Baki Karakol adlı yazarın yazısına yaptığım yorum.
5 Kasım 2010 10:08
CHP üyeleri,bu partiye oy veren yurttaşlar tutucu mu? Hayır.AKP'nin çok sık karalama amaçlı kullandığı sözcükle soralım;CHP tabanı "statükocu"mudur?Hayır.
CHP'nin altı okunda,proğramında "Devrimci"lik ilkesi varmıdır? Evet.
"Yeni CHP"nin yeni yönetimine girenler eskileri statükoculukla eleştirirken...
Hele hele Gürsel Tekin gibi gelenekleri halka halkçılıkmış gibi, çarşafı,türbanı savunmanın özgürlük mücadelesiymiş gibi sunması ve de yaşamında devrimlere,devrimciliğe ilişkin tek kare bulunmazken,İsmail Küçükkaya'ya söylediğiden anlıyoruzki, koltuk kavgasını "Devrim" zanneden bir kadroyla CHP'ni ileriye taşınacağına,Cumhuriyet Devrimleri'ne sahip çıkılacağına inanan vardır kuşkusuz,ama bizim gibi okuyup yazanları da kimse alık yerine koymaya hakkı yok ve koyamaz da!
Hep dikkat çekiyorum;Nedir bu yandaş medyanın özellikle de Gürsel Tekin'e ilişkin sevinç çığlıkları?CHP'nin iktidara gelmesini çok mu istiyorlar?Yoksa AKP'li olmaktan mı vazgeçtiler? Hayır.O halde,eskilerin deyimiyle:Bu durumun "Esbab-ı mucibesi nedir?"
Buradan birileri "Önder Sav taraftarı" yaftalaması yapmasın.Aslında PM Seçimlerinde Gürsel Tekin'le en az oy aldığı zaman Önder Sav gitmeliydi,ama gitmedi.Benim umurumda da değil Önder Sav.Ama ben AKP'den kurtulmak isterken,CHP'nin AKP türdeşi bir parti konumuna sokulmasını da içime sindiremiyorum,o kadar!
Bu kadar mı açık net? Evet,bu kadro CHP'ni asla ileriye götürmeyecektir.
5 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com yayınlanan Baki Karakol adlı yazarın yazısına yaptığım yorum.
SIRRI YÜKSEL CEBECİ'NİN "YENİ CHP" BAŞLIKLI YAZISINA CEVABIM
Yücel Yeşilceli
5 Kasım 2010 12:03
Önder Sav'ın sözüne çok gülmüş sayın yazar!
Şimdi bu gülme nöbetleri geçiren sayın yazarın kimi sözcüklerine ve cümlelerine bir bakalım:
-"Yeni CHP"
-"2010’un CHP’sini 1940’ların zihniyetiyle yönetmekte direnen bir statükocu…"
-"Değişim ve sürekli devrim rüzgarı, Önder Sav gibi statüko zaptiyelerini silip süpürüyor."
-"vesayetçi ve statükocu Önder Sav, "
-"Önder Sav’ın yüreği yetiyorsa, kendisi neden genel başkan adayı olmuyor?"
Değerli arkadaşlar,bu sözleri rastgele yazarak sorsak ve desek ki;"Bu sözler hangi terminolojiye ait?" desek,çoğunlukla yandaş medya sözde gazeteci-yazarlara ait olduğunu hemen söylersiniz değil mi?
"Adalet Kalkınma Partisi"ni okuyucu uyarısına kadar "Ak Parti" diye yazıp çizen bay yazar,haksız ve adaletsiz muktedirlere değil,"düşen"i tekmeleyerek birilerinin ve ilişkide olduklarının hınçlarına taraftar oluyor,cengaverlik yapıyor!
Ha unutmadan Önder Savcı flan değilim.Sadece yaranma alışkanlıklarına karşı çıkıyorum.
Sahi siz nerede yazı yazıyordunuz?gerçekgündem.com'da değil mi?
Başka sözüm yok.
Sırrı Yüksel Cebeci'nin 5 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com sayfalarında yer alan yazısına yaptığım yorum.
5 Kasım 2010 12:03
Önder Sav'ın sözüne çok gülmüş sayın yazar!
Şimdi bu gülme nöbetleri geçiren sayın yazarın kimi sözcüklerine ve cümlelerine bir bakalım:
-"Yeni CHP"
-"2010’un CHP’sini 1940’ların zihniyetiyle yönetmekte direnen bir statükocu…"
-"Değişim ve sürekli devrim rüzgarı, Önder Sav gibi statüko zaptiyelerini silip süpürüyor."
-"vesayetçi ve statükocu Önder Sav, "
-"Önder Sav’ın yüreği yetiyorsa, kendisi neden genel başkan adayı olmuyor?"
Değerli arkadaşlar,bu sözleri rastgele yazarak sorsak ve desek ki;"Bu sözler hangi terminolojiye ait?" desek,çoğunlukla yandaş medya sözde gazeteci-yazarlara ait olduğunu hemen söylersiniz değil mi?
"Adalet Kalkınma Partisi"ni okuyucu uyarısına kadar "Ak Parti" diye yazıp çizen bay yazar,haksız ve adaletsiz muktedirlere değil,"düşen"i tekmeleyerek birilerinin ve ilişkide olduklarının hınçlarına taraftar oluyor,cengaverlik yapıyor!
Ha unutmadan Önder Savcı flan değilim.Sadece yaranma alışkanlıklarına karşı çıkıyorum.
Sahi siz nerede yazı yazıyordunuz?gerçekgündem.com'da değil mi?
Başka sözüm yok.
Sırrı Yüksel Cebeci'nin 5 Kasım 2010 tarihinde gerçek gündem.com sayfalarında yer alan yazısına yaptığım yorum.
SIRRI YÜKSEL CEBECİ'NİN "YENİ CHP" YAZISI
5 Kasım 2010
Yeni CHP
“Sürekli devrim!”
Önder Sav’ın bu sözüne çok güldüm.
Tepeden inmeci eski CHP yerine, özgürlükçü ve halkçı “Yeni CHP”ye karşı çıkan bir statükocu söylüyor bunu.
İdeolojik dogmalara saplanıp kalmış, 2010’un CHP’sini 1940’ların zihniyetiyle yönetmekte direnen bir statükocu…
Yeni CHP’de neler olduğunu, CHP dışında biri olarak, biz söyleyelim:
Değişim ve sürekli devrim rüzgarı, Önder Sav gibi statüko zaptiyelerini silip süpürüyor.
*
CHP’nin sakıt genel sekreteri Önder Sav, “CHP kimsenin babasının malı değil” diyor.
CHP elbette kimsenin babasının malı değil.
Ama, “gereğini yaparım” diyen vesayetçi ve statükocu Önder Sav, CHP kendi babasının malıymış gibi davranıyor.
Sakıt genel başkan yardımcılarından Hakkı Süha Okay’ı genel başkanlığa hazırlıyormuş!
Önder Sav, istemediğini genel başkanlıktan düşürecek, istediğini genel başkan yapacak!..
Olacak iş mi?
Önder Sav’ın yüreği yetiyorsa, kendisi neden genel başkan adayı olmuyor?
*
CHP’de olup biteni Barış Yarkadaş kadar elbette bilemem.
CHP uzmanı değilim.
Fakat herkesin bildiklerini ben de biliyorum.
Mesela, “Kılıçdaroğlu’nu Önder Sav seçtirdi” iddiasının doğru olmadığını bildiğim gibi…
Deniz Baykal, malum komplodan sonra genel başkanlıktan istifa edince, Önder Sav ne diyordu:
“Kimse merak etmesin, CHP sahipsiz değil.”
Yani, babasının malı gibi gördüğü CHP’de “Ben varım” demek istiyordu ama, yeni genel başkan için yapılan kamuoyu yoklamalarında Kemal Kılıçdaroğlu’nu isteyenlerin oranı yüzde 75 düzeyindeydi.
Önder Sav’ı isteyenlerin oranı yüzde 20’yi bile geçmiyordu.
Önder Sav’ın, Kılıçdaroğlu rüzgarının önünde başını eğmekten başka çaresi yoktu.
Kendini dev aynasında gören Önder Sav, kendini bitirdi.
Zamanı gelince çekilmesini bilmeyenlerin ortak kaderidir bu.
Şimdi, odasını vermek istemiyormuş.
Orada yatıp kalksın bari!
Gerçek Gündem.com yazarı Sırrı Yüksel Cebeci'nin 5 Kasım 2010 tarihindeki "Yeni CHP" başlıklı yazısı.
Yeni CHP
“Sürekli devrim!”
Önder Sav’ın bu sözüne çok güldüm.
Tepeden inmeci eski CHP yerine, özgürlükçü ve halkçı “Yeni CHP”ye karşı çıkan bir statükocu söylüyor bunu.
İdeolojik dogmalara saplanıp kalmış, 2010’un CHP’sini 1940’ların zihniyetiyle yönetmekte direnen bir statükocu…
Yeni CHP’de neler olduğunu, CHP dışında biri olarak, biz söyleyelim:
Değişim ve sürekli devrim rüzgarı, Önder Sav gibi statüko zaptiyelerini silip süpürüyor.
*
CHP’nin sakıt genel sekreteri Önder Sav, “CHP kimsenin babasının malı değil” diyor.
CHP elbette kimsenin babasının malı değil.
Ama, “gereğini yaparım” diyen vesayetçi ve statükocu Önder Sav, CHP kendi babasının malıymış gibi davranıyor.
Sakıt genel başkan yardımcılarından Hakkı Süha Okay’ı genel başkanlığa hazırlıyormuş!
Önder Sav, istemediğini genel başkanlıktan düşürecek, istediğini genel başkan yapacak!..
Olacak iş mi?
Önder Sav’ın yüreği yetiyorsa, kendisi neden genel başkan adayı olmuyor?
*
CHP’de olup biteni Barış Yarkadaş kadar elbette bilemem.
CHP uzmanı değilim.
Fakat herkesin bildiklerini ben de biliyorum.
Mesela, “Kılıçdaroğlu’nu Önder Sav seçtirdi” iddiasının doğru olmadığını bildiğim gibi…
Deniz Baykal, malum komplodan sonra genel başkanlıktan istifa edince, Önder Sav ne diyordu:
“Kimse merak etmesin, CHP sahipsiz değil.”
Yani, babasının malı gibi gördüğü CHP’de “Ben varım” demek istiyordu ama, yeni genel başkan için yapılan kamuoyu yoklamalarında Kemal Kılıçdaroğlu’nu isteyenlerin oranı yüzde 75 düzeyindeydi.
Önder Sav’ı isteyenlerin oranı yüzde 20’yi bile geçmiyordu.
Önder Sav’ın, Kılıçdaroğlu rüzgarının önünde başını eğmekten başka çaresi yoktu.
Kendini dev aynasında gören Önder Sav, kendini bitirdi.
Zamanı gelince çekilmesini bilmeyenlerin ortak kaderidir bu.
Şimdi, odasını vermek istemiyormuş.
Orada yatıp kalksın bari!
Gerçek Gündem.com yazarı Sırrı Yüksel Cebeci'nin 5 Kasım 2010 tarihindeki "Yeni CHP" başlıklı yazısı.
GÜRSEL TEKİN BİR YILA KALMAZ KILIÇDAROĞLU'NA BAYRAK AÇACAKTIR!
Yücel Yeşilceli
4 Kasım 2010 14:53
Buradan yazıyorum,CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu birilerinin oyununa gelmiştir.
Bir-iki yıla kalmaz Gürsel Tekin Kılıçdaroğlu'na BAYRAK AÇACAKTIR!
Gürsel Tekin'in ana felsefesi,ideolojik yapısı güçlüden,muktedirden yana imiş gibi gözükerek onu basamak yapıp,tepede konumlanmaktır.
Bu sözlerime şimdi kızanlar olacaktır ama,belki bir yıl içinde KILIÇDAROĞLU SAF DIŞI BIRAKILACAKTIR!
4Kasım 2010 tarihinde gg yazarlarından Baki Karakol'un Önder Sav'a ilişkin "KENDİLERİNİ BİTİRDİLER"başlıklı yazısına yaptığım yorum.
4 Kasım 2010 14:53
Buradan yazıyorum,CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu birilerinin oyununa gelmiştir.
Bir-iki yıla kalmaz Gürsel Tekin Kılıçdaroğlu'na BAYRAK AÇACAKTIR!
Gürsel Tekin'in ana felsefesi,ideolojik yapısı güçlüden,muktedirden yana imiş gibi gözükerek onu basamak yapıp,tepede konumlanmaktır.
Bu sözlerime şimdi kızanlar olacaktır ama,belki bir yıl içinde KILIÇDAROĞLU SAF DIŞI BIRAKILACAKTIR!
4Kasım 2010 tarihinde gg yazarlarından Baki Karakol'un Önder Sav'a ilişkin "KENDİLERİNİ BİTİRDİLER"başlıklı yazısına yaptığım yorum.
3 Kasım 2010 Çarşamba
KILIÇDAROĞLU VE ÖNDER SAV AYRILIĞI
YAZIYORUM
3 Kasım 2010 17:34
Buradan tarihe hep birlikte not düşelim:Kılıçdaroğlu'nun bu uygulaması hayata geçerse burada yazıyorum GÜRSEL TEKİN yakında Kılıçdaroğlu'nu saf dışı bırakır,bırakacaktır da.
Saat 17.35 İtibariyle CNNTÜRK'ü izliyorum ve AKP'nin Taha Akyol'u; "Gürsel Tekin'in bu göreve gelmesi çok isabetli olmuştur" diyor.
Fazla söze gerek var mı?
Kılıçdaroğlu ve Önder Sav derin krizinin bugün ilk günü.gerçek gündem.com'da yer alan"CHP'de flash gelişmeler"başlıklı yazıya yaptığım yorum.
3 Kasım 2010 17:34
Buradan tarihe hep birlikte not düşelim:Kılıçdaroğlu'nun bu uygulaması hayata geçerse burada yazıyorum GÜRSEL TEKİN yakında Kılıçdaroğlu'nu saf dışı bırakır,bırakacaktır da.
Saat 17.35 İtibariyle CNNTÜRK'ü izliyorum ve AKP'nin Taha Akyol'u; "Gürsel Tekin'in bu göreve gelmesi çok isabetli olmuştur" diyor.
Fazla söze gerek var mı?
Kılıçdaroğlu ve Önder Sav derin krizinin bugün ilk günü.gerçek gündem.com'da yer alan"CHP'de flash gelişmeler"başlıklı yazıya yaptığım yorum.
1 Kasım 2010 Pazartesi
"Önder Sav'a mahkeme şoku"
Benden önce beş kişi yorum yapmış.
Bu beş yorumcu olayın korkunçluğunun farkında bile değiller.
Beş CHP'li genç kendi "özgür iradeleri"yle savcılığa suç duyurusunda bulunulmuşlar! Dikkatinizi çekerim!"Özgür iradeleriyle!"
Sokaklarda bildiri dağıtmaktan kaçınan gençler savcılığa nasıl,hangi iradeden cesaret alarak "suç duyurusu"nda bulunuyorlar?
Şimdi kafayı çalıştıralım dostlar.Türkiye'deki kurumları bir düşünün;Elegeçirilmemiş neresi var?
Muhalif yazarlara ne oluyor da sürekli "istifa" ediyor?
"CHP ile bu olayların ne ilgisi var?" derseniz,bir bağlantı kuramazsanız,olaylara sadece Önder Sav'ı yönetimden ayırması olarak bakarsanız...
Benim sizlere söyleyecek hiç bir şeyim yok!
O zaman,çok geç kalmış olarak olayların boyutlarının Önder Sav'la ilgili olmadığını ve hasbel kader benimde zamanında,yerinde doğru tesbitler yaptığımı anlayacaksınız,öğreneceksiniz.
01.Kasım 2010 tarihinde Gerçek Gündem.com'da yeralan "Önder Sav'a mahkeme şoku" başlıklı yazıya yaptığım yorum.
Bu beş yorumcu olayın korkunçluğunun farkında bile değiller.
Beş CHP'li genç kendi "özgür iradeleri"yle savcılığa suç duyurusunda bulunulmuşlar! Dikkatinizi çekerim!"Özgür iradeleriyle!"
Sokaklarda bildiri dağıtmaktan kaçınan gençler savcılığa nasıl,hangi iradeden cesaret alarak "suç duyurusu"nda bulunuyorlar?
Şimdi kafayı çalıştıralım dostlar.Türkiye'deki kurumları bir düşünün;Elegeçirilmemiş neresi var?
Muhalif yazarlara ne oluyor da sürekli "istifa" ediyor?
"CHP ile bu olayların ne ilgisi var?" derseniz,bir bağlantı kuramazsanız,olaylara sadece Önder Sav'ı yönetimden ayırması olarak bakarsanız...
Benim sizlere söyleyecek hiç bir şeyim yok!
O zaman,çok geç kalmış olarak olayların boyutlarının Önder Sav'la ilgili olmadığını ve hasbel kader benimde zamanında,yerinde doğru tesbitler yaptığımı anlayacaksınız,öğreneceksiniz.
01.Kasım 2010 tarihinde Gerçek Gündem.com'da yeralan "Önder Sav'a mahkeme şoku" başlıklı yazıya yaptığım yorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)