RAPOR (Yücel Aksu)
11 Nisan 2011 08:10
Bir siyasal parti düşünün ki,kurucu genel başkanı aynı zamanda ülkeyi emperyalizmin azgın,arsız ve saldırgan işgalinden kurtarmış,cephede siperlerin içinde dahi okumayı bırakmamış,altıyüz yıllık otokratik yapıyı yerlebir ederek! ulusal demokratik devrimler ile taçlandırdığı yeni modern bir devlet kurmuş!..
İşgal altındaki mazlum ulusların bağımsızlık mücadelelerinde esin kaynağı,rehberi olarak bayraklaşan bu devrimci
Mustafa Kemal'den başkası değildir!!!
Partisi CHP.
CHP genel başkanlığında bulunanlar, Ulusal Kurtuluş'un önemli Komutanı
İsmet İnönü,
Bülent Ecevit,
Deniz Baykal'dır.
Burada parantez açalım ve emperyalizmin,özellikle ABD emperyalizminin genel stratejisinden bir noktaya dikkat çekelim:
O,her alanda çok donanımlı,çok eğitimli işbirlikçi aramaz.
O biat edecek,tam biat edecek uzantılar arar ve bulur.
Kasım 1938'den itibaren CHP'nin politikaları ABD emperyalizmini dışlayıcı değil,tam tersine destekleyici olmuştur.İçlerinde barınma olanağı bulan tam bağımsızlıkçı,anti emperyalist öğeler sayesinde CHP emperyalizme tam biat etmemişti.
Bugün gelinen noktada ise; ülke ve CHP açısından çok karanlık bir dönemdir! İçlerindeki anti Amerikancı öğeler tamamen tasfiye edilmiş ve AKP ile yarışta "Ben senin politikalarını daha iyi uygularım"cıların üstünlüğü net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Partinin geçici genel başkanı Kılıçdaroğlu'dur.Asıl genel başkanı ise bilinen,tanınan,cemaatçi ve merkez medyanın uzun yıllardır parlatıp desteklediği Gürsel Tekin'dir!
Artık Haziran 2011 seçimlerini bu gözle değerlendirip,SEÇİM YAPMAK bir zorunluluk olmuştur.
=========================
Emekli öğretmen
11 Nisan 2011 11:29
Darbesiz..
11 Nisan 2011 00:37
Yok, yok, benim marifetim değil; gün gibi ortada zaten durum.
Not: Rapor, ne yazık ki, doğruları raporlamış.
================
Sanal Yorumcu
11 Nisan 2011 12:07
RAPOR
11 Nisan 2011 08:10
----------------------------
İşte bu kadar,
durum bu kadar açık ve net.
Ancak bu kadar güzel ifade edilir.
Değerli Rapor , yorumunuzun altına imza atabilecek pek çok kişi olduğuna eminim aramızda- ki bunlardan biri de benim.
Çok teşekkürler!
=====================
9 Nisan 2011 tarihinde Gerçek Gündem Sitesi'nde Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Yapma Sevilay Yükselir!" başlıklı bir yazısı yayınlanmış olup,CHP'nin aday tesbiti yapılmasına tepki olarak "RAPOR" rumuzu ile bir eleştiri yaptım ve aynı gün anılan yazının altında yayınlanmıştır.
11 Nisan 2011 Pazartesi
9 Nisan 2011 Cumartesi
"BU BİR HOŞÇA KALIN YAZISIDIR'A YORUMCU TEPKİLERİ(Gerçek Gündem Sitesi'nde yayınlanan)
Yücel Yeşilceli
9 Nisan 2011 10:52
Değerli Erdem Akel,
Öncelikle ince ,övgü dolu sözleriniz için içtenlikle teşekkür ederim.
Lütfen en korktuğum,en çekindiğim şeydir;'kendisini çok önemsiyor'algısı yaratmak.Böyle bir yapımın olmadığını bilen değerli yorumculardansınız.Bu açıklamayı tanımayan dostlar için yaptığımın altını çiziyorum.
Kararımı Gürkan Hacır'ın 27 Mart 2011 tarihinde GG sayfalarında da yayınlanan 'Ahmet Şık ve Kazım Karabekir' başlıklı çirkin yazıya yaptığım eleştirimin, birçok kez göndermeme karşın yayınlanmaması nedeniyle vermiştim.
Bu nedenle tekrar teşekkür ederken, şimdilik yazmama kararlılığımı sürdürdüğümü belirtmek isterim.
Saygılar.
==================================
Erdem AKEL
9 Nisan 2011 10:06
DEGERLİ YESİLCELİ
Ben sadece ofisimde bulundugum surece GGnin sayfasinda olanlari gorebiliyorum
Bu sabah geri donusune iliskin notlarini ve arkadaslarimizin geri donusunuze ilikin sevinclerini ogrenme firsati bulabildim
Hic kusku yok ki,olaylara farkli bakan farkli yorum getiren GG nin sayfalarina not dusen renkli kisiliklerden birisin
Senin yoklugunda bahcedeki ciceklerin armonisinde kokusunda bir eksikligin varligini hissedecektik
Kararini degistirerek tekrar aramiza donmene cok sevindim
SELAM VE SEVGİLER
==========================
Yücel Yeşilceli
9 Nisan 2011 00:46
Değerli Emekli öğretmen,
Sağ olun,sağ olsunlar,duygular karşılıklıdır.Benim de sevdiklerim oldukça çoktur.
Sanal Yorumcumuza gelince,ben nedense Sanal Yorumcu'yu duruşunu ve kültürünü çok takdir ettiğim değerli Mine Kırıkkanat'ın daha genç haline benzetiyorum.Daha doğrusu eski deyim ile tasvir ediyorum.
Umarım 'Vicdan Teyze'yi sevindirmeyiz.
Şunun için diyorum,sizlerin bilgi birikimlerinizin Vicdan Teyze gibilerini sevindireceği ihtimal dahilinde değil.
Tümümüz ayrılırsak Vicdan teyze ancak o zaman sevinebilir.
Saygılarımla.
==================================
Emekli öğretmen
8 Nisan 2011 23:47
Sayın Yeşilceli,
Sevenleriniz ne çokmuş bakın. Üstelik Sanal yorumcu'nun ço farklı ve haklı bir gerekçesi de var: "Vicdan Teyze sevinmesin:))"
Haklı sayılmaz mı?
Saygılar
================================
Yücel Yeşilceli
8 Nisan 2011 23:20
Daha önce yazılarından tanıma şansı bulamadığım (Yayınlanış sırasına göre)
Sayın Kemal Tetik'e,
Sevgili TARR'a,
Sevgili E.Uzun'a
Sevgili Sanal Yorumcu'ya,(Geçmiş olsun)
Ve yazılarımızda omuz omuza olduğumuz,adlarını sayamadığım tüm dostlara,
En içten saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Sevgili E.Uzun,yazmama nedenim sadece sansür değildir.Bir deyim vardır ama yazamayacağım.Birinin elini-kolunu bağlayıp,diğerine dövdürmek gibi.Yazımda geçen iki örnek değildi sadece.Günlerdir böyle.Gürkan Hacır'ın Atatürk'e ilişkin söylediği çirkin söze yanıtım yayınlanmayınca karar vermiştim zaten.
Neyse,çok sağ ol.
===================================
E.Uzun
8 Nisan 2011 22:36
(3)
Bu sayfalarda yorum yapan bir cok arkadasla ayni seyleri paylasmiyor, dunyaya ayni gozle bakmiyoruz! aslinda buda bizim gelismemiz ve kendimizi yenilememizin mihenk tasini olusturuyor, her gun hic beklemedigimiz bir yorumcu arkadastan yeni ve orjinal seyler ogreniyoruz, kendi dusunce ve kaygilarimizi, bir diger arkadasla paylasiyoruz, ornegin bundan bir kac yil once""okul yillarinda hep yaninizda olan, ancak hicte pas vermediginiz bir kisiyi ornek""vererek vermek istedigin mesaji hic unutmuyorum, cok basitce, ancak insan bu basit bir ornekten dahi ogreniyor iste!
Rahmetli babamin bir lafi vardi, hic unutmam""Oglum bin biliyorsan, yinede bir bilene sor, o bir tane bilenin bildigi bir, senin belkide hic bilmedigindir!""
Kisa kesmek zorunda oldugumu hissediyorum, yine yayinlanmiyabilir.
Sevgili Yucel, senin gibi degerli insanlara ulkemizinde, bizimde ihtiyacimiz var! Gitme!
Sevgilerimle
E.Uzun
======================================
Sanal Yorumcu
8 Nisan 2011 22:31
Sevgili Ka-a,
Gerçekten bugün ben de yorulduğumu hissettim. Bir kez yazınca sürekli cevap yazma gereksinimi duyuyor insan, sonra bir de bakıyorsunuz iş güç hak getire.
Kimsenin bir yere gitmediğini aramızda olduğunuzu biliyoruz tabi ama herkes sizin tekrar yazmanız konusunda aynı fikirde gördüğünüz gibi. Eskisi kadar olmasa da kendinizi yıpratmayacak kadar yazabilirsiniz,
Yoksa hassas ve duyarlı insanlar için gerçekten yıpratıcı olabilecek bir ortam.
İnsanı hasta edebilir.
Burası adeta bir toplumsal laboratuvar gibi, o yüzden bir kez daha anladım ki "pek umut yok", her nevi seri üretimin egemen olduğu gümümüz koşullarında.
Yine deSevgili Emekli Öğretmen'in dediği gibi "iyimserliğin bir zararı olmaz", umudumu korumaya çalışıyorum ben de Ekibe uyarak.
Kendinize iyi bakın, ruhunuzu biraz dinlendirip yine yorumlarınızla aramıza dönün .olmaz mı, Vicdan Teyze sevinmesin:))
En içten saygı ve sevgilerimle,
=========================================
E.Uzun
8 Nisan 2011 22:27
""Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)""
SEVGILI YUCEL!!!
Bir diger yorumcu arkadas eger alinti yapmamis olsaydi, bu yazindan haberim olmuyacakti!
Gercek Gundemin, genel yayin politikasi hepimizce bilinmektedir! bu gune kadar nice yorumcu arkadas gibi,benimde belki yuzlerce yorumum yayinlanmadi, bu duruma cesitli sekilde karsi ciktim, bazen butun bunlarin bilinclice yapildigi, bazende cok basit bir nedenden, bazende ekonomik nedenlerden,bazende o gunki editor arkadasin isguzarligindan vs.vs nedenlerden dolayi, onca emek vererek, kendi icinde hani derler ya biri, binyararak ve kendi otosansurumuzden sonra bile yayinlanmamasi dogal olarak kafamizda bir cok soruyu olustururken, aslinida hic bir zaman bilemiyecegimiz nedenlerden dolayi ne yazikki emeklerimiz heder edilmektedir!
Gercek Gundem bu konuda gecmiste bir kac sefer aciklama geregi duydu ve genellikle sikayetleri yorumlarin uzun olmasi idi. elbette isin etik yonu ve kisiye hakaret iceren, basin yayinla ilgili konuda tamamiyle onlarin gozetiminde.
Eger dikkat etmisseniz, hafta sonlari yorumlarin tumu ne yazikki yayinlanmiyor, bununda gerekcesini bilmek icin kahin olmaya gerek yok elbette, yeterli personelin olmayisindan kaynaklandigi kanisindayim.
Amacim Gercek Gundemin sansurleme olarak ortaya cikan bu politikasini savunmak degil, ancak emegimizin bosa cikmamasi icin kendi icimizde bir takim onlemler alabilir ve bir kac sefer deniyebiliriz, ben sahsen gercekten yayinlanmasini istedigim yorumlarimi, once dosyaya yaziyor ve bir sayfalik veya daha uzun olduguna inandigim yorumlarimi numaralandirarak, yani bolerek tekrar gonderiyorum, bu sekilde o gunki editor arkadasin isini hafifletmis olmakla birlikte, yayinlanacaginada emin oluyorum!
Gercek Gundem yayin hayatina basladigindan kisa bir sure sonra bende bazi yorumcu arkadaslar gibi haberleri ve gelismeleri Gercek Gundemden takip etmeye ve yorumlar yazmaya, ulkemiz ve dunyadaki cesitli gelismelere kapasitemiz ve yetenegimiz oraninda gorus bildirerek, bilgi dagarcigimizi diger okuyucu arkadaslarla paylasmaya calismaktayiz.
Gectigimiz gunlerde degerli bir yorumcu arkadasin belirttigi gibi""Gercek Gundemi takip etmemize neden olan bazi yorumcu arkadaslardan"" belkide bir tanelerinden biriside YUCEL YESILCELI'dir!
Bu sayfalarda yorum yapan bir cok arkadasla ayni seyleri paylasmiyor, dunyaya ayni gozle bakmiyoruz! aslinda buda bizim gelismemiz ve kendimizi yenilememizin mihenk tasini olusturuyor, her gun hic beklemedigimiz bir yorumcu arkadastan yeni ve orjinal seyler ogreniyoruz, kendi dusunce ve kaygilarimizi, bir diger arkadasla paylasiyoruz, ornegin bundan bir kac yil once""okul yillarinda hep yaninizda olan, ancak hicte pas vermediginiz bir kisiyi ornek""vererek vermek istedigin mesaji hic unutmuyorum, cok basitce, ancak insan bu basit bir ornekten dahi ogreniyor iste!
Rahmetli babamin bir lafi vardi, hic unutmam""Oglum bin biliyorsan, yinede bir bilene sor, o bir tane bilenin bildigi bir, senin belkide hic bilmedigindir!""
Kisa kesmek zorunda oldugumu hissediyorum, yine yayinlanmiyabilir.
Sevgili Yucel, senin gibi degerli insanlara ulkemizinde, bizimde ihtiyacimiz var! Gitme!
Sevgilerimle
E.Uzun
====================================
TARR
8 Nisan 2011 22:06
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
**
Değerli Yeşilceli,
Yazını şimdi okudum. Editörlerle sorun yaşayan ne ilk yorumcusun, ne de son olacaksın.
Karar senin olmanla birlikte tekrar yazmanı umuyorum.
Sağlıcakla kal.
============================
Ka-a
8 Nisan 2011 21:19
Sevgili Sanal Yorumcu,
"Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken."sözünün doğruluğuna içtenlikle katılıyorum.Üstelik kimsenin uzaklaştığı yok.Yükünüzü biraz artırmışımdır orası doğru.Yazdıklarınızı kendi yazım gibi coşku ile okuyorum!Ancak demiştim ya, "Sizi okumayı sürdüreceğim!.."diye.Emin olun,sizi yalnızca izlerken bile yorulduğumu hissettim bugün.
Satırlarınızın arasındaki o muhteşem imalarınızın tadından hiç söz etmeyeyim sevgili Sanal Yorumcu! O zaman başa dönmek gerekiyor.
"Leb demeden leblebiyi anladığınız"dan en küçük bir kuşkum yok.Seri üretime karşı el emeğini-göz nurunu hep takdirle karşılamış ve değerli olduğunu düşünmüşümdür.Seri üretimin nicelik üstünlüğü vardır;ya değeri? Her parçaya tek tek yoğun emek harcanmışmıdır?
İçten sevgilerimle,
===========================
KEMAL TETİK
8 Nisan 2011 20:48
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------
Ekip ve diğer aydın yorumcular çekilirse Gerçek gider yalnız Gündem kalır diye düşünüyorum.
==========================
9 Nisan 2011 10:52
Değerli Erdem Akel,
Öncelikle ince ,övgü dolu sözleriniz için içtenlikle teşekkür ederim.
Lütfen en korktuğum,en çekindiğim şeydir;'kendisini çok önemsiyor'algısı yaratmak.Böyle bir yapımın olmadığını bilen değerli yorumculardansınız.Bu açıklamayı tanımayan dostlar için yaptığımın altını çiziyorum.
Kararımı Gürkan Hacır'ın 27 Mart 2011 tarihinde GG sayfalarında da yayınlanan 'Ahmet Şık ve Kazım Karabekir' başlıklı çirkin yazıya yaptığım eleştirimin, birçok kez göndermeme karşın yayınlanmaması nedeniyle vermiştim.
Bu nedenle tekrar teşekkür ederken, şimdilik yazmama kararlılığımı sürdürdüğümü belirtmek isterim.
Saygılar.
==================================
Erdem AKEL
9 Nisan 2011 10:06
DEGERLİ YESİLCELİ
Ben sadece ofisimde bulundugum surece GGnin sayfasinda olanlari gorebiliyorum
Bu sabah geri donusune iliskin notlarini ve arkadaslarimizin geri donusunuze ilikin sevinclerini ogrenme firsati bulabildim
Hic kusku yok ki,olaylara farkli bakan farkli yorum getiren GG nin sayfalarina not dusen renkli kisiliklerden birisin
Senin yoklugunda bahcedeki ciceklerin armonisinde kokusunda bir eksikligin varligini hissedecektik
Kararini degistirerek tekrar aramiza donmene cok sevindim
SELAM VE SEVGİLER
==========================
Yücel Yeşilceli
9 Nisan 2011 00:46
Değerli Emekli öğretmen,
Sağ olun,sağ olsunlar,duygular karşılıklıdır.Benim de sevdiklerim oldukça çoktur.
Sanal Yorumcumuza gelince,ben nedense Sanal Yorumcu'yu duruşunu ve kültürünü çok takdir ettiğim değerli Mine Kırıkkanat'ın daha genç haline benzetiyorum.Daha doğrusu eski deyim ile tasvir ediyorum.
Umarım 'Vicdan Teyze'yi sevindirmeyiz.
Şunun için diyorum,sizlerin bilgi birikimlerinizin Vicdan Teyze gibilerini sevindireceği ihtimal dahilinde değil.
Tümümüz ayrılırsak Vicdan teyze ancak o zaman sevinebilir.
Saygılarımla.
==================================
Emekli öğretmen
8 Nisan 2011 23:47
Sayın Yeşilceli,
Sevenleriniz ne çokmuş bakın. Üstelik Sanal yorumcu'nun ço farklı ve haklı bir gerekçesi de var: "Vicdan Teyze sevinmesin:))"
Haklı sayılmaz mı?
Saygılar
================================
Yücel Yeşilceli
8 Nisan 2011 23:20
Daha önce yazılarından tanıma şansı bulamadığım (Yayınlanış sırasına göre)
Sayın Kemal Tetik'e,
Sevgili TARR'a,
Sevgili E.Uzun'a
Sevgili Sanal Yorumcu'ya,(Geçmiş olsun)
Ve yazılarımızda omuz omuza olduğumuz,adlarını sayamadığım tüm dostlara,
En içten saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Sevgili E.Uzun,yazmama nedenim sadece sansür değildir.Bir deyim vardır ama yazamayacağım.Birinin elini-kolunu bağlayıp,diğerine dövdürmek gibi.Yazımda geçen iki örnek değildi sadece.Günlerdir böyle.Gürkan Hacır'ın Atatürk'e ilişkin söylediği çirkin söze yanıtım yayınlanmayınca karar vermiştim zaten.
Neyse,çok sağ ol.
===================================
E.Uzun
8 Nisan 2011 22:36
(3)
Bu sayfalarda yorum yapan bir cok arkadasla ayni seyleri paylasmiyor, dunyaya ayni gozle bakmiyoruz! aslinda buda bizim gelismemiz ve kendimizi yenilememizin mihenk tasini olusturuyor, her gun hic beklemedigimiz bir yorumcu arkadastan yeni ve orjinal seyler ogreniyoruz, kendi dusunce ve kaygilarimizi, bir diger arkadasla paylasiyoruz, ornegin bundan bir kac yil once""okul yillarinda hep yaninizda olan, ancak hicte pas vermediginiz bir kisiyi ornek""vererek vermek istedigin mesaji hic unutmuyorum, cok basitce, ancak insan bu basit bir ornekten dahi ogreniyor iste!
Rahmetli babamin bir lafi vardi, hic unutmam""Oglum bin biliyorsan, yinede bir bilene sor, o bir tane bilenin bildigi bir, senin belkide hic bilmedigindir!""
Kisa kesmek zorunda oldugumu hissediyorum, yine yayinlanmiyabilir.
Sevgili Yucel, senin gibi degerli insanlara ulkemizinde, bizimde ihtiyacimiz var! Gitme!
Sevgilerimle
E.Uzun
======================================
Sanal Yorumcu
8 Nisan 2011 22:31
Sevgili Ka-a,
Gerçekten bugün ben de yorulduğumu hissettim. Bir kez yazınca sürekli cevap yazma gereksinimi duyuyor insan, sonra bir de bakıyorsunuz iş güç hak getire.
Kimsenin bir yere gitmediğini aramızda olduğunuzu biliyoruz tabi ama herkes sizin tekrar yazmanız konusunda aynı fikirde gördüğünüz gibi. Eskisi kadar olmasa da kendinizi yıpratmayacak kadar yazabilirsiniz,
Yoksa hassas ve duyarlı insanlar için gerçekten yıpratıcı olabilecek bir ortam.
İnsanı hasta edebilir.
Burası adeta bir toplumsal laboratuvar gibi, o yüzden bir kez daha anladım ki "pek umut yok", her nevi seri üretimin egemen olduğu gümümüz koşullarında.
Yine deSevgili Emekli Öğretmen'in dediği gibi "iyimserliğin bir zararı olmaz", umudumu korumaya çalışıyorum ben de Ekibe uyarak.
Kendinize iyi bakın, ruhunuzu biraz dinlendirip yine yorumlarınızla aramıza dönün .olmaz mı, Vicdan Teyze sevinmesin:))
En içten saygı ve sevgilerimle,
=========================================
E.Uzun
8 Nisan 2011 22:27
""Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)""
SEVGILI YUCEL!!!
Bir diger yorumcu arkadas eger alinti yapmamis olsaydi, bu yazindan haberim olmuyacakti!
Gercek Gundemin, genel yayin politikasi hepimizce bilinmektedir! bu gune kadar nice yorumcu arkadas gibi,benimde belki yuzlerce yorumum yayinlanmadi, bu duruma cesitli sekilde karsi ciktim, bazen butun bunlarin bilinclice yapildigi, bazende cok basit bir nedenden, bazende ekonomik nedenlerden,bazende o gunki editor arkadasin isguzarligindan vs.vs nedenlerden dolayi, onca emek vererek, kendi icinde hani derler ya biri, binyararak ve kendi otosansurumuzden sonra bile yayinlanmamasi dogal olarak kafamizda bir cok soruyu olustururken, aslinida hic bir zaman bilemiyecegimiz nedenlerden dolayi ne yazikki emeklerimiz heder edilmektedir!
Gercek Gundem bu konuda gecmiste bir kac sefer aciklama geregi duydu ve genellikle sikayetleri yorumlarin uzun olmasi idi. elbette isin etik yonu ve kisiye hakaret iceren, basin yayinla ilgili konuda tamamiyle onlarin gozetiminde.
Eger dikkat etmisseniz, hafta sonlari yorumlarin tumu ne yazikki yayinlanmiyor, bununda gerekcesini bilmek icin kahin olmaya gerek yok elbette, yeterli personelin olmayisindan kaynaklandigi kanisindayim.
Amacim Gercek Gundemin sansurleme olarak ortaya cikan bu politikasini savunmak degil, ancak emegimizin bosa cikmamasi icin kendi icimizde bir takim onlemler alabilir ve bir kac sefer deniyebiliriz, ben sahsen gercekten yayinlanmasini istedigim yorumlarimi, once dosyaya yaziyor ve bir sayfalik veya daha uzun olduguna inandigim yorumlarimi numaralandirarak, yani bolerek tekrar gonderiyorum, bu sekilde o gunki editor arkadasin isini hafifletmis olmakla birlikte, yayinlanacaginada emin oluyorum!
Gercek Gundem yayin hayatina basladigindan kisa bir sure sonra bende bazi yorumcu arkadaslar gibi haberleri ve gelismeleri Gercek Gundemden takip etmeye ve yorumlar yazmaya, ulkemiz ve dunyadaki cesitli gelismelere kapasitemiz ve yetenegimiz oraninda gorus bildirerek, bilgi dagarcigimizi diger okuyucu arkadaslarla paylasmaya calismaktayiz.
Gectigimiz gunlerde degerli bir yorumcu arkadasin belirttigi gibi""Gercek Gundemi takip etmemize neden olan bazi yorumcu arkadaslardan"" belkide bir tanelerinden biriside YUCEL YESILCELI'dir!
Bu sayfalarda yorum yapan bir cok arkadasla ayni seyleri paylasmiyor, dunyaya ayni gozle bakmiyoruz! aslinda buda bizim gelismemiz ve kendimizi yenilememizin mihenk tasini olusturuyor, her gun hic beklemedigimiz bir yorumcu arkadastan yeni ve orjinal seyler ogreniyoruz, kendi dusunce ve kaygilarimizi, bir diger arkadasla paylasiyoruz, ornegin bundan bir kac yil once""okul yillarinda hep yaninizda olan, ancak hicte pas vermediginiz bir kisiyi ornek""vererek vermek istedigin mesaji hic unutmuyorum, cok basitce, ancak insan bu basit bir ornekten dahi ogreniyor iste!
Rahmetli babamin bir lafi vardi, hic unutmam""Oglum bin biliyorsan, yinede bir bilene sor, o bir tane bilenin bildigi bir, senin belkide hic bilmedigindir!""
Kisa kesmek zorunda oldugumu hissediyorum, yine yayinlanmiyabilir.
Sevgili Yucel, senin gibi degerli insanlara ulkemizinde, bizimde ihtiyacimiz var! Gitme!
Sevgilerimle
E.Uzun
====================================
TARR
8 Nisan 2011 22:06
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
**
Değerli Yeşilceli,
Yazını şimdi okudum. Editörlerle sorun yaşayan ne ilk yorumcusun, ne de son olacaksın.
Karar senin olmanla birlikte tekrar yazmanı umuyorum.
Sağlıcakla kal.
============================
Ka-a
8 Nisan 2011 21:19
Sevgili Sanal Yorumcu,
"Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken."sözünün doğruluğuna içtenlikle katılıyorum.Üstelik kimsenin uzaklaştığı yok.Yükünüzü biraz artırmışımdır orası doğru.Yazdıklarınızı kendi yazım gibi coşku ile okuyorum!Ancak demiştim ya, "Sizi okumayı sürdüreceğim!.."diye.Emin olun,sizi yalnızca izlerken bile yorulduğumu hissettim bugün.
Satırlarınızın arasındaki o muhteşem imalarınızın tadından hiç söz etmeyeyim sevgili Sanal Yorumcu! O zaman başa dönmek gerekiyor.
"Leb demeden leblebiyi anladığınız"dan en küçük bir kuşkum yok.Seri üretime karşı el emeğini-göz nurunu hep takdirle karşılamış ve değerli olduğunu düşünmüşümdür.Seri üretimin nicelik üstünlüğü vardır;ya değeri? Her parçaya tek tek yoğun emek harcanmışmıdır?
İçten sevgilerimle,
===========================
KEMAL TETİK
8 Nisan 2011 20:48
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------
Ekip ve diğer aydın yorumcular çekilirse Gerçek gider yalnız Gündem kalır diye düşünüyorum.
==========================
8 Nisan 2011 Cuma
OKUYUCU ATIŞMALARI VE GERÇEK GÜNDEM SİTESİNE "HOŞÇA KALIN"YAZISI
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------------
Sevgili dostlar,
Gerçek Gündem'e yaptığım yorumlarımı önce dosyaya yazıp oradan yazı altı yorum bölümüne aktarmıyorum.Bu açıklamayı yapmamın nedeni:
Barış Yarkadaş'ın yazısının altında beni eleştiren sevgili E.Uzun'a önceki gece kapsamlı bir yanıt verdim,yayınlanmadı.Dün sabah gene kapsamlı bir yanıt verdim,gene yayınlanmadı.En son suya sabuna dokunmayan kısa bir açıklama yaptım ve yayınlandı.
Bu sabah Nedim Soylu'nun eleştirisini(gene yazı altı)yanıtladım,yayınlanmadı.Tekrar kapsamlı bir yanıt daha verdim ve anladım ki,editör arkadaşları aşmamız mümkün değil.
Yorumlarımı bu zorluklar içinde yayınlatmaya çalışıyorum.
Bu ortamda karşı taraf tam anlamı ile at oynatırken;benim emeğim ve yanıt verme özgürlüğüm kısıtlanmış oluyor.İşin haksızlık yada yıpratıcı yönüne hiç girmiyorum.
Yukardaki açıklamalarım doğrultusunda,artık Gerçek Gündem'de yorum yapmayacağımı sevgili dostlarıma bildirme gereği duydum.Bu açıklamalardan kendimi çok önemsediğim eleştirisi gelmesin.Benimkisi yüzlerini görmediğim birkaç değerli dosta karşı duyduğum sorumluluktur.
Bu değerli dostların adlarını yazmama gerek yok.Onlar kendilerini zaten biliyorlar ve yazılarını heyecan ile okuyacağımı bilmelerini isterim!
Dostça,sevgi ile kalın.
==========================
M. GÖKTUĞ
7 Nisan 2011 12:19
Sayın Yücel Yeşilceli yorumları yayınlayan kişi değişmiş sanırım.Bence alınmayın.Oda değişir baskası gelir yerine...
-----------------------------
infoguner
7 Nisan 2011 12:24
Yücel Bey,
Aynı hakkındaki hassasiyetinizi gayet iyi bilmekte ve anlamaktayım. En azından benim de yüzde yüz yakındığım bir konudur, bunu aktif yorum paylaşan arkadaşlar bilmekteler.
Suya sabuna dokunmayan tabiriniz umarım yorumcuların dikkatini çeker. Nokta atışı yorumlar ve Gürsel Tekin'in adının tekrarlandığı yazılar ilk sansür yiyen yorumlar olmuştur hep.
Belki benimde bu yorumumun yayınlanmayacak fakat aldığınız kararda size tam destek veriyorum.
Ve yorumları izlemeye devam edeceğim.
=============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 12:31
Sayın Yeşilceli,
Aynı yorumu bırakın iki kez, dört beş kez gönderdiğim de oluyor.
Kimi yayınlanıyor, kimi yayınlanmıyor.
Emeğin ziyan olması hoş değil tabi ama, önerim yazdıktan sonra word'e kopyalayıp yeniden denemeniz.
Alınmayınız, evet.
"Dağıldınız!" diyen hazret, editörün onayını bilmezden geliyor.
============================
katılıyorum
7 Nisan 2011 12:55
sayın yeşilceli ,sizin eleştiriniz yada sitemlerinizde dile getirdiğiniz durumu sanırım birçok kişi yaşıyor.Ne varki sayfa editörlerinin mantığını anlamak zor.Bu sayfalarda adeta hakaret içeren yandaş yorumları yayınlanırken cevap niteliğinde yazığımız birçok yorum yayınlanmıyor.İşin gerçeği kime ve neye yaranmak istediklerini de anlamak zor.Sizinbu sayfayı ziyaret edenlere bir birşeyler katan yazılarınızın eksikliği sanırım hissedilecektir.
Yarkadaşın yazısına gelince.Bu düşüncelere katılıyor ve muhalefetin bu konuda tümüyle sessiz kalması gerektiğinden yanayım
============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
Çok Değerli Y. Yeşilceli,
ama bu olmadı şimdi. Bugüne değin ilk kez bir yorumunuza katılamayacağım. Kararınıza saygı duymamız gerektiğini bilmekle birlikte,
yine de bir kez daha gözden geçirmenizi dilerim. Bizlerin üzüleceğini, eksileceğini ve belki bir süre sonra bu kopuşların bizi de vazgeçmeye götüreceğini dikkate alırsanız bir de buna en çok kimlerin sevineceğini belki fikrinizi değiştirirsiniz. Yoksa ben de Fransa kararımı gözden geçireceğim, ona göre, Bu arada aynı duyguyu hemen hergün herkes gibi benim de defalarca yaşadığımı bilmenizi isterim.
Vazgeçmemeyi seçmenizi diliyorum.
Sevgilerimle.
============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Bugün ben bir demokrata lâf anlatacağım diye uğraşırken, pek istediğim gibi yazamadım aslında.
Gayet güzel anlatmışsın sen. Edebiyata ilginin boşa olmadığı bir kez daha belli oldu.
Bakarsın Yeşilceli karar değiştirir ve YAZIYORUM, der.
=============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 16:40
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Teşekkürler Öğretmen'im, ben de Aysun gibi edebiyata meraklıyımdır, gerçekten:)) Öğrenciniz olsam sınıfta kalmazdım herhalde değil mi, gerçi ara sıra klavye kazasına kurban gittiğim oluyor aceleden ve tekrardan ama..
Buradan gidenlere dönmeleri için bir kez daha sesleniyorum, ben niye işi bu kadar şakaya vurdum sanıyorsunuz. Masalcı da giderek şakacı bir kişiliğe bürünmeye başladı mesela, aynı nedenle olsa gerek. Halkımız gülerek eğlenerek öğrenmeyi seviyor herhalde, halkın eğilimlerine uymak lazım,malum devir o devir:))
Diyorum ki olmadı şöyle "Hayalci" bir Kankamız olsa, imkansızı istese, çok mu zor olur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Yücel Yeşilceli'nin(Aksu)Notu:Altı çizilen tümceden Yücel Yeşilceli kastediliyor.
================================
Ka-a
7 Nisan 2011 22:42
Sayın Sanal Yorumcu,
İnsanın kendisi ile bu denli barışık olmasının kökeninde ne yatıyor?"Kim kastediliyor acaba?" diye sağa-sola bakınmayın lütfen.
Yanıt olarak "kültür" desek...
Kan dırmayan,yalın ve içten!..Ka rşıtlarının bile saygısını kazanmış bilge kişi!..İşte bu sizsiniz.
Sonra, 1789 ve 1871'leri yaşamış Fransa'nın, Sarkozy döneminde pek matah bir yer olduğunu sanmıyorum.
Sizi okumayı sürdüreceğim!..
Sevgiler.
"Ka-a" Yücel Yeşilceli(Aksu)dur.
=======================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 23:36
Sevgili Ka-a,
iyi görüşleriniz için çok teşekkürler, bazıları benim için gerçekten çok iddialı, sadece içtenlik kısmını taşıyabilirim sanırım. Olanı biteni anlamak ve gerçeğe olabildiğince yaklaşmaktan duyduğum haz herşeyin bir adım önünde gittiği için ve bilginin, sevginin, saygının,dostluğun, herşeyin gerçek olanına giden tek yolun içtenlikten geçtiğini anladığım için içten olmayı seçmiş olabilirim. Yoksa hayattan zevk alamıyorum.
Okumanız sevindirici ama yetmez, ülkemizde olup bitenlerle ilgili sizin de görüşlerinizi de duymak isterim.
Editörden geçebilenleri tabi,
Ama ne gam biz ekip olarak satır aralarını da okuyabilen insanlar olduğumuz için leb demeden leblebiyi anlarız lütfen kendinizi üzmeyin.
Sİzi her zaman aramızda görmek dileğiyle, sevgiler.
===========================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 23:51
Düşündüm Küresel güçlere de herşeyi yüklememek lazım, sonuçta onlar da bizim ölçülerimize göre elbise biçiyorlar .
.........................
Sanal Yorumcu arkadaş,
Bu konuda biraz kuşkuluyum.
Onlar mı bize göre elbise biçiyor yoksa biz mi biçilen her elbiseyi giymek için kendimizi cendereye sokuyoruz, gerçekten kuşkuluyum.
Kaçmaya gelince, meydan başkalarına mı kalsın?
Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken.
...................................................................................
Yücel Yeşilceli(Aksu)nun notu:Altı çizilen tümcedeki "Kanka"
Yeşilceli ve sanal Yorumcu'dur.
===============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 15:28
E.Uzun
5 Nisan 2011 23:03
----------------------
Sevgili E.Uzun,
Beni eleştirdiğin yazına bundan önce iki kez yanıt verdim,uygun görmedi editörler.
Bu nedenle kısa yazıyorum:
Evet, CHP'den benim de "kişisel"bir beklentim var.Hatta sadece CHP'den de değil,bütün demokrasi güçlerinden bir beklentim var;İran 1979'u Türkiye'de yaşamayalım!
Konjonktüre göre kişisel beklentim uçuk olabilir;ne yapayım ben de imkansızı istiyorum işte!
Sevgiler.
============================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
Sevgili öğretmenim,
Ben her saat intermnet başında pineklemiyorum.Ayrıca aramızdaki tartışma bence doyuma ulaşmış ve kimlerin ne talep ettiği ortadadır.
Ben bu aşamada CHP'yi politik temelde eleştirmekten yana değilim.Seçim bitsin birlikte eleştirelim.Şimdi oy toplayalım..
Sadece CHP için değil bir bütün olarak solun yani ezilenlerin geleceği içinde yapalım bunu.Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik.
Bunları sonra tartışırız.
Şimdi oy roplama ve yığınak yapma zamanı.
Bu yığınağın beyni,kalbi ve merkezi TBMM'dir!
CHOP'yi iktidara taşıyalım yapmazlarsa hesap soralım.
Siz daha bu günden hesap sormaya kalkarak karşı pozisyonda duruyorsunuz.
Bırakın onları AKP yapsın.
Siz destek verip sonra verdiğiniz desteğin ve emeğin hesabını sorun.
Destek ve emek vermeden hesap sormaya kalkmayın.
Bu Tartışma doyuma ulaştı sanırım.
*****************
KAGİDER Adanadan iki kadın aday önermiş.
Sunay Karamık Özbek Ak Parti ve Yasemin Yılmaz CHP
KAGİDER kime destek verecek açıklamamış.
AKP'li adaya mı?
CHP'li adaya mı?
Siyasi destek vermeyecekseniz CHP neden sizin adayınızı göstersin.
******************
Adana kadın adayı tartışılmayacak kadar aydınlık ve demokrat bir kimliğe sahip olmalıdır.
Doğa Çiğdemoğlu genç ve hazır değil diyorlar.
Peki gençler bu partide ne zaman parlamentoya taşınacak.
Doğa Çiğdemoğlu kadınlığıyla kadınlara,gençliğiyle oy kullanacak liseli ve üniversiteli gençlere,sempatisiyle tüm kesimlere sıcak gelecek bir isimdir.
Listede inanç boyutu hesaba katılacaksa ona da uygundur.
HEMEN SALDIRMAYIN!
Kendisiyle bırakın yüz yüze gelmeyi telefonda bile konuşmadım.
Akrabam ve yakınımda değil.
Ayrıca farklı inanç gruplarındanız.
Ama ikimizde aynı saflardayız.
Bu yetiyor....
================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 18:57
Sayın Gerçek Gündem editörlerine;
Hakaret içermeyen tüm yorumlarım sansürleniyor.Eğer bu yorumum da sansürlenirse;dostlara kısa bir "hoşça kalın"yazısından sonra boşuna yorum yapıp,emeklerimi ziyan ettirmeyeceğim.
Sizler haklı olabilirsiniz.GG sizin, yazdırıp-yazdırmamakta en doğal hakkınız.Ancak ben de bundan sonra zoraki yazma gibi bir davranışın içinde olmayacağım.
Bilgilerinize.
===================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
" Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik." diyen Gerçek Gündem'in "atış serbest"sanal devrimcisine,kuvayımilliyecisine sormak isterim:
27 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de de yer alan, "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazıda Büyük Devrimci Mustafa Kemal'i tarihin en büyük diktatörü ile sözde benzerliği yazılıp-çizilirken kuvayımilliyeci değilmiydin?"Yerli devrimci" değilmiydin?
Yoksa sen o tarihte Çin Seddi'nde ve dağılan SSCB'de inceleme gezisi mi yapıyordun?
İşte düngeceki yazımda VICIK VICIK dediğim davranış biçiminin somut örneği!
Üç yıla yakındır Gerçek Gündem'de yorum yaparım.Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk'e tek laf ettirmedim,edenler karşılığını fazlası ile aldı!
İstismarcıların da aynı sertlikte yanıtını alacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın!
===============================
nedim soylu
6 Nisan 2011 19:18
O yazıda nerede yayinlandı.Bilgim yok.Ayrıca dedektif gibi izleyip her şeye yanıt verecek durumda değilim.Bunu istemek ruh durumunu gözden geçirmeyi gerektirir...Ayrıca her alanda onların cevabını verecek birileri bulunur.
Senmisin gerçek Atürkçü..
Seçim öncesi Atatürkün partisine ve yöneticilerine veryansın ederek mi gerçek Atatürkçü olunuyor.
Atatürkçüler Kemal kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarıyla birlikte CHP'yi iktidara taşımaya çalışıyor. Sen elinde taş karşılarına geçmiş Atatürkçülükten dem vuruyorsun.Gerçekten Aziz Nesinlik bir ortam oluşuyor.Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
==============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 19:38
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
--------------
Bak zavallı kimin alay konusu olduğu belli!
Sanal ortamda Atatürkçülük taslayıp,kuvayı milliyecilik taslayıp,Atatürk'e laf söyleyenleri ıskalayarak, aynı kulvarda koşarsan yüzünün maskesini birileri düşürür!Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Gir bir bak o yazıda Atatürk kime benzetildiğini.
Hala özür dileyeceğine laf salatası yapıyorsun,yazık!
===========================
Emekli öğretmen
6 Nisan 2011 20:46
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
.................
Güle güle...
nedim soylu
6 Nisan 2011 18:14
Bu yorumdan sonra sana bir şey söylemek boşuna.
Bu nedenle ben, ne Sanal Yorumcu gibi şiirle ve BOP hatırlatmasıyla ne de Yeşilceli gibi neredeydin sorusuyla uğraşmayacağım.
Tutumun iktidarın tutumu. Onlar da bu konuda Nuh diyor, peygamber demiyor. Sen yargıç olmuş çoktan karar vermişsin, darbe karşıtı ve demokrat olarak. Kin ve öfke gözünü kör etmiş.
Kararları kendimiz verince, yargılama nerede kaldı, diye size sormuyorum. Yorumcular buna karar verir herhalde.
Fehmi Koru, Ergenekon'un Bush ve Erdoğan görüşmesi ile devreye sokulduğunu söylüyor. Yandaşlar "bu kadar olmaz" diyor, sorgulamaya başlıyor ama birileri karar vermiş.
Sözlerim hiç sana değil. Bu saplantılı anlayışın bunu anlayacağından umutlu değilim.
Yaftalamaya devam, en büyük Atatürkçü. Ne tesadüf, AKP de en büyük Atatürkçü benim, diyor.
Kılıçdaroğlu'nun tutumu bile inandırmazsa, bağnaz düşman tutumunla kal baş başa.
Kaçıyorsun, evet, kaçıyorsun, somut sorulara somut yanıt vermeden kaçıyorsun. Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
===================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 21:57
Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
-------------
Böylesine gerçekçi saptamaya ne ekleyebilirim ki?
==========================
Aysun
6 Nisan 2011 21:57
Sıramı Darbeli'ye vermiştim ama söyleyecek sözü yokmuş.
Bu şiire bayılırım, şu bizim şehir efsanesi doğru mu diye Fransa'ya bakmaya gidersem Mezar taşına bir öpücükte ben konduracağım.
Söyleyebileceklerimin çoğunu Sanal Yorumcu :)) ve "Ekip " arkadaşlarım söylemiş zaten.
Ben sadece sıkışınca Atatürkün partisi CHP'ye laf mı söylüyorsunuz deyip sıvışanlara güldüğümü söyleyeceğim. Ne zaman Atatürk'ün Partisi ne zaman YCHP bir karar ver artık tutarlı CHP'li!
Y:Yeşilceli'nin notu:Aynı düşünceyi paylaşanları "ekip" yaftalaması ile itham ediyorlardı.
======================================
NEDİM SOYLU
7 Nisan 2011 02:03
Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarına,devrimcilere,demokratlara sıram sıram dizilip veryansın eden ekipçiler.
Acaba yaşamımızın hiç bir noktasında bir işkenceciye,bir faşiste veya bir gericiye tek laf ettinizmi?
Sadece buraya girenler gerçek yüzünüzü görsün diye muhatap alıp bir kaç söz ettim.
Dağıldınız!
Toplu hücüm toplu savunma modunda hareket ettiğinizi herkes gördü.
CHP'li olmadığınız ortada..
Namuslu biçimde Önce siyasal kimliğinizi söyleyin.
CHP kötüyse sizinki ne menem bir şey anlayalım...
Bakarsınız sıram sıram dizilip sizden oluruz.
==============================
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------------
Sevgili dostlar,
Gerçek Gündem'e yaptığım yorumlarımı önce dosyaya yazıp oradan yazı altı yorum bölümüne aktarmıyorum.Bu açıklamayı yapmamın nedeni:
Barış Yarkadaş'ın yazısının altında beni eleştiren sevgili E.Uzun'a önceki gece kapsamlı bir yanıt verdim,yayınlanmadı.Dün sabah gene kapsamlı bir yanıt verdim,gene yayınlanmadı.En son suya sabuna dokunmayan kısa bir açıklama yaptım ve yayınlandı.
Bu sabah Nedim Soylu'nun eleştirisini(gene yazı altı)yanıtladım,yayınlanmadı.Tekrar kapsamlı bir yanıt daha verdim ve anladım ki,editör arkadaşları aşmamız mümkün değil.
Yorumlarımı bu zorluklar içinde yayınlatmaya çalışıyorum.
Bu ortamda karşı taraf tam anlamı ile at oynatırken;benim emeğim ve yanıt verme özgürlüğüm kısıtlanmış oluyor.İşin haksızlık yada yıpratıcı yönüne hiç girmiyorum.
Yukardaki açıklamalarım doğrultusunda,artık Gerçek Gündem'de yorum yapmayacağımı sevgili dostlarıma bildirme gereği duydum.Bu açıklamalardan kendimi çok önemsediğim eleştirisi gelmesin.Benimkisi yüzlerini görmediğim birkaç değerli dosta karşı duyduğum sorumluluktur.
Bu değerli dostların adlarını yazmama gerek yok.Onlar kendilerini zaten biliyorlar ve yazılarını heyecan ile okuyacağımı bilmelerini isterim!
Dostça,sevgi ile kalın.
==========================
M. GÖKTUĞ
7 Nisan 2011 12:19
Sayın Yücel Yeşilceli yorumları yayınlayan kişi değişmiş sanırım.Bence alınmayın.Oda değişir baskası gelir yerine...
-----------------------------
infoguner
7 Nisan 2011 12:24
Yücel Bey,
Aynı hakkındaki hassasiyetinizi gayet iyi bilmekte ve anlamaktayım. En azından benim de yüzde yüz yakındığım bir konudur, bunu aktif yorum paylaşan arkadaşlar bilmekteler.
Suya sabuna dokunmayan tabiriniz umarım yorumcuların dikkatini çeker. Nokta atışı yorumlar ve Gürsel Tekin'in adının tekrarlandığı yazılar ilk sansür yiyen yorumlar olmuştur hep.
Belki benimde bu yorumumun yayınlanmayacak fakat aldığınız kararda size tam destek veriyorum.
Ve yorumları izlemeye devam edeceğim.
=============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 12:31
Sayın Yeşilceli,
Aynı yorumu bırakın iki kez, dört beş kez gönderdiğim de oluyor.
Kimi yayınlanıyor, kimi yayınlanmıyor.
Emeğin ziyan olması hoş değil tabi ama, önerim yazdıktan sonra word'e kopyalayıp yeniden denemeniz.
Alınmayınız, evet.
"Dağıldınız!" diyen hazret, editörün onayını bilmezden geliyor.
============================
katılıyorum
7 Nisan 2011 12:55
sayın yeşilceli ,sizin eleştiriniz yada sitemlerinizde dile getirdiğiniz durumu sanırım birçok kişi yaşıyor.Ne varki sayfa editörlerinin mantığını anlamak zor.Bu sayfalarda adeta hakaret içeren yandaş yorumları yayınlanırken cevap niteliğinde yazığımız birçok yorum yayınlanmıyor.İşin gerçeği kime ve neye yaranmak istediklerini de anlamak zor.Sizinbu sayfayı ziyaret edenlere bir birşeyler katan yazılarınızın eksikliği sanırım hissedilecektir.
Yarkadaşın yazısına gelince.Bu düşüncelere katılıyor ve muhalefetin bu konuda tümüyle sessiz kalması gerektiğinden yanayım
============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
Çok Değerli Y. Yeşilceli,
ama bu olmadı şimdi. Bugüne değin ilk kez bir yorumunuza katılamayacağım. Kararınıza saygı duymamız gerektiğini bilmekle birlikte,
yine de bir kez daha gözden geçirmenizi dilerim. Bizlerin üzüleceğini, eksileceğini ve belki bir süre sonra bu kopuşların bizi de vazgeçmeye götüreceğini dikkate alırsanız bir de buna en çok kimlerin sevineceğini belki fikrinizi değiştirirsiniz. Yoksa ben de Fransa kararımı gözden geçireceğim, ona göre, Bu arada aynı duyguyu hemen hergün herkes gibi benim de defalarca yaşadığımı bilmenizi isterim.
Vazgeçmemeyi seçmenizi diliyorum.
Sevgilerimle.
============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Bugün ben bir demokrata lâf anlatacağım diye uğraşırken, pek istediğim gibi yazamadım aslında.
Gayet güzel anlatmışsın sen. Edebiyata ilginin boşa olmadığı bir kez daha belli oldu.
Bakarsın Yeşilceli karar değiştirir ve YAZIYORUM, der.
=============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 16:40
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Teşekkürler Öğretmen'im, ben de Aysun gibi edebiyata meraklıyımdır, gerçekten:)) Öğrenciniz olsam sınıfta kalmazdım herhalde değil mi, gerçi ara sıra klavye kazasına kurban gittiğim oluyor aceleden ve tekrardan ama..
Buradan gidenlere dönmeleri için bir kez daha sesleniyorum, ben niye işi bu kadar şakaya vurdum sanıyorsunuz. Masalcı da giderek şakacı bir kişiliğe bürünmeye başladı mesela, aynı nedenle olsa gerek. Halkımız gülerek eğlenerek öğrenmeyi seviyor herhalde, halkın eğilimlerine uymak lazım,malum devir o devir:))
Diyorum ki olmadı şöyle "Hayalci" bir Kankamız olsa, imkansızı istese, çok mu zor olur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Yücel Yeşilceli'nin(Aksu)Notu:Altı çizilen tümceden Yücel Yeşilceli kastediliyor.
================================
Ka-a
7 Nisan 2011 22:42
Sayın Sanal Yorumcu,
İnsanın kendisi ile bu denli barışık olmasının kökeninde ne yatıyor?"Kim kastediliyor acaba?" diye sağa-sola bakınmayın lütfen.
Yanıt olarak "kültür" desek...
Kan dırmayan,yalın ve içten!..Ka rşıtlarının bile saygısını kazanmış bilge kişi!..İşte bu sizsiniz.
Sonra, 1789 ve 1871'leri yaşamış Fransa'nın, Sarkozy döneminde pek matah bir yer olduğunu sanmıyorum.
Sizi okumayı sürdüreceğim!..
Sevgiler.
"Ka-a" Yücel Yeşilceli(Aksu)dur.
=======================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 23:36
Sevgili Ka-a,
iyi görüşleriniz için çok teşekkürler, bazıları benim için gerçekten çok iddialı, sadece içtenlik kısmını taşıyabilirim sanırım. Olanı biteni anlamak ve gerçeğe olabildiğince yaklaşmaktan duyduğum haz herşeyin bir adım önünde gittiği için ve bilginin, sevginin, saygının,dostluğun, herşeyin gerçek olanına giden tek yolun içtenlikten geçtiğini anladığım için içten olmayı seçmiş olabilirim. Yoksa hayattan zevk alamıyorum.
Okumanız sevindirici ama yetmez, ülkemizde olup bitenlerle ilgili sizin de görüşlerinizi de duymak isterim.
Editörden geçebilenleri tabi,
Ama ne gam biz ekip olarak satır aralarını da okuyabilen insanlar olduğumuz için leb demeden leblebiyi anlarız lütfen kendinizi üzmeyin.
Sİzi her zaman aramızda görmek dileğiyle, sevgiler.
===========================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 23:51
Düşündüm Küresel güçlere de herşeyi yüklememek lazım, sonuçta onlar da bizim ölçülerimize göre elbise biçiyorlar .
.........................
Sanal Yorumcu arkadaş,
Bu konuda biraz kuşkuluyum.
Onlar mı bize göre elbise biçiyor yoksa biz mi biçilen her elbiseyi giymek için kendimizi cendereye sokuyoruz, gerçekten kuşkuluyum.
Kaçmaya gelince, meydan başkalarına mı kalsın?
Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken.
...................................................................................
Yücel Yeşilceli(Aksu)nun notu:Altı çizilen tümcedeki "Kanka"
Yeşilceli ve sanal Yorumcu'dur.
===============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 15:28
E.Uzun
5 Nisan 2011 23:03
----------------------
Sevgili E.Uzun,
Beni eleştirdiğin yazına bundan önce iki kez yanıt verdim,uygun görmedi editörler.
Bu nedenle kısa yazıyorum:
Evet, CHP'den benim de "kişisel"bir beklentim var.Hatta sadece CHP'den de değil,bütün demokrasi güçlerinden bir beklentim var;İran 1979'u Türkiye'de yaşamayalım!
Konjonktüre göre kişisel beklentim uçuk olabilir;ne yapayım ben de imkansızı istiyorum işte!
Sevgiler.
============================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
Sevgili öğretmenim,
Ben her saat intermnet başında pineklemiyorum.Ayrıca aramızdaki tartışma bence doyuma ulaşmış ve kimlerin ne talep ettiği ortadadır.
Ben bu aşamada CHP'yi politik temelde eleştirmekten yana değilim.Seçim bitsin birlikte eleştirelim.Şimdi oy toplayalım..
Sadece CHP için değil bir bütün olarak solun yani ezilenlerin geleceği içinde yapalım bunu.Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik.
Bunları sonra tartışırız.
Şimdi oy roplama ve yığınak yapma zamanı.
Bu yığınağın beyni,kalbi ve merkezi TBMM'dir!
CHOP'yi iktidara taşıyalım yapmazlarsa hesap soralım.
Siz daha bu günden hesap sormaya kalkarak karşı pozisyonda duruyorsunuz.
Bırakın onları AKP yapsın.
Siz destek verip sonra verdiğiniz desteğin ve emeğin hesabını sorun.
Destek ve emek vermeden hesap sormaya kalkmayın.
Bu Tartışma doyuma ulaştı sanırım.
*****************
KAGİDER Adanadan iki kadın aday önermiş.
Sunay Karamık Özbek Ak Parti ve Yasemin Yılmaz CHP
KAGİDER kime destek verecek açıklamamış.
AKP'li adaya mı?
CHP'li adaya mı?
Siyasi destek vermeyecekseniz CHP neden sizin adayınızı göstersin.
******************
Adana kadın adayı tartışılmayacak kadar aydınlık ve demokrat bir kimliğe sahip olmalıdır.
Doğa Çiğdemoğlu genç ve hazır değil diyorlar.
Peki gençler bu partide ne zaman parlamentoya taşınacak.
Doğa Çiğdemoğlu kadınlığıyla kadınlara,gençliğiyle oy kullanacak liseli ve üniversiteli gençlere,sempatisiyle tüm kesimlere sıcak gelecek bir isimdir.
Listede inanç boyutu hesaba katılacaksa ona da uygundur.
HEMEN SALDIRMAYIN!
Kendisiyle bırakın yüz yüze gelmeyi telefonda bile konuşmadım.
Akrabam ve yakınımda değil.
Ayrıca farklı inanç gruplarındanız.
Ama ikimizde aynı saflardayız.
Bu yetiyor....
================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 18:57
Sayın Gerçek Gündem editörlerine;
Hakaret içermeyen tüm yorumlarım sansürleniyor.Eğer bu yorumum da sansürlenirse;dostlara kısa bir "hoşça kalın"yazısından sonra boşuna yorum yapıp,emeklerimi ziyan ettirmeyeceğim.
Sizler haklı olabilirsiniz.GG sizin, yazdırıp-yazdırmamakta en doğal hakkınız.Ancak ben de bundan sonra zoraki yazma gibi bir davranışın içinde olmayacağım.
Bilgilerinize.
===================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
" Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik." diyen Gerçek Gündem'in "atış serbest"sanal devrimcisine,kuvayımilliyecisine sormak isterim:
27 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de de yer alan, "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazıda Büyük Devrimci Mustafa Kemal'i tarihin en büyük diktatörü ile sözde benzerliği yazılıp-çizilirken kuvayımilliyeci değilmiydin?"Yerli devrimci" değilmiydin?
Yoksa sen o tarihte Çin Seddi'nde ve dağılan SSCB'de inceleme gezisi mi yapıyordun?
İşte düngeceki yazımda VICIK VICIK dediğim davranış biçiminin somut örneği!
Üç yıla yakındır Gerçek Gündem'de yorum yaparım.Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk'e tek laf ettirmedim,edenler karşılığını fazlası ile aldı!
İstismarcıların da aynı sertlikte yanıtını alacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın!
===============================
nedim soylu
6 Nisan 2011 19:18
O yazıda nerede yayinlandı.Bilgim yok.Ayrıca dedektif gibi izleyip her şeye yanıt verecek durumda değilim.Bunu istemek ruh durumunu gözden geçirmeyi gerektirir...Ayrıca her alanda onların cevabını verecek birileri bulunur.
Senmisin gerçek Atürkçü..
Seçim öncesi Atatürkün partisine ve yöneticilerine veryansın ederek mi gerçek Atatürkçü olunuyor.
Atatürkçüler Kemal kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarıyla birlikte CHP'yi iktidara taşımaya çalışıyor. Sen elinde taş karşılarına geçmiş Atatürkçülükten dem vuruyorsun.Gerçekten Aziz Nesinlik bir ortam oluşuyor.Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
==============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 19:38
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
--------------
Bak zavallı kimin alay konusu olduğu belli!
Sanal ortamda Atatürkçülük taslayıp,kuvayı milliyecilik taslayıp,Atatürk'e laf söyleyenleri ıskalayarak, aynı kulvarda koşarsan yüzünün maskesini birileri düşürür!Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Gir bir bak o yazıda Atatürk kime benzetildiğini.
Hala özür dileyeceğine laf salatası yapıyorsun,yazık!
===========================
Emekli öğretmen
6 Nisan 2011 20:46
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
.................
Güle güle...
nedim soylu
6 Nisan 2011 18:14
Bu yorumdan sonra sana bir şey söylemek boşuna.
Bu nedenle ben, ne Sanal Yorumcu gibi şiirle ve BOP hatırlatmasıyla ne de Yeşilceli gibi neredeydin sorusuyla uğraşmayacağım.
Tutumun iktidarın tutumu. Onlar da bu konuda Nuh diyor, peygamber demiyor. Sen yargıç olmuş çoktan karar vermişsin, darbe karşıtı ve demokrat olarak. Kin ve öfke gözünü kör etmiş.
Kararları kendimiz verince, yargılama nerede kaldı, diye size sormuyorum. Yorumcular buna karar verir herhalde.
Fehmi Koru, Ergenekon'un Bush ve Erdoğan görüşmesi ile devreye sokulduğunu söylüyor. Yandaşlar "bu kadar olmaz" diyor, sorgulamaya başlıyor ama birileri karar vermiş.
Sözlerim hiç sana değil. Bu saplantılı anlayışın bunu anlayacağından umutlu değilim.
Yaftalamaya devam, en büyük Atatürkçü. Ne tesadüf, AKP de en büyük Atatürkçü benim, diyor.
Kılıçdaroğlu'nun tutumu bile inandırmazsa, bağnaz düşman tutumunla kal baş başa.
Kaçıyorsun, evet, kaçıyorsun, somut sorulara somut yanıt vermeden kaçıyorsun. Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
===================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 21:57
Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
-------------
Böylesine gerçekçi saptamaya ne ekleyebilirim ki?
==========================
Aysun
6 Nisan 2011 21:57
Sıramı Darbeli'ye vermiştim ama söyleyecek sözü yokmuş.
Bu şiire bayılırım, şu bizim şehir efsanesi doğru mu diye Fransa'ya bakmaya gidersem Mezar taşına bir öpücükte ben konduracağım.
Söyleyebileceklerimin çoğunu Sanal Yorumcu :)) ve "Ekip " arkadaşlarım söylemiş zaten.
Ben sadece sıkışınca Atatürkün partisi CHP'ye laf mı söylüyorsunuz deyip sıvışanlara güldüğümü söyleyeceğim. Ne zaman Atatürk'ün Partisi ne zaman YCHP bir karar ver artık tutarlı CHP'li!
Y:Yeşilceli'nin notu:Aynı düşünceyi paylaşanları "ekip" yaftalaması ile itham ediyorlardı.
======================================
NEDİM SOYLU
7 Nisan 2011 02:03
Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarına,devrimcilere,demokratlara sıram sıram dizilip veryansın eden ekipçiler.
Acaba yaşamımızın hiç bir noktasında bir işkenceciye,bir faşiste veya bir gericiye tek laf ettinizmi?
Sadece buraya girenler gerçek yüzünüzü görsün diye muhatap alıp bir kaç söz ettim.
Dağıldınız!
Toplu hücüm toplu savunma modunda hareket ettiğinizi herkes gördü.
CHP'li olmadığınız ortada..
Namuslu biçimde Önce siyasal kimliğinizi söyleyin.
CHP kötüyse sizinki ne menem bir şey anlayalım...
Bakarsınız sıram sıram dizilip sizden oluruz.
==============================
OKUYUCU ATIŞMALARI VE GERÇEK GÜNDEM SİTESİNE "HOŞÇA KALIN"YAZISI
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------------
Sevgili dostlar,
Gerçek Gündem'e yaptığım yorumlarımı önce dosyaya yazıp oradan yazı altı yorum bölümüne aktarmıyorum.Bu açıklamayı yapmamın nedeni:
Barış Yarkadaş'ın yazısının altında beni eleştiren sevgili E.Uzun'a önceki gece kapsamlı bir yanıt verdim,yayınlanmadı.Dün sabah gene kapsamlı bir yanıt verdim,gene yayınlanmadı.En son suya sabuna dokunmayan kısa bir açıklama yaptım ve yayınlandı.
Bu sabah Nedim Soylu'nun eleştirisini(gene yazı altı)yanıtladım,yayınlanmadı.Tekrar kapsamlı bir yanıt daha verdim ve anladım ki,editör arkadaşları aşmamız mümkün değil.
Yorumlarımı bu zorluklar içinde yayınlatmaya çalışıyorum.
Bu ortamda karşı taraf tam anlamı ile at oynatırken;benim emeğim ve yanıt verme özgürlüğüm kısıtlanmış oluyor.İşin haksızlık yada yıpratıcı yönüne hiç girmiyorum.
Yukardaki açıklamalarım doğrultusunda,artık Gerçek Gündem'de yorum yapmayacağımı sevgili dostlarıma bildirme gereği duydum.Bu açıklamalardan kendimi çok önemsediğim eleştirisi gelmesin.Benimkisi yüzlerini görmediğim birkaç değerli dosta karşı duyduğum sorumluluktur.
Bu değerli dostların adlarını yazmama gerek yok.Onlar kendilerini zaten biliyorlar ve yazılarını heyecan ile okuyacağımı bilmelerini isterim!
Dostça,sevgi ile kalın.
==========================
M. GÖKTUĞ
7 Nisan 2011 12:19
Sayın Yücel Yeşilceli yorumları yayınlayan kişi değişmiş sanırım.Bence alınmayın.Oda değişir baskası gelir yerine...
-----------------------------
infoguner
7 Nisan 2011 12:24
Yücel Bey,
Aynı hakkındaki hassasiyetinizi gayet iyi bilmekte ve anlamaktayım. En azından benim de yüzde yüz yakındığım bir konudur, bunu aktif yorum paylaşan arkadaşlar bilmekteler.
Suya sabuna dokunmayan tabiriniz umarım yorumcuların dikkatini çeker. Nokta atışı yorumlar ve Gürsel Tekin'in adının tekrarlandığı yazılar ilk sansür yiyen yorumlar olmuştur hep.
Belki benimde bu yorumumun yayınlanmayacak fakat aldığınız kararda size tam destek veriyorum.
Ve yorumları izlemeye devam edeceğim.
=============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 12:31
Sayın Yeşilceli,
Aynı yorumu bırakın iki kez, dört beş kez gönderdiğim de oluyor.
Kimi yayınlanıyor, kimi yayınlanmıyor.
Emeğin ziyan olması hoş değil tabi ama, önerim yazdıktan sonra word'e kopyalayıp yeniden denemeniz.
Alınmayınız, evet.
"Dağıldınız!" diyen hazret, editörün onayını bilmezden geliyor.
============================
katılıyorum
7 Nisan 2011 12:55
sayın yeşilceli ,sizin eleştiriniz yada sitemlerinizde dile getirdiğiniz durumu sanırım birçok kişi yaşıyor.Ne varki sayfa editörlerinin mantığını anlamak zor.Bu sayfalarda adeta hakaret içeren yandaş yorumları yayınlanırken cevap niteliğinde yazığımız birçok yorum yayınlanmıyor.İşin gerçeği kime ve neye yaranmak istediklerini de anlamak zor.Sizinbu sayfayı ziyaret edenlere bir birşeyler katan yazılarınızın eksikliği sanırım hissedilecektir.
Yarkadaşın yazısına gelince.Bu düşüncelere katılıyor ve muhalefetin bu konuda tümüyle sessiz kalması gerektiğinden yanayım
============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
Çok Değerli Y. Yeşilceli,
ama bu olmadı şimdi. Bugüne değin ilk kez bir yorumunuza katılamayacağım. Kararınıza saygı duymamız gerektiğini bilmekle birlikte,
yine de bir kez daha gözden geçirmenizi dilerim. Bizlerin üzüleceğini, eksileceğini ve belki bir süre sonra bu kopuşların bizi de vazgeçmeye götüreceğini dikkate alırsanız bir de buna en çok kimlerin sevineceğini belki fikrinizi değiştirirsiniz. Yoksa ben de Fransa kararımı gözden geçireceğim, ona göre, Bu arada aynı duyguyu hemen hergün herkes gibi benim de defalarca yaşadığımı bilmenizi isterim.
Vazgeçmemeyi seçmenizi diliyorum.
Sevgilerimle.
============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Bugün ben bir demokrata lâf anlatacağım diye uğraşırken, pek istediğim gibi yazamadım aslında.
Gayet güzel anlatmışsın sen. Edebiyata ilginin boşa olmadığı bir kez daha belli oldu.
Bakarsın Yeşilceli karar değiştirir ve YAZIYORUM, der.
=============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 16:40
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Teşekkürler Öğretmen'im, ben de Aysun gibi edebiyata meraklıyımdır, gerçekten:)) Öğrenciniz olsam sınıfta kalmazdım herhalde değil mi, gerçi ara sıra klavye kazasına kurban gittiğim oluyor aceleden ve tekrardan ama..
Buradan gidenlere dönmeleri için bir kez daha sesleniyorum, ben niye işi bu kadar şakaya vurdum sanıyorsunuz. Masalcı da giderek şakacı bir kişiliğe bürünmeye başladı mesela, aynı nedenle olsa gerek. Halkımız gülerek eğlenerek öğrenmeyi seviyor herhalde, halkın eğilimlerine uymak lazım,malum devir o devir:))
Diyorum ki olmadı şöyle "Hayalci" bir Kankamız olsa, imkansızı istese, çok mu zor olur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Yücel Yeşilceli'nin(Aksu)Notu:Altı çizilen tümceden Yücel Yeşilceli kastediliyor.
================================
Ka-a
7 Nisan 2011 22:42
Sayın Sanal Yorumcu,
İnsanın kendisi ile bu denli barışık olmasının kökeninde ne yatıyor?"Kim kastediliyor acaba?" diye sağa-sola bakınmayın lütfen.
Yanıt olarak "kültür" desek...
Kan dırmayan,yalın ve içten!..Ka rşıtlarının bile saygısını kazanmış bilge kişi!..İşte bu sizsiniz.
Sonra, 1789 ve 1871'leri yaşamış Fransa'nın, Sarkozy döneminde pek matah bir yer olduğunu sanmıyorum.
Sizi okumayı sürdüreceğim!..
Sevgiler.
"Ka-a" Yücel Yeşilceli(Aksu)dur.
=======================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 23:36
Sevgili Ka-a,
iyi görüşleriniz için çok teşekkürler, bazıları benim için gerçekten çok iddialı, sadece içtenlik kısmını taşıyabilirim sanırım. Olanı biteni anlamak ve gerçeğe olabildiğince yaklaşmaktan duyduğum haz herşeyin bir adım önünde gittiği için ve bilginin, sevginin, saygının,dostluğun, herşeyin gerçek olanına giden tek yolun içtenlikten geçtiğini anladığım için içten olmayı seçmiş olabilirim. Yoksa hayattan zevk alamıyorum.
Okumanız sevindirici ama yetmez, ülkemizde olup bitenlerle ilgili sizin de görüşlerinizi de duymak isterim.
Editörden geçebilenleri tabi,
Ama ne gam biz ekip olarak satır aralarını da okuyabilen insanlar olduğumuz için leb demeden leblebiyi anlarız lütfen kendinizi üzmeyin.
Sİzi her zaman aramızda görmek dileğiyle, sevgiler.
===========================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 23:51
Düşündüm Küresel güçlere de herşeyi yüklememek lazım, sonuçta onlar da bizim ölçülerimize göre elbise biçiyorlar .
.........................
Sanal Yorumcu arkadaş,
Bu konuda biraz kuşkuluyum.
Onlar mı bize göre elbise biçiyor yoksa biz mi biçilen her elbiseyi giymek için kendimizi cendereye sokuyoruz, gerçekten kuşkuluyum.
Kaçmaya gelince, meydan başkalarına mı kalsın?
Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken.
...................................................................................
Yücel Yeşilceli(Aksu)nun notu:Altı çizilen tümcedeki "Kanka"
Yeşilceli ve sanal Yorumcu'dur.
===============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 15:28
E.Uzun
5 Nisan 2011 23:03
----------------------
Sevgili E.Uzun,
Beni eleştirdiğin yazına bundan önce iki kez yanıt verdim,uygun görmedi editörler.
Bu nedenle kısa yazıyorum:
Evet, CHP'den benim de "kişisel"bir beklentim var.Hatta sadece CHP'den de değil,bütün demokrasi güçlerinden bir beklentim var;İran 1979'u Türkiye'de yaşamayalım!
Konjonktüre göre kişisel beklentim uçuk olabilir;ne yapayım ben de imkansızı istiyorum işte!
Sevgiler.
============================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
Sevgili öğretmenim,
Ben her saat intermnet başında pineklemiyorum.Ayrıca aramızdaki tartışma bence doyuma ulaşmış ve kimlerin ne talep ettiği ortadadır.
Ben bu aşamada CHP'yi politik temelde eleştirmekten yana değilim.Seçim bitsin birlikte eleştirelim.Şimdi oy toplayalım..
Sadece CHP için değil bir bütün olarak solun yani ezilenlerin geleceği içinde yapalım bunu.Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik.
Bunları sonra tartışırız.
Şimdi oy roplama ve yığınak yapma zamanı.
Bu yığınağın beyni,kalbi ve merkezi TBMM'dir!
CHOP'yi iktidara taşıyalım yapmazlarsa hesap soralım.
Siz daha bu günden hesap sormaya kalkarak karşı pozisyonda duruyorsunuz.
Bırakın onları AKP yapsın.
Siz destek verip sonra verdiğiniz desteğin ve emeğin hesabını sorun.
Destek ve emek vermeden hesap sormaya kalkmayın.
Bu Tartışma doyuma ulaştı sanırım.
*****************
KAGİDER Adanadan iki kadın aday önermiş.
Sunay Karamık Özbek Ak Parti ve Yasemin Yılmaz CHP
KAGİDER kime destek verecek açıklamamış.
AKP'li adaya mı?
CHP'li adaya mı?
Siyasi destek vermeyecekseniz CHP neden sizin adayınızı göstersin.
******************
Adana kadın adayı tartışılmayacak kadar aydınlık ve demokrat bir kimliğe sahip olmalıdır.
Doğa Çiğdemoğlu genç ve hazır değil diyorlar.
Peki gençler bu partide ne zaman parlamentoya taşınacak.
Doğa Çiğdemoğlu kadınlığıyla kadınlara,gençliğiyle oy kullanacak liseli ve üniversiteli gençlere,sempatisiyle tüm kesimlere sıcak gelecek bir isimdir.
Listede inanç boyutu hesaba katılacaksa ona da uygundur.
HEMEN SALDIRMAYIN!
Kendisiyle bırakın yüz yüze gelmeyi telefonda bile konuşmadım.
Akrabam ve yakınımda değil.
Ayrıca farklı inanç gruplarındanız.
Ama ikimizde aynı saflardayız.
Bu yetiyor....
================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 18:57
Sayın Gerçek Gündem editörlerine;
Hakaret içermeyen tüm yorumlarım sansürleniyor.Eğer bu yorumum da sansürlenirse;dostlara kısa bir "hoşça kalın"yazısından sonra boşuna yorum yapıp,emeklerimi ziyan ettirmeyeceğim.
Sizler haklı olabilirsiniz.GG sizin, yazdırıp-yazdırmamakta en doğal hakkınız.Ancak ben de bundan sonra zoraki yazma gibi bir davranışın içinde olmayacağım.
Bilgilerinize.
===================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
" Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik." diyen Gerçek Gündem'in "atış serbest"sanal devrimcisine,kuvayımilliyecisine sormak isterim:
27 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de de yer alan, "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazıda Büyük Devrimci Mustafa Kemal'i tarihin en büyük diktatörü ile sözde benzerliği yazılıp-çizilirken kuvayımilliyeci değilmiydin?"Yerli devrimci" değilmiydin?
Yoksa sen o tarihte Çin Seddi'nde ve dağılan SSCB'de inceleme gezisi mi yapıyordun?
İşte düngeceki yazımda VICIK VICIK dediğim davranış biçiminin somut örneği!
Üç yıla yakındır Gerçek Gündem'de yorum yaparım.Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk'e tek laf ettirmedim,edenler karşılığını fazlası ile aldı!
İstismarcıların da aynı sertlikte yanıtını alacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın!
===============================
nedim soylu
6 Nisan 2011 19:18
O yazıda nerede yayinlandı.Bilgim yok.Ayrıca dedektif gibi izleyip her şeye yanıt verecek durumda değilim.Bunu istemek ruh durumunu gözden geçirmeyi gerektirir...Ayrıca her alanda onların cevabını verecek birileri bulunur.
Senmisin gerçek Atürkçü..
Seçim öncesi Atatürkün partisine ve yöneticilerine veryansın ederek mi gerçek Atatürkçü olunuyor.
Atatürkçüler Kemal kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarıyla birlikte CHP'yi iktidara taşımaya çalışıyor. Sen elinde taş karşılarına geçmiş Atatürkçülükten dem vuruyorsun.Gerçekten Aziz Nesinlik bir ortam oluşuyor.Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
==============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 19:38
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
--------------
Bak zavallı kimin alay konusu olduğu belli!
Sanal ortamda Atatürkçülük taslayıp,kuvayı milliyecilik taslayıp,Atatürk'e laf söyleyenleri ıskalayarak, aynı kulvarda koşarsan yüzünün maskesini birileri düşürür!Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Gir bir bak o yazıda Atatürk kime benzetildiğini.
Hala özür dileyeceğine laf salatası yapıyorsun,yazık!
===========================
Emekli öğretmen
6 Nisan 2011 20:46
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
.................
Güle güle...
nedim soylu
6 Nisan 2011 18:14
Bu yorumdan sonra sana bir şey söylemek boşuna.
Bu nedenle ben, ne Sanal Yorumcu gibi şiirle ve BOP hatırlatmasıyla ne de Yeşilceli gibi neredeydin sorusuyla uğraşmayacağım.
Tutumun iktidarın tutumu. Onlar da bu konuda Nuh diyor, peygamber demiyor. Sen yargıç olmuş çoktan karar vermişsin, darbe karşıtı ve demokrat olarak. Kin ve öfke gözünü kör etmiş.
Kararları kendimiz verince, yargılama nerede kaldı, diye size sormuyorum. Yorumcular buna karar verir herhalde.
Fehmi Koru, Ergenekon'un Bush ve Erdoğan görüşmesi ile devreye sokulduğunu söylüyor. Yandaşlar "bu kadar olmaz" diyor, sorgulamaya başlıyor ama birileri karar vermiş.
Sözlerim hiç sana değil. Bu saplantılı anlayışın bunu anlayacağından umutlu değilim.
Yaftalamaya devam, en büyük Atatürkçü. Ne tesadüf, AKP de en büyük Atatürkçü benim, diyor.
Kılıçdaroğlu'nun tutumu bile inandırmazsa, bağnaz düşman tutumunla kal baş başa.
Kaçıyorsun, evet, kaçıyorsun, somut sorulara somut yanıt vermeden kaçıyorsun. Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
===================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 21:57
Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
-------------
Böylesine gerçekçi saptamaya ne ekleyebilirim ki?
==========================
Aysun
6 Nisan 2011 21:57
Sıramı Darbeli'ye vermiştim ama söyleyecek sözü yokmuş.
Bu şiire bayılırım, şu bizim şehir efsanesi doğru mu diye Fransa'ya bakmaya gidersem Mezar taşına bir öpücükte ben konduracağım.
Söyleyebileceklerimin çoğunu Sanal Yorumcu :)) ve "Ekip " arkadaşlarım söylemiş zaten.
Ben sadece sıkışınca Atatürkün partisi CHP'ye laf mı söylüyorsunuz deyip sıvışanlara güldüğümü söyleyeceğim. Ne zaman Atatürk'ün Partisi ne zaman YCHP bir karar ver artık tutarlı CHP'li!
Y:Yeşilceli'nin notu:Aynı düşünceyi paylaşanları "ekip" yaftalaması ile itham ediyorlardı.
======================================
NEDİM SOYLU
7 Nisan 2011 02:03
Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarına,devrimcilere,demokratlara sıram sıram dizilip veryansın eden ekipçiler.
Acaba yaşamımızın hiç bir noktasında bir işkenceciye,bir faşiste veya bir gericiye tek laf ettinizmi?
Sadece buraya girenler gerçek yüzünüzü görsün diye muhatap alıp bir kaç söz ettim.
Dağıldınız!
Toplu hücüm toplu savunma modunda hareket ettiğinizi herkes gördü.
CHP'li olmadığınız ortada..
Namuslu biçimde Önce siyasal kimliğinizi söyleyin.
CHP kötüyse sizinki ne menem bir şey anlayalım...
Bakarsınız sıram sıram dizilip sizden oluruz.
==============================
7 Nisan 2011 12:14
BU BİR "HOŞÇA KALIN" YAZISIDIR.
(Umarım sansürlenmeyiz)
--------------------------------
Sevgili dostlar,
Gerçek Gündem'e yaptığım yorumlarımı önce dosyaya yazıp oradan yazı altı yorum bölümüne aktarmıyorum.Bu açıklamayı yapmamın nedeni:
Barış Yarkadaş'ın yazısının altında beni eleştiren sevgili E.Uzun'a önceki gece kapsamlı bir yanıt verdim,yayınlanmadı.Dün sabah gene kapsamlı bir yanıt verdim,gene yayınlanmadı.En son suya sabuna dokunmayan kısa bir açıklama yaptım ve yayınlandı.
Bu sabah Nedim Soylu'nun eleştirisini(gene yazı altı)yanıtladım,yayınlanmadı.Tekrar kapsamlı bir yanıt daha verdim ve anladım ki,editör arkadaşları aşmamız mümkün değil.
Yorumlarımı bu zorluklar içinde yayınlatmaya çalışıyorum.
Bu ortamda karşı taraf tam anlamı ile at oynatırken;benim emeğim ve yanıt verme özgürlüğüm kısıtlanmış oluyor.İşin haksızlık yada yıpratıcı yönüne hiç girmiyorum.
Yukardaki açıklamalarım doğrultusunda,artık Gerçek Gündem'de yorum yapmayacağımı sevgili dostlarıma bildirme gereği duydum.Bu açıklamalardan kendimi çok önemsediğim eleştirisi gelmesin.Benimkisi yüzlerini görmediğim birkaç değerli dosta karşı duyduğum sorumluluktur.
Bu değerli dostların adlarını yazmama gerek yok.Onlar kendilerini zaten biliyorlar ve yazılarını heyecan ile okuyacağımı bilmelerini isterim!
Dostça,sevgi ile kalın.
==========================
M. GÖKTUĞ
7 Nisan 2011 12:19
Sayın Yücel Yeşilceli yorumları yayınlayan kişi değişmiş sanırım.Bence alınmayın.Oda değişir baskası gelir yerine...
-----------------------------
infoguner
7 Nisan 2011 12:24
Yücel Bey,
Aynı hakkındaki hassasiyetinizi gayet iyi bilmekte ve anlamaktayım. En azından benim de yüzde yüz yakındığım bir konudur, bunu aktif yorum paylaşan arkadaşlar bilmekteler.
Suya sabuna dokunmayan tabiriniz umarım yorumcuların dikkatini çeker. Nokta atışı yorumlar ve Gürsel Tekin'in adının tekrarlandığı yazılar ilk sansür yiyen yorumlar olmuştur hep.
Belki benimde bu yorumumun yayınlanmayacak fakat aldığınız kararda size tam destek veriyorum.
Ve yorumları izlemeye devam edeceğim.
=============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 12:31
Sayın Yeşilceli,
Aynı yorumu bırakın iki kez, dört beş kez gönderdiğim de oluyor.
Kimi yayınlanıyor, kimi yayınlanmıyor.
Emeğin ziyan olması hoş değil tabi ama, önerim yazdıktan sonra word'e kopyalayıp yeniden denemeniz.
Alınmayınız, evet.
"Dağıldınız!" diyen hazret, editörün onayını bilmezden geliyor.
============================
katılıyorum
7 Nisan 2011 12:55
sayın yeşilceli ,sizin eleştiriniz yada sitemlerinizde dile getirdiğiniz durumu sanırım birçok kişi yaşıyor.Ne varki sayfa editörlerinin mantığını anlamak zor.Bu sayfalarda adeta hakaret içeren yandaş yorumları yayınlanırken cevap niteliğinde yazığımız birçok yorum yayınlanmıyor.İşin gerçeği kime ve neye yaranmak istediklerini de anlamak zor.Sizinbu sayfayı ziyaret edenlere bir birşeyler katan yazılarınızın eksikliği sanırım hissedilecektir.
Yarkadaşın yazısına gelince.Bu düşüncelere katılıyor ve muhalefetin bu konuda tümüyle sessiz kalması gerektiğinden yanayım
============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Yücel Yeşilceli
7 Nisan 2011 12:14
Çok Değerli Y. Yeşilceli,
ama bu olmadı şimdi. Bugüne değin ilk kez bir yorumunuza katılamayacağım. Kararınıza saygı duymamız gerektiğini bilmekle birlikte,
yine de bir kez daha gözden geçirmenizi dilerim. Bizlerin üzüleceğini, eksileceğini ve belki bir süre sonra bu kopuşların bizi de vazgeçmeye götüreceğini dikkate alırsanız bir de buna en çok kimlerin sevineceğini belki fikrinizi değiştirirsiniz. Yoksa ben de Fransa kararımı gözden geçireceğim, ona göre, Bu arada aynı duyguyu hemen hergün herkes gibi benim de defalarca yaşadığımı bilmenizi isterim.
Vazgeçmemeyi seçmenizi diliyorum.
Sevgilerimle.
============================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 14:16
Bugün ben bir demokrata lâf anlatacağım diye uğraşırken, pek istediğim gibi yazamadım aslında.
Gayet güzel anlatmışsın sen. Edebiyata ilginin boşa olmadığı bir kez daha belli oldu.
Bakarsın Yeşilceli karar değiştirir ve YAZIYORUM, der.
=============================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 16:40
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 15:56
Teşekkürler Öğretmen'im, ben de Aysun gibi edebiyata meraklıyımdır, gerçekten:)) Öğrenciniz olsam sınıfta kalmazdım herhalde değil mi, gerçi ara sıra klavye kazasına kurban gittiğim oluyor aceleden ve tekrardan ama..
Buradan gidenlere dönmeleri için bir kez daha sesleniyorum, ben niye işi bu kadar şakaya vurdum sanıyorsunuz. Masalcı da giderek şakacı bir kişiliğe bürünmeye başladı mesela, aynı nedenle olsa gerek. Halkımız gülerek eğlenerek öğrenmeyi seviyor herhalde, halkın eğilimlerine uymak lazım,malum devir o devir:))
Diyorum ki olmadı şöyle "Hayalci" bir Kankamız olsa, imkansızı istese, çok mu zor olur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Yücel Yeşilceli'nin(Aksu)Notu:Altı çizilen tümceden Yücel Yeşilceli kastediliyor.
================================
Ka-a
7 Nisan 2011 22:42
Sayın Sanal Yorumcu,
İnsanın kendisi ile bu denli barışık olmasının kökeninde ne yatıyor?"Kim kastediliyor acaba?" diye sağa-sola bakınmayın lütfen.
Yanıt olarak "kültür" desek...
Kan dırmayan,yalın ve içten!..Ka rşıtlarının bile saygısını kazanmış bilge kişi!..İşte bu sizsiniz.
Sonra, 1789 ve 1871'leri yaşamış Fransa'nın, Sarkozy döneminde pek matah bir yer olduğunu sanmıyorum.
Sizi okumayı sürdüreceğim!..
Sevgiler.
"Ka-a" Yücel Yeşilceli(Aksu)dur.
=======================
Sanal Yorumcu
7 Nisan 2011 23:36
Sevgili Ka-a,
iyi görüşleriniz için çok teşekkürler, bazıları benim için gerçekten çok iddialı, sadece içtenlik kısmını taşıyabilirim sanırım. Olanı biteni anlamak ve gerçeğe olabildiğince yaklaşmaktan duyduğum haz herşeyin bir adım önünde gittiği için ve bilginin, sevginin, saygının,dostluğun, herşeyin gerçek olanına giden tek yolun içtenlikten geçtiğini anladığım için içten olmayı seçmiş olabilirim. Yoksa hayattan zevk alamıyorum.
Okumanız sevindirici ama yetmez, ülkemizde olup bitenlerle ilgili sizin de görüşlerinizi de duymak isterim.
Editörden geçebilenleri tabi,
Ama ne gam biz ekip olarak satır aralarını da okuyabilen insanlar olduğumuz için leb demeden leblebiyi anlarız lütfen kendinizi üzmeyin.
Sİzi her zaman aramızda görmek dileğiyle, sevgiler.
===========================
Emekli öğretmen
7 Nisan 2011 23:51
Düşündüm Küresel güçlere de herşeyi yüklememek lazım, sonuçta onlar da bizim ölçülerimize göre elbise biçiyorlar .
.........................
Sanal Yorumcu arkadaş,
Bu konuda biraz kuşkuluyum.
Onlar mı bize göre elbise biçiyor yoksa biz mi biçilen her elbiseyi giymek için kendimizi cendereye sokuyoruz, gerçekten kuşkuluyum.
Kaçmaya gelince, meydan başkalarına mı kalsın?
Üstelik anca beraber kan-ca beraber, ka-lın denirken.
...................................................................................
Yücel Yeşilceli(Aksu)nun notu:Altı çizilen tümcedeki "Kanka"
Yeşilceli ve sanal Yorumcu'dur.
===============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 15:28
E.Uzun
5 Nisan 2011 23:03
----------------------
Sevgili E.Uzun,
Beni eleştirdiğin yazına bundan önce iki kez yanıt verdim,uygun görmedi editörler.
Bu nedenle kısa yazıyorum:
Evet, CHP'den benim de "kişisel"bir beklentim var.Hatta sadece CHP'den de değil,bütün demokrasi güçlerinden bir beklentim var;İran 1979'u Türkiye'de yaşamayalım!
Konjonktüre göre kişisel beklentim uçuk olabilir;ne yapayım ben de imkansızı istiyorum işte!
Sevgiler.
============================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
Sevgili öğretmenim,
Ben her saat intermnet başında pineklemiyorum.Ayrıca aramızdaki tartışma bence doyuma ulaşmış ve kimlerin ne talep ettiği ortadadır.
Ben bu aşamada CHP'yi politik temelde eleştirmekten yana değilim.Seçim bitsin birlikte eleştirelim.Şimdi oy toplayalım..
Sadece CHP için değil bir bütün olarak solun yani ezilenlerin geleceği içinde yapalım bunu.Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik.
Bunları sonra tartışırız.
Şimdi oy roplama ve yığınak yapma zamanı.
Bu yığınağın beyni,kalbi ve merkezi TBMM'dir!
CHOP'yi iktidara taşıyalım yapmazlarsa hesap soralım.
Siz daha bu günden hesap sormaya kalkarak karşı pozisyonda duruyorsunuz.
Bırakın onları AKP yapsın.
Siz destek verip sonra verdiğiniz desteğin ve emeğin hesabını sorun.
Destek ve emek vermeden hesap sormaya kalkmayın.
Bu Tartışma doyuma ulaştı sanırım.
*****************
KAGİDER Adanadan iki kadın aday önermiş.
Sunay Karamık Özbek Ak Parti ve Yasemin Yılmaz CHP
KAGİDER kime destek verecek açıklamamış.
AKP'li adaya mı?
CHP'li adaya mı?
Siyasi destek vermeyecekseniz CHP neden sizin adayınızı göstersin.
******************
Adana kadın adayı tartışılmayacak kadar aydınlık ve demokrat bir kimliğe sahip olmalıdır.
Doğa Çiğdemoğlu genç ve hazır değil diyorlar.
Peki gençler bu partide ne zaman parlamentoya taşınacak.
Doğa Çiğdemoğlu kadınlığıyla kadınlara,gençliğiyle oy kullanacak liseli ve üniversiteli gençlere,sempatisiyle tüm kesimlere sıcak gelecek bir isimdir.
Listede inanç boyutu hesaba katılacaksa ona da uygundur.
HEMEN SALDIRMAYIN!
Kendisiyle bırakın yüz yüze gelmeyi telefonda bile konuşmadım.
Akrabam ve yakınımda değil.
Ayrıca farklı inanç gruplarındanız.
Ama ikimizde aynı saflardayız.
Bu yetiyor....
================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 18:57
Sayın Gerçek Gündem editörlerine;
Hakaret içermeyen tüm yorumlarım sansürleniyor.Eğer bu yorumum da sansürlenirse;dostlara kısa bir "hoşça kalın"yazısından sonra boşuna yorum yapıp,emeklerimi ziyan ettirmeyeceğim.
Sizler haklı olabilirsiniz.GG sizin, yazdırıp-yazdırmamakta en doğal hakkınız.Ancak ben de bundan sonra zoraki yazma gibi bir davranışın içinde olmayacağım.
Bilgilerinize.
===================================
nedim soylu
6 Nisan 2011 16:24
" Ben kuvayi milliyenin devamı ıolduğunu söyleyen bir gelenekten geliyorum.Köklerimiz ne Sovyetlerde,ne Çin'de, ne de başka yerde oldu.
Dünyanın en yerli hareketlerinden biriydik biz.
Biz Musatafa Kemal'in devamı olarak demokratik halk devrimiyle süreci tamamlamak istedik." diyen Gerçek Gündem'in "atış serbest"sanal devrimcisine,kuvayımilliyecisine sormak isterim:
27 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de de yer alan, "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazıda Büyük Devrimci Mustafa Kemal'i tarihin en büyük diktatörü ile sözde benzerliği yazılıp-çizilirken kuvayımilliyeci değilmiydin?"Yerli devrimci" değilmiydin?
Yoksa sen o tarihte Çin Seddi'nde ve dağılan SSCB'de inceleme gezisi mi yapıyordun?
İşte düngeceki yazımda VICIK VICIK dediğim davranış biçiminin somut örneği!
Üç yıla yakındır Gerçek Gündem'de yorum yaparım.Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk'e tek laf ettirmedim,edenler karşılığını fazlası ile aldı!
İstismarcıların da aynı sertlikte yanıtını alacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın!
===============================
nedim soylu
6 Nisan 2011 19:18
O yazıda nerede yayinlandı.Bilgim yok.Ayrıca dedektif gibi izleyip her şeye yanıt verecek durumda değilim.Bunu istemek ruh durumunu gözden geçirmeyi gerektirir...Ayrıca her alanda onların cevabını verecek birileri bulunur.
Senmisin gerçek Atürkçü..
Seçim öncesi Atatürkün partisine ve yöneticilerine veryansın ederek mi gerçek Atatürkçü olunuyor.
Atatürkçüler Kemal kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarıyla birlikte CHP'yi iktidara taşımaya çalışıyor. Sen elinde taş karşılarına geçmiş Atatürkçülükten dem vuruyorsun.Gerçekten Aziz Nesinlik bir ortam oluşuyor.Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
==============================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 19:38
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
--------------
Bak zavallı kimin alay konusu olduğu belli!
Sanal ortamda Atatürkçülük taslayıp,kuvayı milliyecilik taslayıp,Atatürk'e laf söyleyenleri ıskalayarak, aynı kulvarda koşarsan yüzünün maskesini birileri düşürür!Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Gir bir bak o yazıda Atatürk kime benzetildiğini.
Hala özür dileyeceğine laf salatası yapıyorsun,yazık!
===========================
Emekli öğretmen
6 Nisan 2011 20:46
Daha fazla alay konusu olmadan bana şimdilik eyvallah.Yine diyecekler kaçtı..
.................
Güle güle...
nedim soylu
6 Nisan 2011 18:14
Bu yorumdan sonra sana bir şey söylemek boşuna.
Bu nedenle ben, ne Sanal Yorumcu gibi şiirle ve BOP hatırlatmasıyla ne de Yeşilceli gibi neredeydin sorusuyla uğraşmayacağım.
Tutumun iktidarın tutumu. Onlar da bu konuda Nuh diyor, peygamber demiyor. Sen yargıç olmuş çoktan karar vermişsin, darbe karşıtı ve demokrat olarak. Kin ve öfke gözünü kör etmiş.
Kararları kendimiz verince, yargılama nerede kaldı, diye size sormuyorum. Yorumcular buna karar verir herhalde.
Fehmi Koru, Ergenekon'un Bush ve Erdoğan görüşmesi ile devreye sokulduğunu söylüyor. Yandaşlar "bu kadar olmaz" diyor, sorgulamaya başlıyor ama birileri karar vermiş.
Sözlerim hiç sana değil. Bu saplantılı anlayışın bunu anlayacağından umutlu değilim.
Yaftalamaya devam, en büyük Atatürkçü. Ne tesadüf, AKP de en büyük Atatürkçü benim, diyor.
Kılıçdaroğlu'nun tutumu bile inandırmazsa, bağnaz düşman tutumunla kal baş başa.
Kaçıyorsun, evet, kaçıyorsun, somut sorulara somut yanıt vermeden kaçıyorsun. Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
===================================
Yücel Yeşilceli
6 Nisan 2011 21:57
Geride yaftalar bırakarak, böbürlenmeler bırakarak. Eyleminin sorumluluğunu üstlenmek yerine, kin kusarak kaçıyorsun.
-------------
Böylesine gerçekçi saptamaya ne ekleyebilirim ki?
==========================
Aysun
6 Nisan 2011 21:57
Sıramı Darbeli'ye vermiştim ama söyleyecek sözü yokmuş.
Bu şiire bayılırım, şu bizim şehir efsanesi doğru mu diye Fransa'ya bakmaya gidersem Mezar taşına bir öpücükte ben konduracağım.
Söyleyebileceklerimin çoğunu Sanal Yorumcu :)) ve "Ekip " arkadaşlarım söylemiş zaten.
Ben sadece sıkışınca Atatürkün partisi CHP'ye laf mı söylüyorsunuz deyip sıvışanlara güldüğümü söyleyeceğim. Ne zaman Atatürk'ün Partisi ne zaman YCHP bir karar ver artık tutarlı CHP'li!
Y:Yeşilceli'nin notu:Aynı düşünceyi paylaşanları "ekip" yaftalaması ile itham ediyorlardı.
======================================
NEDİM SOYLU
7 Nisan 2011 02:03
Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarına,devrimcilere,demokratlara sıram sıram dizilip veryansın eden ekipçiler.
Acaba yaşamımızın hiç bir noktasında bir işkenceciye,bir faşiste veya bir gericiye tek laf ettinizmi?
Sadece buraya girenler gerçek yüzünüzü görsün diye muhatap alıp bir kaç söz ettim.
Dağıldınız!
Toplu hücüm toplu savunma modunda hareket ettiğinizi herkes gördü.
CHP'li olmadığınız ortada..
Namuslu biçimde Önce siyasal kimliğinizi söyleyin.
CHP kötüyse sizinki ne menem bir şey anlayalım...
Bakarsınız sıram sıram dizilip sizden oluruz.
==============================
GÜRKAN HACIR'IN ATATÜRK'E İLİŞKİN ÇİRKİN BEZETME YAZISI VE YANITLARIM
3 Nisan 2011
Siyaset 'beyaz önlüğü' çıkarıyor
Harbiye siyasetten elini çekti. Mülkiye ise belediye karşısında diz çöktü. Peki ya Tıbbiye?
Gürkan Hacır/Akşam
Siyaset 'beyaz önlüğü'nü çıkarıyor
Organ naklinin Türkiye'deki en önemli isimlerinden Prof. Alper Demirbaş, ani bir kararla CHP'den aday olmayacağını açıkladı. Gerekçe açık ve netti: Dayanamayacağım, hastalarım kendini yalnız hissediyor. Demirbaş'ın bu kararı Türk siyasetindeki 'hekim' etkisinin giderek azaldığı fikrini bir kez daha gözler önüne serdi. Harbiyeli ve Mülkiyelilerin ardından Tıbbiyeliler de siyaset arenasından çekiliyor. Üstelik, siyasi genetiğimiz bu kadar doktorla yoğrulmuşken...
Kişisel dostluklarımın hikayelerini yazmam. Okuyucularım bilir. Ama bu kez durum farklı. 'Son Tıbbıyeli' nin paltosu nasıl bende kaldı anlatmalıyım. Geçen yılın 18 Aralık günüydü. Baykal'ın ardından yapılan ilk kurultayda Kılıçdaroğlu seçilmiş ama CHP'de sular hala durulmamıştı. Bu kez hedefte Önder Sav ve ekibi vardı. CHP bitmek tükenmek bilmeyen kurultay kavgalarından birine daha giriyordu. Bakalım bu sefer kimin dediği olacak, liste savaşlarını kim kazanacaktı? Partide giderek ısınan havanın aksine o gün Ankara sokakları buz kesiyordu. O da akın eden binlerce CHP'li gibi heyecanla Ankara'nın yolunu tutmuştu.
Havaalanından ben aldım onu. Arabaya binmeden de uyardım: Alper Hocam aracın içi çok sıcak istersen paltonu bagaja koyalım. İtiraz etmedi.
Kurultay'ın nasıl bir hengame içinde geçeceğinin sinyallerini alıyorduk. Partide taşlar bir kez oynamıştı yerinden. Hemen her partili kendine 'yer' arıyordu. Kurultay delegelikleri, parti meclisi üyelikleri, MYK, hepsi havada uçuşuyordu. Kimin kimin ayağına bastığı ise bu kargaşada pek anlaşılamıyordu.
Alper Hoca büyük bir heyecanla geldiği Ankara'da şaşkındı. Olan biteni otel odasındaki tv'den izledi ve odasından hiç çıkmadı. Yönetimine dahil olmak için geldiği partinin kurultayına dahi gitmedi. İstiyordu ki birileri nazikçe arasın veya davet etsin. İstiyordu ki partinin akil adamları devreye girsin ve 'Durun bir bakalım bir de Alper Hoca var' diyerek tıp dünyasında hak ettiği payeyi ona siyaset dünyasında da sunsun.
Ama olmadı.
KARMAŞAYI OTEL ODASINDAN İZLEDİ
Kariyer meraklıları, kendini göstermek isteyenler, makam tutkunları, yeni CHP'ye hücum etmişti. Prof. Alper Demirbaş, bu karmaşayı otel odasından izlemeyi tercih etti. Kurultay salonuna dahi gelmedi.
Ve o günün akşamında acele bir uçakla Antalya'ya geri döndü.
Paltosu bende kalmıştı.
AND OLSUN O PALTOYU ALACAĞIM
Ertesi gün gelen Büyük şair Nazım'dan esinlenen mesajını halen saklıyorum: 'Laz İsmail'in üzerine and olsun ki bir gün o paltoyu gelip geri alacağım ve hiç çıkmamacasına sırtıma giyeceğim. Hem de Ankara'da!'
Kendini bildi bileli siyasetle ve CHP'yle yoğrulmuş parlak bir cerrah, Aralık ayında partisine kırılmıştı. Derken bugünlere geldik. Ve seçim zamanı gelip çattı. Bu kez adı kulislerde en çok dolaşan milletvekili adayıydı. Üstelik her zaman yanında yer aldığı Deniz Bey onu Antalya'dan milletvekili olarak görmek istiyordu. Kılıçdaroğlu da çok sıcak bakıyordu. Partinin ikinci adamı Gürsel Tekin ise zaten yakın dostuydu.
Yani aday adaylarının birbirini yediği CHP borsasında kapılar ona ardına kadar açılmıştı. Aday başvurusunu yaptı. Deniz Bey'den sonra Antalya ikinci sıra milletvekilliği adaylığı onun gibiydi. Parlamento için gün sayabilirdi.
HASTALARIMI BİR BAŞINA BIRAKAMAM
Ama bu kez de hastaları onu bırakmadı. Organ nakliyle can verdiği binlerce hastası adeta kapısında kuyruk oldu. Atılan yüzlerce mesaj ve açılan onlarca telefon onu bu kez ikna etti. Gecenin bir saatinde beni aradı. 'Gürkan ben daha fazla dayanamayacağım. Hastalar beni kurtarıcı olarak görüyor. Onları bir başına bırakamam Adaylıktan çekiliyorum.'
Tam Ankara'ya göndermeye hazırlanırken paltosu bir kez daha bende kalmıştı.
HARBİYE- MÜLKİYE - TIBBİYE ÜÇLEMESİ
Alper Hoca'nın siyasetten böyle buruk ayrılması bana siyasi yaşamımızdaki doktorları hatırlattı. Öyle ya Türkiye siyaseti bugüne değin bir üçlemeden ibaretti. Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye!
Harbiye siyasetten elini çekti. Mülkiye ise belediye karşısında diz çöktü. Peki ya Tıbbiye ? Sahi bizim doktorlara ne oldu?
Bir bakalım mı? Twitter.com/gurkanhacir
POLiTiKA DUNYAMIZ DOKTORLARLA YOĞRULDU
Cumhuriyet dönemi siyasetimizin omurgası sayılan İttihat Terakki için 'bir doktor hareketidir' dersek yanılmış olmayız. Çünkü İttihat Terakki'nin temeli askeri tıbbiyenin odunluğunda atılmıştı. Dr. Reşid Bey (daha sonra intihar ederek yaşamına son verdi) Dr. İshak Sukuti Bey ve İbrahim Temo hastanenin odunluğunda cemiyeti kurmaya karar vermişlerdi. İlerleyen yıllarda İttihat Terakki kadrolarında onlarca doktor daha yer aldı. Dr. Bahattin Şakir, Doktor Nazım, Dr. Hasan Rıza, Dr. İbrahim Tali, Dr. Fuat Sabit, Dr Nihat Sezai, bunlardan sadece bir kısmıydı. Birçoğu sadece İttihat Terakki'de yer almakla kalmamış, Teşkilat-ı Mahsusa'da da görev almışlardı.
Peki ya Milli mücadelede... Orada da onlarca tıbbiyeli görev aldılar.
Bandırma vapurunda 19 kişiden üçü Tıbbiyeliydi. Dr. İbrahim Tali, Dr. Refik Saydam ve pek bilinmeyen bir isim Dr. Behçet Feyzioğlu.
Dr. Refik Saydam cumhuriyet hükümetlerinde önce sağlık bakanı ardından Başbakan olarak görev aldı. Ve başbakanlık koltuğunu bir sağlık sorunuyla devretmek zorunda kaldı. Kalp krizinden hayatını kaybetti.
Peki başka doktor başbakanımız oldu mu? Evet Dr. Sadi Irmak 1974'de partiler üstü hükümeti kurdu. Güvenoyu alamadı. Ama 1975'e kadar başbakanlık yaptı. Irmak'tan daha kısa süreyle başbakanlık yapan bir doktorumuz da pek kimse bilmez ama Ahmet Fikri Tüzer'dir. Saracoğlu hükümeti kurulmadan önce tam 34 günlüğüne geçici olarak başbakanlık yaptı. O da meslektaşı Refik Saydam gibi görevi başındayken kalp krizinden öldü.
Ama tam olarak başbakan olarak bile hatırlanamadı.
Bir başka 'olamayan' doktor ise Demirel'in ezeli rakibi koca reis 'Sadettin Bilgiç' ti. İstanbul Tıp mezunu bir cerrah olan Dr. Bilgiç yeni kurulan Adalet Partisi'nin tek hakimi olarak görülüyordu. Ama her ne olduysa oldu. Ve kongrede hemen burnunun dibinden çıkıveren bir mühendis hemşehrisi Süleyman Demirel lider koltuğunu kapıverdi. (Saadettin Bey bunun etkisinden kurtulamadı. Ve Masonların bölünmesine yol açan Demirel'in mason olduğuna ilişkin belgeyi yayınladı. Bu arada yeri gelmişken belirteyim. Siyasetimizde rol alan birçok doktor aynı zamanda masondu)
Süleyman Bey'in yakınında hep doktorlar oldu. Ama en vazgeçemediği doktoru Münif İslamoğlu'ydu. En son Cumhurbaşkanlığı'nda danışmanlık görevi verdi.
VE DOKTORCULAR
Peki ya sol siyaset... Solun içinde en ünlü doktor 'Hikmet Kıvılcımlı'ydı. TKP'nin bu unutulmaz doktorunun izinden gidenlere bile mesleğiyle ilgili bir isim takılmıştı. 'Doktorcular'. Tıbbiyeden mezun olmasına karşın siyasal faaliyetlerinden dolayı doktorluk yapmaya fırsat bulamadı.
(Konumuzdan fazla uzaklaşmayalım. Ama küçük bir dipnotu eklememe izin veriniz lütfen. Doktorlarımız sadece legal siyasette yer almadılar. İllegal sol örgütlerin bir çok üst düzey yöneticisi tıp hekimleriydi. Hatta o kadar öyle ki DHKP-C nin üst düzey yöneticilerinden doktor İlginç Özkeskin, ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Bu dünyada bir ilktir.)
Yine sol aydınlarımızdan Prof. Hüsnü Göksel aynı zamanda ünlü bir tıp hekimiydi. 80 yönetimine karşı hazırlanan ünlü aydınlar dilekçesinin mimarlarındandı. Zarafeti ve entelektüel birikimiyle sol aydınların cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Ne ömrü ne de 12 Eylül buna müsaade etti. Sol entelijansiyanın Hüsnü Hoca'dan biraz sonraki adayları ise şimdi Ergenekon hükümlüsü olan Prof. Mehmet Haberal'dı. Haberal ürkek bir aydın izlenimi verse de Aydınlar dilekçesinin içinde yer almıştı. Epey sonra O da kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak gördü. Ama finali acı sonuçlandı.
PALTO GİYİLMEYİ BEKLİYOR
Peki ya şimdi... Sağlık Bakanlığı dışında kendine hedef koymuş bir hekime rastlayabiliyor musunuz? Liderliğe talip olmuş veya iddialı bir siyasal makama asılan bir tıbbiyeli görüyor musunuz?
Harbiyeliler ve Mülkiyeliler gibi Tıbbiyeliler de siyasetten yavaş yavaş çekiliyorlar. Oysa bizim siyasal genetiğimizde onların izi vardı. Şimdi birer ikişer çekiliyorlar.
Alper Hoca'nın paltosu arabamın bagajında duruyor. Ve beyaz önlüğe inat halen Ankara ayazında giyilmeyi bekliyor.
Bakalım Yeni Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti kurulurken rol alan Tıbbiyeliler 'Yeni Türkiye' kurulurken de rol alabilecekler mi? Bakalım son Tıbbiyeliler, Alper Hoca'nın çıkardığı siyaset paltosunu giymek için ısrar edebilecekler mi?
=====================================
GÜRKAN HACIR'A YANITLARIM
Yücel Aksu(Yeşilceli)
Sayın Barış Yarkadaş,
Bunca yıldır kahrımızı çekiyorsunuz.Ulusalcılarla,sosyalistlerle,devrimcilerle başınız hiç hoş olmadı.Ters geldik size.Bu nedenle,sizi Gerçek Gündem sayfalarında en çok eleştiren üç-beş okuyucunuzdan biriyim.Eleştirimin ana nedeni parti gazeteciliği,eleştiri yazılarımda kullandığım deyim ile "CHP dizayncılığı"dır.
Ama bu sefer farklı.Bu sefer sizi eleştirmiyorum. Üzülerek söylüyorum,ellerinizle büyüttüğünüz,yetiştirdiğiniz (Yalçın Küçük Hoca'nın hakkını da yememek gerekir.)bir rakip geliyor size.Hem de ne rakip!Hem de sizi sollayıp geçecek,sizi arattıracak dişli bir rakip.Tepelere ulaşmak için,Ulusal ve Tarihsel değerleri hırpalamaktan asla çekinmeyen,sol argümanları ustalıkla kullanabilen,sizin"klavye kahramanları"diye tanımladıklarınızın tam karşıtı,KONJONKTÜR KAHRAMANI bir rakip! Böyleleri yarının olası özgür Türkiye'sinde "sosyalist" olma trendine girerek kendilerini bir şekilde farkettirmenin yolunu bulabilirler.
Bunları neden yazıyorum? 3 Nisan 2011 tarihinde "Siyaset beyaz önlüğünü çıkarıyor" başlıklı bir yazı yayınlandı Gerçek Gündem'de.Birinci neden anılan yazıya yanıt.Diğer nedenler ise,bu sayın yazar parti gazeteciliği yapmaya oldukça iştahlı birisi ve sol literatürü de kullanarak güçlüye,muktedire bütün ağırlığı ile destek olması...
Burdan soruyorum:Gürsel Tekin CHP'nin 2.adamı olmasaydı,Gürsel Tekin sevgisi bu denli debreşebilirmiydi sayın gazetecide? Sadece Gürsel Tekin'e de değil;memleketinin diğer tanınmış simalarını da pas geçmiyor yeni ve hızlı "CHP yazarımız." Neşe Doster'in 13 Ocak 2011 tarihinde "Kars'taki Ucube!" başlıklı yazısına yorum yapan "YCHP"nin yeni yazarına benim gibi "ne alaka?" diye soranlarınız olacaktır.Gerçekten ne alaka sayın Gürkan Hacır? Okuyoruz:
Gürkan Hacır
13 Ocak 2011 19:12
Kars Neşe ve Beşir Doster'i yetiştirdi...Tıpkı bir çok aydınlık dimağı yetiştirdiği gibi...
Kars Cumhuriyetimizin çoban ateşidir...
Ne mutlu onlara...
Bu övgüden sonra "arkadaş işi biliyor"demekten kendimi alamıyorum.
Gürkan Hacır Nazım Hikmet'ten,Hikmet Kıvılcımlı'dan ve Türkiye sosyalist ve devrimci hareketinin "Laz İsmail" olarak bildiği TKP'nin eski Genel Sekreteri İsmail Bilen'den bahsetmekteki amacı anlayamıyorum.Sosyalist olduğunun mu altını çizmek istiyor? Unutulmasın ki,her solu tanıyan sosyalist yada devrimci olmuyor,bildikleri üzere.
Örneğin:Nabi Yağcı'ya sosyalist/devrimci denemeyeceği gibi...Nabi Yağcı,namı diğer Haydar Kutlu'da solu "iyi tanıyor! " Halen "solu iyi tanıyan" biri olarak Taraf Gazetesi'nde köşe yazarlığı(!) ile iştiğal eyliyor!
Gürkan Hacır için bir anlamı olmasa da bence büyük şair Nazım Hikmet'in "Laz İsmail"in öldüğünü sanarak yazdığı GECE GELEN TELGRAF şiirini sayfalarına alsaydı, belki Türkiye solunun bu önemli iki ismi için çok daha anlamlı bir iş yapmış olurdu!
Gürkan Hacır'ın 3 Nisan 2011 tarihinde Gerçek Gündem sitesinde de yer alan "Siyaset beyaz önlüğü çıkarıyor"başlıklı yazısına yaptığım yorum Gerçek Gündem Sitesi'nde yayınlanmamış olup,aynı sitenin Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 4 Nisan 2011 tarihli "Kılıçdaroğlu'nu kararlı gördüm"başlıklı yazısına taşımama karşın gene yayınlatamadım.Yayınlatamadığım anılan yazım "Eriçok'tan Esintiler"e alınmıştır.
Siyaset 'beyaz önlüğü' çıkarıyor
Harbiye siyasetten elini çekti. Mülkiye ise belediye karşısında diz çöktü. Peki ya Tıbbiye?
Gürkan Hacır/Akşam
Siyaset 'beyaz önlüğü'nü çıkarıyor
Organ naklinin Türkiye'deki en önemli isimlerinden Prof. Alper Demirbaş, ani bir kararla CHP'den aday olmayacağını açıkladı. Gerekçe açık ve netti: Dayanamayacağım, hastalarım kendini yalnız hissediyor. Demirbaş'ın bu kararı Türk siyasetindeki 'hekim' etkisinin giderek azaldığı fikrini bir kez daha gözler önüne serdi. Harbiyeli ve Mülkiyelilerin ardından Tıbbiyeliler de siyaset arenasından çekiliyor. Üstelik, siyasi genetiğimiz bu kadar doktorla yoğrulmuşken...
Kişisel dostluklarımın hikayelerini yazmam. Okuyucularım bilir. Ama bu kez durum farklı. 'Son Tıbbıyeli' nin paltosu nasıl bende kaldı anlatmalıyım. Geçen yılın 18 Aralık günüydü. Baykal'ın ardından yapılan ilk kurultayda Kılıçdaroğlu seçilmiş ama CHP'de sular hala durulmamıştı. Bu kez hedefte Önder Sav ve ekibi vardı. CHP bitmek tükenmek bilmeyen kurultay kavgalarından birine daha giriyordu. Bakalım bu sefer kimin dediği olacak, liste savaşlarını kim kazanacaktı? Partide giderek ısınan havanın aksine o gün Ankara sokakları buz kesiyordu. O da akın eden binlerce CHP'li gibi heyecanla Ankara'nın yolunu tutmuştu.
Havaalanından ben aldım onu. Arabaya binmeden de uyardım: Alper Hocam aracın içi çok sıcak istersen paltonu bagaja koyalım. İtiraz etmedi.
Kurultay'ın nasıl bir hengame içinde geçeceğinin sinyallerini alıyorduk. Partide taşlar bir kez oynamıştı yerinden. Hemen her partili kendine 'yer' arıyordu. Kurultay delegelikleri, parti meclisi üyelikleri, MYK, hepsi havada uçuşuyordu. Kimin kimin ayağına bastığı ise bu kargaşada pek anlaşılamıyordu.
Alper Hoca büyük bir heyecanla geldiği Ankara'da şaşkındı. Olan biteni otel odasındaki tv'den izledi ve odasından hiç çıkmadı. Yönetimine dahil olmak için geldiği partinin kurultayına dahi gitmedi. İstiyordu ki birileri nazikçe arasın veya davet etsin. İstiyordu ki partinin akil adamları devreye girsin ve 'Durun bir bakalım bir de Alper Hoca var' diyerek tıp dünyasında hak ettiği payeyi ona siyaset dünyasında da sunsun.
Ama olmadı.
KARMAŞAYI OTEL ODASINDAN İZLEDİ
Kariyer meraklıları, kendini göstermek isteyenler, makam tutkunları, yeni CHP'ye hücum etmişti. Prof. Alper Demirbaş, bu karmaşayı otel odasından izlemeyi tercih etti. Kurultay salonuna dahi gelmedi.
Ve o günün akşamında acele bir uçakla Antalya'ya geri döndü.
Paltosu bende kalmıştı.
AND OLSUN O PALTOYU ALACAĞIM
Ertesi gün gelen Büyük şair Nazım'dan esinlenen mesajını halen saklıyorum: 'Laz İsmail'in üzerine and olsun ki bir gün o paltoyu gelip geri alacağım ve hiç çıkmamacasına sırtıma giyeceğim. Hem de Ankara'da!'
Kendini bildi bileli siyasetle ve CHP'yle yoğrulmuş parlak bir cerrah, Aralık ayında partisine kırılmıştı. Derken bugünlere geldik. Ve seçim zamanı gelip çattı. Bu kez adı kulislerde en çok dolaşan milletvekili adayıydı. Üstelik her zaman yanında yer aldığı Deniz Bey onu Antalya'dan milletvekili olarak görmek istiyordu. Kılıçdaroğlu da çok sıcak bakıyordu. Partinin ikinci adamı Gürsel Tekin ise zaten yakın dostuydu.
Yani aday adaylarının birbirini yediği CHP borsasında kapılar ona ardına kadar açılmıştı. Aday başvurusunu yaptı. Deniz Bey'den sonra Antalya ikinci sıra milletvekilliği adaylığı onun gibiydi. Parlamento için gün sayabilirdi.
HASTALARIMI BİR BAŞINA BIRAKAMAM
Ama bu kez de hastaları onu bırakmadı. Organ nakliyle can verdiği binlerce hastası adeta kapısında kuyruk oldu. Atılan yüzlerce mesaj ve açılan onlarca telefon onu bu kez ikna etti. Gecenin bir saatinde beni aradı. 'Gürkan ben daha fazla dayanamayacağım. Hastalar beni kurtarıcı olarak görüyor. Onları bir başına bırakamam Adaylıktan çekiliyorum.'
Tam Ankara'ya göndermeye hazırlanırken paltosu bir kez daha bende kalmıştı.
HARBİYE- MÜLKİYE - TIBBİYE ÜÇLEMESİ
Alper Hoca'nın siyasetten böyle buruk ayrılması bana siyasi yaşamımızdaki doktorları hatırlattı. Öyle ya Türkiye siyaseti bugüne değin bir üçlemeden ibaretti. Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye!
Harbiye siyasetten elini çekti. Mülkiye ise belediye karşısında diz çöktü. Peki ya Tıbbiye ? Sahi bizim doktorlara ne oldu?
Bir bakalım mı? Twitter.com/gurkanhacir
POLiTiKA DUNYAMIZ DOKTORLARLA YOĞRULDU
Cumhuriyet dönemi siyasetimizin omurgası sayılan İttihat Terakki için 'bir doktor hareketidir' dersek yanılmış olmayız. Çünkü İttihat Terakki'nin temeli askeri tıbbiyenin odunluğunda atılmıştı. Dr. Reşid Bey (daha sonra intihar ederek yaşamına son verdi) Dr. İshak Sukuti Bey ve İbrahim Temo hastanenin odunluğunda cemiyeti kurmaya karar vermişlerdi. İlerleyen yıllarda İttihat Terakki kadrolarında onlarca doktor daha yer aldı. Dr. Bahattin Şakir, Doktor Nazım, Dr. Hasan Rıza, Dr. İbrahim Tali, Dr. Fuat Sabit, Dr Nihat Sezai, bunlardan sadece bir kısmıydı. Birçoğu sadece İttihat Terakki'de yer almakla kalmamış, Teşkilat-ı Mahsusa'da da görev almışlardı.
Peki ya Milli mücadelede... Orada da onlarca tıbbiyeli görev aldılar.
Bandırma vapurunda 19 kişiden üçü Tıbbiyeliydi. Dr. İbrahim Tali, Dr. Refik Saydam ve pek bilinmeyen bir isim Dr. Behçet Feyzioğlu.
Dr. Refik Saydam cumhuriyet hükümetlerinde önce sağlık bakanı ardından Başbakan olarak görev aldı. Ve başbakanlık koltuğunu bir sağlık sorunuyla devretmek zorunda kaldı. Kalp krizinden hayatını kaybetti.
Peki başka doktor başbakanımız oldu mu? Evet Dr. Sadi Irmak 1974'de partiler üstü hükümeti kurdu. Güvenoyu alamadı. Ama 1975'e kadar başbakanlık yaptı. Irmak'tan daha kısa süreyle başbakanlık yapan bir doktorumuz da pek kimse bilmez ama Ahmet Fikri Tüzer'dir. Saracoğlu hükümeti kurulmadan önce tam 34 günlüğüne geçici olarak başbakanlık yaptı. O da meslektaşı Refik Saydam gibi görevi başındayken kalp krizinden öldü.
Ama tam olarak başbakan olarak bile hatırlanamadı.
Bir başka 'olamayan' doktor ise Demirel'in ezeli rakibi koca reis 'Sadettin Bilgiç' ti. İstanbul Tıp mezunu bir cerrah olan Dr. Bilgiç yeni kurulan Adalet Partisi'nin tek hakimi olarak görülüyordu. Ama her ne olduysa oldu. Ve kongrede hemen burnunun dibinden çıkıveren bir mühendis hemşehrisi Süleyman Demirel lider koltuğunu kapıverdi. (Saadettin Bey bunun etkisinden kurtulamadı. Ve Masonların bölünmesine yol açan Demirel'in mason olduğuna ilişkin belgeyi yayınladı. Bu arada yeri gelmişken belirteyim. Siyasetimizde rol alan birçok doktor aynı zamanda masondu)
Süleyman Bey'in yakınında hep doktorlar oldu. Ama en vazgeçemediği doktoru Münif İslamoğlu'ydu. En son Cumhurbaşkanlığı'nda danışmanlık görevi verdi.
VE DOKTORCULAR
Peki ya sol siyaset... Solun içinde en ünlü doktor 'Hikmet Kıvılcımlı'ydı. TKP'nin bu unutulmaz doktorunun izinden gidenlere bile mesleğiyle ilgili bir isim takılmıştı. 'Doktorcular'. Tıbbiyeden mezun olmasına karşın siyasal faaliyetlerinden dolayı doktorluk yapmaya fırsat bulamadı.
(Konumuzdan fazla uzaklaşmayalım. Ama küçük bir dipnotu eklememe izin veriniz lütfen. Doktorlarımız sadece legal siyasette yer almadılar. İllegal sol örgütlerin bir çok üst düzey yöneticisi tıp hekimleriydi. Hatta o kadar öyle ki DHKP-C nin üst düzey yöneticilerinden doktor İlginç Özkeskin, ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Bu dünyada bir ilktir.)
Yine sol aydınlarımızdan Prof. Hüsnü Göksel aynı zamanda ünlü bir tıp hekimiydi. 80 yönetimine karşı hazırlanan ünlü aydınlar dilekçesinin mimarlarındandı. Zarafeti ve entelektüel birikimiyle sol aydınların cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Ne ömrü ne de 12 Eylül buna müsaade etti. Sol entelijansiyanın Hüsnü Hoca'dan biraz sonraki adayları ise şimdi Ergenekon hükümlüsü olan Prof. Mehmet Haberal'dı. Haberal ürkek bir aydın izlenimi verse de Aydınlar dilekçesinin içinde yer almıştı. Epey sonra O da kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak gördü. Ama finali acı sonuçlandı.
PALTO GİYİLMEYİ BEKLİYOR
Peki ya şimdi... Sağlık Bakanlığı dışında kendine hedef koymuş bir hekime rastlayabiliyor musunuz? Liderliğe talip olmuş veya iddialı bir siyasal makama asılan bir tıbbiyeli görüyor musunuz?
Harbiyeliler ve Mülkiyeliler gibi Tıbbiyeliler de siyasetten yavaş yavaş çekiliyorlar. Oysa bizim siyasal genetiğimizde onların izi vardı. Şimdi birer ikişer çekiliyorlar.
Alper Hoca'nın paltosu arabamın bagajında duruyor. Ve beyaz önlüğe inat halen Ankara ayazında giyilmeyi bekliyor.
Bakalım Yeni Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti kurulurken rol alan Tıbbiyeliler 'Yeni Türkiye' kurulurken de rol alabilecekler mi? Bakalım son Tıbbiyeliler, Alper Hoca'nın çıkardığı siyaset paltosunu giymek için ısrar edebilecekler mi?
=====================================
GÜRKAN HACIR'A YANITLARIM
Yücel Aksu(Yeşilceli)
Sayın Barış Yarkadaş,
Bunca yıldır kahrımızı çekiyorsunuz.Ulusalcılarla,sosyalistlerle,devrimcilerle başınız hiç hoş olmadı.Ters geldik size.Bu nedenle,sizi Gerçek Gündem sayfalarında en çok eleştiren üç-beş okuyucunuzdan biriyim.Eleştirimin ana nedeni parti gazeteciliği,eleştiri yazılarımda kullandığım deyim ile "CHP dizayncılığı"dır.
Ama bu sefer farklı.Bu sefer sizi eleştirmiyorum. Üzülerek söylüyorum,ellerinizle büyüttüğünüz,yetiştirdiğiniz (Yalçın Küçük Hoca'nın hakkını da yememek gerekir.)bir rakip geliyor size.Hem de ne rakip!Hem de sizi sollayıp geçecek,sizi arattıracak dişli bir rakip.Tepelere ulaşmak için,Ulusal ve Tarihsel değerleri hırpalamaktan asla çekinmeyen,sol argümanları ustalıkla kullanabilen,sizin"klavye kahramanları"diye tanımladıklarınızın tam karşıtı,KONJONKTÜR KAHRAMANI bir rakip! Böyleleri yarının olası özgür Türkiye'sinde "sosyalist" olma trendine girerek kendilerini bir şekilde farkettirmenin yolunu bulabilirler.
Bunları neden yazıyorum? 3 Nisan 2011 tarihinde "Siyaset beyaz önlüğünü çıkarıyor" başlıklı bir yazı yayınlandı Gerçek Gündem'de.Birinci neden anılan yazıya yanıt.Diğer nedenler ise,bu sayın yazar parti gazeteciliği yapmaya oldukça iştahlı birisi ve sol literatürü de kullanarak güçlüye,muktedire bütün ağırlığı ile destek olması...
Burdan soruyorum:Gürsel Tekin CHP'nin 2.adamı olmasaydı,Gürsel Tekin sevgisi bu denli debreşebilirmiydi sayın gazetecide? Sadece Gürsel Tekin'e de değil;memleketinin diğer tanınmış simalarını da pas geçmiyor yeni ve hızlı "CHP yazarımız." Neşe Doster'in 13 Ocak 2011 tarihinde "Kars'taki Ucube!" başlıklı yazısına yorum yapan "YCHP"nin yeni yazarına benim gibi "ne alaka?" diye soranlarınız olacaktır.Gerçekten ne alaka sayın Gürkan Hacır? Okuyoruz:
Gürkan Hacır
13 Ocak 2011 19:12
Kars Neşe ve Beşir Doster'i yetiştirdi...Tıpkı bir çok aydınlık dimağı yetiştirdiği gibi...
Kars Cumhuriyetimizin çoban ateşidir...
Ne mutlu onlara...
Bu övgüden sonra "arkadaş işi biliyor"demekten kendimi alamıyorum.
Gürkan Hacır Nazım Hikmet'ten,Hikmet Kıvılcımlı'dan ve Türkiye sosyalist ve devrimci hareketinin "Laz İsmail" olarak bildiği TKP'nin eski Genel Sekreteri İsmail Bilen'den bahsetmekteki amacı anlayamıyorum.Sosyalist olduğunun mu altını çizmek istiyor? Unutulmasın ki,her solu tanıyan sosyalist yada devrimci olmuyor,bildikleri üzere.
Örneğin:Nabi Yağcı'ya sosyalist/devrimci denemeyeceği gibi...Nabi Yağcı,namı diğer Haydar Kutlu'da solu "iyi tanıyor! " Halen "solu iyi tanıyan" biri olarak Taraf Gazetesi'nde köşe yazarlığı(!) ile iştiğal eyliyor!
Gürkan Hacır için bir anlamı olmasa da bence büyük şair Nazım Hikmet'in "Laz İsmail"in öldüğünü sanarak yazdığı GECE GELEN TELGRAF şiirini sayfalarına alsaydı, belki Türkiye solunun bu önemli iki ismi için çok daha anlamlı bir iş yapmış olurdu!
Gürkan Hacır'ın 3 Nisan 2011 tarihinde Gerçek Gündem sitesinde de yer alan "Siyaset beyaz önlüğü çıkarıyor"başlıklı yazısına yaptığım yorum Gerçek Gündem Sitesi'nde yayınlanmamış olup,aynı sitenin Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 4 Nisan 2011 tarihli "Kılıçdaroğlu'nu kararlı gördüm"başlıklı yazısına taşımama karşın gene yayınlatamadım.Yayınlatamadığım anılan yazım "Eriçok'tan Esintiler"e alınmıştır.
5 Nisan 2011 Salı
CHP ADAY ADAYLARI ve GERÇEK GÜNDEM OKUYUCU ATIŞMALARI
Özlem
4 Nisan 2011 23:19
CHP nin eksi Milletvekilleri artık kesinlikle dinlenmeli.
Yeni yüzler ve temsilciler görmek istiyoruz. Bunun için İstanbul 2. bölge Adayı Güven DOĞRUYOL'u sonuna kadar destekliyoruz. Genç, dürüst, insani ilişkileri çok mükemmel, halkın içinde birisi. Her düğünde, her cenazede, her toplantı da ve başı ağrıyan herkesin yanında.
Onun için İstanbul 2 bölge adayımız mutlaka Güven DOĞRUYOL olmalıdır.
Özlem GENÇ
======================
Sanal Yorumcu
4 Nisan 2011 23:48
Neyse ki gerçek yorumcular ne istediğini iyi biliyor:
"Her düğünde, her cenazede, her toplantı da ve başı ağrıyan herkesin yanında"
olacak milletvekileri istiyorlar arkadaşlar.
Vakit kalırsa boş zamanlarında da MEclise uğrayıp memleket işleriyle ilgilenirler artık.
=====================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 00.16
Sayın "Sanal Yorumcu",
Çok yaşayın emi.Aynı anda benim de dikkatimi çekti bu övgü.
İflah olmaz muhalifliğimi soğutmak amacı ile birşey yazmayayım dedim ama şu soruyu da sormadan yapamayacağım:Kriterin biri yazılmış.Ya diğer kriterler nedir acaba? Örneğin,partinin 2.büyüğünün memleketlisi olmak diğer kriter olabilir mi? Hele bir de yanyana resim verildiyse...
Olur olur.
====================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 11:53
Güven DOĞRUYOL adın gibi güven veriyorsun, soyadın gibi doğrusun.
------------------
Eyvah!Ben yandım o zaman!Soyadım Yeşilceli,yeşil sermaye komprador burjuvazisi ile aynı paralelde gösterilmesin, olmayayım da,neme lazım...
Eh bu mantığa göre eski 'Doğru Yol'un başındaki Tansu Çiller'in en doğru olması gerekiyordu değil mi?
Allah doğru yoldan ayırmasın,amin.
Olur olur,'Güven Başkan'vekil olur.Kriterler uygun.
=========================
Sanal Yorumcu
5 Nisan 2011 12:32
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 00:16
"Kan" çekmiştir, Sayın Y:Yeşilceli, ne da olsa aynı akıl yürütme genetiğine sahip olan pek çok kişinin aklından geçmiştir aynı soru.
Soyadınıza gelince bügünlerde en çok çok çevre dostu düşünce akımlarını çağrıştırıyor ve çok güncel, bir sorun yok.
=======================
masalcı
5 Nisan 2011 14:15
Eskiler değişsin yeniler gelsin.Soyadı pek uygun değil ama ''Yücel bizi yüceltir.'' destekliyoruz o gelsin.Cenaze evinin yascısı düğün evinin tefcisi olur.Hemşehrimizdir.Köyümüzü Büyükşehirden en iyi o temsil eder.Biz şu anda burda bulunan 64-150 kişi olarak Yücel yorumcu başkanımı destekliyoruz.Ne zaman hangi saatte istersek arayabiliyoruz ''naber abi'' diyebiliyoruz ve etrafımıza bakın nasıl aradım diyebiliyoruz.Taban olarak değişim istiyoruz,eskiler gitsin yeniler gelsin.''Yücel bizi yüceltir.'
========================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 17:07
Değerli 'Sanal Yorumcu' ve Masalcı Dostlar,
Bilgisayarımı geç açıp bu akıl dolu yazılarınıza bu saatte cevap verdiğim için öncelikle özür dilerim.
Sizlere ne diyebilirim ki sevgili dostlar!Sanal ortamda da olsa sizlerle dost olmaktan kıvanç duyuyorum!
'Özgür beyin üretir' derler.Sadece üretmekle de kalmaz,sorgular,hayatın zıtlıklarını yakalayarak gerçeği bulmaya çalışır;başkalarının da biatçı kültürden kopması,'Doğru Yol'u bulması için bıkmadan çaba harcar.Tıpkı sizler gibi.
Bu vıcık vıcık Ortadoğu Coğrafyası'nda aman aklımıza mukayet olalım sevgili dostlar!
Yürek dolusu sevgi ve saygılar!
Gerçek Gündem sitesi Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 30 Mart 2011 tarihinde "CHP tabanı değişim istiyor"başlıklı bir yazısı yayınlanmış olup,bu yazıya ilişkin okuyucu yorumları "Eriçoktan Esintiler"e aktarılmıştır.
4 Nisan 2011 23:19
CHP nin eksi Milletvekilleri artık kesinlikle dinlenmeli.
Yeni yüzler ve temsilciler görmek istiyoruz. Bunun için İstanbul 2. bölge Adayı Güven DOĞRUYOL'u sonuna kadar destekliyoruz. Genç, dürüst, insani ilişkileri çok mükemmel, halkın içinde birisi. Her düğünde, her cenazede, her toplantı da ve başı ağrıyan herkesin yanında.
Onun için İstanbul 2 bölge adayımız mutlaka Güven DOĞRUYOL olmalıdır.
Özlem GENÇ
======================
Sanal Yorumcu
4 Nisan 2011 23:48
Neyse ki gerçek yorumcular ne istediğini iyi biliyor:
"Her düğünde, her cenazede, her toplantı da ve başı ağrıyan herkesin yanında"
olacak milletvekileri istiyorlar arkadaşlar.
Vakit kalırsa boş zamanlarında da MEclise uğrayıp memleket işleriyle ilgilenirler artık.
=====================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 00.16
Sayın "Sanal Yorumcu",
Çok yaşayın emi.Aynı anda benim de dikkatimi çekti bu övgü.
İflah olmaz muhalifliğimi soğutmak amacı ile birşey yazmayayım dedim ama şu soruyu da sormadan yapamayacağım:Kriterin biri yazılmış.Ya diğer kriterler nedir acaba? Örneğin,partinin 2.büyüğünün memleketlisi olmak diğer kriter olabilir mi? Hele bir de yanyana resim verildiyse...
Olur olur.
====================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 11:53
Güven DOĞRUYOL adın gibi güven veriyorsun, soyadın gibi doğrusun.
------------------
Eyvah!Ben yandım o zaman!Soyadım Yeşilceli,yeşil sermaye komprador burjuvazisi ile aynı paralelde gösterilmesin, olmayayım da,neme lazım...
Eh bu mantığa göre eski 'Doğru Yol'un başındaki Tansu Çiller'in en doğru olması gerekiyordu değil mi?
Allah doğru yoldan ayırmasın,amin.
Olur olur,'Güven Başkan'vekil olur.Kriterler uygun.
=========================
Sanal Yorumcu
5 Nisan 2011 12:32
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 00:16
"Kan" çekmiştir, Sayın Y:Yeşilceli, ne da olsa aynı akıl yürütme genetiğine sahip olan pek çok kişinin aklından geçmiştir aynı soru.
Soyadınıza gelince bügünlerde en çok çok çevre dostu düşünce akımlarını çağrıştırıyor ve çok güncel, bir sorun yok.
=======================
masalcı
5 Nisan 2011 14:15
Eskiler değişsin yeniler gelsin.Soyadı pek uygun değil ama ''Yücel bizi yüceltir.'' destekliyoruz o gelsin.Cenaze evinin yascısı düğün evinin tefcisi olur.Hemşehrimizdir.Köyümüzü Büyükşehirden en iyi o temsil eder.Biz şu anda burda bulunan 64-150 kişi olarak Yücel yorumcu başkanımı destekliyoruz.Ne zaman hangi saatte istersek arayabiliyoruz ''naber abi'' diyebiliyoruz ve etrafımıza bakın nasıl aradım diyebiliyoruz.Taban olarak değişim istiyoruz,eskiler gitsin yeniler gelsin.''Yücel bizi yüceltir.'
========================
Yücel Yeşilceli
5 Nisan 2011 17:07
Değerli 'Sanal Yorumcu' ve Masalcı Dostlar,
Bilgisayarımı geç açıp bu akıl dolu yazılarınıza bu saatte cevap verdiğim için öncelikle özür dilerim.
Sizlere ne diyebilirim ki sevgili dostlar!Sanal ortamda da olsa sizlerle dost olmaktan kıvanç duyuyorum!
'Özgür beyin üretir' derler.Sadece üretmekle de kalmaz,sorgular,hayatın zıtlıklarını yakalayarak gerçeği bulmaya çalışır;başkalarının da biatçı kültürden kopması,'Doğru Yol'u bulması için bıkmadan çaba harcar.Tıpkı sizler gibi.
Bu vıcık vıcık Ortadoğu Coğrafyası'nda aman aklımıza mukayet olalım sevgili dostlar!
Yürek dolusu sevgi ve saygılar!
Gerçek Gündem sitesi Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 30 Mart 2011 tarihinde "CHP tabanı değişim istiyor"başlıklı bir yazısı yayınlanmış olup,bu yazıya ilişkin okuyucu yorumları "Eriçoktan Esintiler"e aktarılmıştır.
2 Nisan 2011 Cumartesi
EKİP ve KANKA!
Yücel Yeşilceli
2 Nisan 2011 15:55
Gerçekçi yazılarını okumaktan büyük haz duyduğum iki değerli yorumcu ile aynı paralelde düşünmemiz nedeniyle bir de bakmışız "ekip" oluvermişiz!
Ekip içindeki çok değerli arkadaşımdan biri ile beni"KANKA" ilan ettiler!
Bu iki değerli insanın ortak özellikleri-hasbelkader benim de-kıvırmadan,eğilip-bükülmeden,politik yapılanmalardan beklentileri olmadan,dikine yorum yapmalarıdır!
"Ama"ile başlamazlar,başlamayız.Neyse doğrusu dikine yazarız."Velevki" kantarın topuzunu kaçırdık, özür sözcüğü dilimizin ucundadır,çekinmeden,kompleks yapmadan söyleriz.
"Ekip" arkadaşlarım adına konuşmam şık olmayabilir;ben onların bilgileri kadar hoşgörülerinin de zengin olduğunu bilmekteyim.O nedenle, onlardan habersiz bu kısa yazıyı yazma cesareti gösterdim.
Adları mı?Yazılarından tanıyorsunuzdur.Tanımadıysanız bu sizlerin dalgınlığındandır.
Gene de yazayım,birinin adı "Emekli öğretmen",diğerinin "Aysun."
İki değerli insanı buradan saygı ve sevgi ile selamlıyorum!
30 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın"CHP tabanı değişim istiyor"başlıklı yazısına yaptığım yorum olup,GG'de yayınlanmıştır.
2 Nisan 2011 15:55
Gerçekçi yazılarını okumaktan büyük haz duyduğum iki değerli yorumcu ile aynı paralelde düşünmemiz nedeniyle bir de bakmışız "ekip" oluvermişiz!
Ekip içindeki çok değerli arkadaşımdan biri ile beni"KANKA" ilan ettiler!
Bu iki değerli insanın ortak özellikleri-hasbelkader benim de-kıvırmadan,eğilip-bükülmeden,politik yapılanmalardan beklentileri olmadan,dikine yorum yapmalarıdır!
"Ama"ile başlamazlar,başlamayız.Neyse doğrusu dikine yazarız."Velevki" kantarın topuzunu kaçırdık, özür sözcüğü dilimizin ucundadır,çekinmeden,kompleks yapmadan söyleriz.
"Ekip" arkadaşlarım adına konuşmam şık olmayabilir;ben onların bilgileri kadar hoşgörülerinin de zengin olduğunu bilmekteyim.O nedenle, onlardan habersiz bu kısa yazıyı yazma cesareti gösterdim.
Adları mı?Yazılarından tanıyorsunuzdur.Tanımadıysanız bu sizlerin dalgınlığındandır.
Gene de yazayım,birinin adı "Emekli öğretmen",diğerinin "Aysun."
İki değerli insanı buradan saygı ve sevgi ile selamlıyorum!
30 Mart 2011 tarihinde Gerçek Gündem'de yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın"CHP tabanı değişim istiyor"başlıklı yazısına yaptığım yorum olup,GG'de yayınlanmıştır.
KILIÇDAROĞLU'NUN YALPALAMASI DEVAM EDİYOR
Yücel Yeşilceli
2 Nisan 2011 12:38
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fethullah Gülen’e 2 mesaj verdi. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, TBMM kürsüsünde Gülen’in adını vererek eleştiri yapmasını, “Parlamentoda, somut veri ve bilgi yoksa, siyasi olmayan kişiler hedef alınarak eleştiri yapılmasını çok doğru bulmuyorum” diye eleştirirken, Gülen cemaatinin belli çevrelerce eleştirildiğini de anımsatıp, cemaate saydamlık çağrısı yaptı.
-----------------
Bu sözler "Cemaat saydamlaşsın" başlığı ile Gerçek Gündem sayfalarından alınmıştır.
Sözlerin sahibi,sıradan yurttaş değil,herhangi bir STK başkanı değil,sağ cenahın bir parti başkanı değil!..
Bu sözleri söyleyen,Mustafa Kemal tarafından kurulan,adı birkaç aydır değiştirilmiş olsa da CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na ait!
Böyle bir anlayıştaki bir partinin ilerici,halkçı,devrimci çıkışlar yapacağına inanıyormusunuz?
Asıl üzüntü verici konu bu değil.Birçok arkadaşımız bütün gücümüzle bu oyunu göstermeye çalışmamıza karşın,Atatürk'ten sosyal demokrasiden,küresel sömürüden,ekonomi-politikten sıkça söz etmelerine karşın, Gürkan Hacır örneğinde olduğu gibi Atatürk'ü yaralayıcı,devrimlerini küçümseyici,sıradanlaştırıcı,CHP'ne yeni rollerin verilmesi gerçeğini görmezden geliyor olmaları!..(Gürkan Hacır'ın Gerçek Gündem'de de yayınlanan 27 Mart 2011 tarihli "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazısı)
Biz bu sitenin okuyucularının tamamına yakını laik,Cumhuriyetçi,Atatürkçü,Ulusalcı,sosyalist,devrimci olarak bilirdik değil mi? Gürkan Hacır'ın o yazısından sonra kınama yazıları yazılmalıydı! Bir elin parmağını geçmeyen yorumlar yapıldı,ya diğerleri neredeler?
Arkadaşlar,"benim adayım şu"demenin ötesinde değerler tarumar edilmiş,ediliyor farkındamıyız?
2 Mart 2011 tarihinde medyaya demeç veren Kılıçdaroğlu'nun sözleri gerçek Gündem'de "Cemaat saydamlaşsın"başlığı ile verilmiş olup,bu habere ilişkim GG'de yaptığım yorumdur.
2 Nisan 2011 12:38
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fethullah Gülen’e 2 mesaj verdi. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, TBMM kürsüsünde Gülen’in adını vererek eleştiri yapmasını, “Parlamentoda, somut veri ve bilgi yoksa, siyasi olmayan kişiler hedef alınarak eleştiri yapılmasını çok doğru bulmuyorum” diye eleştirirken, Gülen cemaatinin belli çevrelerce eleştirildiğini de anımsatıp, cemaate saydamlık çağrısı yaptı.
-----------------
Bu sözler "Cemaat saydamlaşsın" başlığı ile Gerçek Gündem sayfalarından alınmıştır.
Sözlerin sahibi,sıradan yurttaş değil,herhangi bir STK başkanı değil,sağ cenahın bir parti başkanı değil!..
Bu sözleri söyleyen,Mustafa Kemal tarafından kurulan,adı birkaç aydır değiştirilmiş olsa da CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na ait!
Böyle bir anlayıştaki bir partinin ilerici,halkçı,devrimci çıkışlar yapacağına inanıyormusunuz?
Asıl üzüntü verici konu bu değil.Birçok arkadaşımız bütün gücümüzle bu oyunu göstermeye çalışmamıza karşın,Atatürk'ten sosyal demokrasiden,küresel sömürüden,ekonomi-politikten sıkça söz etmelerine karşın, Gürkan Hacır örneğinde olduğu gibi Atatürk'ü yaralayıcı,devrimlerini küçümseyici,sıradanlaştırıcı,CHP'ne yeni rollerin verilmesi gerçeğini görmezden geliyor olmaları!..(Gürkan Hacır'ın Gerçek Gündem'de de yayınlanan 27 Mart 2011 tarihli "Ahmet Şık ve Kazım Karabekir" başlıklı yazısı)
Biz bu sitenin okuyucularının tamamına yakını laik,Cumhuriyetçi,Atatürkçü,Ulusalcı,sosyalist,devrimci olarak bilirdik değil mi? Gürkan Hacır'ın o yazısından sonra kınama yazıları yazılmalıydı! Bir elin parmağını geçmeyen yorumlar yapıldı,ya diğerleri neredeler?
Arkadaşlar,"benim adayım şu"demenin ötesinde değerler tarumar edilmiş,ediliyor farkındamıyız?
2 Mart 2011 tarihinde medyaya demeç veren Kılıçdaroğlu'nun sözleri gerçek Gündem'de "Cemaat saydamlaşsın"başlığı ile verilmiş olup,bu habere ilişkim GG'de yaptığım yorumdur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)