CHP'ne farklı misyonlar yükleyerek,farklı kalıplara sokmak isteyenler hep olmuştur..."Büyük ağbey"in dümen suyunda bir CHP talepleri hep vardı, ancak bu denli pervasız,bu denli hoyratça yapılmıyordu bu girişimler.
Şon yıllarda medyanın parlattığı kimi öğeler "bilmeden" bu değirmene çok su taşımaya başlamışlardır.
CHP'ni kuran aydınlık iradenin "olmazsa olmazları"ndan bir tanesi laik Cumhuriyet ilkelerinin tartışmaya açılmamasıdır.Peki; Cumhuriyet'in varlık nedenlerini sağın temel yargılarına, kara çarşafa "açılım yaparak" mı koruyacağız? Kimi taşra politikacılarının kişisel beklentilerine,yükselme hırslarına feda mı edilecek CHP.AKP'nin küresel aktörlere verdiği ödünler gibi,CHP'nin de iç ve dış belirleyici etkenere ödünler vererek,geriye doğru ilerleyerek iktidar oldu;bunun karlı çıkanı kim olacak? Ulusal demokratik güçler mi? Emekçi sınıflar mı? Tabiki hiçbiri...
CHP'nin kimi medyatik yöneticilerinin bilmedikleri bir şey var; parti üyelerinin büyük çoğunluğu samimiyetsizliği çok çabuk anlamalarıdır. "Ava giden avlanır" örneğinde olduğu gibi; partiyi dönüştürmeye çalışanlar bir de bakmışız ki kendileri "dönüşmüşler", bu olasılık her zaman vardır.
Ülkemizin böylesine sisli günlerinde tarihe not düşmek mi istiyorsunuz? SOL'a açılın ve halkın iktidarı olun!
16 Mart 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Gürsel Tekin'in Newsweek Türkiye'ye yaptığı mülakata,tarafımdan yapılan yorumdur.
16 Mart 2010 Salı
15 Mart 2010 Pazartesi
CHP VE KARA ÇARŞAF
CHP’de kırılması gereken çok şey var. Slogan atıyor: “Bilmem neyin imamı kaça sattın vatanı?” Ötekileştirerek nereye varacaksın? Mersin’de çarşaf yırtılması da yanlış oldu. Bu coğrafyada üç bin yıldır çarşaf var. Yaşam biçimlerine saygı duyacağız. Çarşaf açılımı başarılı olmuştu. Rozet takılanlar istifa etmedi. Sadece Eyüp’te aday olamayan biri tepki gösterdi
------------
Vay vay vay vay!
Değerli dostlar,bu sözler yaşamlarımızı "ılımlı islam"a göre şekillendirmeye çalışan bir AKP'linin değil, Türkiye'nin en büyük kenti ve Türkiyenin en eski partisi CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in sözleri...
Meğer ne çok "kara çarşaf koruyucusu" varmış bu ülkede."Üç bin yıl ünce bu coğrafyada kara çarşaf var olduğu"na göre; demekki dokunulmazlığı da "hak etmiş" demektir.Öyle ya;zorba,militarist Asuri İmparatorluğu'nun kadına karş metacı,köleci bakış açısını 21.yy'da kutsayacağız,"kadının özgürlüğü","kimsenin giyimine, kuşamına karışılmaması" gibi argümanlarla köleci anlayışı savunacağız öyle mi?
Bu bakış açısından hareketle; 87 yıllık Cumhuriyetimizin,Atatürk Devrimleri'nin önemi daha çok sorgulanacak,daha çok erozyona uğrayacaktır;bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bu kara çarşaf savunucuları bilsinlerki;Cumhuriyet'in aydınlık yüzlü kadınları,analarımız,eşlerimiz,kardeşlerimiz ve kızlarımız bu senaryodan çok rahatsızdırlar,bu da böyle biline!
14.03.2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in Hürriyet Gazetesi'ndeki mülakatında"Bu coğrafyada üç bin yıldır çarşaf var" başlıklı yazıya yaptığım yorumdur.
------------
Vay vay vay vay!
Değerli dostlar,bu sözler yaşamlarımızı "ılımlı islam"a göre şekillendirmeye çalışan bir AKP'linin değil, Türkiye'nin en büyük kenti ve Türkiyenin en eski partisi CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in sözleri...
Meğer ne çok "kara çarşaf koruyucusu" varmış bu ülkede."Üç bin yıl ünce bu coğrafyada kara çarşaf var olduğu"na göre; demekki dokunulmazlığı da "hak etmiş" demektir.Öyle ya;zorba,militarist Asuri İmparatorluğu'nun kadına karş metacı,köleci bakış açısını 21.yy'da kutsayacağız,"kadının özgürlüğü","kimsenin giyimine, kuşamına karışılmaması" gibi argümanlarla köleci anlayışı savunacağız öyle mi?
Bu bakış açısından hareketle; 87 yıllık Cumhuriyetimizin,Atatürk Devrimleri'nin önemi daha çok sorgulanacak,daha çok erozyona uğrayacaktır;bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bu kara çarşaf savunucuları bilsinlerki;Cumhuriyet'in aydınlık yüzlü kadınları,analarımız,eşlerimiz,kardeşlerimiz ve kızlarımız bu senaryodan çok rahatsızdırlar,bu da böyle biline!
14.03.2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in Hürriyet Gazetesi'ndeki mülakatında"Bu coğrafyada üç bin yıldır çarşaf var" başlıklı yazıya yaptığım yorumdur.
8 Mart 2010 Pazartesi
Hakkı Süha Okay:"Genel af olmaz"
CHP içerisinde farklı seslerin çıkması neden eleştirilir?
1)Bilgisizlikten,
2)Karşıt görüşlü olup,sağ partilerin,
sağ ideolojinin etkisinde BİAT KÜL-
TÜRÜ ile yetişmekten.
Öncelikle bakmak gerekiyor:CHP "Kökten Dinci"bir parti gibi,hiyerarşik yapılanması askersel disiplinle yönetilmediğini,parti üyeleri özgün görüşlerini çeşitli platformlarda açıklama özgürlüğü bulunduğu için "farklı sesler" çıkma olasılığı her zaman vardır,çıkar da.
CHP sınıf partisi de değildir.Yani, sadece proleteryanın ve ülkenin genel çıkarları doğrultusunda politika yapmaz,başka bir anlatımla;eğemen burjuvaziye de seslenir,işçi-emekçi sınıflarına da seslenir.Sınıflararas çelişkiye dikkat çekmeden ikisinin istem ve taleplerine cevap vermeye çalışır.
Sonuç olarak:CHP homojen bir parti olmadığından vede üyelerinin BİAT KÜLTÜRÜ GENELEĞİ bulunmadığından farklı düşüncelere sahip olmalarının doğal karşılanması gerekir.Açıkladığım nedenler dolayısıyle sayın Hakkı Süha Okay'la Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşleri somutlaşmış parti görüşleri olmayıp,kişisel görüşleridir ve bu görüşler üst organlarca karara bağlanmadan şimdilik CHP'yi bağlamaz.
CHP Gurup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun"Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz" başlıklı açılamasına, diğer Gurup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay'ın cevabını eleştiren yorumculara verdiğim cevaptır.
1)Bilgisizlikten,
2)Karşıt görüşlü olup,sağ partilerin,
sağ ideolojinin etkisinde BİAT KÜL-
TÜRÜ ile yetişmekten.
Öncelikle bakmak gerekiyor:CHP "Kökten Dinci"bir parti gibi,hiyerarşik yapılanması askersel disiplinle yönetilmediğini,parti üyeleri özgün görüşlerini çeşitli platformlarda açıklama özgürlüğü bulunduğu için "farklı sesler" çıkma olasılığı her zaman vardır,çıkar da.
CHP sınıf partisi de değildir.Yani, sadece proleteryanın ve ülkenin genel çıkarları doğrultusunda politika yapmaz,başka bir anlatımla;eğemen burjuvaziye de seslenir,işçi-emekçi sınıflarına da seslenir.Sınıflararas çelişkiye dikkat çekmeden ikisinin istem ve taleplerine cevap vermeye çalışır.
Sonuç olarak:CHP homojen bir parti olmadığından vede üyelerinin BİAT KÜLTÜRÜ GENELEĞİ bulunmadığından farklı düşüncelere sahip olmalarının doğal karşılanması gerekir.Açıkladığım nedenler dolayısıyle sayın Hakkı Süha Okay'la Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşleri somutlaşmış parti görüşleri olmayıp,kişisel görüşleridir ve bu görüşler üst organlarca karara bağlanmadan şimdilik CHP'yi bağlamaz.
CHP Gurup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun"Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz" başlıklı açılamasına, diğer Gurup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay'ın cevabını eleştiren yorumculara verdiğim cevaptır.
7 Mart 2010 Pazar
"BÜLENT ARINÇ'IN ÇARŞAF HASSASİYETİ!" (2)
Değerli Tarr ve Demokrasi,
Bu sayfada konuya ilişki yorum yaparken;"şimdi sorgulamasız CHP'li arkadaşlar tarafından çok eleştirileceğim ve şimdilerde popüler olan sayın Gürsel Tekin'e yönelik karşı çıkış olmayacaktır" diye düşünmüştüm,yanılmşım.İyide yanılmışım,sizlerle benzer görüşleri payaşmam nedeniyle yanıldığıma çok da sevindim.
6 Mart 2010 Tarihli yorumumda;"ideoloji konjonktürel midir?" diye bir soru sormuştum.Gerçekten değerli arkadaşlar ideoloji yer ve zamana göre değişkenlik mi gösteriyor? CHP'nin kurucusu M.Kemal Atatürk'ün Devrimleri'nin aksine kimi uygulamalar(çarşafa rozet takma,sol'a mesafeli durma gibi) başta Atatürçüleri,ilerici-yurtseverleri,solcuları,sosyal demokratları,devrimcileri vede emekten yana insanları incitiyor.Ne yapmış Mersinli Atatürkçü kadınlar? Hilafetin kaldırılışının 86.yılında KARA ÇARŞAF yırtmışlar.Kara çarşaf neyin simgesi olduğunu ve Arap Yarımadası'ndan ülkemize ihraç edildiğini konunun uzmanları anlatmaktadır.Kaldı ki;Atatürk'ün sağlığında yasalaşan "Kılık Kıyafet Devrimi"ne karşın. "Efendim şimdi seçim zamanı,karşı tarafın eline koz vermemek,seçmenleri küstürmemek gerekir..." gibi yaklaşımlara,taşra kurnazlıklarına CHP'nin ihtiyacı olduğunu sananların "bu partide ne işileri var?" diye sorgulnaması gerekir.
Yapılması gereken Amerika'yı yeniden keşif değil,parsellenilmiş,sahiplenilmiş,sağ ve sağcı politikalara yelken açmak değil,tüm emekten yana namuslu insanlara,Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın coşkusunu içlerinde taşıyan ve TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE! diyen yurttaşara kucak açmaktır!
Sevgiyle kalın,
6 Mart 2010 Tarihinde "Tarr" ve "demokrasi" rumuzlu iki yorumcu yazıma benzer nitelikte yorum yapmışlar olup,iki yoruma cevabi yazımdır.
Bu sayfada konuya ilişki yorum yaparken;"şimdi sorgulamasız CHP'li arkadaşlar tarafından çok eleştirileceğim ve şimdilerde popüler olan sayın Gürsel Tekin'e yönelik karşı çıkış olmayacaktır" diye düşünmüştüm,yanılmşım.İyide yanılmışım,sizlerle benzer görüşleri payaşmam nedeniyle yanıldığıma çok da sevindim.
6 Mart 2010 Tarihli yorumumda;"ideoloji konjonktürel midir?" diye bir soru sormuştum.Gerçekten değerli arkadaşlar ideoloji yer ve zamana göre değişkenlik mi gösteriyor? CHP'nin kurucusu M.Kemal Atatürk'ün Devrimleri'nin aksine kimi uygulamalar(çarşafa rozet takma,sol'a mesafeli durma gibi) başta Atatürçüleri,ilerici-yurtseverleri,solcuları,sosyal demokratları,devrimcileri vede emekten yana insanları incitiyor.Ne yapmış Mersinli Atatürkçü kadınlar? Hilafetin kaldırılışının 86.yılında KARA ÇARŞAF yırtmışlar.Kara çarşaf neyin simgesi olduğunu ve Arap Yarımadası'ndan ülkemize ihraç edildiğini konunun uzmanları anlatmaktadır.Kaldı ki;Atatürk'ün sağlığında yasalaşan "Kılık Kıyafet Devrimi"ne karşın. "Efendim şimdi seçim zamanı,karşı tarafın eline koz vermemek,seçmenleri küstürmemek gerekir..." gibi yaklaşımlara,taşra kurnazlıklarına CHP'nin ihtiyacı olduğunu sananların "bu partide ne işileri var?" diye sorgulnaması gerekir.
Yapılması gereken Amerika'yı yeniden keşif değil,parsellenilmiş,sahiplenilmiş,sağ ve sağcı politikalara yelken açmak değil,tüm emekten yana namuslu insanlara,Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın coşkusunu içlerinde taşıyan ve TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE! diyen yurttaşara kucak açmaktır!
Sevgiyle kalın,
6 Mart 2010 Tarihinde "Tarr" ve "demokrasi" rumuzlu iki yorumcu yazıma benzer nitelikte yorum yapmışlar olup,iki yoruma cevabi yazımdır.
6 Mart 2010 Cumartesi
"BÜLENT ARINÇ'IN ÇARŞAF HASSASİYETİ!"
İdeoloji konjonktürel midir dostlar? Başka bir anlatımla; Cumhuriyetçilik,laiklik,devrimcilik, Atatürk İlke ve Devrimleri bireye,gruba yada partilere göre farklılık gösterirmi? Yoksa farklı yorumlar bu kavramları içselleştirmemenin,ta iliklerinde duymamanın bir tezahürümüdür? Kuşkusuz bu kavramlar tek şablondan çıkmış gibi düz,pürüzsüz bir yol izleyerek yaşamımıza girmemişlerdir.Ayrıca,dogma da değildir söz edilen ilkeler ve geriye dönüşü olmayan,sürekli ileriye,yeniliğe doğru yelken açan bir düşünce sistematiğidir,değilmi?
O halde 12 Eylül sonrasının karanlık dönemlerinin sınıfsızlaştırılmış,yozlaştırılmış ara sınıfların arkasından mı gidilmeli,yada uygun politikalar geliştirerek onların özgürce var olabileceği,kendilerini özgürce ifade edebileceği ve yenileyebileceği çağdaş ideolojiylemi buluşturmalıyız?
Değerli dostlar birincisi bir çıkmaz sokak ve kolaycılıktır.CHP Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın bir ürünüdür ve yazılı parti proğramı olmasa dahi,Atatürk Devrimleri'nin sürekliliği konusundaki tarihsel misyonundan asla ödün vermemelidir. Ne yapmıştır Mersin'deki CHP'li kadınlar? Hilafetin Kaldırılmasının 86.Yıldönümü'nde kara çarşafları yırtmışlardır ve kimi parti yöneticilerine göre "büyük hata yapmışlar"dır. Kara çarşaf giyen bayanların giysilerinin 1925 ve 1934 tarihli "Kılık Kıyafet Kanunu"na aykırı olduğunu kimse sorguluyormu ülkemizde?Hayır! Neden? "Eh efendim seçim zamanı,kimsenin giydiği,başına örttüğü ile ilgili değiliz..." Yani konjonktürel,yani dönem dönem ideolojik bakış,politika. İlgi alanı çoğunluğun oyunu almak ve iktidara gelmek.CHP'nin başları açık kadınlarımızın tepkilerine söyleyecek sözleri vardır mutlaka. Bu çoğunluk yarın iktidarda kimi ilerici atılımların yapılmasına "hayır" derse "peki"mi denecek? Literatürde bunun adı çoğunluk fetişizmidir ve uzun vadede partilerin bundan karlı çıkmaları olanaksızdır.
CHP iktidara gelmek istiyor,bu kesin.O halde, sol'a açılın ve yenilenin,yenileyin! Sağ taraf parsellenmiş ve tel örgüler çekilmiş.En iyisi "dimyeta pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın!"
CHP İl Başkanı Gürsel Tekin'in Mersin'li kadınların "çarşaf yırtma" eylemlerine ilişkin gerçek gündem.com'da 5 Mart 2010 tarihinde yaptığı eleştirilerine verdiğim cevaptır.
O halde 12 Eylül sonrasının karanlık dönemlerinin sınıfsızlaştırılmış,yozlaştırılmış ara sınıfların arkasından mı gidilmeli,yada uygun politikalar geliştirerek onların özgürce var olabileceği,kendilerini özgürce ifade edebileceği ve yenileyebileceği çağdaş ideolojiylemi buluşturmalıyız?
Değerli dostlar birincisi bir çıkmaz sokak ve kolaycılıktır.CHP Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın bir ürünüdür ve yazılı parti proğramı olmasa dahi,Atatürk Devrimleri'nin sürekliliği konusundaki tarihsel misyonundan asla ödün vermemelidir. Ne yapmıştır Mersin'deki CHP'li kadınlar? Hilafetin Kaldırılmasının 86.Yıldönümü'nde kara çarşafları yırtmışlardır ve kimi parti yöneticilerine göre "büyük hata yapmışlar"dır. Kara çarşaf giyen bayanların giysilerinin 1925 ve 1934 tarihli "Kılık Kıyafet Kanunu"na aykırı olduğunu kimse sorguluyormu ülkemizde?Hayır! Neden? "Eh efendim seçim zamanı,kimsenin giydiği,başına örttüğü ile ilgili değiliz..." Yani konjonktürel,yani dönem dönem ideolojik bakış,politika. İlgi alanı çoğunluğun oyunu almak ve iktidara gelmek.CHP'nin başları açık kadınlarımızın tepkilerine söyleyecek sözleri vardır mutlaka. Bu çoğunluk yarın iktidarda kimi ilerici atılımların yapılmasına "hayır" derse "peki"mi denecek? Literatürde bunun adı çoğunluk fetişizmidir ve uzun vadede partilerin bundan karlı çıkmaları olanaksızdır.
CHP iktidara gelmek istiyor,bu kesin.O halde, sol'a açılın ve yenilenin,yenileyin! Sağ taraf parsellenmiş ve tel örgüler çekilmiş.En iyisi "dimyeta pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın!"
CHP İl Başkanı Gürsel Tekin'in Mersin'li kadınların "çarşaf yırtma" eylemlerine ilişkin gerçek gündem.com'da 5 Mart 2010 tarihinde yaptığı eleştirilerine verdiğim cevaptır.
4 Mart 2010 Perşembe
"Çarşaf yırtmak provokasyon"
Tartışılan konuya bakarmısınız: "Mersin'li kadınlar kara çarşaf yırttı" Zorla değil,özgür iradeleriyle,simgesel olarak kara çarşafları yırtmışlar. Neden yırtmışlar? 1925 ve 1934'lerde yasalaşan kılık kıyafet yasalarına aykırı bir giysi olduğu için,Atatürk Devrimleri'ni içselleştirdikleri,iliklerine kadar özümsedikleri için yırtmışlar!
En sağdan,en "sol"a tüm kesimler "bu bir provokasyon" teranesi tutturdular. CHP'nin ilkeleri ne oldu? CHP "TAKİYE"ye karşı değilmi? Karşı.Seçim üzeri de olsa, bu kesimlerden oy alma ihtimali de olsa (ki getirisinden çok götürüsü olur) CHP'ye TAKİYE yakışırmı?
CHP'ye yakışmayan kara çarşafa,türbana rozet takmaktır,taktırmaktır.
Bu konuda sayın Deniz Baykal'ın yanıltıldığı kanısındayım.
Kara çarşafa rozet taktırma "mucit"leri sol'a açılmayı hiç akıllarına getirmişler mi acaba? Her kesime mavi boncuk dağıtan Dolmabahçe kahvaltıcılarını değil,Turgut Kazan gibi ilerici-yurtsever,namus timsallerini aday göstererek CHP'nin oylarının artıracağını düşünmez mi bu "mucit"ler?
Bırakın sürekli sağa doğru çekiştirmeyin de, CHP kendi doğrularıyla kitlelere ulaşsın ve TAKİYE ile değil net projelerle iktidara gelisin!
"Çarşaf yırtmak provokasyondur" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'nun 4 Mart 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan yazısına yaptığım yorumdur.
En sağdan,en "sol"a tüm kesimler "bu bir provokasyon" teranesi tutturdular. CHP'nin ilkeleri ne oldu? CHP "TAKİYE"ye karşı değilmi? Karşı.Seçim üzeri de olsa, bu kesimlerden oy alma ihtimali de olsa (ki getirisinden çok götürüsü olur) CHP'ye TAKİYE yakışırmı?
CHP'ye yakışmayan kara çarşafa,türbana rozet takmaktır,taktırmaktır.
Bu konuda sayın Deniz Baykal'ın yanıltıldığı kanısındayım.
Kara çarşafa rozet taktırma "mucit"leri sol'a açılmayı hiç akıllarına getirmişler mi acaba? Her kesime mavi boncuk dağıtan Dolmabahçe kahvaltıcılarını değil,Turgut Kazan gibi ilerici-yurtsever,namus timsallerini aday göstererek CHP'nin oylarının artıracağını düşünmez mi bu "mucit"ler?
Bırakın sürekli sağa doğru çekiştirmeyin de, CHP kendi doğrularıyla kitlelere ulaşsın ve TAKİYE ile değil net projelerle iktidara gelisin!
"Çarşaf yırtmak provokasyondur" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'nun 4 Mart 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan yazısına yaptığım yorumdur.
3 Mart 2010 Çarşamba
ERCAN KARAKAŞ GERÇEK GÜNDEM.COM'DA
Sevgili E.Uzun,
Gene yapmışsınız yapacağınızı,gene etnik temelden bodoslama dalmışsınız.Yazınızdaki bütünselliği,özü bozan da bu sınıfsal olmayan bakış açısı...
İkna kabiliyetim yeterli olmamalı ki; ne yapsam,ne söylesem bu kökene bağlı argümanları kullanmama konusunda size yardımcı olamıyorum.Tartışma ortamının çok kısıtlı olanaklarıyla "Milli mesele nedir?" sorusuna cevap arayacağız ve sosyalizmin kurucu önderlerinin kalemlerinden size ulaşmaya çalışacağız:
"Milli mesele genişleyerek yeryüzünün tümünü önce küçük kıvılcımlar halinde,sonradan kurtuluş hareketinin alevleriyle sarmasını ve sömürgeler genel meselesi şekline bürünmesini sağlayan ikinci etken emperyalist grupların Türkiye'yi parçalama ve bu ülkenin devlet olarak varlığına son verme yolundaki girişimlerdir.
Müslüman halklar arasında en gelişmiş devletlerden biri olan Türkiye,böyle bir şeyi sineye çekemezdi;savaş bayrağını yükseltti ve çevresine Doğu'nun halklarını toplayarak emperyalizme karşı durdu."
"Uzun boylu kanıtlamaya gerek yok ki,sermaye eğemenliği altında,üretim araçlarının özel mülkiyeti sürdükçe ve sınıflar var oldukça,milletler arasında eşitlik sağlanamaz;sermaye,iktidarını sürdürdükçe,üretim araçlarını elde etmek için savaş sürüp gittikçe,milliyetler arasında hiç bir eşitlik olamaz.Milletlerin emekçi yığınları arasında işbirliği gerçekleşmez.Milli eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun kapitalist düzeni değiştirmek ve sosyalist düzenini kurmak olduğunu tarih bize öğretiyor."
Sosyalistlerin 1920'lerdeki tezleri bugün bile geçerliliğini koruyor,ne dersiniz?
Ercan karakaş'ın gerçek gündem.com'da yazmaya başlaması nedeniyle E.Uzun rumuzlu bir okuyucu yorum yapmış olup,bu okuyucuya cevabi yazımdır.
Gene yapmışsınız yapacağınızı,gene etnik temelden bodoslama dalmışsınız.Yazınızdaki bütünselliği,özü bozan da bu sınıfsal olmayan bakış açısı...
İkna kabiliyetim yeterli olmamalı ki; ne yapsam,ne söylesem bu kökene bağlı argümanları kullanmama konusunda size yardımcı olamıyorum.Tartışma ortamının çok kısıtlı olanaklarıyla "Milli mesele nedir?" sorusuna cevap arayacağız ve sosyalizmin kurucu önderlerinin kalemlerinden size ulaşmaya çalışacağız:
"Milli mesele genişleyerek yeryüzünün tümünü önce küçük kıvılcımlar halinde,sonradan kurtuluş hareketinin alevleriyle sarmasını ve sömürgeler genel meselesi şekline bürünmesini sağlayan ikinci etken emperyalist grupların Türkiye'yi parçalama ve bu ülkenin devlet olarak varlığına son verme yolundaki girişimlerdir.
Müslüman halklar arasında en gelişmiş devletlerden biri olan Türkiye,böyle bir şeyi sineye çekemezdi;savaş bayrağını yükseltti ve çevresine Doğu'nun halklarını toplayarak emperyalizme karşı durdu."
"Uzun boylu kanıtlamaya gerek yok ki,sermaye eğemenliği altında,üretim araçlarının özel mülkiyeti sürdükçe ve sınıflar var oldukça,milletler arasında eşitlik sağlanamaz;sermaye,iktidarını sürdürdükçe,üretim araçlarını elde etmek için savaş sürüp gittikçe,milliyetler arasında hiç bir eşitlik olamaz.Milletlerin emekçi yığınları arasında işbirliği gerçekleşmez.Milli eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun kapitalist düzeni değiştirmek ve sosyalist düzenini kurmak olduğunu tarih bize öğretiyor."
Sosyalistlerin 1920'lerdeki tezleri bugün bile geçerliliğini koruyor,ne dersiniz?
Ercan karakaş'ın gerçek gündem.com'da yazmaya başlaması nedeniyle E.Uzun rumuzlu bir okuyucu yorum yapmış olup,bu okuyucuya cevabi yazımdır.
ERCAN KARAKAŞ GERÇEK GÜNDEM.COM'DA
Sayin Karakas!
Ulkemizde demokrasiye giden yolun kesistigi yer Dogudur!
Bu gune kadar bizzat devletin, inkar,imha,katliam politikalarinin sonucu, hem doguda onarilmasi guc yaralar acti devlet, hemde ulkemizdeki demokrasi mucadelesini guduk etmenin nedeni oldu bu katliam ve imha politikalari.
Doguda Kurt halkina layik gorulen yasam, aslinda bizede layik gorulen yasamin bir parcasi degilmi?
Demokrasi, insanhaklari, yasanabilir ve bagimsiz bir ulke mucadelesine azginca saldiranlar, bu gunlerde ""demokrasi""havarisi kesildiler, kendilerine karsi muhalefeti bastirmanin ve iktidar olmanin potansiyel oy hesaplarina gore bicimlendirildigi dogu politikasi, ulkemizin, hepimizin bir ayibidir!
Cumhuriyet tarihi ile ayni yasta olan bu onemli sorun, ne yazikki, once inkar edildi, olmadi katliamlara tabi tutuldu, dili, kulturu ve bir millet olduklari gercegi gormemezlikten gelindi, kocaman,kocaman universite proflarimizdan, onlarin aslinda Kurt degil, bir Turk kavmi olduklarinin sacmaliklari bizlere yutturulmaya calisildi. Ancak artik mizrak torbaya sigmiyor, kendimize hak gordugumuz butun haklarin, birlikte yasadigimiz bu acili insanlarada taninmasi kacinilmazdir.
Bu gun yasanan gercekler ve ortaliga dokulen pis icraatlarin, bu sorunun sadece Kurt halki acisindan cozumu degil, ayni zamanda ulkemizdeki guduk, sahte demokrasininde gercege donusmesinin bir mihenk tasi oldugu gercegini gormemiz gerekir. Kurt halkina azginca saldirilir ve imha edilmeye,dili,kulturu baski altinda tutulmaya calisildigi muddetce, gercek bir demokrasiye kavusamiyacagimiz acik degilmidir!
Ulkemizde Berivanlar ozgur olmadan, bizde ozgur olamiyacagiz!
Boyle bir konuya parmak basmaniz ve sorunu hep birlikte gercek anlamda cozmenin ortamini olusturmamiz icin, sizlere,bizlere cok gorev dusmektedir.
Sorunun cozumunu, varolan iktidarlardan beklemek abesttir, onlarin tum ugrasisi, bu gune kadar surdurebildikleri yontemlerle sorunu bastirmak ve bizi bu pis politikalarina alet etmekten ote bir ugrasi degildir!
Ellerinize ve Yureginize saglik!
Sevgilerimle
E.Uzun
Ercan karakaş GG'de yazması nedeniyle bir okurun yaptığı yorum bu sayfaya alınmıştır.
Ulkemizde demokrasiye giden yolun kesistigi yer Dogudur!
Bu gune kadar bizzat devletin, inkar,imha,katliam politikalarinin sonucu, hem doguda onarilmasi guc yaralar acti devlet, hemde ulkemizdeki demokrasi mucadelesini guduk etmenin nedeni oldu bu katliam ve imha politikalari.
Doguda Kurt halkina layik gorulen yasam, aslinda bizede layik gorulen yasamin bir parcasi degilmi?
Demokrasi, insanhaklari, yasanabilir ve bagimsiz bir ulke mucadelesine azginca saldiranlar, bu gunlerde ""demokrasi""havarisi kesildiler, kendilerine karsi muhalefeti bastirmanin ve iktidar olmanin potansiyel oy hesaplarina gore bicimlendirildigi dogu politikasi, ulkemizin, hepimizin bir ayibidir!
Cumhuriyet tarihi ile ayni yasta olan bu onemli sorun, ne yazikki, once inkar edildi, olmadi katliamlara tabi tutuldu, dili, kulturu ve bir millet olduklari gercegi gormemezlikten gelindi, kocaman,kocaman universite proflarimizdan, onlarin aslinda Kurt degil, bir Turk kavmi olduklarinin sacmaliklari bizlere yutturulmaya calisildi. Ancak artik mizrak torbaya sigmiyor, kendimize hak gordugumuz butun haklarin, birlikte yasadigimiz bu acili insanlarada taninmasi kacinilmazdir.
Bu gun yasanan gercekler ve ortaliga dokulen pis icraatlarin, bu sorunun sadece Kurt halki acisindan cozumu degil, ayni zamanda ulkemizdeki guduk, sahte demokrasininde gercege donusmesinin bir mihenk tasi oldugu gercegini gormemiz gerekir. Kurt halkina azginca saldirilir ve imha edilmeye,dili,kulturu baski altinda tutulmaya calisildigi muddetce, gercek bir demokrasiye kavusamiyacagimiz acik degilmidir!
Ulkemizde Berivanlar ozgur olmadan, bizde ozgur olamiyacagiz!
Boyle bir konuya parmak basmaniz ve sorunu hep birlikte gercek anlamda cozmenin ortamini olusturmamiz icin, sizlere,bizlere cok gorev dusmektedir.
Sorunun cozumunu, varolan iktidarlardan beklemek abesttir, onlarin tum ugrasisi, bu gune kadar surdurebildikleri yontemlerle sorunu bastirmak ve bizi bu pis politikalarina alet etmekten ote bir ugrasi degildir!
Ellerinize ve Yureginize saglik!
Sevgilerimle
E.Uzun
Ercan karakaş GG'de yazması nedeniyle bir okurun yaptığı yorum bu sayfaya alınmıştır.
2 Mart 2010 Salı
GAZETECİ ATIŞMALARI...
Değerli Barış Yarkadaş,
Gazetecilik okumadığım için "tereciye tere satma"yacağım. Ancak gazetecilerin,medya kökenli yazarların gündemi takip etmek gibi bir yükümlülüğü yokmudur?Okurlarını,ülkesini kimi olumsuzluklara karşı aydınlatma,uyarma görevi yapması gerekmez mi? Sizlerin, medya çalışanlarının deyimiyle onlarca "sıcak gündem",buram buram tüten haberler varken, benim gibi birileri kalkıp:"Türkiye'nin gerçek gündemi bunlar mı?" "Konu sıkıntısı mı çekiyorsunuz?"demezlermi adama.Geçenlerde benzer bir yaklaşımı Emre Aköz için gösterdiniz.Eleştirilerinizde kesinlikle haklısınız ama,"harcadığınız emeğe,zamana değermiydi bu muhteremler?" demekten de kendimi alamıyorum.Bu sayfalara taşıdığınız insanların çapları nedir?Kimi atraksiyonlarla bir yere tutunmaya çalışan,sadece "kudretlinin adamı" olmayı hedefleyen zayıflıklarla bizlerin bir işi olamaz.Yangın yerinde ilgisiz biri ile kavga etmeye benziyor bu yaklaşım.
Sayfalarınıza taşıdıklarınız "nereden nereye" diyebileceğimiz;Cengiz Çandar,Şahin Alpay,Oral Çalışlar,Oya Baydar ve benzerleri gibi eski "etkili" solcular olsaydı belki bir anlam ifade ederdi.Ya onlar?
Değerli Yarkadaş,konu açılmışken sol basındaki kimi uygulamaları,farklılıklara değinmeden geçemeyeceğim.Örneğin:İsmail Küçükkaya'nın sürekli iktidarı parlatıcı yazılarına, sayın Gürsel Tekin'in "medyatik" yaklaşımlarına,Tv proğramlarında hazırlıksız gelişine ilişkin eleştirilerimiz gg'de yayınlanmıyor."Kemal Kılıçdaroğlu hergün Tv'lerde,ne var bunda?"diyebilirsiniz.Kılıçdaroğlu'nun bilgi birikimi,konulara eğemenliği,korkusuzluğu ve öz güveni CHP için önemli bir kazançtır.Bununla birlikte her CHP'linin Kılıçdaroğl olması da beklenemez.
Diğer taraftan,Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yön değişikliği çabalarını kuşkusuz izlemişsinizdir.Bu kaygı verici gelişmeye ilişkin "sol.org.tr"de Kaan Aslanoğlu'nun, "avazturk.com"da ise Ahmet Yıldız'ın birer yazıları yayınlandı.Gönül isterdi ki;buralardan bizleri bilgilendirin,Can Ataklı'nın dünkü yazısından(01.03.2010) tatmin olmayan bir okur olabilir mi? Biz sizden böylesine içi dolu yazılar bekliyoruz...
Saygı ve sevgilerimle,
1 Mayıs 2010 tarihinde gerçek gündem.com sitesinde Barış Yarkadaş'ın "Oray Eğin'e küçük bir katkı..." başlıklı, Ergun Babahan ve Erdal Şafak'a atfen yapılan eleştirilere yorumumdur.
Gazetecilik okumadığım için "tereciye tere satma"yacağım. Ancak gazetecilerin,medya kökenli yazarların gündemi takip etmek gibi bir yükümlülüğü yokmudur?Okurlarını,ülkesini kimi olumsuzluklara karşı aydınlatma,uyarma görevi yapması gerekmez mi? Sizlerin, medya çalışanlarının deyimiyle onlarca "sıcak gündem",buram buram tüten haberler varken, benim gibi birileri kalkıp:"Türkiye'nin gerçek gündemi bunlar mı?" "Konu sıkıntısı mı çekiyorsunuz?"demezlermi adama.Geçenlerde benzer bir yaklaşımı Emre Aköz için gösterdiniz.Eleştirilerinizde kesinlikle haklısınız ama,"harcadığınız emeğe,zamana değermiydi bu muhteremler?" demekten de kendimi alamıyorum.Bu sayfalara taşıdığınız insanların çapları nedir?Kimi atraksiyonlarla bir yere tutunmaya çalışan,sadece "kudretlinin adamı" olmayı hedefleyen zayıflıklarla bizlerin bir işi olamaz.Yangın yerinde ilgisiz biri ile kavga etmeye benziyor bu yaklaşım.
Sayfalarınıza taşıdıklarınız "nereden nereye" diyebileceğimiz;Cengiz Çandar,Şahin Alpay,Oral Çalışlar,Oya Baydar ve benzerleri gibi eski "etkili" solcular olsaydı belki bir anlam ifade ederdi.Ya onlar?
Değerli Yarkadaş,konu açılmışken sol basındaki kimi uygulamaları,farklılıklara değinmeden geçemeyeceğim.Örneğin:İsmail Küçükkaya'nın sürekli iktidarı parlatıcı yazılarına, sayın Gürsel Tekin'in "medyatik" yaklaşımlarına,Tv proğramlarında hazırlıksız gelişine ilişkin eleştirilerimiz gg'de yayınlanmıyor."Kemal Kılıçdaroğlu hergün Tv'lerde,ne var bunda?"diyebilirsiniz.Kılıçdaroğlu'nun bilgi birikimi,konulara eğemenliği,korkusuzluğu ve öz güveni CHP için önemli bir kazançtır.Bununla birlikte her CHP'linin Kılıçdaroğl olması da beklenemez.
Diğer taraftan,Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yön değişikliği çabalarını kuşkusuz izlemişsinizdir.Bu kaygı verici gelişmeye ilişkin "sol.org.tr"de Kaan Aslanoğlu'nun, "avazturk.com"da ise Ahmet Yıldız'ın birer yazıları yayınlandı.Gönül isterdi ki;buralardan bizleri bilgilendirin,Can Ataklı'nın dünkü yazısından(01.03.2010) tatmin olmayan bir okur olabilir mi? Biz sizden böylesine içi dolu yazılar bekliyoruz...
Saygı ve sevgilerimle,
1 Mayıs 2010 tarihinde gerçek gündem.com sitesinde Barış Yarkadaş'ın "Oray Eğin'e küçük bir katkı..." başlıklı, Ergun Babahan ve Erdal Şafak'a atfen yapılan eleştirilere yorumumdur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)