CHP'nin yeni güzergâhı...
Radikal Gazetesi Yazarı Oral Çalışlar, 'silivri' tartışmalarını yorumladı.
Batum'la CHP'nin yeni güzergâhı Silivri
ORAL ÇALIŞLAR
"50 bin kişiyle Silivri’ye yürüyelim” çağrısında bulunan Süheyl Batum beni şaşırtmadı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce de ‘Cumhuriyet Mitingleri’nde yürümüşlerdi. Heyecan içindeydiler. Yürüdükçe etraflarındaki kalabalık arttı. Yüz binler (hatta kimi iddialara göre milyonlar) meydandaydı, sokaklardaydı. “Cumhuriyet elden gidiyor” inancı, ‘kitlelerin düşüncesi’ haline dönüştürülmüştü.
O dönemde Cumhuriyet gazetesinde çalışıyordum. SKYTürk Televizyonu’na yorum yapmak amacıyla Diyarbakır, Mardin, Urfa, Gaziantep bölgesine gitmiştim. Yanımda da Ş.Urfalı olan Cumhuriyet Yurt Haberleri’nden Mehmet Faraç vardı.
Bölgeye biraz normal bir gözle bakınca seçmenin bu yörede CHP’yi tamamen terk ettiğini görmek mümkündü. İzlenimlerimi bu doğrultuda yazdım, bölgede o zamanki DTP’nin (şimdi BDP) bağımsız adaylarıyla AK Parti çekişeceğini, CHP’nin esamesinin okunmadığını anlattım.
Gazeteye döndük. Tabii, ‘Cumhuriyet Mitingleri’nden umuda kapılanlar benim izlenimlerimden hoşlanmadı. AK Parti’nin etkisi altında kaldığımı söylediler. Bu doğrultuda aleyhimde yazılar da yazıldı.
Seçimlerden birkaç gün önce Cumhuriyet’teki hava iyice coşmuştu. Onlara göre CHP birinci parti oluyordu, AKP ise tepe aşağıya gidiyordu. Ben, “Yapmayın, etmeyin” dedikçe bana gülüyor, nasıl yanıldığımı anlatıyorlardı.
Sonunda, “Haydi bahse girelim” noktasına gelindi. Tezim şuydu: CHP yüzde 25’in üzerine çıkamaz, AKP de yüzde 35’in altına düşmez. Güldüler. Onlar tam tersini düşünüyorlardı. Bahisler yazıldı, imzalar atıldı.
Kaybettiren neydi?
En iddialısı Faraç’tı. Özellikle Ş.Urfa konusunda iddiası çok yüksekti. CHP’nin en az 5-6 milletvekili çıkaracağını iddia ediyordu. (CHP Ş.Urfa’dan milletvekili çıkaramadı.) Seçimler bitti. Şaşırdılar. Haber Müdürü Hakan Kara, “Sen kazandın ağabey” diyerek bana gömleği aldı. Faraç gazetede herkesin önünde imzaladığı ‘takım elbise’ sözünü yerine getirmedi. Ondan hâlâ böyle bir alacağım bulunuyor.
‘Cumhuriyet Mitingleri’nin bir Şener Eruygur yapımı olduğu Ergenekon davasıyla iyice netleşti. Türkiye’yi bir askeri darbe ortamına sokmak isteyenler, bir ‘endişe’ yaratmış ve bu endişenin üzerinden belli kesimleri sokağa çağırmışlardı. Asker, AKP’li bir cumhurbaşkanı seçtirmemek amacıyla kurduğu stratejiye CHP’yi monte etmiş ve bu şekilde hazırlanan seçim ortamının ‘olumlu etki’ yapacağı sanılmıştı. Toplumu ‘korku’ ve ‘endişe’ üzerinden örgütleme yöntemi, seçim stratejisinin temelini oluşturmuştu.
Toplumun iç dinamikleri farklı işliyordu. Türkiye, büyüyen ekonomisiyle değişen demokratik talepleriyle ‘korku eşiği’ni çoktan aşmıştı. CHP’liler bunun farkında değildi.
Toplumu yanlış okuyorlar
CHP, son dört yıldır esen değişim ve demokratikleşme rüzgârı nedeniyle altüst oldu. Bütün yönetim kademeleri sapır sapır döküldü. Ancak, uzun yılların statükocu birikimi parti içinde etkisini koruyor.
Batum, geçmişte kalmış CHP’nin bir temsilcisi olarak “Haydi Silivri’ye” diyor. CHP, onunla geçmişi diriltmeye çalışıyor. Deniz Baykal da Silivri’nin avukatlığını üstlenmişti.
Türkiye başka yerde. Avrupa’yla rekabet edecek bir ekonomik büyümeyi hedefliyoruz, Kürtlerin, Alevilerin, dindarların, emekçilerin haklarının ve kimliklerinin kabul gördüğü yeni bir sistemin belki de doğum sancılarını yaşıyoruz. Muhafazakârlık ve modernite, yerel değerler ve evrensel değerler arasında değişik sentezler ve yeni modeller arıyoruz.
CHP’nin bu sürecin Silivri’yle ters istikamette olduğunu hâlâ fark edememiş olduğunu görmek, CHP’den büyük beklentilere girmemiş kesimlerde bile şaşkınlık yaratabiliyor.
AKP, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanında yorgunları oynarken Silivri’ye yürüyen CHP, son dönem Türk sinemasındaki sosyal içerikli komedi filmi eksikliğine cevap vermeye çalışıyor gibi .
-----------------------------------------
Yücel Yeşilceli
26 Ocak 2011 19:51
Uzun süreden beri GG'in yayın politikasını, Barış Yarkadaş'ın ve özellikle Gürsel Tekin'in CHP içindeki yönelimini bu sayfalarda dillendirmeye çalıştık.
Bu nedenden dolayı yorumlarımız sık sık sansürlendi,"yeter" diyerek birkaç ay ara verdik.
"YCHP","YPM" ve "YMYK" oluşumlarının filizlenme sürecinde tekrar yorum yapma gereği duydum.Bu söylediklerimden sakına kendimi çok önemsediğim anlamı çıkmasın.
Yorumlarımda bir şeylere dikkat çekmeye,can alıcı noktanın altını çizmeye çalıştım.Neydi o "can alıcı noktalar?" CHP'nin dönüştürülmeye,değiştirilmeye çalışıldığını ve bunun kollektif bir çalışma olduğuna ilişkindi.
Süheyl Batum'un önerisiyle birlikte altını çizmeye çalıştığım oluşumun ve konunun CHP içinde ne denli kökleştiğine tanık olduk iki gündür.
Yandaş medyadan Barış Yarkadaş ve Gürsel Tekin'e kadar sağ açılımcılar şiddetli bir tepki gösterdiler.Bu tepki Kılıçdaroğlu'nun desteği ile,öneriye "olmaz" demesiyle şimdilik durmuş bulunmaktadır.
Anlatmak istediğim;değişim-dönüşüm tüm kılcal damarlara kadar nüfuz edecektir! O nedenle,Oral Çalışlar'ın bu sayfalarda görülmesine kimse şaşırmasın.
Yakın tarihlerde Fehmi Koru,Rasim Ozan Kütahyalı,Derya Sazak,Taha Akyol gibi sözde yazarları görürsek hiç şaşırmayalım,derim ben!..
26 Ocak 2011 tarihinde gerçek gündem sitesine taşınan Oral Çalışlar'ın yazısına aynı sitede yaptığım yorumdur.
26 Ocak 2011 Çarşamba
TUNCAY ÖZKAN VE MUSTAFA BALBAY'IN M.VEKİLLİKLERİNE İLİŞKİN OKUYUCU YORUMLARINA YANIT:
Yücel Yeşilceli
26 Ocak 2011 09:19
Fahri Karslı ile Masalcı'nın yazılarına dikkat çekmek istiyorum:Gürsel Tekin öncülüğündeki belli grubun CHP'ne giydirmek istedikleri gömlek budur.
Onun için hemen Süheyl Batum'un Balbay ve Tuncay Özkan önerisi anında karşılık buluyor,tepki ile karşılanıyor!..
Onun için Taha Akyol,Ahmet Hakan gibilerinin Gürsel Tekin,"YCHP" "sevgisi" doruğa çıkıyor ve "YCHP"ni dizayn etmeye kalkıyorlar.
Mehmet Ağar ve CHP adaylığı,gerçekten şaka gibi,yada trajikomik daha uygun! Bu düşünce "iktidar olma" adına gerçekten de dillendiriliyor.
Neden olmasın?Muhammed Çakmak'ı PM'ne seçtiren irade her kim ise,Mehmet Ağar'ın adaylığı da mümkün olabilir.
Mümkün olmayan/olamayacak olan Balbay ve Özkan gibi yurtseverlerin adaylıklarıdır.
Yalnızzzzz,bu "çok zeki" yurttaşların unuttukları bir şey var,süreç istedikleri düzlemde yol almaya devam ederse,adına Atatürkçü denen,Ulusalcı denen,solcu denen,devrimci denen "sıradan"yurttaşlardan nasıl oy alacaklar,oy alabilecekler mi?
Bence bu hesabı da yapsınlar.
GG sitesinde 24 Ocak 2011 tarihinde yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "CHP,Balbay ve Özkan" başlıklı yazısına okuyucu yorumları yapılmış olup,anılan yorumlara verdiğim yanıt.
26 Ocak 2011 09:19
Fahri Karslı ile Masalcı'nın yazılarına dikkat çekmek istiyorum:Gürsel Tekin öncülüğündeki belli grubun CHP'ne giydirmek istedikleri gömlek budur.
Onun için hemen Süheyl Batum'un Balbay ve Tuncay Özkan önerisi anında karşılık buluyor,tepki ile karşılanıyor!..
Onun için Taha Akyol,Ahmet Hakan gibilerinin Gürsel Tekin,"YCHP" "sevgisi" doruğa çıkıyor ve "YCHP"ni dizayn etmeye kalkıyorlar.
Mehmet Ağar ve CHP adaylığı,gerçekten şaka gibi,yada trajikomik daha uygun! Bu düşünce "iktidar olma" adına gerçekten de dillendiriliyor.
Neden olmasın?Muhammed Çakmak'ı PM'ne seçtiren irade her kim ise,Mehmet Ağar'ın adaylığı da mümkün olabilir.
Mümkün olmayan/olamayacak olan Balbay ve Özkan gibi yurtseverlerin adaylıklarıdır.
Yalnızzzzz,bu "çok zeki" yurttaşların unuttukları bir şey var,süreç istedikleri düzlemde yol almaya devam ederse,adına Atatürkçü denen,Ulusalcı denen,solcu denen,devrimci denen "sıradan"yurttaşlardan nasıl oy alacaklar,oy alabilecekler mi?
Bence bu hesabı da yapsınlar.
GG sitesinde 24 Ocak 2011 tarihinde yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "CHP,Balbay ve Özkan" başlıklı yazısına okuyucu yorumları yapılmış olup,anılan yorumlara verdiğim yanıt.
MUSTAFA BALBAY VE TUNCAY ÖZKAN'IN CHP'DEN M.V.ADAYLIKLARI VE OKUYUCU YORUMLARI
masalcı
26 Ocak 2011 00:12
Sayın Karslı'ya katılıyorum.Elazığ'dan Mehmet Ağar,Malatya'dan Mehmet Ali Ağca,Urfa'dan Sedat Bucak,Kahramanmaraş'dan Ramiz Ongun,bulunabilirse herhangi bir ilden Mahmut Yıldırım'a(namı diğer Yeşil) adaylık teklif edilmesi halinde Akp 20 bandının bile altına düşer biz ise iktidar hedefimize ulaşırız.
-------------------
fahri karslı
25 Ocak 2011 23:40
Toplumun bütün kesimlerini kapsama, tüm Türkiye'yle barışma ve nihayetinde "Tek Başına Chp İktidarı"nı gerçekleştirme adına Gerçek Gündem aracılığıyla genel merkezimizden de yankısının geleceğini düşündüğüm uzun zamandır kurguladığım bir naçizane önerimi açıklamamın zamanı geldi. Burada küçük çaplı bir infiale yol açacak olsa da artık tüm Chplilerin hayatın gerçeklerini serinkanlılıkla algılayan bir olgunluk düzeyine eriştiğini gördüğüm için gönül rahatlığıyla yazıyorum:
Hiç milletvekili çıkartamadığımız Elazığ'da, anlaşıldığı üzere Akp'nin kancayı attığı, 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde partimize destek olmuş, Türkiye'nin içinden geçtiği sıkıntılı süreçte "düz ovada siyaset" tezleriyle bölgeyi rahatlatmış, demokrasinin önünü açmış, toplumda karşılığı olan deneyimli, olgun siyaset ve devlet adamı sayın Mehmet Ağar'a adaylık teklif edilmesi kesinlikle Akp'yi yüzde kırk bandının altına düşürecek bizi ise iktidar hedefine ulaştıracaktır.
Gerçek anlamda Türkiye partisi olup tüm kesimlerle kucaklaşmak istiyorsak, ikktidarı samimiyetle hedefliyorsak ilk bakışta uçuk karşılanacak bu düşüncenin tartışılmasının gerekliliği açıktır.
Saygılarımla.
26 Ocak 2011 00:12
Sayın Karslı'ya katılıyorum.Elazığ'dan Mehmet Ağar,Malatya'dan Mehmet Ali Ağca,Urfa'dan Sedat Bucak,Kahramanmaraş'dan Ramiz Ongun,bulunabilirse herhangi bir ilden Mahmut Yıldırım'a(namı diğer Yeşil) adaylık teklif edilmesi halinde Akp 20 bandının bile altına düşer biz ise iktidar hedefimize ulaşırız.
-------------------
fahri karslı
25 Ocak 2011 23:40
Toplumun bütün kesimlerini kapsama, tüm Türkiye'yle barışma ve nihayetinde "Tek Başına Chp İktidarı"nı gerçekleştirme adına Gerçek Gündem aracılığıyla genel merkezimizden de yankısının geleceğini düşündüğüm uzun zamandır kurguladığım bir naçizane önerimi açıklamamın zamanı geldi. Burada küçük çaplı bir infiale yol açacak olsa da artık tüm Chplilerin hayatın gerçeklerini serinkanlılıkla algılayan bir olgunluk düzeyine eriştiğini gördüğüm için gönül rahatlığıyla yazıyorum:
Hiç milletvekili çıkartamadığımız Elazığ'da, anlaşıldığı üzere Akp'nin kancayı attığı, 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde partimize destek olmuş, Türkiye'nin içinden geçtiği sıkıntılı süreçte "düz ovada siyaset" tezleriyle bölgeyi rahatlatmış, demokrasinin önünü açmış, toplumda karşılığı olan deneyimli, olgun siyaset ve devlet adamı sayın Mehmet Ağar'a adaylık teklif edilmesi kesinlikle Akp'yi yüzde kırk bandının altına düşürecek bizi ise iktidar hedefine ulaştıracaktır.
Gerçek anlamda Türkiye partisi olup tüm kesimlerle kucaklaşmak istiyorsak, ikktidarı samimiyetle hedefliyorsak ilk bakışta uçuk karşılanacak bu düşüncenin tartışılmasının gerekliliği açıktır.
Saygılarımla.
24 Ocak 2011 Pazartesi
BARIŞ YARKADAŞ: CHP,BALBAY VE ÖZKAN
24 Ocak 2011
CHP, Balbay ve Özkan...
Profesör Yalçın Küçük, bir süredir program yaptığı Ulusal Kanal’da, “Silivri’deki aydınlar TBMM’ye taşınmalı” diyerek CHP’ye çağrıda bulunuyor. Küçük, “Aydınlar TBMM’ye götürülürse bu dava düşer” diyor.
Küçük’ün İşçi Partisi’ne (İP) yakınlığıyla bilinen Ulusal Kanal’daki programında dile getirdiği “Aydınlar CHP çatısı altında Meclis’e girsin” önerisi, bir süredir tartışılıyor. Ancak tartışanlar arasında konunun esas muhatapları yok. CHP kurmayları, kendilerine herhangi bir öneri gelmediği için, Küçük’ün TV’deki önerisini henüz masaya yatırmış değil…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ise bir etkinlikte konuya ilişkin soruları yanıtlarken, ilginç sözler sarf etti. Batum, “Aydınları gerek partiye alarak, gerek başka yollarla koruruz” dedi.
Doğrusu; Batum’un sözlerine bir anlam veremedim. Süheyl Batum’un “aydınlar” tanımı içine acaba kimler giriyor? Örneğin, JİTEM’in kurucuları arasında yer alan Veli Küçük de bir aydın mı? Keza; aynı davada yargılanan Albay Cemal Temizöz de bu kapsam içinde değerlendirebilir mi?
Belli ki; Süheyl Batum, “aydın” derken, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ı kast ediyor. Ancak; dildeki özensizlik, CHP’yi yeniden anlamsız bir tartışmanın içine sokuyor. CHP, “Ergenekon’un avukatlığı”ndan daha ileri bir aşamaya geçmeye zorlanıyor. Bu tavır, CHP’yi iktidar yapmaz. Aksine, marjinalleştirir… İktidar iddiasını kaybetmesine neden olur… “Silivri’dekileri TBMM’ye taşıma” üzerinden kurgulanan bir siyaset ise CHP’nin “yeni dönem’’deki hedeflerini ötelemesine yol açar.
Bir siyasi parti olarak CHP’nin yapması gereken “cezaevinden adam kurtarma pozisyonu”na düşmek değildir. CHP’nin esas görevi, cezaevlerinde haksız yere tutuklu olarak yatan kişiler için “adaleti sağlayacak mekanizmaları hareket geçirecek politikaları oluşturmak”tır. Diğeri, kolaycılıktır… Mücadele etmemektir, direnmemektir…
Ayrıca, CHP “Ergenekon Sanıkları” içinden en az iki kişiyi “milletvekili adayı yapacaksa, bunun kıstası ve kriteri ne olacaktır? Balbay ve Özkan’ın onlarca tutuklu içinden “seçilerek” aday yapılması diğer sanıkların durumunu da tartışmalı hale getirecektir. Toplumdaki genel algı, “Balbay ve Özkan gazeteci olarak cezaevinde yatırıldılar. CHP bu iki kişiyi içlerinden seçtiğine göre, bu kişileri suçlu olarak görmüyor. O halde diğerleri suçlu” şeklinde oluşacaktır.
Söyler misiniz, bu algı Ergenekon Davası’ndan tutuklu bulunan diğer sanıklara da haksızlık değil mi? Özkan ve Balbay’ın milletvekili seçtirilmesi “içeride kalan”ları peşinen “suçlu” olarak görmek değil mi? CHP, eğer bu konuda bir karar verecekse, yukarıda dile getirdiğimiz sakıncaları mutlaka göz önüne almalıdır. Aksi taktirde, tam da AKP’nin kendisini çekmek istediği alana girer. AKP yıllardan bu yana “hayali darbe karşıtlığı” üzerinden prim yapıyor. Demogoji ve yalanla geniş kitleleri etkiliyor. Bu propaganda yöntemiyle, oyunu yüzde 47’ye kadar yükseltti. Bunda CHP’nin yanlış politikalarının etkisi çok büyüktü. CHP, aslında öyle olmadığı halde, “darbecileri savunan” bir parti görünümüne büründü. Üstelik, faşist darbelerin gadrine uğramış bir parti olmasına rağmen…
Şimdi aynı oyun tekrarlanıyor. CHP tam da “sivilleşirken” yeniden “darbecileri savunan” bir pozisyona sokulmak isteniyor. Evet, bugün Silivri’de AKP’ye muhalif oldukları için yatırılan onlarca tutuklu var. Bu kişilerin davalarının hiçbir sonuçlanmış değil. Bu bağlamda, kimseyi suçlamak gibi bir niyetim yok. Ancak; siyaset en nihayetinde “algılar” ve “semboller” üzerinden yapılır. CHP’nin Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı “milletvekili adayı” göstermesi, AKP’ye yeni demogoji malzemesi vermek demektir.
Zira; bu ülkede AKP’ye muhalif olduğu için cezaevinde yatanlar bu üç kişiyle sınırlı da değil!
Binlerce siyasi tutuklu, AKP’ye karşı mücadele ettikleri için “örgüt üyesi” olarak yargılanıyor. Üstelik onlar seslerini dahi duyuramıyor.
CHP bu kişileri de ‘’aday’’ yapmayı düşünüyor mu?
Yoksa, “onlar bizi ilgilendirmez” tavrı göstermeyi mi düşünüyor?
Bakın, bu ülkede, 19 Aralık 2000’de insanlar cezaevlerinde güvenlik güçleri tarafından diri diri yakıldı. Öldürülen, katledilen, yakılan kişilerin davasına hiçbir siyasi parti sahip çıkmadı. Üstelik dönemin CHP’si, il başkanlarına operasyon öncesi genelge yollayarak, “F Tipi’ne karşı yapılacak eylemlere kapılarınızı açmayın” diyerek uyarıldı.
Cezaevlerinde yakılan, öldürülen, sorgusuz – sualsiz yıllarca yatırılan kişilere sahip çıkmayan CHP’nin, “insan hakları” sorununu sadece “Ergenekon”a indirgemesi, hatalı ve sakat bir bakışın ürünüdür. Evet, Ergenekon adı verilen davada, yüzlerce hukuksuzluk var. Ama ‘hukuksuzluk’ sadece o davada mı yaşanıyor? Bugün cezaevinde kalan binlerce “siyasi tutuklu” en temel hakları olan “sohbet hakkı”nı dahi kullanamıyor. “F Tipi” adı verilen cezaevlerinde gencecik bedenler, çıldırmaya ve çürümeye terk ediliyor.
CHP eğer “insan hakları”ndan yana bir tavır koyacaksa, sorunun tamamını ele almalı ve AKP’ye karşı bir mücadele başlatmalıdır. “Sesi en çok çıkan” kişileri TBMM’ye taşımak, bir mücadele yöntemi değildir. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, kolaycılıktır, direnişten kaçmaktır… ‘’İçeriden” aday göstermek, aynı zamanda “iktidar olmamayı kabullenmişlik” anlamına da gelir. Oysa; CHP “iktidar olduğumuzda özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız” vaadinde bulunmuştur. Bugün Balbayların cezaevinde yatmasının temel sebeplerinden biri, Özel Yetkili Mahkemeler’dir… Demek ki; bu öneriyi dile getirinler, CHP’nin iktidar olamayacağını düşünüyor. Eğer buna inanmış olsalardı, “Nasıl olsa hazirandaki seçimden sonra Türkiye hukuk devleti rotasına girecek ve adaletsizlikler ortadan kaldırılacak” diye düşünürlerdi…
Meselenin bir diğer boyutuna gelirsek;
CHP “içeriden aday gösterme” yöntemiyle, Ergenekon üzerinden oluşturulan algıyı yok sayarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yurtaşlar ile sol – sosyalist seçmenden nasıl oy alacaktır? CHP ile hiçbir siyasi – ideolojik bağı olmayan Tuncay Özkan ile Mustafa Balbay’ın “aday yapılması” geniş kitlelere nasıl açıklanacaktır?
Tuncay Özkan en nihayetinde bir partinin, Yeni Parti’nin genel başkanıdır. Siyasi tercihleri çok nettir. Keza; meslektaşımız Mustafa Balbay’ın CHP’ye bakışı da bellidir. Tutuklu olması vicdanımızı yaralamasına rağmen, kendisinin böyle bir pazarlık içine sokulmasını doğru bulmuyorum. Ancak; yukarıda da ifade ettiğim üzere, Özel Yetkili Mahkemeler’in yarattığı hukuksuzluğa karşı mücadeleyi yükseltmek yerine, işin kolayına kaçıp “içeriden birkaç kişiyi” milletvekili yapmak, AKP’ye karşı bir kazanım değildir.
CHP bugün yüzde 30’ların üstüne çıkan ve 33 bandına oturan bir parti olarak, dayatılan gündeme teslim olmamalı ve gündemini kendisi belirlemelidir. CHP’nin Silivri’deki tutuklular için yapacağı en etkili mücadele yöntemi, iktidar olup Özel Yetkili Mahkemeler’i kaldırıp adaleti sağlayacak mekanizmaları oluşturmasıdır.
CHP, Balbay ve Özkan...
Profesör Yalçın Küçük, bir süredir program yaptığı Ulusal Kanal’da, “Silivri’deki aydınlar TBMM’ye taşınmalı” diyerek CHP’ye çağrıda bulunuyor. Küçük, “Aydınlar TBMM’ye götürülürse bu dava düşer” diyor.
Küçük’ün İşçi Partisi’ne (İP) yakınlığıyla bilinen Ulusal Kanal’daki programında dile getirdiği “Aydınlar CHP çatısı altında Meclis’e girsin” önerisi, bir süredir tartışılıyor. Ancak tartışanlar arasında konunun esas muhatapları yok. CHP kurmayları, kendilerine herhangi bir öneri gelmediği için, Küçük’ün TV’deki önerisini henüz masaya yatırmış değil…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ise bir etkinlikte konuya ilişkin soruları yanıtlarken, ilginç sözler sarf etti. Batum, “Aydınları gerek partiye alarak, gerek başka yollarla koruruz” dedi.
Doğrusu; Batum’un sözlerine bir anlam veremedim. Süheyl Batum’un “aydınlar” tanımı içine acaba kimler giriyor? Örneğin, JİTEM’in kurucuları arasında yer alan Veli Küçük de bir aydın mı? Keza; aynı davada yargılanan Albay Cemal Temizöz de bu kapsam içinde değerlendirebilir mi?
Belli ki; Süheyl Batum, “aydın” derken, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ı kast ediyor. Ancak; dildeki özensizlik, CHP’yi yeniden anlamsız bir tartışmanın içine sokuyor. CHP, “Ergenekon’un avukatlığı”ndan daha ileri bir aşamaya geçmeye zorlanıyor. Bu tavır, CHP’yi iktidar yapmaz. Aksine, marjinalleştirir… İktidar iddiasını kaybetmesine neden olur… “Silivri’dekileri TBMM’ye taşıma” üzerinden kurgulanan bir siyaset ise CHP’nin “yeni dönem’’deki hedeflerini ötelemesine yol açar.
Bir siyasi parti olarak CHP’nin yapması gereken “cezaevinden adam kurtarma pozisyonu”na düşmek değildir. CHP’nin esas görevi, cezaevlerinde haksız yere tutuklu olarak yatan kişiler için “adaleti sağlayacak mekanizmaları hareket geçirecek politikaları oluşturmak”tır. Diğeri, kolaycılıktır… Mücadele etmemektir, direnmemektir…
Ayrıca, CHP “Ergenekon Sanıkları” içinden en az iki kişiyi “milletvekili adayı yapacaksa, bunun kıstası ve kriteri ne olacaktır? Balbay ve Özkan’ın onlarca tutuklu içinden “seçilerek” aday yapılması diğer sanıkların durumunu da tartışmalı hale getirecektir. Toplumdaki genel algı, “Balbay ve Özkan gazeteci olarak cezaevinde yatırıldılar. CHP bu iki kişiyi içlerinden seçtiğine göre, bu kişileri suçlu olarak görmüyor. O halde diğerleri suçlu” şeklinde oluşacaktır.
Söyler misiniz, bu algı Ergenekon Davası’ndan tutuklu bulunan diğer sanıklara da haksızlık değil mi? Özkan ve Balbay’ın milletvekili seçtirilmesi “içeride kalan”ları peşinen “suçlu” olarak görmek değil mi? CHP, eğer bu konuda bir karar verecekse, yukarıda dile getirdiğimiz sakıncaları mutlaka göz önüne almalıdır. Aksi taktirde, tam da AKP’nin kendisini çekmek istediği alana girer. AKP yıllardan bu yana “hayali darbe karşıtlığı” üzerinden prim yapıyor. Demogoji ve yalanla geniş kitleleri etkiliyor. Bu propaganda yöntemiyle, oyunu yüzde 47’ye kadar yükseltti. Bunda CHP’nin yanlış politikalarının etkisi çok büyüktü. CHP, aslında öyle olmadığı halde, “darbecileri savunan” bir parti görünümüne büründü. Üstelik, faşist darbelerin gadrine uğramış bir parti olmasına rağmen…
Şimdi aynı oyun tekrarlanıyor. CHP tam da “sivilleşirken” yeniden “darbecileri savunan” bir pozisyona sokulmak isteniyor. Evet, bugün Silivri’de AKP’ye muhalif oldukları için yatırılan onlarca tutuklu var. Bu kişilerin davalarının hiçbir sonuçlanmış değil. Bu bağlamda, kimseyi suçlamak gibi bir niyetim yok. Ancak; siyaset en nihayetinde “algılar” ve “semboller” üzerinden yapılır. CHP’nin Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı “milletvekili adayı” göstermesi, AKP’ye yeni demogoji malzemesi vermek demektir.
Zira; bu ülkede AKP’ye muhalif olduğu için cezaevinde yatanlar bu üç kişiyle sınırlı da değil!
Binlerce siyasi tutuklu, AKP’ye karşı mücadele ettikleri için “örgüt üyesi” olarak yargılanıyor. Üstelik onlar seslerini dahi duyuramıyor.
CHP bu kişileri de ‘’aday’’ yapmayı düşünüyor mu?
Yoksa, “onlar bizi ilgilendirmez” tavrı göstermeyi mi düşünüyor?
Bakın, bu ülkede, 19 Aralık 2000’de insanlar cezaevlerinde güvenlik güçleri tarafından diri diri yakıldı. Öldürülen, katledilen, yakılan kişilerin davasına hiçbir siyasi parti sahip çıkmadı. Üstelik dönemin CHP’si, il başkanlarına operasyon öncesi genelge yollayarak, “F Tipi’ne karşı yapılacak eylemlere kapılarınızı açmayın” diyerek uyarıldı.
Cezaevlerinde yakılan, öldürülen, sorgusuz – sualsiz yıllarca yatırılan kişilere sahip çıkmayan CHP’nin, “insan hakları” sorununu sadece “Ergenekon”a indirgemesi, hatalı ve sakat bir bakışın ürünüdür. Evet, Ergenekon adı verilen davada, yüzlerce hukuksuzluk var. Ama ‘hukuksuzluk’ sadece o davada mı yaşanıyor? Bugün cezaevinde kalan binlerce “siyasi tutuklu” en temel hakları olan “sohbet hakkı”nı dahi kullanamıyor. “F Tipi” adı verilen cezaevlerinde gencecik bedenler, çıldırmaya ve çürümeye terk ediliyor.
CHP eğer “insan hakları”ndan yana bir tavır koyacaksa, sorunun tamamını ele almalı ve AKP’ye karşı bir mücadele başlatmalıdır. “Sesi en çok çıkan” kişileri TBMM’ye taşımak, bir mücadele yöntemi değildir. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, kolaycılıktır, direnişten kaçmaktır… ‘’İçeriden” aday göstermek, aynı zamanda “iktidar olmamayı kabullenmişlik” anlamına da gelir. Oysa; CHP “iktidar olduğumuzda özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız” vaadinde bulunmuştur. Bugün Balbayların cezaevinde yatmasının temel sebeplerinden biri, Özel Yetkili Mahkemeler’dir… Demek ki; bu öneriyi dile getirinler, CHP’nin iktidar olamayacağını düşünüyor. Eğer buna inanmış olsalardı, “Nasıl olsa hazirandaki seçimden sonra Türkiye hukuk devleti rotasına girecek ve adaletsizlikler ortadan kaldırılacak” diye düşünürlerdi…
Meselenin bir diğer boyutuna gelirsek;
CHP “içeriden aday gösterme” yöntemiyle, Ergenekon üzerinden oluşturulan algıyı yok sayarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yurtaşlar ile sol – sosyalist seçmenden nasıl oy alacaktır? CHP ile hiçbir siyasi – ideolojik bağı olmayan Tuncay Özkan ile Mustafa Balbay’ın “aday yapılması” geniş kitlelere nasıl açıklanacaktır?
Tuncay Özkan en nihayetinde bir partinin, Yeni Parti’nin genel başkanıdır. Siyasi tercihleri çok nettir. Keza; meslektaşımız Mustafa Balbay’ın CHP’ye bakışı da bellidir. Tutuklu olması vicdanımızı yaralamasına rağmen, kendisinin böyle bir pazarlık içine sokulmasını doğru bulmuyorum. Ancak; yukarıda da ifade ettiğim üzere, Özel Yetkili Mahkemeler’in yarattığı hukuksuzluğa karşı mücadeleyi yükseltmek yerine, işin kolayına kaçıp “içeriden birkaç kişiyi” milletvekili yapmak, AKP’ye karşı bir kazanım değildir.
CHP bugün yüzde 30’ların üstüne çıkan ve 33 bandına oturan bir parti olarak, dayatılan gündeme teslim olmamalı ve gündemini kendisi belirlemelidir. CHP’nin Silivri’deki tutuklular için yapacağı en etkili mücadele yöntemi, iktidar olup Özel Yetkili Mahkemeler’i kaldırıp adaleti sağlayacak mekanizmaları oluşturmasıdır.
CHP'DE MUSTAFA BALBAY VE TUNCAY ÖZKAN'IN ADAYLIKLARI
Yücel Yeşilceli
25 Ocak 2011 09:16
Başka ülkelerin tarihlerini az çok biliriz ama,bizim ülkemizin tarihinde hep en çok bedel ödeyenler,mağdur olanlar arka sıralara itilmiş,görmezden gelinmiş,yaşamlarının en güzel yıllarında yaşamlarını yitirmişler,acılar çekmiş/çektirilmiş,itilmiş-kakılmış ve ne acıdırki katledilenler bile hep suçlanmışlardır!
Bu ülkenin geleceği için ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayanlar,bedel ödemeyi göze alamayanlar ise hep önlerde,belirleyici olmuşlardır.
Adaylıkları kesinleşmemiş Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan gibi insanların yaşamlarına bir bakın:Biri, zamanın önemli gazetelerinde köşe yazarlığı ve yöneticilik yapmış,ulusal yayın yapan televizyonlarda genel yayın yönetmenliği yaptıktan sonra televizyon patronu olmuş,ekonomik sıkıntılar sonucu televizyonunu satmak zorunda kalmış bir gazeteci...Diğeri ise, Uğur Mumcu'nun "rahle-i tedrisinden geçmiş" niteliksel sıralamanın en önlerindeki Cumhuriyet gibi bir gazetenin köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi!..
Henüz kesinleşmiş bir mahkümiyetleri olmadığına göre "masumiyet karinesi"ni görmezden mi gelecek CHP?
Peki,"Bir siyasi parti olarak CHP’nin yapması gereken “cezaevinden adam kurtarma pozisyonu”na düşmek değildir."sözü, ağır cezada yargılanıp iki yıl altı ay ceza alan ve temyiz için dosyası Yargıtay'da gönderilen Gürsel Tekin içinde geçerlimidir? Kaldıki,iki gazeteci sadece tutuklu olup,ağır ceza ve özel yetkili mahkemelerce verilmiş bir mahkumiyet kararları bulunmamaktadır.
"Bu insanlar parlementoya taşınmasın" diyen düşünceyi tartışıyoruz bugün.Kim/kimler "aday yapılmasınlar" diyor? Hayatı boyunca tek bir gün bile elini taşın altına sokmamış,bireysel çıkarlarını önde tutan sözde yetkili-etkililer,onların uzantıları ve yandaşlar!..
Umarım CHP PM'deki yurtseverler bu oyunu görürler ve geriye gidişçilere "DUR!" diyerek mağdurlara gerekli desteği verirler.
24 Ocak 2011 tarihinde gerçek gündem.com yayın yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "CHP Balbay ve Özkan" başlıklı CHP'den adaylıklarına karşı çıkan yazısına yaptığım yorumdur.
25 Ocak 2011 09:16
Başka ülkelerin tarihlerini az çok biliriz ama,bizim ülkemizin tarihinde hep en çok bedel ödeyenler,mağdur olanlar arka sıralara itilmiş,görmezden gelinmiş,yaşamlarının en güzel yıllarında yaşamlarını yitirmişler,acılar çekmiş/çektirilmiş,itilmiş-kakılmış ve ne acıdırki katledilenler bile hep suçlanmışlardır!
Bu ülkenin geleceği için ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayanlar,bedel ödemeyi göze alamayanlar ise hep önlerde,belirleyici olmuşlardır.
Adaylıkları kesinleşmemiş Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan gibi insanların yaşamlarına bir bakın:Biri, zamanın önemli gazetelerinde köşe yazarlığı ve yöneticilik yapmış,ulusal yayın yapan televizyonlarda genel yayın yönetmenliği yaptıktan sonra televizyon patronu olmuş,ekonomik sıkıntılar sonucu televizyonunu satmak zorunda kalmış bir gazeteci...Diğeri ise, Uğur Mumcu'nun "rahle-i tedrisinden geçmiş" niteliksel sıralamanın en önlerindeki Cumhuriyet gibi bir gazetenin köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi!..
Henüz kesinleşmiş bir mahkümiyetleri olmadığına göre "masumiyet karinesi"ni görmezden mi gelecek CHP?
Peki,"Bir siyasi parti olarak CHP’nin yapması gereken “cezaevinden adam kurtarma pozisyonu”na düşmek değildir."sözü, ağır cezada yargılanıp iki yıl altı ay ceza alan ve temyiz için dosyası Yargıtay'da gönderilen Gürsel Tekin içinde geçerlimidir? Kaldıki,iki gazeteci sadece tutuklu olup,ağır ceza ve özel yetkili mahkemelerce verilmiş bir mahkumiyet kararları bulunmamaktadır.
"Bu insanlar parlementoya taşınmasın" diyen düşünceyi tartışıyoruz bugün.Kim/kimler "aday yapılmasınlar" diyor? Hayatı boyunca tek bir gün bile elini taşın altına sokmamış,bireysel çıkarlarını önde tutan sözde yetkili-etkililer,onların uzantıları ve yandaşlar!..
Umarım CHP PM'deki yurtseverler bu oyunu görürler ve geriye gidişçilere "DUR!" diyerek mağdurlara gerekli desteği verirler.
24 Ocak 2011 tarihinde gerçek gündem.com yayın yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "CHP Balbay ve Özkan" başlıklı CHP'den adaylıklarına karşı çıkan yazısına yaptığım yorumdur.
"İLHAN CİHANER CHP'DEN ADAY MI?"
İlhan Cihaner CHP adayı mı?
İlhan Cihaner SKY TÜRK'te yayınlanan Haber Mahalli programına katıldı.
Adana'ya "düz savcı" olarak atanan Erzincan'daki davanın iki numaralı sanığı Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner SKY TÜRK'te yayınlanan Vakkas Aksu'nun sunduğu Haber Mahalli programına katıldı. Cihaner canlı yayında "Yargıtay'da Cihaner işini bağladılar. Onları yaparken bayağı mahirsiniz" diyen Başbakan Erdoğan'a yanıt verdi. Cihaner "Benim davam bitmeyi bırakın henüz başlamadı. Bile bile karalama yapıyorlar. Bir operasyonun psikolojik zemini hazırlanıyor" dedi. Cihaner CHP'den adaylık iddialarına ise "şuan değil, koşullar oluşursa" yanıtını verdi.
Cihaner şöyle devam etti: "Bizim davamız henüz başlamadı. Biz o davada henüz savunma bile yapmadık. Yargıtay ceza genel kurulunun gerekçeli kararı 4 aydır henüz yazılmadığı için diğer yargılananlardan bazılarının kimlik tespitleri bile yapılamadı. Bizim sadece tutukluluğumuzla ilgili karar verildi. Bu davanın sonuçlandırılması, imtiyaz tanınması haberi karalamadır. Yasalar gereği bizim davamızın üç ayda bitirilmesi gerekir ancak henüz başlamadı. Biz aslında mağduruz"
OPERASYONUN PSİKOLOJİK ALTYAPISI
Hükümetin yeni bir operasyon hazırlığında olduğunu öne süren Cihaner "Hükümet yetkilileri bizim davamızın başlamadığını biliyor. Bunu bilmemeleri mümkün değil. Bunu bilmemeleri mümkün değil. Bunun ilk derece yargılaması olmadığını ve benim davamın bitmediğini herkes biliyor ama böyle söyleniyorsa yargı üzerinden yürütülecek yeni bir operasyonun belki de psikolojik alt yapısı hazırlanıyor. Bu operasyonuda Yargıtay ve Danıştay'a yapılacak operasyondur.Yeni daireler oluşturarak Yüksek Yargıyı ele geçirecekler. Başbakan Erdoğan ve Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ davanın bitirildiğini söylüyor. Buna yurttaşlarımız da inanıyor. Diyelim dediklerinin tamamı doğru; kendilerine bir haksızlık yapıldı, davaları erken sonuçlandırıldı. Peki bu bize haksızlık yapılmasını haklı kılar mı?
CİHANER CHP'DEN ADAY MI?
Adana Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner, CHP'den milletvekili adayı olacağı şekilindeki haberlerin anımsatılması üzerine "Şu anda öyle bir değerlendirme içerisinde değilim" dedi Cihane, "Bazı yakıştırmalar yapılıyor. Belli kişilerin dokunulmazlık zırhına büründürülmesi konusunda. Daha önce de belirttim bu dava sürecinde biz hesap soran konumunda olacağız. Böyle bir ceza tehdidinden korkmuyoruz. Eğer somut koşullar oluşursa siyaset sizin için ne kadar anlam taşıyorsa benim için de gündeme gelebilir."
---------------------
fahri karslı
24 Ocak 2011 18:13
Sayın Y.Can,
Benim yedi ceddim Chpli; cumhuriyeti elele kurduk. İktidar olmazak hiçbir sorunu çözemeyiz. Bunun bilinciyle hareket etmenizi rica ediyorum. Saygılarımla.
---------------------
Emekli öğretmen
24 Ocak 2011 16:29
Hasan Hüseyin Ceylan'ın,Şevki Yılmaz'ın,Merve Kavakçı'nın ve benzerlerinin adaylığına ne dersin?
....................
Fahri Karslı'nın, şimdiye kadar listelediği isimler zaten bunlardan hiç aşağı kalmıyor.
------------------------------
Y.Can
24 Ocak 2011 14:19
fahri karslı
24 Ocak
Ferhat Sarıkaya'nın da adaylığının eşzamanlı olarak açıklanmasının ortaya koyacağı sinerjik katkıyı hesaplamamız gerekiyor. 2011 13:14
.................
Fahri Karslı,
Sen CHP'li olduğundan eminmisin?
Hasan Hüseyin Ceylan'ın,Şevki Yılmaz'ın,Merve Kavakçı'nın ve benzerlerinin adaylığına ne dersin?
Kimmiş "Ankara'da artık böyle stratejik kararlar alabilen yöneticiler?"Gürsel Tekin mi? Ona ne şüphe Fahri Karslı.
Bak sana ve senin gibi düşünen yöneticilerine bir tavsiyede bulunayım:Konjonktür gereği laik cumhuriyet yanlıları,Atatürkçüler geri çekilmiş gibi gözükselerde,sakına bu duruma aldanıp "CHP'ni elegeçireceğiz(!)" hevesine kapılmayın.
CHP'nin benim de çok eleştirdiğim yönleri,yöntemleri,ideolojik duruşları vardır.Bunlara karşın hiç bir zaman kürsel bir mühendislik çalışmasına gönlüm razı olmaz.
Beş ay sonra CHP'nin gerçek reflekslerinin nasıl harekete geçteceğine,Atatürkçü düşünce karşıtlarının partide barınamayacaklarına hep birlikte tanık olacağız!
-------------------------------
fahri karslı
24 Ocak 2011 13:14
Cihaner'in aday olması elbette çok büyük katkı sağlayacaktır ama yanında Ferhat Sarıkaya'nın da adaylığının eşzamanlı olarak açıklanmasının ortaya koyacağı sinerjik katkıyı hesaplamamız gerekiyor. Erzurum, Van ya da Hakkari'de 1. sıradan aday gösterilmesi partimizin oralarda milletvekilliği alması sonucunu dahi doğurabilir. Ankara'da artık böyle stratejik kararlar alabilen yöneticiler olduğunu biliyorum; Chp asgari 7 hedefiyle iktidara koşuyor...
24 Ocak 2011 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan İlhan Cihaner aday mı?" başlıklı yazıya ilişkin okuyucu yorumlarına Y.Can rumuzu ile yaptığım yorumdur.
İlhan Cihaner SKY TÜRK'te yayınlanan Haber Mahalli programına katıldı.
Adana'ya "düz savcı" olarak atanan Erzincan'daki davanın iki numaralı sanığı Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner SKY TÜRK'te yayınlanan Vakkas Aksu'nun sunduğu Haber Mahalli programına katıldı. Cihaner canlı yayında "Yargıtay'da Cihaner işini bağladılar. Onları yaparken bayağı mahirsiniz" diyen Başbakan Erdoğan'a yanıt verdi. Cihaner "Benim davam bitmeyi bırakın henüz başlamadı. Bile bile karalama yapıyorlar. Bir operasyonun psikolojik zemini hazırlanıyor" dedi. Cihaner CHP'den adaylık iddialarına ise "şuan değil, koşullar oluşursa" yanıtını verdi.
Cihaner şöyle devam etti: "Bizim davamız henüz başlamadı. Biz o davada henüz savunma bile yapmadık. Yargıtay ceza genel kurulunun gerekçeli kararı 4 aydır henüz yazılmadığı için diğer yargılananlardan bazılarının kimlik tespitleri bile yapılamadı. Bizim sadece tutukluluğumuzla ilgili karar verildi. Bu davanın sonuçlandırılması, imtiyaz tanınması haberi karalamadır. Yasalar gereği bizim davamızın üç ayda bitirilmesi gerekir ancak henüz başlamadı. Biz aslında mağduruz"
OPERASYONUN PSİKOLOJİK ALTYAPISI
Hükümetin yeni bir operasyon hazırlığında olduğunu öne süren Cihaner "Hükümet yetkilileri bizim davamızın başlamadığını biliyor. Bunu bilmemeleri mümkün değil. Bunu bilmemeleri mümkün değil. Bunun ilk derece yargılaması olmadığını ve benim davamın bitmediğini herkes biliyor ama böyle söyleniyorsa yargı üzerinden yürütülecek yeni bir operasyonun belki de psikolojik alt yapısı hazırlanıyor. Bu operasyonuda Yargıtay ve Danıştay'a yapılacak operasyondur.Yeni daireler oluşturarak Yüksek Yargıyı ele geçirecekler. Başbakan Erdoğan ve Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ davanın bitirildiğini söylüyor. Buna yurttaşlarımız da inanıyor. Diyelim dediklerinin tamamı doğru; kendilerine bir haksızlık yapıldı, davaları erken sonuçlandırıldı. Peki bu bize haksızlık yapılmasını haklı kılar mı?
CİHANER CHP'DEN ADAY MI?
Adana Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner, CHP'den milletvekili adayı olacağı şekilindeki haberlerin anımsatılması üzerine "Şu anda öyle bir değerlendirme içerisinde değilim" dedi Cihane, "Bazı yakıştırmalar yapılıyor. Belli kişilerin dokunulmazlık zırhına büründürülmesi konusunda. Daha önce de belirttim bu dava sürecinde biz hesap soran konumunda olacağız. Böyle bir ceza tehdidinden korkmuyoruz. Eğer somut koşullar oluşursa siyaset sizin için ne kadar anlam taşıyorsa benim için de gündeme gelebilir."
---------------------
fahri karslı
24 Ocak 2011 18:13
Sayın Y.Can,
Benim yedi ceddim Chpli; cumhuriyeti elele kurduk. İktidar olmazak hiçbir sorunu çözemeyiz. Bunun bilinciyle hareket etmenizi rica ediyorum. Saygılarımla.
---------------------
Emekli öğretmen
24 Ocak 2011 16:29
Hasan Hüseyin Ceylan'ın,Şevki Yılmaz'ın,Merve Kavakçı'nın ve benzerlerinin adaylığına ne dersin?
....................
Fahri Karslı'nın, şimdiye kadar listelediği isimler zaten bunlardan hiç aşağı kalmıyor.
------------------------------
Y.Can
24 Ocak 2011 14:19
fahri karslı
24 Ocak
Ferhat Sarıkaya'nın da adaylığının eşzamanlı olarak açıklanmasının ortaya koyacağı sinerjik katkıyı hesaplamamız gerekiyor. 2011 13:14
.................
Fahri Karslı,
Sen CHP'li olduğundan eminmisin?
Hasan Hüseyin Ceylan'ın,Şevki Yılmaz'ın,Merve Kavakçı'nın ve benzerlerinin adaylığına ne dersin?
Kimmiş "Ankara'da artık böyle stratejik kararlar alabilen yöneticiler?"Gürsel Tekin mi? Ona ne şüphe Fahri Karslı.
Bak sana ve senin gibi düşünen yöneticilerine bir tavsiyede bulunayım:Konjonktür gereği laik cumhuriyet yanlıları,Atatürkçüler geri çekilmiş gibi gözükselerde,sakına bu duruma aldanıp "CHP'ni elegeçireceğiz(!)" hevesine kapılmayın.
CHP'nin benim de çok eleştirdiğim yönleri,yöntemleri,ideolojik duruşları vardır.Bunlara karşın hiç bir zaman kürsel bir mühendislik çalışmasına gönlüm razı olmaz.
Beş ay sonra CHP'nin gerçek reflekslerinin nasıl harekete geçteceğine,Atatürkçü düşünce karşıtlarının partide barınamayacaklarına hep birlikte tanık olacağız!
-------------------------------
fahri karslı
24 Ocak 2011 13:14
Cihaner'in aday olması elbette çok büyük katkı sağlayacaktır ama yanında Ferhat Sarıkaya'nın da adaylığının eşzamanlı olarak açıklanmasının ortaya koyacağı sinerjik katkıyı hesaplamamız gerekiyor. Erzurum, Van ya da Hakkari'de 1. sıradan aday gösterilmesi partimizin oralarda milletvekilliği alması sonucunu dahi doğurabilir. Ankara'da artık böyle stratejik kararlar alabilen yöneticiler olduğunu biliyorum; Chp asgari 7 hedefiyle iktidara koşuyor...
24 Ocak 2011 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan İlhan Cihaner aday mı?" başlıklı yazıya ilişkin okuyucu yorumlarına Y.Can rumuzu ile yaptığım yorumdur.
13 Ocak 2011 Perşembe
CHP ANKARA İL ÖRGÜTÜNÜN İSTİFASI VE OKUYUCU YORUMLARI
14 Ocak 2011
CHP ANKARA'DA ŞOK İSTİFA
CHP Ankara İl Yönetimi topluca istifasını verdi. Önder Sav'ın çabaları karşılık bulmadı.Önder Sav'a yakınlığıyla bilinen CHP Ankara İl Yönetim Kurulu Üyeleri, dün 16.30'da topluca istifasını verdi. Böylece, "istifa etmeyeceği"ni açıklayan İl Başkanı Ali Yıldızlı'nın görevi de sona erdi.
Önceki gün yaptığı basın toplantısıyla istifa etmeyeceğini açıklayan CHP Ankara İl Başkanı Ali Yıldızlı'ya istifa şoku... Yıldızlı'yla birlikte çalışan 11 yönetim kurulu üyesi saat 16.30 sularında topluca istifa etti. İstifalarını Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in makamına gönderen üyeler, "yeni yönetimin işini kolaylaştırmak istiyoruz" dedi.
Bu kararı öğrenen İl Başkanı Ali Yıldızlı ile eski Genel Sekreter Önder Sav ise istifaları durdurmak için yoğun çaba gösterdi. Sav "İstifa etmeyin. Kurulu boşaltmayın" demesine rağmen etkili olamadı. İl Yönetim Kurulu Üyeleri, "Yeni yönetimin önünü açmak gerekiyor" cevabını verdi. Ankara İl Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri de istifalarını verdiği için, Yıldızlı'nın "alttan üye çağırarak yönetim kurulu oluşturma" şansı da kalmadı. Böylece, Önder Sav'ın İzmir ve İstanbul'dan sonra "son kalesi" de düşmüş oldu.
Öte yandan, www.gercekgundem.com'un edindiği bilgiye göre, CHP Ankara İl Başkanlığı için
ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tarık Şengül’ün adı geçiyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le yaşadığı “Akay Kavşağı” tartışmalarıyla da tanınan, eski Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Şengül, önceki gün resmen CHP üyesi oldu. Örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in koordine ettiği sürece göre Şengül, CHP’nin 2014 yerel seçimlerindeki Büyükşehir Belediye Başkan adayı da olacak.
İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİ:
ABDULLAH BAYRAM
ERDOĞAN AKKAYA
FÜSUN AKAR
HARUN İPEK
HÜR KEÇECİ
DURSUN BAYRAM
NEVİN UYGURER
SABRİ GİRİTLİOĞLU
A. ZEYNEP SINGIL
MİHMAN KAHRAMAN
AZİZ AYKAÇ
İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ:
METİN MUTAF
ERDAL ERTOK
KEMAL KAMAN
ALİ TURGUT
MUHSİN KOCA
METİN ÇELİK
HASAN ATEŞOĞLU
13 Ocak 2011 23.38
Emekli öğretmen
Sayın Yücel Yeşilceli,
Bu "Emekli Öğretmen" ben değilim. Bugün pek bilgisayar başına geçemedim ve aşağıdaki "Emekli Öğretmen"i yeni gördüm.
Taklitse kötü tabii. Ben biraz iyimser bir tavırla onun da emekli bir öğretmen olabileceğini düşünmek istiyorum ama meslektaşsak eğer, yazım konusunda öğrencilerine kötü örnek olmuştur, diyeceğim. Başka branşlardaki arkadaşlarımızın bile (istisnalar dışında) genellikle Türkçe konusunda titiz olduklarını biliyorum.
Düşüncelere gelince, az çok, burada sürekli olanlar, ne düşünüp düşünmediğimizi, sanırım biliyorlar.
Taklit olasılığına karşı, desteğinize, teşekkür ederim.
Yücel Yeşilceli
13 Ocak 2011 20:36
Burada olumsuz yorum yazanların önder sav'ın adamı olduğu belli.. Bende çok basit ve net şunu söyleyeyim. Evet Gürsel Tekin'i destekliyorum varmı.
------------------------
Bu yazı "Emekli öğretmen"in yazısı değil.Bir AKP yandaşı yada başka birinin yandaşı,şark kurnazı başkasının adını kullanarak sözde yorum yapıyor.
Bu şark kurnazına kopya vermek gibi olacak ama,şunları anımsatırım:
1)Emekli öğretmen, öğretmen sözcüğünün "ö" harfini küçük harf olarak kullanır.
2)Önder Sav yada başka bir ad-soyad yazarken baş harflerini büyük harf olarak yazar.
3)Şark kurnazı noktalama işaretlerini,yani yazım kurallarını edebiyat öğretmeni olan Emekli öğretmen senin gibi bilgisizce kullanmaz.
4)Dün eleştirdiği çarşafa rozet mucitlerini bugün övmez.
5)Sana verilebilecek başka yanıtlarımın da olduğunu,ama şimdilik bunlarla yetinmeni...
Seni şark kurnazı seni.
Emekli Öğretmen
13 Ocak 2011 19:29
Burada olumsuz yorum yazanların önder sav'ın adamı olduğu belli.. Bende çok basit ve net şunu söyleyeyim. Evet Gürsel Tekin'i destekliyorum varmı. Beceriksiz ve başarısız insanlara tahammülüm yok. CHP'nin 10 senedir aldığı oy tahmini yüzde 20.. ee bundan kim sorumlu saolsun baykal ve sav.. ee tamam olay bitmiştir.. bu partideki başarısız isimler yönetim kademesinden derhal uzaklaştırılmalıdır.. Chp için bir utanç bu kadar düşük oy almak. Yüzde 40.lar hedeflenmeli ve bu oy oranına ulaşmak için her farklı yol denenmelidir (tabiki laiklik ve soyal hukuk devleti esasları gözetilerek).
Yücel Yeşilceli
13 Ocak 2011 18:08
Haberin veriliş şekline bir bakın,kalın puntolarla,dikkat çekici,altı çizilmiş!..
Şu mu denmek isteniyor?
"Burayı da elegeçirdik,burayı da fetettik,burası da bizim oldu"mu denmek isteniyor?
Kürsel güçlerin tufanının önünde sosyalist partilerin dışında(TKP,ÖDP gibi)ayakta kalan bir nesne mi kaldı ki?
14 Ocak 2011 tarihinde CHP Ankara İl örgütü toptan istifa etmiş olması dolayısıyle Gerçek Gündem sitesinin haber sunumu ve buna ilişkin benim ve diğer okuyucuların yorumlarıdır.
CHP ANKARA'DA ŞOK İSTİFA
CHP Ankara İl Yönetimi topluca istifasını verdi. Önder Sav'ın çabaları karşılık bulmadı.Önder Sav'a yakınlığıyla bilinen CHP Ankara İl Yönetim Kurulu Üyeleri, dün 16.30'da topluca istifasını verdi. Böylece, "istifa etmeyeceği"ni açıklayan İl Başkanı Ali Yıldızlı'nın görevi de sona erdi.
Önceki gün yaptığı basın toplantısıyla istifa etmeyeceğini açıklayan CHP Ankara İl Başkanı Ali Yıldızlı'ya istifa şoku... Yıldızlı'yla birlikte çalışan 11 yönetim kurulu üyesi saat 16.30 sularında topluca istifa etti. İstifalarını Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in makamına gönderen üyeler, "yeni yönetimin işini kolaylaştırmak istiyoruz" dedi.
Bu kararı öğrenen İl Başkanı Ali Yıldızlı ile eski Genel Sekreter Önder Sav ise istifaları durdurmak için yoğun çaba gösterdi. Sav "İstifa etmeyin. Kurulu boşaltmayın" demesine rağmen etkili olamadı. İl Yönetim Kurulu Üyeleri, "Yeni yönetimin önünü açmak gerekiyor" cevabını verdi. Ankara İl Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri de istifalarını verdiği için, Yıldızlı'nın "alttan üye çağırarak yönetim kurulu oluşturma" şansı da kalmadı. Böylece, Önder Sav'ın İzmir ve İstanbul'dan sonra "son kalesi" de düşmüş oldu.
Öte yandan, www.gercekgundem.com'un edindiği bilgiye göre, CHP Ankara İl Başkanlığı için
ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tarık Şengül’ün adı geçiyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le yaşadığı “Akay Kavşağı” tartışmalarıyla da tanınan, eski Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Şengül, önceki gün resmen CHP üyesi oldu. Örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in koordine ettiği sürece göre Şengül, CHP’nin 2014 yerel seçimlerindeki Büyükşehir Belediye Başkan adayı da olacak.
İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİ:
ABDULLAH BAYRAM
ERDOĞAN AKKAYA
FÜSUN AKAR
HARUN İPEK
HÜR KEÇECİ
DURSUN BAYRAM
NEVİN UYGURER
SABRİ GİRİTLİOĞLU
A. ZEYNEP SINGIL
MİHMAN KAHRAMAN
AZİZ AYKAÇ
İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ:
METİN MUTAF
ERDAL ERTOK
KEMAL KAMAN
ALİ TURGUT
MUHSİN KOCA
METİN ÇELİK
HASAN ATEŞOĞLU
13 Ocak 2011 23.38
Emekli öğretmen
Sayın Yücel Yeşilceli,
Bu "Emekli Öğretmen" ben değilim. Bugün pek bilgisayar başına geçemedim ve aşağıdaki "Emekli Öğretmen"i yeni gördüm.
Taklitse kötü tabii. Ben biraz iyimser bir tavırla onun da emekli bir öğretmen olabileceğini düşünmek istiyorum ama meslektaşsak eğer, yazım konusunda öğrencilerine kötü örnek olmuştur, diyeceğim. Başka branşlardaki arkadaşlarımızın bile (istisnalar dışında) genellikle Türkçe konusunda titiz olduklarını biliyorum.
Düşüncelere gelince, az çok, burada sürekli olanlar, ne düşünüp düşünmediğimizi, sanırım biliyorlar.
Taklit olasılığına karşı, desteğinize, teşekkür ederim.
Yücel Yeşilceli
13 Ocak 2011 20:36
Burada olumsuz yorum yazanların önder sav'ın adamı olduğu belli.. Bende çok basit ve net şunu söyleyeyim. Evet Gürsel Tekin'i destekliyorum varmı.
------------------------
Bu yazı "Emekli öğretmen"in yazısı değil.Bir AKP yandaşı yada başka birinin yandaşı,şark kurnazı başkasının adını kullanarak sözde yorum yapıyor.
Bu şark kurnazına kopya vermek gibi olacak ama,şunları anımsatırım:
1)Emekli öğretmen, öğretmen sözcüğünün "ö" harfini küçük harf olarak kullanır.
2)Önder Sav yada başka bir ad-soyad yazarken baş harflerini büyük harf olarak yazar.
3)Şark kurnazı noktalama işaretlerini,yani yazım kurallarını edebiyat öğretmeni olan Emekli öğretmen senin gibi bilgisizce kullanmaz.
4)Dün eleştirdiği çarşafa rozet mucitlerini bugün övmez.
5)Sana verilebilecek başka yanıtlarımın da olduğunu,ama şimdilik bunlarla yetinmeni...
Seni şark kurnazı seni.
Emekli Öğretmen
13 Ocak 2011 19:29
Burada olumsuz yorum yazanların önder sav'ın adamı olduğu belli.. Bende çok basit ve net şunu söyleyeyim. Evet Gürsel Tekin'i destekliyorum varmı. Beceriksiz ve başarısız insanlara tahammülüm yok. CHP'nin 10 senedir aldığı oy tahmini yüzde 20.. ee bundan kim sorumlu saolsun baykal ve sav.. ee tamam olay bitmiştir.. bu partideki başarısız isimler yönetim kademesinden derhal uzaklaştırılmalıdır.. Chp için bir utanç bu kadar düşük oy almak. Yüzde 40.lar hedeflenmeli ve bu oy oranına ulaşmak için her farklı yol denenmelidir (tabiki laiklik ve soyal hukuk devleti esasları gözetilerek).
Yücel Yeşilceli
13 Ocak 2011 18:08
Haberin veriliş şekline bir bakın,kalın puntolarla,dikkat çekici,altı çizilmiş!..
Şu mu denmek isteniyor?
"Burayı da elegeçirdik,burayı da fetettik,burası da bizim oldu"mu denmek isteniyor?
Kürsel güçlerin tufanının önünde sosyalist partilerin dışında(TKP,ÖDP gibi)ayakta kalan bir nesne mi kaldı ki?
14 Ocak 2011 tarihinde CHP Ankara İl örgütü toptan istifa etmiş olması dolayısıyle Gerçek Gündem sitesinin haber sunumu ve buna ilişkin benim ve diğer okuyucuların yorumlarıdır.
8 Ocak 2011 Cumartesi
"CHP O HATALARDAN DERS ÇIKARDI"
Yücel Yeşilceli
8 Ocak 2011 01:05
Benden nefret edene de benden oy yok. Oyum oluşacak Sosyalist Bloğadır.
--------------------------
Bireysel olarak kimse kimseden nefret etmiyor.
Değerli TARR'da bunu demiyor zaten.
Nefret edilen,Ulusal Kurtuluş'un yüreklerde silinmeyen,çıkarılamayan tortusu,nefret edilen Tam Bağımsız Türkiye(!) şiarı,nefret edilen Cumhuriyet Devrimleri,nefret edilen bilimin,özgürlüğün ta kendisidir.
Bu bağlamda, taraftar olmayan kafalar yalınızca CHP'nin değil,Türkiye'nin nereye,nasıl gittiğini görerek uyarı görevlerini yapmaya çalışıyorlar!
Görevli kılınmışlar,rol kapanlar ise, maskelenmiş kimlikleriyle,değişik argümanlarla bir anafor gibi Cumhuriyet'e ilişkin ne varsa saldırıyorlar!
Bu küresel güçlerin yerli ortaklarıyla kurdukları bir ittifaktır.Örgütlü olan,doğru strateji geliştiren ve sinirleri sağlam olan bu mücadeleden galip çıkacaktır.
Dilerim bu mücadeleyi işbirlikçiler değil,arkadaşımızın "SOL-KEMALİST" diye tanımladığı Tam Bağımsız Türkiye sevdalıları kazanır!..
6 Ocak 2011 tarihinde Barış Yarkadaş'ın "CHP o hatalardan ders çıkardı" başlıklı Gerçek Günden sitesinde yer alan yazısına yurum yapan TARR rumuzlu okuyucunun yorumuna karşılık yaptığım yorumdur.
8 Ocak 2011 01:05
Benden nefret edene de benden oy yok. Oyum oluşacak Sosyalist Bloğadır.
--------------------------
Bireysel olarak kimse kimseden nefret etmiyor.
Değerli TARR'da bunu demiyor zaten.
Nefret edilen,Ulusal Kurtuluş'un yüreklerde silinmeyen,çıkarılamayan tortusu,nefret edilen Tam Bağımsız Türkiye(!) şiarı,nefret edilen Cumhuriyet Devrimleri,nefret edilen bilimin,özgürlüğün ta kendisidir.
Bu bağlamda, taraftar olmayan kafalar yalınızca CHP'nin değil,Türkiye'nin nereye,nasıl gittiğini görerek uyarı görevlerini yapmaya çalışıyorlar!
Görevli kılınmışlar,rol kapanlar ise, maskelenmiş kimlikleriyle,değişik argümanlarla bir anafor gibi Cumhuriyet'e ilişkin ne varsa saldırıyorlar!
Bu küresel güçlerin yerli ortaklarıyla kurdukları bir ittifaktır.Örgütlü olan,doğru strateji geliştiren ve sinirleri sağlam olan bu mücadeleden galip çıkacaktır.
Dilerim bu mücadeleyi işbirlikçiler değil,arkadaşımızın "SOL-KEMALİST" diye tanımladığı Tam Bağımsız Türkiye sevdalıları kazanır!..
6 Ocak 2011 tarihinde Barış Yarkadaş'ın "CHP o hatalardan ders çıkardı" başlıklı Gerçek Günden sitesinde yer alan yazısına yurum yapan TARR rumuzlu okuyucunun yorumuna karşılık yaptığım yorumdur.
6 Ocak 2011 Perşembe
GERÇEK GÜNDEM SİTESİNDE CHP'YE İLİŞKİN OKUYUCU YORUMLARI
Yücel Yeşilceli
5 Ocak 2011 23:59
Değerli TARR,
1)YCHP kesinlikle iktidar olmak istiyor ve bunu bir kenara koyalım."Nelere rağmen iktidar olmak istiyor?" dersen,çok yazdığımız için kısa kesiyorum, köklerinden arındırılarak iktidar alternatifi olmak istiyor sözü sanırım yeterli olacaktır.
2)İkinci sorunun yanıtını alıntı cümlenin altında zaten vermiştim.Devamla ne demiştim:"Benim demek istediğim bunca ödüne karşın iktidar olursa,ipler başkasının elinde, iktidar-muktedir olabilecek mi?Halktan yana,ulus devletten yana tavır geliştirebilecek mi?Dönemin mağdurlarından en az birkaç kişiyi TBMM'ne taşıyacak mı?
Diyelim ki iktidara geldi CHP, Muhammed Çakmak,Binnaz Toprak gibi parlementerlerle TBBM'den istediği yasayı çıkarabilecek mi?DÖNEMİN MAĞRURLARI"ndan hesap sorabilecek mi?"
Evet hesap sorabilecek mi? Bu kadrolarla asla.
O yüzden,tam bağımsızlıktan,sosyalist düşünceden olanlar için farklı seçenekler her zaman vardı,2011 Genel Seçimlerinde'de vardır.
Sevgiler.
---------------------------------------------------
TARR
5 Ocak 2011 21:29
Yücel Yeşilceli
5 Ocak 2011 17:01
“… Buradan hemen şu soru sorulacaktır:"CHP iktidar olmasın mı?" Kesinlikle olsun;
olmasını istemeyen zaten AKP'ye oy veriyor.”
**
Değerli Yeşilceli,
1. Acaba YCHP, iktidar olmak istiyor mu?
2. Gitgide AKP’leşen YCHP’nin iktidar olmasını biz istiyor muyuz? Kişisel olarak en azından ben istemiyorum. İstediğim, “SOL-KEMALİST” anlayıştaki CHP’nin iktidar olmasıdır. YCHP’de de bu anlayışı göremiyorum. Referandum sonrasi YCHP’de yaşananlar, son PM’sinin seçimi gibi temel gelişmeler beni haklı kılmaktadır. Tıpkı zamanın DSP’si gibi, iktidar olmak için cemaatin desteğine bel bağlamışlar. Bunu kimi yorumcuların yazılarında da görüyoruz.
Sağlıcakla kal.
5 Ocak 2011 23:59
Değerli TARR,
1)YCHP kesinlikle iktidar olmak istiyor ve bunu bir kenara koyalım."Nelere rağmen iktidar olmak istiyor?" dersen,çok yazdığımız için kısa kesiyorum, köklerinden arındırılarak iktidar alternatifi olmak istiyor sözü sanırım yeterli olacaktır.
2)İkinci sorunun yanıtını alıntı cümlenin altında zaten vermiştim.Devamla ne demiştim:"Benim demek istediğim bunca ödüne karşın iktidar olursa,ipler başkasının elinde, iktidar-muktedir olabilecek mi?Halktan yana,ulus devletten yana tavır geliştirebilecek mi?Dönemin mağdurlarından en az birkaç kişiyi TBMM'ne taşıyacak mı?
Diyelim ki iktidara geldi CHP, Muhammed Çakmak,Binnaz Toprak gibi parlementerlerle TBBM'den istediği yasayı çıkarabilecek mi?DÖNEMİN MAĞRURLARI"ndan hesap sorabilecek mi?"
Evet hesap sorabilecek mi? Bu kadrolarla asla.
O yüzden,tam bağımsızlıktan,sosyalist düşünceden olanlar için farklı seçenekler her zaman vardı,2011 Genel Seçimlerinde'de vardır.
Sevgiler.
---------------------------------------------------
TARR
5 Ocak 2011 21:29
Yücel Yeşilceli
5 Ocak 2011 17:01
“… Buradan hemen şu soru sorulacaktır:"CHP iktidar olmasın mı?" Kesinlikle olsun;
olmasını istemeyen zaten AKP'ye oy veriyor.”
**
Değerli Yeşilceli,
1. Acaba YCHP, iktidar olmak istiyor mu?
2. Gitgide AKP’leşen YCHP’nin iktidar olmasını biz istiyor muyuz? Kişisel olarak en azından ben istemiyorum. İstediğim, “SOL-KEMALİST” anlayıştaki CHP’nin iktidar olmasıdır. YCHP’de de bu anlayışı göremiyorum. Referandum sonrasi YCHP’de yaşananlar, son PM’sinin seçimi gibi temel gelişmeler beni haklı kılmaktadır. Tıpkı zamanın DSP’si gibi, iktidar olmak için cemaatin desteğine bel bağlamışlar. Bunu kimi yorumcuların yazılarında da görüyoruz.
Sağlıcakla kal.
5 Ocak 2011 Çarşamba
CHP:"NE PAHASINA OLURSA OLSUN İKTİDAR" MI DİYOR?
Yücel Yeşilceli
5 Ocak 2011 17:01
"Gursel Baskanimla herhangi bir akrabaligim tanisikligim ve iliskim yok," dese de fahri karslı,aslında parti üst kademelerinde konuşulan ama halkla paylaşılmayan bir düşünceyi dışa vuruyor.
CHP'de yeni anlayış; ne pahasına olursa olsun iktidara gelmek,bunun için hiç bir sınır söz konusu olamaz,olmamalıdır. Bu bağlamda, Cengiz Çandar'dan,Ekrem Dumanlı'ya kadar benzerlerinden"yararlanalım" mantığı parti alt kademelerinde de yankı bulmaktadır ve asıl acı olan tarafı da budur!Yani,her türlü ödüne,her türlü budanmaya,her türlü kalıba sokulma kıvamına getirilmiş bir CHP ve olası "iktidarı." Mehmet Faraç gibi aydınların parti üst yönetimlerinden uzak tutulması konudan ayrı düşünülebilinir mi?
Buradan hemen şu soru sorulacaktır:"CHP iktidar olmasın mı?" Kesinlikle olsun,olmasını istemeyen zaten AKP'ye oy veriyor.Benim demek istediğim bunca ödüne karşın iktidar olursa,ipler başkasının elinde, iktidar-muktedir olabilecek mi?Halktan yana,ulus devletten yana tavır geliştirebilecek mi?Dönemin mağdurlarından en az birkaç kişiyi TBMM'ne taşıyacak mı?
Diyelim ki iktidara geldi CHP, Muhammed Çakmak,Binnaz Toprak gibi parlementerlerle TBBM'den istediği yasayı çıkarabilecek mi?DÖNEMİN MAĞRURLARI"ndan hesap sorabilecek mi?
Yorum neden yapılır,yorumu kim/kimler yapar?Ülke sorunlarına duyarlı yurttaşlar yapar değil mi?Bizler de duyarlı yurttaşlar olarak, taban olarak CHP MYK'na buralardan sesimizi,tepkimizi duyurmaya çalışıyoruz! En saçması da bu eleştirilerin "CHP düşmanlığı" gibi algılanması,yorumlanması.Halbuki bizler toplumun sinir uçlarıyız,buradaki hassasiyetleri,rahatsızlıkları beyine ulaştırmaya çalışıyoruz ve orada yankı bulmasını istiyoruz!
Umarım CHP MYK tabanın,seçmenin haklı kaygılarını liste yapımında dikkate alır.
5 Ocak 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "AKP ve10 yıl tutukluluk" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
5 Ocak 2011 17:01
"Gursel Baskanimla herhangi bir akrabaligim tanisikligim ve iliskim yok," dese de fahri karslı,aslında parti üst kademelerinde konuşulan ama halkla paylaşılmayan bir düşünceyi dışa vuruyor.
CHP'de yeni anlayış; ne pahasına olursa olsun iktidara gelmek,bunun için hiç bir sınır söz konusu olamaz,olmamalıdır. Bu bağlamda, Cengiz Çandar'dan,Ekrem Dumanlı'ya kadar benzerlerinden"yararlanalım" mantığı parti alt kademelerinde de yankı bulmaktadır ve asıl acı olan tarafı da budur!Yani,her türlü ödüne,her türlü budanmaya,her türlü kalıba sokulma kıvamına getirilmiş bir CHP ve olası "iktidarı." Mehmet Faraç gibi aydınların parti üst yönetimlerinden uzak tutulması konudan ayrı düşünülebilinir mi?
Buradan hemen şu soru sorulacaktır:"CHP iktidar olmasın mı?" Kesinlikle olsun,olmasını istemeyen zaten AKP'ye oy veriyor.Benim demek istediğim bunca ödüne karşın iktidar olursa,ipler başkasının elinde, iktidar-muktedir olabilecek mi?Halktan yana,ulus devletten yana tavır geliştirebilecek mi?Dönemin mağdurlarından en az birkaç kişiyi TBMM'ne taşıyacak mı?
Diyelim ki iktidara geldi CHP, Muhammed Çakmak,Binnaz Toprak gibi parlementerlerle TBBM'den istediği yasayı çıkarabilecek mi?DÖNEMİN MAĞRURLARI"ndan hesap sorabilecek mi?
Yorum neden yapılır,yorumu kim/kimler yapar?Ülke sorunlarına duyarlı yurttaşlar yapar değil mi?Bizler de duyarlı yurttaşlar olarak, taban olarak CHP MYK'na buralardan sesimizi,tepkimizi duyurmaya çalışıyoruz! En saçması da bu eleştirilerin "CHP düşmanlığı" gibi algılanması,yorumlanması.Halbuki bizler toplumun sinir uçlarıyız,buradaki hassasiyetleri,rahatsızlıkları beyine ulaştırmaya çalışıyoruz ve orada yankı bulmasını istiyoruz!
Umarım CHP MYK tabanın,seçmenin haklı kaygılarını liste yapımında dikkate alır.
5 Ocak 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "AKP ve10 yıl tutukluluk" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
2 Ocak 2011 Pazar
CHP'DE YENİ YÖNETİM DEVRİMCİ Mİ?
Yücel Yeşilceli
2 Ocak 2011 21:16
ALINTI
-------
Her devrim,büyük halk yığınlarının yaşamında sert bir dönüm noktasının belirtisidir.Ve,tıpkı bir insan yaşamındaki her dönüm noktasının onun için derslerle dolu olması,ona bir çok şey yaşatıp duyurması gibi devrim de bütün halka az zaman içinde,en özlü ve en değerli dersleri verir.
Devrim sırasında,milyonlarca ve on milyonlarca insan,her hafta,olağan,uyuşuk bir yaşam yılındakinden daha çok şey öğrenir.Çünkü,bütün bir halkın yaşamındaki sert bir dönüm noktası sırasında,çeşitli toplumsal sınıfların izledikleri erekler,ellerinde bulunan güçler ve eylem araçları ayrı bir açıklıkla görülür.
------------------------------------
Devrime,devrimlere ilişkin sayfalar dolusu örnekler verilebilir. Sayın Barış Yarkadaş'ın da içinde olduğu fotoğraflara bakaraken "Bu bir Devrimdir!" deme iyimserliğine kapılabilirmiyiz?Bu fotoğraflarda devrime ilişkin tek kare katledilen devrimci Sabahattin Ali'nin fotoğrafının sizin ellerinizde bulunmasından ibaret olduğudur,o kadar.
Bu fotoğraflar "devrim" ise, nasıl bir devrimdir? Hangi sınıf ve katmanların öncülüğünde yapılmış tarihsel ve sosyal bir devrimdir?
Barış Bey,"analiz" yaparken oldukça abarttığınızın sanırım farkındasınız.CHP tek devrimci bir parti olsa ve Yeni Yönetim tek devrimci kadrolardan oluşsa!.."Yeni CHP"yi savunurken farklı argümanlarla da savunabilirsiniz.Ama nedense öveyim derken "fahri karslı"Bey gibi uç noktalardan,efsaneleştirmekten ayrı bir haz aldığınıza tanık olmaktayız.
Yapmayın Barış Bey,taraftar mantığı ile yazılan yazılarınız değil,aydın sorumluluğu ile yazılan yazılarınızdan okuyucularınız bilgi edinecek ve doğru gözlemlerde bulunacaklardır.
Siz de biliyorsunuz ki CHP devrimci bir parti değildir,"Yeni CHP" Yönetimi de devrimcilerden oluşmamıştır.
1 Ocak 2011 tarihinde gerçek günden sitesinde yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "CHP'deki devrimin fotoğrafları" başlıklı yazıya yaptığım yorumdur.
2 Ocak 2011 21:16
ALINTI
-------
Her devrim,büyük halk yığınlarının yaşamında sert bir dönüm noktasının belirtisidir.Ve,tıpkı bir insan yaşamındaki her dönüm noktasının onun için derslerle dolu olması,ona bir çok şey yaşatıp duyurması gibi devrim de bütün halka az zaman içinde,en özlü ve en değerli dersleri verir.
Devrim sırasında,milyonlarca ve on milyonlarca insan,her hafta,olağan,uyuşuk bir yaşam yılındakinden daha çok şey öğrenir.Çünkü,bütün bir halkın yaşamındaki sert bir dönüm noktası sırasında,çeşitli toplumsal sınıfların izledikleri erekler,ellerinde bulunan güçler ve eylem araçları ayrı bir açıklıkla görülür.
------------------------------------
Devrime,devrimlere ilişkin sayfalar dolusu örnekler verilebilir. Sayın Barış Yarkadaş'ın da içinde olduğu fotoğraflara bakaraken "Bu bir Devrimdir!" deme iyimserliğine kapılabilirmiyiz?Bu fotoğraflarda devrime ilişkin tek kare katledilen devrimci Sabahattin Ali'nin fotoğrafının sizin ellerinizde bulunmasından ibaret olduğudur,o kadar.
Bu fotoğraflar "devrim" ise, nasıl bir devrimdir? Hangi sınıf ve katmanların öncülüğünde yapılmış tarihsel ve sosyal bir devrimdir?
Barış Bey,"analiz" yaparken oldukça abarttığınızın sanırım farkındasınız.CHP tek devrimci bir parti olsa ve Yeni Yönetim tek devrimci kadrolardan oluşsa!.."Yeni CHP"yi savunurken farklı argümanlarla da savunabilirsiniz.Ama nedense öveyim derken "fahri karslı"Bey gibi uç noktalardan,efsaneleştirmekten ayrı bir haz aldığınıza tanık olmaktayız.
Yapmayın Barış Bey,taraftar mantığı ile yazılan yazılarınız değil,aydın sorumluluğu ile yazılan yazılarınızdan okuyucularınız bilgi edinecek ve doğru gözlemlerde bulunacaklardır.
Siz de biliyorsunuz ki CHP devrimci bir parti değildir,"Yeni CHP" Yönetimi de devrimcilerden oluşmamıştır.
1 Ocak 2011 tarihinde gerçek günden sitesinde yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "CHP'deki devrimin fotoğrafları" başlıklı yazıya yaptığım yorumdur.
BALBAY'IN KİTABINDAN BİR KESİT
Yücel Yeşilceli
2 Ocak 2011 10:52
Değerli Emekli öğretmenin "Ergenekon Davası"na ilişkin yorumunu okuyunca sevgili Mustafa Balbay'ın içerde yazdığı"ZULÜMHANE"adlı kitabından bir gardiyanla arasında geçen konuşmayı aktarıyorum:
-Selamünaleyküm.
Ben de hep "selam" diye karşılık veririm.İlk selamlama fırsatı bendeyse "merhaba gençlik" derim.
Çoğunlukla "selam."
Hal böyle olunca gardiyanlar kendi aralarında benim adımı"Selam Mustafa"ya çıkarmışlar.
Bir gün iyi selamlaştığım gardiyanlardan biri mazgalı açtı,beni yanına çağırdı.Mektup yada iyi haber verecekmiş havasındaydı.
Yaklaştım"selam"dedim.
"Yaklaş" dedi.
Biraz daha yaklaştım.
Mazgal bel hizasında.Eğildim,"Hayrola,"dedim.
"Biraz daha yaklaş,"dedi.
Burun buruna geldik.
Fısıldamaya başladı:
"Sana bir şey söyleyeceğim,ben Atatürkçüyüm.Aramızda kalsın..."
Kitabın bu bölümünden sonra dünkü SÖZCÜ'nün "Tokmak"adlı köşesinde "Yeni yıl ve Çin Büyükelçisi"başlıklı yazıdaki Çin Büyükelçisi'nin Atatürk'e övgü dolu sözleri aklıma geldi.
"Ne günlere kaldık!" yeterli bir ifade değil ama,söyleyecek söz bulamıyorum.
1 Ocak 2011 tarihinde Gerçek Gündem Sitesinde yer alan Barış Yarkadaş'ın "CHP'deki devrimin fotoğrafları" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
2 Ocak 2011 10:52
Değerli Emekli öğretmenin "Ergenekon Davası"na ilişkin yorumunu okuyunca sevgili Mustafa Balbay'ın içerde yazdığı"ZULÜMHANE"adlı kitabından bir gardiyanla arasında geçen konuşmayı aktarıyorum:
-Selamünaleyküm.
Ben de hep "selam" diye karşılık veririm.İlk selamlama fırsatı bendeyse "merhaba gençlik" derim.
Çoğunlukla "selam."
Hal böyle olunca gardiyanlar kendi aralarında benim adımı"Selam Mustafa"ya çıkarmışlar.
Bir gün iyi selamlaştığım gardiyanlardan biri mazgalı açtı,beni yanına çağırdı.Mektup yada iyi haber verecekmiş havasındaydı.
Yaklaştım"selam"dedim.
"Yaklaş" dedi.
Biraz daha yaklaştım.
Mazgal bel hizasında.Eğildim,"Hayrola,"dedim.
"Biraz daha yaklaş,"dedi.
Burun buruna geldik.
Fısıldamaya başladı:
"Sana bir şey söyleyeceğim,ben Atatürkçüyüm.Aramızda kalsın..."
Kitabın bu bölümünden sonra dünkü SÖZCÜ'nün "Tokmak"adlı köşesinde "Yeni yıl ve Çin Büyükelçisi"başlıklı yazıdaki Çin Büyükelçisi'nin Atatürk'e övgü dolu sözleri aklıma geldi.
"Ne günlere kaldık!" yeterli bir ifade değil ama,söyleyecek söz bulamıyorum.
1 Ocak 2011 tarihinde Gerçek Gündem Sitesinde yer alan Barış Yarkadaş'ın "CHP'deki devrimin fotoğrafları" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)