13 Şubat 2010 Cumartesi

OBJEKTİFLERİN BÜYÜSÜNE KAPILANLAR

Kitle psikolojisi,çoğunluk fetişzmi insan toplumuna özgü kavramlardır.
Toplum seçtiği yada belli bir nedensellik aramaksızın önünde bulduğu sözde önderi sorgulamaz.O'nun dediği,yediği-içtiği,giydiği diğer davranış ve eylemleri,alışkanlıkları TEK DOĞRU imiş gibi algılanır ve her yaptığında "keramet" aranır.Daha geri toplumlarda ise,doğa üstü bir güç bile bahşedilir ölümlüye!
O ise;"TEK"liğin keyfiliğini,olanaklarını,"olmazsa-olmaz"lığın doruklarında hep önde durur,arkasına bakmaz,arkasından gelen biatçı kültürün itaatçı neferlerinin gazıyla tekliğin cazibesine,OBJEKTİFLERİN BÜYÜSÜ'ne kapılmıştır bir kez geriye dönüşü söz konusu bile değildir.
İşte böylesi ortamlarda O'na karşı durmak en "vahim" bir hatadır.Ancak,birilerinin bu hatayı yapması gerekir.Bilmediğini bilememenin kör cenderesinde cephede savaş kazanmış bir komutan edası ile dolananları az da olsa silkeleme cesareti gösterecek "mahallenin delisi"ne gereksinim duyulur böyle zamanlarda.Mahallenin delisi aracılığı ile şunlar sordurulur,sorulur "öndere"
Önder bilim insanı ise;"Ne yaptın,hangi bilimsel buluşu gerçekleştirdin?" diye sorulur.
Önder resim,heykel,edebiyat,tiyatro,sinema,müzik gibi sanatlarla ilgili sanatçı ise;eserleri sorulur.
Önder politikacı ise;toplumsal-sınıfsal bakışı,birikimleri,politik öngörüleri,kitle,meslek örgütleri ile ilişkileri,sosyal-ekonomik politikaları,dış politik sentezleri(v.b) sorulur,sorgulanır.
Bu politikacının ülkesi emperyalizmin arsız,azgın tehdidi altında ise,toplumun ilerlemeden,devrimlerden yana güçleri sol ile güç birliği yapıp yapmayacağı,anti-emperyalist mücadeleye ivme kazandıracak seçeneklere sarılmanın ZORUNLULUĞUNU kavrayıp kavrayamadığı sorgulanır,sorgulanmalıdır.
Eğer bunlar yapılmadan sadece türbinlere oynanıyorsa, eylemleri sadece bulunduğu konumu güçlendirmek amaçlı ve basamak olara kullanıyorsa;Bu yerel politikacıların politikalarının bir tezahürüdür ve bu politikalar akıldan uzak,içi cinlik,kurnazlık dolu emekçi sınıfların,ulusal-demokratik güçleri uyutulmasından öte bir anlam taşımaz,taşıyamaz!


CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in medyada sık gözükmesi nedeniyle yazılan bir tepki yazısıdır.Ayrıca,12 Şubat 2010 tarihinde GERÇEK GÜNDEM.COM'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "MHP ve CHP'ye yine tuzak" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.

8 Şubat 2010 Pazartesi

"Sol ölüyor mu yoksa diriliyor mu?"

Sevgili E.Uzun,
Ellidört gündür bir mücadele veriliyor,onur mücadelesi,emek mücadelesi,ekmek mücadelesi,gelecek mücadelesi,var olma mücadelesi ve SINIF MÜCADELESİ veriliyor Ankara'nın göbeğinde!
Ve bu insanlar Hatay'lı,Diyarbakır'lı,Bitlis'li,Mardin'li,Samsun'lu ve Tokatlı.Benzer yaşamlar ve ortak bir mücadele... Etnik kökenleri Türk,Kürt,Arap v.s.
Bu onurlu mücadeleyi izlemek,destek olmak için AB'den insanlar gelmektedir Türkiye'ye.Çünkü; mücadele başarılı olmaktadır ve uluslararası sınıf hareketleri bu eylemin başarısını ve deneyimini kendi ülkelerinin sınıf sendikalarına,partilerine aktarmak istemektedirler.Başarının ana öğesi BİRLEŞİK GÜÇ YENİLMEZ! şiarının yaşama geçirilmesinde yatmaktadır.Yani,etnik köken farklılıkları TEKEL işçilerini bölmediği,ayırmadığı için bu mücadele başarılı olmaktadır.

İşçi, emekçi sınıfları etnik kökenlere ayırarak,sınıf mücadelesinin üstünü örtüp,"biz kendi kimliğimizin tanınmasını istiyoruz" sığlığı ile ötekileştirmeyi ANA ÇELİŞKİ haline getirerek,işçi sınıfının asla başvurmaması gereken YÖNTEMLERİ,EYLEMLERİ,SÖYLEMLERİ var olmanın ana öğesi kabul eden bir parti "SOL" diye adlandırılabilirmi? Sol partiler ne zamandan beri emperyalizmin kanatları altına girmişlerdir? Sol partiler feodal beylerden parti lideri,aşiret beylerinden müttefik mi seçmeye başlamışlardır? Nasıl bir sol parti ki toprak reformundan,yoksulluk,yolsuzluklardan söz etmez,töre cinayetleri gibi insanlık dramlarına ses çıkarmaz!
Yazınızda sözü edilen iki sağ partinin konumuzla bir ilgisinin olmadığını belirteyim.
Neyse bunları siz de iyi biliyorsunuz ama,Doğu Karadeniz'li dostlarımızın o güzel lehçeleri ile söylediği bir laf vardır:"Konuşukluk olsun işte..."
Değilmi E.Uzun?
Sevgiler,

02 Şubat 2010 tarihinde GG'de yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "Sol ölüyor mu yoksa diriliyor mu?" başlıklı yazısına yorum yapan E.Uzun rumuzlu okuyucuya verile cevaptır.

5 Şubat 2010 Cuma

"Sol ölüyor mu,diriliyor mu?

Sayın E.Uzun,
"Evet EMEP gibi TKP gibi ODP gibi,BDP gibi partiler SOL dur ve bu ulkede gercek sosyal demokrasiyide, gercek sosyal adaletide savunan partiler bunlardir."demektesiniz.

BDP'nin açılımı Barış ve Demokrasi Partisi sanırım değilmi?Yani,DTP'nin yerine kurulan parti.
Bu yaşa geldim sol,sosyalist ve sosyalizme dair biraz okumuşluğum,yazmışlığım biraz da laf söylemişliğim vardır.Irkçılık temelinde politika yapıp,feodalizmin tüm kalıntılarını içinde taşıyan ve sınıfsal öğretiyi ortaçağın cüzzamlıları dışlama anlayışı ile yok sayan bir etnik yapılanmayı "sol parti"olarak kabulleneceğiz öylemi?Sosyalist literatürdeki hangi bilimsel yayın,hangi teori böyle bir partiyi "sol" olarak tanımlandırabilir.
Bu görüşünüze kesinlikle katılmadığımı belirtirken,konuya ilişkin bunda sonraki tartışmaların da artık yararlı olmayacağını,düşünerek son sözümü söylemiş bulunmaktayım.
03.03.2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın yazısına yorum yapan E.Uzun rumuzlu yorumcuya verdiğim cevaptır.

4 Şubat 2010 Perşembe

Yaşamdan kesitler

Bir kaç yıl öncesine kadar kimi arkadaşlar 15-20 günde bir toplanıp hem içki içiyor,aynı zamanda geçmişi ve bugünü konuşuyoruz.(Bugün bu eğlencemizi devam ettiremiyoruz çünkü; sözde "enflasyon düştü."
İçimizde bir tanesi var ki;içki içmez ama bizden de ayrılmaz.Kimse tarafından sevilmez,argo deyimle"her lafa maydanoz",dinlenmediğini anlayınca yanındakinin dizini dürten,bilmediği halde "çok bilgili",askerliğini sıhhıye er olarak yapmış,kendisini tıp doktoru zanneden,Eskişehir Andolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi 1.sınıftan ayrılma.Tekrarlarsak BİLMEDİĞİNİ BİLMEYEN bir garip komşumuz var.
Adı Z. Satılmış.Bizim grup hep Satılmış diye seslenir Z'ye.
Bir gün dedim ki:"Yahu Satılmış sen hep çok konuşursun hep çok yersin,sen başka ne iş yaparsın?"diye takılınca;"Ya haklısın sizlerden ayrılmayı bende denedim,gittim bizimkilerin yanına(onlarınki kimse) ama olmadı,kuru kuru konuşuyorlar,sürekli dedikodu yapıyorlar,hayattan da pek anlamıyorlar,tek düze bir yaşam...
Ben takılmaya devam edecektim ki vazgeçtim ve mırıldanmaya başladım:
"Yahu bunca döneği gördüğün bir ülkede,senin mahallende ve böyle seviyeli bir ortamda bir tane olumsuz insanı taşımak çok mu zor?Sonra kim bilebilir yarın bu arkadaşın da doğruyu görüp:(TEKEL İŞÇİLERİ gibi) "Arkadaşlar özür dilerim,sizler haklıymışsınız..."demeyeceğini!
Bu arada bana:"Ne oldu kendi kendine mırıldanıyorsun" dediğinde:
"Satılmış istediğin zaman gel,ben ve arkadaşlarım seni hiç yalnız bırakmayacağız..."dedim ve ayrıldım.
En son gördüğümde,başarmışlığın gururlu tavrı ile gözleri parlanış bir şekilde elinde
Erol BİLBİLİK'İn AMERİKAPERESTLER
kitabını okuyordu.

03 ŞUBAT 2010 tarihinde gg'de yayınlanan yazım.

2 Şubat 2010 Salı

"SOL ÖLÜYORMU YOKSA DİRİLİYORMU?"

Gelin Barış Yarkadaş ve Nesrin Baytok'un kimi doğrularını irdelemeye çalışalım:Öncelikle tüm kesimlerin kabul ettiği bir mücadele var bugün Türkiye'de.Bu mücadelenin ana bileşenlerinden biri;Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı kazanıp,Cumhuriyeti kuran,Ulus Devlet,laiklik gibi kavramları Anayasa'sına yazdıran ve batının emperyalist olmayan aydınlanmacı ilkelerini, ideallerini kendisine rehber edinmiş,ordusu,milli eğitimi ve hukuk sistemi ile batılılaşmaya çalışan ancak,ABD ve AB'nin kimi emperyal taleperine karşı çıkan, yerleşik bir kurumlar sistematiği savunucuları...
Dikkat edilmesi,algılama yanlışlığına düşülmemesi gereken konu yukarda tanımladığımız ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan parti,yani CHP bir sınıf hareketi,sınıf partisi değildir!Bu nedenle, sınıf partilerinden beklenen kimi dönüşümleri CHP'den beklemek hata olur.
Diğer taraftan; " ...halkın %99 müslüman olan bir ülkede ben bu yerleşik yapıyı ideolojik anlayışıma göre şekillendireceğim..."diyen ve sürekli mevcut yapının altını oyan,bu yönde AB'nin ve ABD'nin muazzam desteklerini koşulsuz kabul eden,özellikle ABD:"Ortadoğu'da ki çıkarlarım için bundan daha iyisi bulunamaz" dediği ideolojik bir yapılanma arasında geçmektedir.
Bu çatışmayı,bu çekişmeyi bilimsel bir temele oturtmak gerekirse; sosyalist literatürdeki karşılığı ne olur? Bu mücadele; burjuva demokratik devrimin feodalizmi tam söküp bağırından çıkaramadığı,feodalizm kalıntılarının direnişlerinin sürdüğü,tabi ki bujuvazinin ve 12 Eylül faşizmi ile budanan işçi sınıfının dirençsiz kalarak bu mücadelenin öncülüğünü üstlenememesinden kaynaklanmaktadır!
Şu laf biraz komik geliyor bana;"sol bitti." Sol biter mi dostlar?Sol hayatın ta kendisidir. Abartısız sol'un bitmesi yaşamın da bitmesi anlamına gelir bana göre.Ta, ilkel komünal toplumlardan beri sol vardır,olmaya da devam edecektir.Diyalektik maddeciliğin bel kemiği çelişkidir.Bırakın yeryüzünü,evrende çelişki bitmiş midir?Bu bakımdan sol yaşayan bir organizmadır ve bitmez!
"Bu koşullarda CHP'nin Türkiye'ye bakışı,yaşama bakışı nasıl olmalıdır?" CHP sol tarafını hep sıcak tutarak,kucak açarak,yeri geldiğinde sol'dan beslenerek ABD ve AB güdümündeki gericilerin,geriye dönüşün önünü tıkar,tasfiye eder ve çağdaş uygarlık mücadelesindeki duraklamayı yeniden hızlandırabilir! Bu beceri ve kabiliyet CHP'de ve sol'da vardır! Yeterki birleşilsin!

02 Şubat 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın yazısına yaptığım yorumdur.