28 Haziran 2012 Perşembe

NEDİM SOYLU'NUN HEZEYANLARI VE OKUYUCU YORUMLARI

24 Haziran 2012


CHP'de devrimci gençlik ve kadınlar

NEDİM SOYLU

ADANA - GAZETECİ



Bir dostumuz aradı..

CHP’nin en aktif isimlerinden biri..

“Abi hep CHP’nin sorun alanlarını tartışıyorsun. Son dönemde CHP gençliği olağanüstü bir hareketlilik içinde. Bunları neden yazmıyorsun?”,

Arkadaşım haklı!

Son dönemde müthiş bir devrimci gençlik dalgası yükseliyor.

78 Kuşağının devrimci çocukları

parti içinde kümelenen,

Düzenbazlara,

Üç kağıtçılara,

Çıkarcılara inat yönetime gelmek için olağanüstü çaba harcıyorlar..

Bu gençler “Üreten biziz yönetende biz olacağız!”

diye haykırırken

bir ellerinde Denizlerin

bir ellerinde CHE Guevara’ nın,

beyinlerinde ise dünyanın en büyük devrimcisi Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi var!

CHP’nin devrimci gençliği,

Her türlü gericiliğin boy verdiği

ülkenin giderek muhafazakarlaştığı bir ortamda “Devrimcilik alın yazımızdır!” diyerek müthiş bir gençlik hareketinin temellerini yeniden atıyorlar..

Bize unuttuğumuz şeyleri,

Ülke

ve

halk uğruna

çıkarsız

ve

karşılıksız dövüşmeyi yeniden hatırlatıyorlar!



*******************



Bu yazı geç kalınmış bir yazı.

Bu nedenle CHP’nin devrimci gençliğinden özür diliyorum!

Özür diliyorum çünkü korktum!

Korkum CHP’nin tepesine konuşlanan ve Kılıçdaroğlu’nu kuşatan çevrelerdendi!

Gürsel Tekin’i karşıladı diye gençliğe operasyon çekenlerin varlığında korkmadan yazmak çok zor.

Bir yanda emekçi halk için savaş vermeye çalışan devrimci bir gençlik

Diğer yanda her türlü operasyonun kol gezdiği bir siyaset iklimi!

Daha dün!

Kadınlar,

Yani bizim kadınlarımız.

Bir kongre günü bu bezirganlar tarafından toptan yok sayıldılar.,

Aynı kongrede CHP gençliği de yok sayıldı!

Şimdi mevcut düzene karşı var olma kavgası veriyorlar.

Bu parti bir adım ileri atacaksa devrimci gençlik ve devrimci kadınlar sayesinde atacaktır.

Başka yolu yok!

Tıpkı ulu ozan Ahmed Arif’in dediği gibi..!

Onlar bizim geleceğimiz..

Ve onlar bizim umudumuz!

“Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne - üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

Dayan rüsva etme beni.



Gör, nasıl yeniden yaratılırım,

Namuslu, genç ellerinle.

Kızlarım,

Oğullarım var gelecekte,

Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.

Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

Gözlerinden,

Gözlerinden öperim,

Bir umudum sende,

Anlıyor musun ?”

-------------------



Ahmet Altınok

28 Haziran 2012 20:11

Sn.SOYLU,açıklamanızda: 1-"SİYASAL MÜCADELENİN Gn.Kur.Salonlarından brifingler aracılığıyla verilmesini ülke adına utanç verici buluyorum " diyorsunuz.GENEL ANLAMDA kabulleniyorum;ancak ASKERLER içerisinde de DEMOKRATİK DÜŞÜNCELERİ ve DEMOKRASİYİ "tasvip edenlerin" olabileceğini yok sayamayız. 2-"...mücadelede Ergenekon,Balyoz ve Silivriyi 'DEĞİL'..." derken;SİLİVRİ Kim yada Kimleri ANLATMAKTADIR? 3-İsimlerini sıraladığınız Siyasi Partilere "DÜŞMAN" Silivri Kim yada Kimlerdir? 4-"SİLİVRİDE...dost kuvvetler yatmıyor." derken;Soner YALÇIN,Yalçın KÜÇÜK,Doğu PERİNÇEK vb...leri DOSTMU-DÜŞMANMI olarak tanımlıyorsunuz? 5-"...AKP'nin doğru noktada durduğunu düşünüyorum." derken;ÜZÜCÜ ÖRNEK olan TUDEH ve Yöneticilerinin ve bizdeki "YETMEZ AMA EVET'çilerin yaptıkları "TARİHİ HATAYA" düşmüş OLABİLECEĞİNİZ ihtimalini hiç hesaba katıyormusunuz?... Belkide bunların her biri AYRI-AYRI konuşulup tartışılmalı.Öyle olmayınca Hükümet'in "icat ettiği" ERGENEKON ÇUVALI gibi herşey KARMAN-ÇORMAN oluyor.Anlayışınız için teşekkürler...Saygılarımla...

------------------------

Nedim Soylu

28 Haziran 2012 08:44

Sayın Altınok;

(Diğerleri üzerine alınmasın)

Ben geldiğimiz noktada siyasal mücadelenin alanlarda siyasi partiler aracılığıyla verilmesi gereğine inanıyorum.

Darbelerin bu ülkenin felaketi olduğunu düşünüyorum.

Siyasal mücadelenin Genel kurmay salonlarından brifingler aracılığıyla verilmesini bu ülke adına utanç verici buluyorum.

Mücadele CHP yada bir başka parti üzerinden verilmelidir.

Diyorlarki generaller ve subaylar muhalif oldukları için tutuklanıyor.

Bu general ve subaylar kim adına muhalefet yapıyor ve kim adına iktidar mücadelesi veriyor.

Bu arada bu operasyona bağlı olarak muhalif gazeteci ve aydınlarda iktidarın talebi doğrultusunda tutuklanmış olabilir.

Bunun mücadelesini verelim.

Ama mücadelede Ergenekon,Balyoz ve silivriyi değil CHP yada bbir başka partiyi öne çıkartalım.

CHP dışında bu İşçi Partisi olabilir,

ÖDP olabilir,

TKP olabilir,

EMEP olabilir.

Bu mücadelede aslolan bu parti ve sol hareketlerdir.

İnanın bana Silivrinin en nefret edip "düşman" kategorisine koyduğu bu parti ve hareketlerdir.

Silivride bu parti ve hareketler açısından dost kuvvetler yatmıyor.

TKP,

EMEP,

ÖDP

ve bilcümle sol ve devrimci harketler Ergenekoncular açısından "düşman" kategorisindedir.

Ben bu noktada AKP'nin doğru noktada durduğunu düşünüyorum.

Yoksa ülkede açlık,

yoksulluk

ve

gelir dağılımındaki adaletsizlik noktasında halkın karşısında durduklarını bende biliyorum.

Gidin orda ağlaşmaya devam edin demem bir mantıkla ilgilidir.

ORADAN FETVA VEREREK HALKI İKNA EDEMEYİZ.

Girelim CHP,

ÖDP,

EMEP,

TKP gibi partilere mücadele edelim.

Bu mücadele hem darbelere ve darbecilere karşı olsun,

hemde

AKP'ye karşı olsun.

Yani ikili bir mücadele verelim.

Bana göre çıkış burada.

Ben böyle düşünüyorum.

Saygılar sayın Altınok!

---------------------

Nedim Soylu

28 Haziran 2012 01:46



hayri yaman

26 Haziran 2012 11:58

Nedim Soylu'ya;

Yazmış olduğunuz bu yazıyı, bir kaç nokta hariç genel anlamıyla beğendim, doğru buldum.

*************

Demişsin..

Ötesi..

Ötesi üzerimden pirim yapma gayreti.

Önce Ecevit Fettullahçıydı tartışmasıyla başlayan saçmalığın bu noktaya kadar getirdi süreci.

İşçi partisine yönelik benim hiç bir tavrım yok senin kişisel hezeyanın yüzünden işçi partiside payını alıyor.

Benim yazılarımı kullanıyorsun.

İşçi partisini kullanıyorsun.

Kılıçdaroğlunu kullanıyorsun.

Üç kuruşluk çıkarın için her şeyi kullanıyorsun.

Binbir surat gibi ne biçim insansın sen ya.

Siz bayram yerindeki palyaçolar gibi bir süre siteye seyirci toplarsınız ama bir süre sonra bıkkınlık verirsiniz.

Ben üretiyorum.

Siz ise tüketiyorsunuz.

Hem eleştirecek bir şey bulamıyorsunuz hemde "ABD taraftarı,CIA aajanı,Fettullahçı" klasik saldırı araçlarınız.

"Yazdıkların doğru ama sen vatan hainisin!" diyorsun..

Aynı sıkıyönetim savcısı gibi konuşuyıorsun.

Geçmişte solcuyuz diye geçinen sizin gibilerin derin devlet ve kontrgerilla ile ilişkileri var diyorduk.

Ergenekon sürecinde o da doğrulandı.

Ajan provakatörsünüz derken boşuna demiyorum.

Dünde aynıydınız bu günde aynısınız.

T6ürkiye solu sizi çok iyi tanıyor.

Adam yazıyor..

"Geçmişte devrimcilik yaptığın için ABD'ye hizmet etmiş olmadın mı?"

Soruya bak!

Ve bu sefil burada Ergenekon adına sorguya katılıyor.

Bu adamın her tarafı döküntü.

Zibilsiniz derken kastettiğim bu.

Bu son nokta.

Ergenekonculara,

darbecilere,

işkencecilere,

verilecek hesabım yok!

Bir daha yazıyorum ve ötesine geçiyorum!

Tayyip Erdoğan sizden çok daha namuslu ve dürüst!

Siz kontranın kullanım elemanlarısınız o siyasi rakibimiz!

Farkınız bu!

--------------------

Ozanisius

28 Haziran 2012 01:14

Sayın Soylu



Bu be kibir?Bu ne burnu büyüklük?Siz ne dediğinizi zannediyorsunuz.İnsanlar tenezzül edip yazınıza yorum yazmıyorlar diye topu topu 3 kişisiniz diyemezsiniz. Zaten CHP'li de değilmişsiniz.CHP'yi CHP'lilere bırakın. Sözde solcu geçinenler hepiniz aynısınız.İşinize gelince demokrasi,fikir özgürlüğü,insanlar fikrini söyleyince 3 kişisiniz diye küçümsemek.Siz kaç kişisiniz?Sizin gibi düşünen tabela partilieri ne kadar oy alabiliyor?Bu parti bizim.Bu partinin ilkeleri,geçmişi,mirası da belli.Sizin gibilerle polemiğe girmeye tenezzül etmeyen sessiz milyonları unutuyorsunuz.Gün gelir sizin gibilerin desteklediği bu sözde solcular da gider.Ama biz hep burada kalırız.Biz devrimciliği de solculuğu da Atatürk'ten öğrendik.Dünyanın tüm ezilen uluslarının solcu önderleri gibi Atatürk de milliyetçidir.Onu örnek alan bizler de milliyetçiyiz.Bize faşist diyenler ise her türlü faşizmi uygulayan AKP'yi desteklemekte bir sakınca görmüyor.Hepiniz aynısınız.Sadece laf kalabalığı.Benim babam öğretmen ve yıllarca sendikacılık yaptı.O yüzden sendikal hareketlerden de haberim oldu.Sizin gibi adamlar yüzünden 250 bin üyeli,Türkiye'nin en büyük sendikası Eğitim-Sen'in üye sayısı 100 bini bulmuyor.Hiiiiç AKP vs diye kıvırmayın.Ana suçlu sizin gibilerdir.2000 yılında 250 bin üyesi var Eğitim-Sen'in.6 ay sonra 2001'de AKP daha yokken 160 bine düştü.Benim babam ise taa 99'da bırakmıştı. Bunlardan yol olmaz diye.Dün Türkiye sendikal hareketini batırdınız.Bugün CHP'ye gelmiş CHP'yi batırıyorsunuz. Elbet sizin gibilerin desteklediği bu Y-CHP yönetimi de gider.O zaman nerelere gideceksiniz çok merak etmekteyim.

------------------------

Çalıkuşu

28 Haziran 2012 00:39

Yazının tamamının kimsenin ilgilendireceği yok, senin Fetullah ve laiklik ile ilgili sözlerin varken. Kaldı ki yazının tamamı, bir tarafta eksik yayınlanmayı da açıklamıyor.



"Yeni bir laiklik algısı" / N.S.

Türkçesi "laikliğe yeni tanım".



Kim istiyor laikliğin yeniden tanımlanmasını başka? Kim istemiyor ki!?

TESEV de istiyor, TÜSİAD da.

MÜSİAD da istiyor ÖNDER (başbakanın da üye olduğu imam hatip derneği) de.

Çandar da istiyor laikliğe yeni tanım, Türköne de.

Arınç da laiklik yeniden tanımlansın diyor, Ahmet Tan da Metiner de.

Tarikatlar açılsın diyen Bülent Kuşoğlu da... Altı okla zoru olan Binnaz Toprak da...

Bilgi üniversitesi de, "Biz öyle demokratız ki Atatürk bile eleştirilir" diyerek öğrenci avına çıkan Sabancı üniversitesi de... (Üniversite demek, biraz genelleme oldu ama)

Fuller vs. onları hiç saymıyorum.



Sen bunların hepsisin Soylu gazeteci, dolayısı ile çok ama çok büyüksün!



Bülent Kuşoğlu dedim de aklıma geldi.

Erdoğan Toprak, Aydın Ayaydın... Bunlara düşmansın da Bülent Kuşoğlu ya da Teacher'in hayranı Faik Tunay mesela neden hiç diline dolanmaz? Operasyona karışmadıkları için mi? Yoksa Bülent Kuşoğlu ya da Faik Tunay solcu mu?



Öyle, emek demekle, sol demekle, halk demekle, kısaca salt sloganla solculuk olmaz.

Emek diyorsun, diyorsun ama ne Tekel eylemi var, ne maden göcükleri yazılarında.

Bol bol işkence sözleri ve ajitasyon ile sözde darbe karşıtı olduğunu gösteriyorsun ama, burnunun dibindeki Pozantı'dan haberin yok.



Teorileri buraya aktarmak herkesin yapabileceği iştir.

Teorinin pratiği olmazsa bir işe yaramaz. (Kulakları çınlasın, sevgili Sanal Yorumcu'nun.)



Bir tarafta durun demişsin de hangi tarafta duracağımızı söylemeden, nasıl emirlerine uyabiliriz? Hangi tarafta durayım, efendim?



E.Uzun'a dediğimi sana da diyeyim: Sizin gibiler sola hiçbir şey katamaz.

Git, git, Ömer Çelik'in Adana'da bir şeyler olması gerek. Hız ver çalışmalara!



Silivridekiler'e gelince: Sende olmayan muhaliflik (solun özünde muhaliflik var, değil mi?) onlarda olduğu için orada onlar.

Ahmet Altınok

28 Haziran 2012 00:09

Sn.Nedim SOYLU "SİZ SİLİVRİ ÖNÜNDE AĞLAŞMAYA DEVAM EDİN" derken;ÇOK ESNEK ve kısmende AŞAĞILAYICI bir "GÖNDERMEDE" bulunmuşsunuz.SÖYLERMİSİNİZ, S İ L İ V R İ D E tutuklu bulunan Gazeteci,Rektör,Akademisyen,Milletvekillerini,Komutanları "...CEZALANDIRILMALARI GEREKİRDİ..." diyemi düşünerek bu GÖNDERMEYİ yaptınız? Saygılarımla...

-------------------------

Acıların Avukatı

27 Haziran 2012 23:58

Bu site sayesinde epey tanındı bu üçlü. Çalıkuşuyla Yücel Yeşilcelinin reklam için yaptığına inanmıyorum onların kendilerine ait düşüncelerinin ve inançlarının olduğunu düşünüyorum kısacası bu tartışmaları gönülden gelerek yapıyorlar. Ancak Yaman avukat öyle değil, onun aklı fikri reklamdır. Birgün Marksist Silivrili olur diğer gün ADD li bir millici, başka bir gün İP düşüncesinde CHP'li, daha başka bir gün Kılıçdaroğlu Perinçek sentezi acıların avukatı...

------------------------

Yücel Yeşilceli

27 Haziran 2012 22:45

Değerli Çalıkuşu,

Gündüzleri Gerçek Gündem'de yorum yayınlatmam artık mucize gibi bir şey.



Saygıdeğer(!)Soylu'nun tam dişine,duruşuna,solculuğuna(!) göre bir yanıt verdim,yayınlatamadım.İşin kötü tarafı,iyi yorumlarımı(!) hep yazı altına yapıyor olmam.



Neyse ki,sayın Hayri Yaman'ın beni asla aratmayacak içerikteki anlayana anladığı dilden yanıtları umarım birilerine yeterli olmuştur.



Değerli Çalıkuşu,zorunlu olmadıkça "soylu gazeteci"nin yazılarına yorum yapıp, zaman harcamamak en doğrusu diye düşünmekteyim.

Diğer sayfalarda yorumlarıma devam ediyorum.

--------------------

Nedim Soylu

27 Haziran 2012 19:55

Topu topu 3 kişisiniz:

Sizi muhatap aldığım yeter artık.

Sizinle işim bitti.

Bir tarafta durun.

Yeniden asıl işime solun iktidarı için çalışmaya döneyim..

Siz Silivri önünden ağlaşmaya devam edin.

----------------------

Nedim Soylu

27 Haziran 2012 18:54

Yazılarımın tamamının yayınlanması gerekirken cımbızlama yöntemiyle bir bölümü alınıyor ve ateş ediliyor.Ben yazdıklarımın tümünün arkasındayım.

örneğin bir yazım bütünüyle yayınlanmadan içinden cımbızlanarak alıntı yapılmış.Çok uzun bir değerlendirme içeren yazımın sadece bir bölümünü bile alıntı yaparken namuslu bir kafayla taşınsa okur daha doğru anlar.Ama amaç bu değilde saldırı olunca her şpey mübah oluyor.

Ne demişim bakın.!

**********

Fettullah Hoca, Cemaatler ve CHP.!



"........Bu dar laikçi pozisyonunu aşmak için CHP önlem olarak ilk aşamada Fettullah Hoca’ya yöneldi.

Fettullah Hocanın desteği alınınca toplumdaki “din düşmanı CHP” algısının silineceğini düşündüler!

Bu yönelimde Fettullah Hoca ve cemaatin demokrasiye ılımlı yaklaşımının etkisi büyük oldu.

Ama bu sorun cemaatlerle koalisyona girişerek çözülecek noktada durmuyor.

Bu inanca saygılı bir laiklik anlayışının kabul edilip içselleştirilmesiyle ilgili bir durumdur.

Fettullah Hocanın temsil ettiği inanca saygı göstermeden hocanın kendisini CHP’nin başına koysanız ne yazar!

Aslolan halkın ve insanların inancına saygıdır.

Gürsel Tekin tesettüre saygı gösterince kıyamet kopartılan bir yapının sorunu kendisiyledir.

Daha kötüsünü söyleyelim!

Gürsel Tekin’e inanç alanında tepki gösteriliyor!

Kılıçdaroğlu “Ben Dersimliyim ve alevi olmakla gurur duyuyorum” diye açıklama yapınca kimse tepki göstermiyor.

CHP önce kendi içinde bu hesaplaşmayı tamamlayıp yeni bir laiklik algısı üzerinden politika üretmelidir.

Bu politikanın temeli halkın inançlarına saygı üzerine oturmalıdır.

Halkın inançları yok edilmesi gereken bir tehlike olarak kabul edilmemeli saygı alanında işlem görmelidir.

İşte o zaman amaç hasıl olur!

Yoksa Ak Parti içindeki çelişki ve çatışmalardan CHP iktidarı çıkmaz.

İktidar halkın düzenle ilişki ve çatışması üzerinden yükselir.

CHP inanç sorgulamasını bırakıp düzen sorgulamasına geçmeden bırakın iktidarı yaşamını sürdürmesi bile hayaldir!"

*************

Yazının bir bölümü bu.

Bütünü ise daha derin bir değerlendirmeyi içeriyor..

http://www.adanahabergazetesi.com.tr/makale.php?id=1840

--------------------------

Çalıkuşu

27 Haziran 2012 16:49

Değerli Yeşilceli,

Editöre kızmakta haklısınız ama bunun bir yararı yok kanımca.

Bence tekrar yazmayı deneyin lütfen.

------------------



Çalıkuşu

27 Haziran 2012 16:34

Sayın Olgun Ardan teşekkür ederim.



Soylu’nun bir cümlesinden hareketle bir saptamada bulunmuş sayın Ardan.



"ABD sivil iktidarlarla yürümek zorunda olduğu için darbeci çocuklarını tasfiye diyor." diyerek AKP-ABD yol arkadaşlığını olumluyoruz ...



Saptama kesinlikle yanlış değil.

Yine Soylu'nun kendi sözünü tanık olarak göstereyim.



Sitede de var olan bir yazısında "İçi boş bir Amerikan düşmanlığı bizi ülkemizde yaşanan sorunlardan kopartıp..." (30 Mar 2012) diyor.



Benim düşünce biçimimin temelinde Atatürkçü düşünce var.

"Tam bağımsızlık benim karakterimdir." diyen Atatürk ile, dünyanın efendiliğine soyunan ABD'nin emperyalist tutumu ile Soylu'nun "içi boş Amerikan düşmanlığı" sözünü, ben bir türlü bağdaştıramadım.



Devrim, sol sözcüklerini ağzına sakız yapıp sonra da "içi boş Amerikan düşmanlığı" demek, solculuksa, bunlardan çok var her yerde, hem de her yerde.



***



"Niye CHPli olmadığını vurgulamak zorunluluğu duyar?" sorusuna yanıtı da ben yazmadan Hayri Yaman vermiş. "... çünkü CHP'li olursan, olur ya AKP den ikbal beklentin sona erer."

Bu beklenti nasıl bir şeydir bilemem ama sorumlu yazar çizer kesimin "korkuyorum ama yine yazıyorum" dediği bir dönemdeyiz.



Hayri Yaman'ı doğrulayan örnek de kendisinden, biraz farklı ama kendisinden.

Aşağıda Fetullah ile ilgili sözlerinin olduğu yazısını Soylu iki ayrı sitede yayınlamış. Ama sitenin birindeki yazıda Fetullah ile ilgili bölüm varken diğerinde yok; üstelik başlıkta Fetullah varken...



Fethullah Hoca, Cemaatler ve CHP!/ Adanakulis (Fetullahsız Fetullah yazısı)

Fettullah Hoca, Cemaatler ve CHP/ Adanahabergazetesi

(Fetullah iki yazıda ayrı biçimde yazılmış; yazıda standart yok!)



Yani nabza göre şerbet!!!

Yazdığı yazının tümüne sahip çıkamayan bir gazeteci yazar!

Doğurduğu çocuğun bir kolunun kesilmesini isteyenlerin isteğini yerine getiren annenin durumu gibi durumu.

Daha da beteri var: Sitede altına imzasını atmadığı yazısı var.

"Kılıçdaroğlu ve sol" (29 Şubat 2012)

Bir kişi yazdığı yazıya hangi nedenlerle sahip çıkmaz onu bilmiyorum ama besbelli ki yazdıklarının bu sitede kendisine ait olduğunun bilinmesini istemiyor.

Doğurduğu çocuğu sokağa bırakan anne gibi yani.)



Yazılarında güncel hiçbir sorun yok, AKP'ye bir eleştiri yok. Ne 4 4 4 umurunda, ne Ağar’ın özel hapishanesi, ne diyanet ne demiş, ne sınav yolsuzlukları, ne ekonomi ne de sizin aklınıza gelen bir konu... Hiçbiri bu gazeteciyi! ilgilendirmiyor. CHP’nin operasyonları (tabi içinde Tekin olmayanlar sadece) ve AKP ve Ömer Çelik’e hayranlık.

"Sivil darbe" zaten bizim uydurmamız; AKP sadece ve sadece muhafazakar demokrat!!!



Budur "sevgili Nedim Soylu"

---------------------------

hayri yaman

27 Haziran 2012 13:29

İşin gücün, kıvırmak, yavuz hırsız misali yapıyorsun, söylenenlere yanıt veremiyorsun, kemlime adarağacığındaki bir kaç kırıntıyı kusup duruyorsun. Seviyesizlik had safhada. Klasik dönek tarzı bu olsa gerek.

Küçük kalıyormuşum, haha gazeteciliğin ne olduğunu bilmeyen, omuuzna çanta ve kamera alıp kendisini gazeteci sanan, ona buna yaranmak için binbir takla atan, birgün Kılıçdaroğlu'na övgüler yağdıran, diyer gün Toprak'a başka bir gün Tekin'e sarılıp diğerlerine saldıran, senin hezeyanların nedeni ilemi dağılacam:))) Tam bir komedi eserisin.

Ben 2004 yılından beri CHP üyesiyim, yani senin gibi rüzgara kapılıp CHP'li olmadım. Gerçi sen CHP'li değilim diyorsun, çünkü CHP'li olursan, olur ya AKP den ikbal beklentin sona erer. Çalıkuşu arkadaş yazdıklarına çok güzel örnekler vermiş, sen sol değil solculuğu ticari kazanç kapısı haline getirmiş, sözde, (soylu) bir gazetecisin:))) Senin gibi gazeteciler bölgemizde de çok:))) önce ne olduğuna karar ver, senin haddinemi CHP'yi dizayn etmek, düzenlemek. Sen özgürlükçü AKP'ne destek ver, Maraş katliamının sorumları ile halvet olmaya devam et, yaraşır sana. İnsan bir kez dönekleşmesin, kişisel menfaat ve ikbal için kılıktan kılığa girer, bu örneği bu sitede sergilediğin için sana minnetarız soylu gazeteci.:)))

-------------------------

Nedim Soylu

27 Haziran 2012 12:23

Farklı isimlerle yazıyor yada yazdırıyormuşum:)

Komedi ya.

Siz küçük kalıyorsunuz.

Benim başkasına ihtiyacım yok.

Dağıldın sen Hayri Yaman.

Bir daha toparlanamazsın artık..

Kılıçdaroğlu şakşakçılığıyla İşçi Parti savunuculuğu arasında gidip geliyorsun.

Muhtemel Kılıçdaroğlundan beklentin var.

Çünkü Kılıçdaroğlu şakşakçılığının ideolojik politik gerekçesi yok.

Hiç bir işçi partili Kılıçdaroğlunu senin kadar sahiplenip savunmaz.

Kişisel çıkarın için sen çoktan Kılıçdaroğluna yatmışsın..

CHP son dönemlerde senin gibi kimliği yamulmuş insanlarla doldu.

Kurultay bu bozukluğu düzeltecektir umarım.

----------------------------

hayri yaman

27 Haziran 2012 11:19

Ben ''soylu'' gazeteciye yanıt verince, birden bire farklı rumuzlar ile yazanlar çoğaldı, Soylu ''KAŞ'' yapayım derken göz çıkarıyor, bana edeceği hakaretleri kendi ağızından yapamayınca, başkasının ağzı ile yapıyor,yaptırıyor.

Bu zavallıların konumuna bakın, Olgun bey, soylu yazarın CHP'li olmadığını itiraf etmesinin önemine değinmiş, ama okuduklaırnı anlayamayan soylu gazeteci, ne demek CHP üyesi olmayan CHP hakkında yazamaz mı demiş, bu arada benim CHP hakkında yazamayacağım öne sürülmüş, yani CHP üyesi olmayan soylu gazeteci CHP de kimin il başkanı, kimin ilçe başkanı olmasına karar verecek ama CHP liler konuşamayacak, tam bir komedi.

Soylu gazeteci okadar bilgiliki, bir partide programın, parti isminin nasıl değişeceğini bilmiyor, CHP, YCHP oldu diyor.

Bundanda sanki rahatsızmış gibi davranıyor, halbuki soylu gazetecinin istediği de CHP'nin QUASİ AKP olmasıdır. Yani AKP gibi emperyalizmin maşası, taşeronu olan, ABD ve AB'nin tüm dayatmalarını kabul eden, gönüllü taşeronluk yapan bir CHP olur ise, soylu gazeteci bunu solculuk olarak görecektir.

Soylu gazeteci, ABD ve AKP'nin dümen suyuna girmiş, ama bunu sol kisve ile gizlemeye çalışmaktadır. Turnosol kağıdı işlevi gören en önemli gösterge ERGENEKON dur. Kim ki, ergenekon olayında ABD-AKP çizgisinde ise, bilinki o kişi kendisine hangi sıfat takarsa taksın, solcu-sosyalist değil, o maskeyi kullanan 5.kol faliyeti yürüten bir sahtekardır.

Sol olan, emperyalizmin operasyonunun karşısında yer alır, emperyalizme taşeronluk yapmaz. emperyalizmin gönüllü dalkavuğu olmaz.

Dikkat edilmesi gerekir, emperyalizm yapmış olduğu tüm işgallerde DEMOKRASİ söylemi arkasına sığınmaktadır. Emperyalizmin demokrasi kavramı ile soylunun demokrasi anlayışı örtüşmektedir. AKP'yi özgürlükçü demokrat olarak görüp, CHP de AKP gibi cesur olmalı çağrısı yaptığına göre, soylu gazeteciye göre, AKP demokrasinin savunucusudur. İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Kemal Alemdaroğlu, Yalçın Küçük, Türkan Saylan, Erol Manisalı, Soner Yalçın, Doğu Perinçek, Doğan Yurdakul, Ahmet Şık ise demokrasi düşmanıdırlar. İşte soylu'nun soylu solculuğu budur. Yani soylu gazetecisi ABD solcusudur. Bu bağlamda Kalender Er adlı yorumcunun soruları ve açıklamaları da doğrulanmıştır. Muhsin Yazıcıoğlu hayranlığı da bu bağlamda ele alınmalıdır.

İşçi Partisi meselesine gelince, İşçi Partisi hataları eksikleri olan bir partidir, ancak yurtsever bir partidir, Sizler gibi AKP ve ABD ile yol arkadaşlığı yapacağıma İşçi Partisi gibi onurlu duruş sergileyen bir parti ile anılmak benim için şereftir. Bundan gocunmam. İşçi Partisi biz Atatürkçülerin düşmanı karşıtı değil, dost kuvvettir.

-----------------------------

Olgun ARDAN

27 Haziran 2012 01:02

Teşekkürler Sn.Çalıkuşu meseleyi özetlemişsiniz. Sn.Yazar'ın bunları önceden yazdıklarını bilmiyordum bilseydim daha farklı değerlendirirdim. Aşağıda bazı isimler (vurgu yapısı itibarı ile muhtemelen aynı kişi) okuduğunu anlamama konusunda ne güzel açık vermişler açıkçası. söylenen "Sn Yazar'ın bunca tartışmadan sonra CHP'li olmadığını itiraf etmesi önemlidir dolayısı ile CHP hakkında yazdığı her yazının bir değeride yoktur. CHP hakkında kelam eden insanın ATATÜRK'çü düşünce sistematiğini kavramış olması ve özümsemesi gerekir." tümcesi onun neden bunca tartışmadan sonra CHP'li olmadığını söylemeye itiraf etmeye ihtiyaç duymasına yöneliktir, nedeni ne ola ki? bir gazeteci için buna gerek varmıdır? yoksa parti hakkında yazamaz demek değildir. Altan kardeşlerde F tipi yapı ve AKP destekçisi diğer liberallerde her zaman CHP hakkında yazı yazıyorlar ama biz onların bu sistematikten yoksun olduklarını bildiğimiz için dikkate almıyoruz adam yerine bile koymuyoruz. Bu sitenin yapısı gereği yazarların söyledikleri bizim için önemlidir dolayısı ile Sn.Yazar'ın bundan alınmaması eleştirilere hakaret olmadığı sürece katlanması varsa bir fikri yanıtı onu söylemesinden daha doğal ne olabilir ki? ama sıkışınca ben CHP'li değilim demek kolaycılığı bu eleştirilerden kaçmaktan başka bir şey değildir...

-------------------------

Çalıkuşu

26 Haziran 2012 23:20

21.13, 22.25, 22.38'de Soylu'nun kendi yazdıklarını gönderdim.

Bir insanı en iyi kendi sözleri tanıtır.



***



1. Soylu gazeteci, Hayri Yaman'a verdiği yanıtta, YCHP'nin şu andaki durumunu "durum bozukluğu" olarak nitelemektedir.

Oysa aynı Soylu, hemen seçim öncesinde, YCHP'den memnundur. YCHP seçime, Soylu gazetecinin bugün yakındığı adaylarla girmiştir.



Hızını alamayıp, YCHP'ye "siyasal birliğin temsilcisi" "AK Parti"yi örnek olarak göstermektedir.



Tabi, o, bu yazıları yazarken, Kılıçdaroğlu ve Tekin yol arkadaşıdır henüz.



***

2. Önümüzde yerel seçimler var.

Adanalı CHPliler boşuna umutlanmasın, galip şimdiden belli: "Aydınlık ses" Ömer Çelik.

CHP'ye solculuk dersi veren ve CHP'nin (ve solun) iktidarını isteyen Soylu gazeteci şimdiden (mayısta) gönlünün Şehr-i eminini açıklamıştır.



Yaşar Kemal, Orhan Kemalli bir sol girişle de solculuğunu göstermiştir.

Bu durumun Erdal Eren için ağlayan başbakanla benzerliğine şaşırmayın. Başbakan övgülerden nasibini alıyor zaten.



***



3. Laikçi pozisyon,

Din düşmanı CHP algısı,

Fetullah ve cemaatin demokrasiye ılımlı yaklaşımı,

Fetullah hocanın temsil ettiği inanç ...



Bu sözler Kekeç ya da benzer birine ait değil. Soylu gazetecinin sözleri.



Biz demokrasiyi sadece demokrasi diye biliyoruz ama, demokrasiye de ılımlı yaklaşım varmış. Bunun demokrasiye gerçekten inanmak ile nasıl bağdaşabileceğini ben bilmiyorum doğrusu.

Ama CHP'ye verilen akla göre Fetullah'ın inancını (Bu inancın adı ne ola acaba?) CHP kabul etmeli.

Ne demişti Muhammet Çakmak? "Fetullah bilge ve fenomendir."

Sol diye yırtınan bu Soylu gazeteci de benzer şeyi söylüyor.



Budur Nedim Soylu ve solculuğu!!!

--------------------

Çalıkuşu

26 Haziran 2012 22:38

Bu dar laikçi pozisyonunu aşmak için CHP önlem olarak ilk aşamada Fettullah Hoca’ya yöneldi.

Fettullah Hocanın desteği alınınca toplumdaki “din düşmanı CHP” algısının silineceğini düşündüler!

Bu yönelimde Fettullah Hoca ve cemaatin demokrasiye ılımlı yaklaşımının etkisi büyük oldu.

Ama bu sorun cemaatlerle koalisyona girişerek çözülecek noktada durmuyor.

Bu inanca saygılı bir laiklik anlayışının kabul edilip içselleştirilmesiyle ilgili bir durumdur.

Fettullah Hocanın temsil ettiği inanca saygı göstermeden hocanın kendisini CHP’nin başına koysanız ne yazar!

Aslolan halkın ve insanların inancına saygıdır.

------------------------

14.12.2011

Çalıkuşu

26 Haziran 2012 22:25

Burası Adana!

...

Bu kent Orhan Kemal’in “Bereketli Toprakları”

Yaşar Kemal’in “İnce Memed” i

Yılmaz Güney’in “Umut” u ,

Abidin Dino’nun çizdiği “mutluluğun resmi” oldu!

Yeryüzünde bu isimleri ve bu resmi tanımayan ülke kalmadı!

...

Bu kentin öncelikle namuslu insanlara ihtiyacı var.

Biz bu kenti teslim edecek siyasetçi değil,

Biz bu görkemli ve muhteşem kenti teslim edecek “Şehrül-emin” bulmalıyız!

Şehrül-emin!

...

Bu hırıltıları bu kentin namuslu insanlarının aydınlık sesi bastırmak zorundadır.

Bu kent Ömer Çeliklere sahip çıkmak zorundadır.

Ömer Çelik bu kentin aradığı “Şehrül-Emin” olabilir!

Olmalıdır!

Olmuyorsa da bu kente bir “Şehrül-emin” işaret etmelidir.

Vakti zamanı geliyor!



07.05.2012

---------------------------

Çalıkuşu

26 Haziran 2012 21:13

Yeni CHP eskisinin tasfiye etmeye çalıştığı sol politikaları projeye dönüştürerek büyümesini sürdürüyor.

02.06.2011



Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin yol arkadaşlarını seçerken ana gövdeye,

Parayı ve kişisel çıkarı değil,

Onuru,

Namusu,

Ve dürüstlüğü yerleştirmişlerdir.

Yeni CHP parası kadar konuşanların ve koşturanların değil bu mücadelede onuruyla ayakta kalanların partisidir.

30.05.2011



Bu gün Ak Parti bu ülkenin” tek Türkiye” partisidir.

Bu ülkenin her coğrafyasında örgütlü olan ve bütün coğrafyadan destek ve oy alan tek partidir.

Verili koşullarda Ak Parti bu ülkenin siyasal birliğini temsil eden tek siyasal organizasyondur.

CHP kendisini bu noktaya taşımak zorundadır.

...

Bu ülkede bir bölünmenin önüne geçilecekse haklar ve özgürlükler üzerine oturan bir anayasa ve bu anayasanın işaret edeceği siyasal bir çerçeve ön koşuldur.

Bu gün bu ön koşulun gereğini gören ve ona göre yapılanan tek parti Ak Partidir.

Yeni CHP büyük sancılarla bu değişimi anlamaya ve gereğini yerine getirmeye çabalıyor.

Bundan vazgeçmemelidir.

23.05.2011

--------------------

Latif Genç

26 Haziran 2012 19:08

Hiç kimse bir gazeteciye önce partiye üye ol sonra söz hakkın olsun sonra bu partiyi yazabilirsin diyemez. Bu safazanlıktır işgüzarlıktır ne yazıkki CHP de bol miktarda bulunmaya başladılar.

-------------------

Murat Kaş

26 Haziran 2012 18:46

Sayın Nedim Soylu, seni kendine rakip gören biri var ya, heh işte o, o tartıştığın adama çok dikkat et. Bukalemun gibidir. Binbir surat olur kırktane isimle sana cevap yazar haberin olsun...

-----------------------

Murat Kaş

26 Haziran 2012 18:43

Olgun ARDAN'a...

Saçmalama be kardeşim olurmu öyle şey. Nedim Soylu Gazetecidir hiç bir partiye üye olmadan her parti hakkında, her belediye hakkında, topluma mal olan her kişi hakkında yazabilir. Ancak Hayri Yaman yazamaz çünkü o gazeteci değil, partililiğini öne çıkartan bir duruştadır (aslında CHP liden çok İP liye benziyor ya)

--------------------------

Olgun ARDAN

26 Haziran 2012 18:09

Sn Yazar'ın bunca tartışmadan sonra CHP'li olmadığını itiraf etmesi önemlidir dolayısı ile CHP hakkında yazdığı her yazının bir değeride yoktur. CHP hakkında kelam eden insanın ATATÜRK'çü düşünce sistematiğini kavramış olması ve özümsemesi gerekir. Bu özümsemeden yoksun olanlar ancak "Darbecilere karşı sivil hükümetlerden yana tavır alırım. Bana hiç kimse sivil hükümete karşı darbeyi destekletemez." kolaycılığında popilist laflar söyleyebilir. Önemli olan bunun içeriğinin doldurulmasıdır, darbenin askeri yada sivil olmasının bir önemi yoktur her durumda darbeler faşist baskılarla halkı yosullaştırır, ülkenin sosyal ve eğitim alanında telefisi zor koşullarla karşı karşıya kalmasını sağlar, milli ekonomisini dışa bağımlı bırakacak ortamlar yaratır ve nihayetinde toplumsal ve siyasi yapısını medya üzerinden kontrol eder yani her durumda yukarıdaki sonuçları doğurur. Bu sonuçların 12 Eylül askeri faşist darbesi ile yaşanmadığını mı kim söyleyebilir? Peki son on yılda bunların 3 Kasım sivil AKP darbesi ile tekrarlanmadığını kim söyleyebilir? Herşey açık değilmi de hala şu darbe iyi bu darbe iyi değil diyebiliyoruz. Arkasından da ne büyük çelişkidir ki "ABD sivil iktidarlarla yürümek zorunda olduğu için darbeci çocuklarını tasfiye diyor." diyerek AKP-ABD yol arkadaşlığını olumluyoruz ama bu sivil darbeyi içerik olarak itiraf ederken söylem olarak bundan kaçınıyoruz. Bunları belirttikten sonra bu Yazar arkadaş hakkında fazlasını yazmaya gerek kalıyor mu?

---------------------

Gürcü

26 Haziran 2012 17:51

Bir akıllı ile bir akılsızın tartışmasına ne denilir?

---------------

Nedim Soylu

26 Haziran 2012 17:06

Partiler programı ile, tüzüğü ile, politikaları ile bir bütündür, kişilerin değişmesi, partinin idelojik hattına helal getirmez.

*****



Bırak politikaları ve ideolojik hattını partinin adını değiştirdiler sen hala ahkam kesiyorsun ve saçma sapan hakaretlerle bir halt yaptığını sanıyorsun.

Ya Kılıçdaroğlu ve partinin üst yapısına el koyanlar yalan söylüyor ya da sen içinden geldiğin yapı karşısında iki arada bir derede çırpınıp duruyorsun:

YCHP olmuş parti sen hala kendini haklı çıkarmak ve durum bozukluğunu gizlemek için yok öyle bir şey diyorsun.

Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık.

Parti disiplini imiş.

Geç bunları.

Hem Kılıçdaroğluna yağdanlık olacaksın ondsan sonra CHP ve ulusal politikalardan bahsedeceksin.

Kişiler partiyi değiştiremezmiş.

Değişti bile.

Baykal operasyon yediğinde CHP YCHP olmak üzere çoktan yola çıktı ve kaptanıda Kılıçdaroğludur.

İnsanlar senin bu yazdıklarına inanacak kadar aptalmı.

Bana İşçi partili gibi cevap veriyorsun Kılıçdaroğlu söz konusu olunca dağılıyorsun.

Sizlemi uğraşacağım ya.

Önce kendi içinizde tutarlı olun.

Benim CHP'ye ilgim sol ve sosyal demokrat bir noktada durmasındandır.

Ve sol bu ülkede iktidar olmalıdır.

Bu açıdan bakınca ben senden CHP'ye daha yakın duruyorum.

-------------------------

hayri yaman

26 Haziran 2012 16:05

Nedim Soylu'ya



Benim sn Kılıçdaroğlu'na tavır alıp almam ile bu tartışma arasında herhangi bir bağ yoktur. Ben eleştirilerim var ise bunu partimi yıpratacak ise uluorta yapmam, partimin yetkili kurullarına yaparım. Buralarada daha çok yapıcı ve genel politik hat üzerine görüşlerimi dillendirir, bunu yaparkende partimin zarar görmemesi için azami gayret sarfederim. Görüşlerine en karşıt olduğum yoldaşımıda hedefe koymam. Çete diye suçlamam.

Partiler programı ile, tüzüğü ile, politikaları ile bir bütündür, kişilerin değişmesi, partinin idelojik hattına helal getirmez. Bizler kişilere endeksli siyaset yapmıyoruz. Aksini yapsaydık, sizin gibi, bir gün büyük devrimci, lider dediğimize ikinci gün sizin yaptığınız gibi tukaka ilan ederdik. Kişiler hata yapabilir, bu onların yok edilmesini gerektirmez. Var ise bu tarz hata yapanları parti disiplinine bağlı biri o hatanın düzelmesi için dostça uyarılar yapar.Yapılmaktadırda.

Bir taraftan CHP'li değilim diyorsunuz, diğer yandan AKP'ye övgüler düzmektesiniz, CHP'ninde AKP gibi olmasını istemektesiniz.

Ne gariptirki, ABD ve AB'nin emrine girmiş, AKP'yi özgürlükçü görenler, sanki CHP'yi çok seviyorlar gibi, CHP'ye nasihat etmekte, CHP'yi dizayn etmeye çalışmaktadırlar. CHP'nin ABD ve AB muhiplerinden öğreneceği hiçbirşey yoktur. Bizim tarihimiz, emperyalizmin muhipliğini yapmış, sözde solcu, liberal, gerici güçler ile mücadele tarihidirde. Bizler, Mustafa Kemal Atatürk'ü rehber edinen, önderliğini kabul eden anlayışın mensuplarıyız. Emperyalizmin ülkemizi dizayn etme, sömğrgeleştirme ve bölme planlarına karşı herzaman uyanık olduk, olmayada devam edeceğiz.

''sol ve solculuk'' kavramları kimseyi aldatmasın, emperyalizme maşalık yaparak kimse solcu olmaz, emperyalizmin maşası AKP'yi kısmen yada tamamen savunmak solculuk değil, muhiplik görevinin bir sonucudur. Bizler kendisine sol kisve takarak, ABD elçiliğinde CİA yetkilileri ile gizli görüşme yapanlarıda çok iyi biliyoruz, AB ve ABD fonlarından NGO'larından nemalananlarıda ve bunlara verilen görevleride iyi biliyoruz.

İlginç olan, bu tipler de sizin gibi, tüm eleştirlere siz darbecisiniz, biz özgürlükçüyüz bu nedemnle de AKP'nin yanındayız yanıtları vermektedirler.

Türkiye de hiç bir gerçek Atatürkçü darbeyi savunmamıştır, emperyalist merkezlerin ülkeyi sömürgeleştirme, geri bırakma, solu ve tüm ilericileri ezme amaçlı darbelerininde hep karşısında yer almıştır. 1960 ihtilalini darbe olarak nitelendirenler, Denizleri Mahirleri, Kıvılcımları, Avcıoğulllarını Selçukları anlayamayan, 60 ithilalinin bugünün Türkiyesinde ve avrupasında dahi olmayan derecede ileri bir anayasa ve özgürlük alanı getirdiğini, ülkeyi sola açtığını göremeyen zavallılardır.

Kimse kıvırmasın, AKP'ye kısmen destek vermek (yani yetmez ama evet anlayışında olduğu gibi) ABD emperyalizmine hizmet etmektir. Irak işgalinde 1,5 milyon Iraklı kardeşimizin katlinde onbinlerce kadının tecavüzünde AKP'nin işlediği suça ortak olmaktır.

Cumhuriyetçileri darbecilikle suçlamak, Selçuk, Saylan, Alemdaroğlu, Hilmioğlu, Manisalı, Özkan, Balbay,Perinçek, Küçük, Yurdakul, Yalçın gibi aydınlarımızı değerlerimizi darbeci diye nitelendirmek, onlara yapılan linçin tarafı olmak safdillik değil ise, beşinci kol faliyetidir.

Suçladığınız kişilere ajan dediğiniz için özür dilemişsiniz, ajanlığa bir paye biçerek, ahlaksızlıkla suçlamışsınız, işte işin püf noktasıda budur, siz eğer kendi halkınız ve ülkeniz aleyhine ajanlığı ahlaklı bir iş olarak görürseniz, zaten sizinle ortak hiç bir yönümüz olamaz, bizler için en utanç verici ve iğrenç iş ülkesi ve toplumu aleyhine ajanlık yapmaktır. Bundan daha onursuz ahlaksız başka bir iş olamaz.

Size yanıt vermemdeki temel neden, siz bir CHP'li gibi yazıyordunuz, CHP'nin il ve ilçelerine dahi müdahil olarak yazdığınızdan dolayı CHP üyesi olarak algılamamızdan kaynaklıdır.

Sonuç olarak, sizin yazdıklarınıza bundan böyle yorum yada eleştiride yapmayacağım, dediğiniz gibi, herkes kimin ne olduğunu gayet iyi anlamış durumdadır, sizin dostlarınız AKP dir, Muhsin Yazıcıoğlu'dur, Ilıcak ve Barlas gibilerdir, biz ise, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerine bağlı, emperyalizme ve onun taşeronlarına karşı yurt savunması yapan vatanseverler ile dostuz. Size dostunuz AKP ve BBP liler ve neo liberal amerikan ve ab solcuları ile iyi muhabetler diliyorum.

-------------------------

Nedim Soylu

26 Haziran 2012 12:46

Hayri Yaman'a

Sizin bakış açınız Kılıçdaroğlu ve CHP'nin bu günkü yönetimiyle uzaktan yakından ilgili olmadığı gibi tam karşısında yer alıyor.

Siz daha çok İşçi Partisi ve Aydınlık çevresiyle paralel düşünüyorsunuz.

Birazda Baykal ve o dönemki CHP yönetimine yakın duruyor görüşleriniz.

Neden Kılıçdaroğluna açık tavır almıyorsunuz bende bunu anlamıyorum.

Ben çok açık yazıyorum..

Darbecilere karşı sivil hükümetlerden yana tavır alırım.

Bana hiç kimse sivil hükümete karşı darbeyi destekletemez.

Darbenin doğrudanına da karşıyım post modernine de!

Haberal,Sinan Aygün,Ayaydın ve benzerlerini faşizme ve emperyalizme karşı dost kuvvetlerden saymak bu ülke halklarına hakarettir.

Adamlar tutuklanıncaya kadar faşist cephede olacak, tutuıklanınca dokunulmazlık zırhına girmek için anlaşılmaz ilişkiler üzerinden CHP'den milletvekili olunca anti faşist olacaklar öyle mi?

Bu adamlar CHP'ye faşizme ve emperyalizme karşı mücadele etmek için geldiler ha öylemiiii!

Dalgamı geçiyorsunuz adammı seçiyorsunuz?

Yoksa gerçekten bizim bilmediğimiz bir şeymi var.

ABD şu anda AKP'den vazgeçip Egemen Bağış'ın deyimiyle deliğe süpürsün ve CHP desin bu adamların hepsi kabeye değil beyaz saraya dönüp namaz kılar.

ABD sivil iktidarlarla yürümek zorunda ıolduğu için darbeci çocuklarını tasfiye ediyor.

Hepsi bu!

CHP gençliğini bu sürecin dışında tutun!

Onlar (en azından şimdi yönetimde olanlar) gerçekten devrimci bir ruh ve karakter taşıyorlar.

Bu noktada Marcus Aurelius'u ayırabilir ve eleştirilerine temelde hak verebilirim.

Onu ve sizi ayrı tutarak yazmayı denerim.

Gerçi artık herkes yeterince açığa çıktı.

Yanıt vermeme gerek yok artık.

Bazı tiplere ajan dediğim için özür dilerim.

Çünkü ajanların bile bir ahlaki yapısı vardır.

Onların ahlakıda yok!

Saldırsınlar saldırdıkları kadar.

Ayrıca ben CHP'li değilim.

CHP içindeki solcu-devrimci kadro ve yapılara destek vermeye çalışıyorum hepsi bu.

Bu nedenle doğru bulduğum politikalarını savunuyor yanlış bulduklarımı eleştiriyorum.

Hemde kaygısızca yapıyorum bunu.

Çünkü kişisel beklentim yok.

Son bir not.

Defalarca yazdım bir daha yazayım.

Ben AKP'yi bir bütün olarak savunmuyorum.

Darbelere ve darbecilere karşı aldığı tavrı doğru buluyorum.

Bunu kendi varlıklarını sürdürmek adına yapmaları aldıkları tutumu yanlış kılmaz.

Doğru yapıyorlar!

İşçi Partililer buna ifrit olasalar bile ben böyle düşünüyorum.

Eğer AKP'ye karşı bir mücadele verilecekse darbecilerle kol kola girerek değil darbelerin ezdiği yoksul emekçi halkla kol kola girerek mücadele vermeliyiz.

-----------------------

hayri yaman

26 Haziran 2012 11:58

Nedim Soylu'ya;

Yazmış olduğunuz bu yazıyı, bir kaç nokta hariç genel anlamıyla beğendim, doğru buldum.

Evet size yönelik çok sert polemikler yapılmış, ancak, sizin zaman zaman, sizi eleştirenlere karşı aldığınız tavır ve sert uslup ile birlikte, çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarınız, AKP'ye övgünüz, AKP'nin yanında yer alan tavrınız ile birlikte, ABD merkezlerinde tertiplenen, cumhuriyetçileri ve TSK'yı çökertme etkisizleştirme operasyonu olan ergenekon,balyoz vb. saldırılara tam destek vermeniz, Atatürkçüleri gladyo yada kontrgerilla uzantıları olarak nitelendirme anlayışınız, bu yazınız ile çeliştiği gibi, tek suçları Atatürk düşüncesine kararlılıkla bağlı olan yurtseverlerin uydurma deliller ile yıllardır tutsak edilmesine destek veripte, Mustafa Kemal Atatürk'ü dünyanın en büyük devrimcisi göstermeniz çelişki oluşturmuş bu nedenle de Kemalist öğretiye bağlı yoldaşlarımızın size ateş püskürmesi doğal karşılanmalıdır.

Size yönelik suçlama yapan şahısları ajan/provokatör olarak suçlamak, geçmişten beri ''sol'' yelpazede yer alanların başvurduğu en basit bir etkisizleştirme yöntemidir, sizde o hastalıktan kurtulamamışsınız. Size aykırı söz söyleyen hemen ajan yada provokatör olmaktadır. Aslında bu tarz suçlamalar, emperyalist merkezler kaynaklıdır. Sol ve solcuları itibarsızlaştırma yönetimidir. Bir örnek verecek olursak, Maksim Gorki'nin Lenin'den anılar adlı kitabını incelerseniz, Çarlık Rusya'sında diğer tüm kesimlerin gözünde Lenin alman ajanıdır. Sizde bir yorumunuzda emperyalist merkezlerce geliştirilen suçlamayı ülkemizdeki bir siyasal yapıyı kast ederek yapmışsınız. Bazı, suçlamaları yaparken biraz vicdan sahibi olmak gerekiyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, yanlışta bulabilirsiniz, ancak ajanlık suçlaması CİA'nın solda yerleştirdiği maalesef solunda grupçu çıkarlar nedeni ile benmsediği ahmakça bir suçlama yöntemidir.

Nedim Soylu beyefendi, size bir önerim var, gazetecisiniz, gazeteci objektif olmalıdır, kulaktan dolma bilgiler ile, yandaşların yalan haberlerini esas alarak fikir üretmeyiniz, balyoz ve ergenekon davalarının tek bir celsesini izleyin, bu davalar ile amaçlananın ne olduğunu anlayacaksınız. Mehmet Haberal, Sinan Aygün ve Ayaydın'a saldırrarak solcuda Atatürk devrimciside olunmaz. Bugün ülkemizde temel çelişme, emperyalistler-işbirlikçileri ile sağ sol ayrımı olmadan cumhuriyet değerlerine bağlı halk güçleri arasındadır. Emperyalist tahakküm ve saldırının karşısında yer alabilecek her kesim ile birleşmek sağcılaşmak değildir. Tam tersine sol kisve altında, darkapıcı olmak, karşı kuvvete güç verecek tarz ve davranışlar sol altında sağcılaşmaktan başka birşey değildir.

Bizler Atatürk devrimcisiyiz, bizler vatansever olan herkesi kucaklamak zorundayız, başarmak için bu şarttır. Tabiki siz, AKP'yi özgürlükçü gördüğünüz için bu gerçeği kavrayamazsınız. Size göre, ABD-AB ve AKP ülkemizde demokrasiyi yerleştirmeye çalışıyor, oysa dünyanın hiç bir ülkesi yokturki emperyalistler ve işbirlikçileri o ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmiş olsun. Unutmayınız, Hitler de seçimle işbaşına geldi, bugün ülkemizde yaşananlar 1930 sonlarında almanya da yaşananlarla paralellik arztmektedir.

--------------------------

Timurlenk

26 Haziran 2012 11:47

Turuncu devrim de devrim sayılır ,arap baharı da.Mısır'da Mursi nin taraftarları kendilerine devrimci(inkilabcı) diyorlar.Bu bağlamda ,Sorosçu genel başkanın turuncu devrimcilerine de devrimci gençlik denebilir.

----------------------

Çalıkuşu

26 Haziran 2012 11:37

abd muhiplerinin bizleri ajan diye suçlaması bizler için madalyadır.

................................



Bu saatte, yayınlanmayabilir diye yazmamıştım yanıt.



Ama yazacağım yanıtın içinde buna benzer bir şey diyecektim.

Bunu ben de paylaşıyorum.



Ve umarım editör izin verir şu kadarına:



Sizin soldan anladığınız nedir acaba?

Bu durumda, Soylu gazeteci ile benzerlik gösteren Cengiz Çandar, Ahmet Altan, (kardeşini unutmayayım) Mehmet Altan, Oral Çalışlar vb.çok iyi solculardır.





Üstelik, özellikle kendisine sol diyen bir insanda ilke ve tutarlılık olur.



Soylu gazetecinin Özgümüş yazısını, bu yüzden, özellikle, gönderdim.



Bugün ne diyor Özgümüş ve partideki çizikler için Soylu:



"Reşit Karakuş

Oturdu evinde delege listesi yaptı.

Reşit Karakuş’u arkasına almak için Milletvekili Ümit Özgümüş Reşit’e tam destek verdi."



Ve bunu "Adana'da CHP'yi bitiren fotoğraf" diye niteliyor.



Bugün Adana'yı bitiren fotograf dediğine dün ne diyor peki?



Dişiyle tırnağıyla bu noktaya taşınmış onurlu bir insana bunları reva gören insanların "onları ben çizdirdim" lafına söyleyecekleri tek söz olmasa gerek!

Özgümüş haklıdır!





Darbeci dediği Ergenekon sanıklarına karşı, en az AKPliler kadar düşman Soylu gazeteci ama, darbecilerle, Sivasla, Maraşla kol kola olan AKP'den darbecileri yargılayacağı

beklentisi içinde.



Altı oku savunanlara dün statükocu diyen, kendi babasını bile CHP'ye oy vermek için ikna edememiş birinin CHP'ye akıl hocalığı kadar garip bir şey yoktur.



E.Uzun'a gelince:

Kendisi bana (ve benim gibilere) ajan deme yetkisi ve hakkını kendinde buluyor ama, bir başkasının, başkasına bu yönde soru sormasına bile tahammülü yok. Neden acaba? Emperyalizm ile olan düşünce benzerliklerinden mi kaynaklı bu tutum?



"Çanak tutmak" gibi bir sözü kullanmış olması da kişiliği ile ilgili durumu göstermek açısından önemli.

Demek ki kendi yaptığı çanak tutmak ve tutulan çanağı kullanmak.

Başka söze gerek yok.



Sana gelince masalcı, sen gerçekten masalcı imişsin. masallarla uğraşamam şimdi.



Sayın Mehmed Adıgüzel'e teşekkür ederim.

------------------------

OLGUN ARDAN

26 Haziran 2012 11:32

Düzeltilmiştir...

Sn.Yazarı eleştri hakkı herkesin vardır ve olmalıdır ancak kişiselleştirilen yaklaşımlar duruş bozukluğu yaratmaktadır buradaki eleştirilerde bu çok açık bir biçimde sırıtmaktadır! İdeolojik duruş herkes için berrak ve net olmayabilir bunu da bir kusur olarak sunmak yanlıştır önemli olan ana şemsiyedir ve bu şemsiye devrimci duruştur. Asıl olan bu şemsiye tarihsel olarak en önemli toplumsal dönüşümünü ve göstergesini Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş sürecinde ilkeli ve devrimci duruşu ile ATATÜRK önderliğinde net bir şekilde tüm dünyaya göstermiştir. Bu duruş doğal olarak oluşumu itibarı ile antiemperyalist antifaşist ve toplumcudur bunun sonraki kuşaklara referans olması da işin doğası gereğidir yani Che ve Deniz Gezmiş’lerin duruşu da kendi söylemlerinde böyle değimlidir? (Che faşistlerce Bolivya’da katledilirken çantasında ATATÜRK kitabı bulunmamış mıdır? Ya da Deniz Gezmiş sloganlarında ATATÜRK devrimlerinin savunuculuğunu haykırmamış mıdır?). Eğer buradan CHP gençlik duruşunu tespit etmek ve anlamak istiyorsak kolayca şu söylenebilir; CHP Gençlik gücü ATATÜRK sonrası hiçbir zaman etkin olmamıştır ve olamaz da çünkü CHP politikaları bugüne kadar ana eksen olarak hep asıl şemsiye olan devrimci ruhunu korumayı bırakın özellikle etkisizleştirilmiştir hele bugün bu durum daha da vahimdir. Bizim ODTÜ’lü yıllarımızda (70’lerin sonu) yok denecek kadar az olan CHP gençliğinin popilist uğraşı ve duruşunu (parti tepe yönetim ve anlayışı bile o dönemde gençlikten daha devrimici sayılabilirdi) asla unutmadık bugün de hele bu tepe yönetimin olduğu süreçte böyle olduğunu söylemek kehanet olmaz sanırım. Eğer bugün gençlikten ATATÜRK’çü devrimci gençlikten bahsedeceksek TGB gençliğini yaptığı eylemler ve söylemler çerçevesinde böyle bir devrimci gençlik olarak gururla görebiliriz gerisi dilek özlem ve beklentiden başka bir şey değildir.

----------------------

Yücel Yeşilceli

26 Haziran 2012 11:07

Sayın editör kardeşim,

Lütfen Nedim Soylu'ya verdiğim yanıtı yayınlar mısınız?

Yayınlamazsanız bir kişinin kollarını bağlayıp,dayak yemesine göz yummakla eş değerdedir.



Tartışmaların içinde ben de olduğuma göre; umarım yanıt hakkımı yok saymazsınız.Eğer yok sayarsanız;bu 'artık yorum yapma'demektir.

Lütfen,bekliyorum.

----------------------

Kalender Er

26 Haziran 2012 10:54

Masalcı ve E.Uzun, sizler CHP'li değilsiniz, fikrinizi açıklamanıza saygı duyarız, bu fikirlerinize katılmasakta.

Nedim Soylu, CHP üyesiyim demese, kendisini zırvalıklarını bukadar ciddiye almaz, bir döneğin hezeyanı diye geçiştiririz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin temeli bayrağında da ifade bulan ALTI OK ilkesidir. Hiç bir CHP'li bundan utanmaz. Siz altıok ilkesini savunmuyabilirsiniz, buda sizin doğal hakkınız, ama altıok'u savunmadan CHP'lide olmamalısınız, olursanız, bu koltuk için kendi fikriyle çelişen bir yapıda olmak anlamına gelir.

Masalcı ve E.Uzun, sosyalistiz diye geçiniyorsunuz, sosyalist literatürde, (emperyalizm çağında) ilericiliğin kıstası, anti emperyalist olmaktır. Her bilimsel sosyalist anti emperyalisttir, ancak, her anti emperyalist sosyalist değildir.

Her sosyalist aynı zamanda yurtsever/vatanseverdir. Bizim gibi ülkelerde, bir sosyalistin esas mücadele edeceği kesim emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileridir.

Bir kimse, insan hakları, demokrasi vb. kavramları savunuyorum derde, emperyalizm olgusunu yok sayar, emperyalizme uşaklık edenleri, demokrat olarak, ilerici olarak görür ve saflaşmada emperyalizmin işbirlikçilerinin yanında yer alırsa, bilmelisinizki, o kişi ve yapı sosyalist değil, ilerici değil, sadece sahtekardır.

Maraş katliamının sanıklarını, onların liderini öve öve anlatan Soylu, CİA tarafından organize edilen, ülkemizdeki ABD karşıtlarını, kemalistleri, sosyalistleri yok etme operasyonu olan ERGENEKON'a destek olmaktadır. AKP'yi açıkça övmektedir. Bunları dile getirmek, sizi neden rahatsız ediyor. Yoksam sizde mi CİA yetkilileri ile ABD elçiliğinde gizli toplantılara katılan ''o büyük solculardan''mısınız.

ABD'nin Irak işgaline demokrasicilik adı altında destek verenlerdenmisiniz. 1,5 milyon masum insanın kanına eli bulaşmış, AKP'yi savunurum diyecek kadar, erozyona uğramış, geçmişte ABD'nin tezgahında görev alarak, 12 eylül faşist darbesi için zemin yaratmış bugün ise aynı rolü oynayan bu zavallıların maskesini düşürmek bizlerin boynumuzun borcudur.

Biz, kemalistiz, ulusalcıyız, tam bağımsızlıkçıyız, vatanseveriz, bundan utanmayız, gurur duyarız. Mustafa Kemal Atatürk'ün altı ok ilkesinede kararlılıkla bağlıyız, biz abd muhiplerine geçit vermeyiz, abd muhiplerinin bizleri ajan diye suçlaması bizler için madalyadır. ABD muhipleri bizleri överler ise, o zaman kendimizi sorgulamamız lazım, biz nerde hata yaptıkki, abd muhipleri bize övgü dizmektedir diye.

---------------------

Kalender Er

26 Haziran 2012 10:42

Nedim Soylu, İstanbul kongresi ve sonuçları adlı yazısına yaptığım yoruma ve sorduğum sorulara yanıt veremiyor.

Soylu, hatırlarsınız, Maraş'ta katledilen kadınlarımızı, bebelerimizi bir yorumunda dillendirmişti, bende bunun üzerine sordum, iyi güzelde o katliamı tertipleyen, uygulayan kimdi? Maraş katliamını tezgahlayan ABD ve uygulayan da Muhsin Yazıcıoğlu'nun başkanı olduğu yapıdır. Peki, büyük solcu Nedim ile Muhsin arasındaki dostluk bağı ne anlama gelir.

İlginçtir, aynı Soylu, bugün Maraş katliamını tezgahlayan, maşalarına uygulatan ABD'nin yeni taşeronu AKP'yi özgürlük ve demokrasi savunucusu olarak desteklediğini açıkça ilan ediyor. Ama gariptirki, ABD taşeronuna bu denli destek veren Soylu'ya sözde sosyalist olduğunu beyan eden E.Uzun ve masalcı da destek vermektedirler. Bu iş bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyliyeyim, özdeyişine tıpatıp uymaktadır.

Soylu vb. AKP gladyodan hesap soruyor yalanının sol kisveli savunucularıdır. Oysa tüm dünya kamuoyu bilirki, gladyo, tüm NATO ülkelerinde, ABD işbirlikçilerinin, uşaklarının rol aldığı ABD organisazyonudur, İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Türkan Saylan, Yalçın Küçük vb. aydınlar siyasetçiler tüm amerikancı darbelerin hedefi olmuşlardır. Kontrgerillaya karşı hep mücadele etmişlerdir. Soylu gibi adam öldürerek, cinayet işleyerek gladyonun tezgahlarında rol almamışlardır. Bugünde gladyonun yurtseverleri yok etme operasyonunda Soylu vb.leri roller üstlenmişlerdir.

------------------

masalcı

26 Haziran 2012 09:46

Nedim Soylu ile bu sayfalar üzerinden çokça tartışmamız olmuştur..Çoğu konuda aynı da düşünmeyiz..Ancak, milliyetçiyiz demekten utanarak kendilerini ulusalcı diye adlandıran güruh Soylu'nun şahsında darağaçlarıyla,pusularda ölümlerle,işkencelerle,cezaevleriyle taçlandırılan bir mücadeleyi karalama kampanyası yapmaktadır..Daha dün sınırda katledilen çocuklar için söyledikleri ortada olan bu zihniyete çanak tutmak,bu karalamalarına karşı çıkmamak bu onurlu mücadele uğruna canını gözünü kırpmadan verenlerin anılarına saygısızlıktır..

---------------------------

Nedim Soylu

26 Haziran 2012 02:52

Bu siteye girdim gireli gördüm ki Burada bir kaç tane rezil ve sefil varlık kendileri gibi düşünmeyen herkese saldırıyor ve itibarsızlaştırma operasyonu çekmeye çalışıyor.

Yazdıkları ve sordukları şeylerin hiç biri ideolojik politik bir değer taşımıyor.

Oturmuşlar hesap soruyorlar.

Bunların ajan provokatör oldukları çok açık.

Ben burada CHP'nin içindeki sol düşünen insanlara destek veren yazılar yazmaktan başka ne yaptım ki?

Haberal,Ayayadın ve Demiral'i,n adamlarıyla birlikte darbe sanıklarını eleştirince bana yanıt verip sol ve darbe ilişkisini tartışmak yerine hakaret edip itibarsızlaştırma saldırıları düzenlediler.

Ve sonundada bu kadar rezil ve sefil duruma düştüler.

Bunların bir bölümünün gerçekten ajan ve provakatör olduğu açık.

Şimdi kamauoyuna net soru şu.

Benim "CHP'de devrimci gençlik ve kadınlar" yazım yukarda.

Yazılanların tek satırı eleştirilmiyor eleştirilemiyor.

Peki bunlar bana ve bewnim gibi düşünenlere neden saldırıyor?

Neden?

************

Yok ABD'nin adamıymışım,

yok CIA ajanıymışım.

yok bilmem ne imişim.

Bir tane ciddi bir şey yazamıyorlar artık.

Bittiler tükendiler ve bu nedenle hakaret edip küfretmekten başka iş yapmıyorlar.

Bu kadar rezil ve sefil duruma düşüyorlar.

***********

E.Uzun ve Masalcı gibi namuslu yurtsever insanların tırnağı etmeyecek tipler burada bağırıp çağırıyor.

Ben yazmaya onlar küfredip hakaret etmeye devam edecek.

Geçmişte bunların ağababalarıyla mücadele ettik şimdide onların avaneleriyle uğraşıyoruz.

Karanlık kuytu köşelerde pusu kurup bizi bekliyorlar ve bir yazı yazıp adım atınca topluca harekete geçiyorlar.

Ben eğleniyorum.

Ve bunlara cevap verme adı altında düşüncelerimi kamu oyu ile paylaşmaya devam ediyorum.

-------------------------

E.Uzun

26 Haziran 2012 01:28

(4)

Sevgili TARR ile sorunumuz ne idi diye? Hic aklinizdan, ondan ozur dilemek diye bir duygu gectimi ? hatasini gormek ve geregini yerine getirmekte cok anlamli bir erdemdir ! Sevgili TARR hem ulusalci, hemde sol ve sol degerlere inanan bir insandi, ancak, sola ve sol degerlere dusman isbirlikci ulusalcilar onu sayfalarimizdan uzaklastirdilar !

Sayin Soylu’ya elestirisi olanlarin ciddiyeti, elestirilerinin icerigi kadardir ! siyasi/ideolojik bir icerik tasimayan sozde elestiriler « hikayedir, hakarettir, iflah olmaz pis burjuva dunyalarini tatminden,devrimcilere saldirmaktan, onlar hakkinda bu sayfalarda rezillikler yapmaktan baska bir anlami yoktur ».(ustelik bu sayfalarda bu sekilde bir tavir ile ortaya cikmanin kesinlikle iyi bir niyeti olamaz, o kadar ciddi idialari olanlarin bu iddialarini tartisacagi, konusacagi, hesabinin sorulacagi yermi burasi ?)

Bir tarafta tum « anti-emperyalistleri birlesmeye, AKP iktidarinin ulkemizi ABD emperyalizminin savas arabasinin arkasinda maceralara suruklemesine karsi mucadeleye cagiriken, bu mucadelenin icinde, gobeginde olan insanlara karsi bu sekilde bazi zibil tayfasinin takindigi tavirin ardinda duracak gercekten sol ve sola inanmis bir insan olamaz !

Onlarin derdi Sevgili Soylu degil ;SOL dur, kim sol dusuncenin savunucusu ise ona saldirmaktadirlar, sizde bilerek veya bilmeyerek bu zibil tayfasinin amacina canak tutuyorsunuz ! bu isbirlikci tayfaya karsi koyulan her tavra »ironi yapalim »diye hos goruyu onerirken, butun yasami devrimci mucadele icinde gecmis bir insana karsi rezil insanlarin bu seviyesiz ithamlarini ciddiye alip, « ithamlar var, onu tartisalim, onu konusalim » diyerek, « hakim ve savcilik »gorevine soyunmaniz cok anlamsiz ve sacma ! Birakiniz bu sistemin kadrolu memurlari kendi gorevlerini yapsinlar, siz alet olmayin !

Sen hala sevgili Yucelsin !

ortak noktamiz sola ve soyalizme inanmamiz, onun disinda dunyadaki bir cok olaya baska bir pencereden bakiyoruz-ne farkeder ?-



Sevgilerimle

-------------------

E.Uzun

26 Haziran 2012 01:09

Sevgili Yucel!

Siz daha yazinizin basinda size nasil hitap etmemin seviyesini asagilara cekmeye gayret etsenizde, ben indirmeyecegim, bu gune kadar surekli “noktalar”koydun, surekli “itisip, kakismanin “zeminine cekmeyi arzuladin, ancak bu diyologun seviyesini hep bu noktada tutmaya gayret ettim yinede edecegim!



Gelelim konuya; Konu ne idi? Elimize sablonu alip, kalibimiza uymayanlari siyaha boyamak!

Bu gune kadar bu sayfalarda siyaha boyanan sadece Sevgili Nedim degil! Kim soldan ve onun ogretilerinden ulkemizin sorunlarina nihai cozumu onermis ise, hepsini siyaha boyadilar!



Geride kim kaldi? Sistemin devamini, statukonun devamini, bu pis kokusmus sistemin devamini savunan, NATO suyla, IMF siyle, DB siyla Amerikan usleriyle gul gibi gecinip gidecek ve kendilerine “ulusalci “ diyen sistemin gardiyanlari, borazanlari!



Sahi birde “isci ve emekcilerin nihai kurtulusunu, burjuvazinin yapacagi reformlara havale eden ve nihayetinde elinde bir tek “”ulusalciligi”” kalan, cumhuriyetimizden daha yasli mirasimiz eski tufekler”



Eger “zikzaklardan”bahsedersek, once cumhuriyet tarihimizden daha eski mirasimizdan baslasak daha iyi olurki, bu ne seni, nede burada ahkam kesen bir cok insani memnun etmez!



Onun icin, bir kac tane sarlatanin Eline boyle kafasina gore sablon alip, onune geleni siyaha boyamasina canak tutmayin! O sabloncular yarin sizi de siyaha boyarlar, cunku onlarin derdi SOL dur, sosyalizm idealidir, kimki SOL ve sosyalizm ideali ile ulkenin sorunlarina yaklasiyor, onlar icin katli vaciptir, dikkatli olun!



Sayin Soyluyu direkt olarak hedef almalarinin nedeni AKP konusundaki dusuncelerine degildir, onu hedef secmelerinin ardinda yatan gercek neden devrimciligi ve SOL gecmisidir!

Ancak AKP ile vurmaya”iste bakin solcular”boyledir diyerek sola saldirmaya calismaktadirlar! Eger dusuncelerinize guveniyorsaniz onun AKP konusundaki dusuncelerine karsi mucadele edersiniz, kisi ayni dusunceleri savunmasa bile biz veya birileri kim oluyorda eline sablonu alip birilerini yargilama gorevine soyunuyor? bizim isimiz birilerini yargilamak, sorgulamak degildir, o gorevi asagidaki kadrolu devlet gorevlileri,sistemin gardiyanlari yaparlar!



Sevgilerimle!

----------------------------

Mehmed Adıgüzel

26 Haziran 2012 00:40



Emeğin kutsal olduğuna inanan

insanın sömürülmesini en büyük namussuzluk olarak gören arkadaşlarım;

hergün burada onlarca yorumda hakaret yiyen hakkında olur olmaz ithamlarda bulunulan hatta nasyonallikle suçlanan sayın öğretmenimin aşağıdakı verdiğim linkdeki yorumunu okuyun.Sonra kendini solcu olarak gören sahsiyetin-lerin ona olan hakaretlerini okuyun.

Herşeyden önce insanlık.

Herşeyden önce kişilik sahibi olmak.



Sayın öğretmenimi kutluyorum.Sayın Çalıkusuna saygılarımı iletiyorum.

http://www.gercekgundem.com/?p=469428

---------------------------

E.Uzun

26 Haziran 2012 00:02

Sorun Soylu sorunu degil!

Sorun bir hokkabazin lavazanliklari ve bu pespaye duruma meydan veren, canak tutan ve kendisinde bir baskasini yargilama yetkisini goren anlayista ve zihniyette!



Elindeki tum herseyini burjuvaziye teslim edip,iscileri/emekcileri burjuvaziye satan ve elinde koyu irkci/sovenist, fasist sermayesinden baska bir seyi kalmayan bu zihniyetete ve bu zihniyetin SOL a karsi dusmanca tavrinda aranmalidir!



Soylunun sahsinda bu mucadelede onurlu bir gecmisi olan ve bu ugurda buyuk bedeller odeyen devrimcilere karsi, bu isbirlikci burjuva ajanlarinin safinda, ayni koroda devrimcilere ve SOL a saldirmak!



Kendimizi dunyanin merkezine koyup, dunyanin sadece bizim etrafimizda dondugunu, bizim tum dogrularimizin tum herkes tarfindan savunulmasi gerktigini iddia etmek kadar pespaye bir anlayis olabilirmi?



Bizim hic kimseye bu temelde bir soru sormaya ne yetkimiz nede boyle bir gorevimiz olamaz! bu isi devlet memurlari, onun kadrolulari yapiyorlar, ayni alttaki yazilarda goruldugu gibi!



Siz veya biz kimiz bir hokkabazin savsatalarini ciddiye alip, bir baskasini sorguluyacagiz?



Sayin Soyluda veya bende sizin hakkinizda akla izana sigmayacak onlarca iftira atar ve bunlarin cevaplanmasini istiyebilirim, boyle bir sey olabilirmi? boyle sacma bir seyi ciddiye alip, provokatore canak tutmak hangi anlayisin urunu?



Insanlari anlamadan kasit, karsilikli konusulmadan bir takim meramimizi anlatmanin mumkun olmadigini, bende ise yazi yolu ile ifade etmenin zayif oldugunu ifade etmek istedim, degilse Sayin Soylunun siyasi, ideolojik dunya gorusunu anlama, kavrama amaci ile soylemedim.



Ne yazikki editorlerimiz yazimin geri kalan iki bolumune izin vermediler!



Size nasil hitap edilmesi konusunda her ne kadar zorlasanizda ben yinede belli bir seviyede hitap etmeyi, sizin daha yazinizin basindaki seviyeye indirmemeyi deniyecegim!



Eger siyasi yasamimizdaki zikzaklari yargilamaya ve sorgulamaya kalkarsak, ulkemizin cumhuriyetten daha eski ihanet ve teslimiyet cizgisinden baslamamiz gerekir, bunada memnun olacaginizi zannetmem!



Sevgilerimle

---------------------

E.Uzun

25 Haziran 2012 22:55

(3)

Soylu ona cevap verdinizmi? diye yazdikca, ortaya cikip yine sacmaliklarina, provokasyonuna devam ediyor; CIA ajanimisiniz, veya onunla bir baginiz varmi-soruya bak hizaya gel-diye)

Bir kac yil once, bu sayfalarda hala, bikmadan, usanmadan benim yorumlarima siyasi veya ideolojik bir elestirisi olmadigi halde seviye sinirlarini zorlayan, provokatif gevezelikler yapan kisiye ilk ve son defa cevaben bir yorumum olmus, sizin tavriniz ise “okul yillarinda yaninizdaki birinden bahsetderek bir ornek vermis ve ironi yapalim, bu sekilde kirici itham edici olmayalim demistiniz” dikkat ederseniz o tarihten bu yanada o kisinin onlarca hakaretine, iftirasina, asagilamasina cevap dahi vermedim!

Sanal alemde, bu tip lavazanlar, provokatorler, hakaretler, ithamlar, iftiralarin kahramani bol oluyor, ancak gunluk hayatin icinde ayni kelimeleri ve gevezelikleri yaptirmazlar! Gerektigi sekilde cevabini alir, ancak sanal alemin kahramani bu tip provokatorlerede sizin gibi arkadaslarinda canak tutmasi kabul edilebilir gibi degildir! Hic kendinize sordunuzmu?

Yücel Yeşilceli

25 Haziran 2012 22:52

Gerçek bir zavallıya ve sefile yanıt vermeye bile değmez,bu bir.



İkincisi E.Uzun'a

Nedim Soylu'nun ilişkileri,zikzakları bireysel olsa,sözde SOL adına olmasa;beni hiç mi hiç ilgilendirmez.Ülkemizde bol rastlanacağı üzere,anılan kişiyi literatürdeki sol karşıtı sözcüklerden biri ile özdeşleştirirsin olur biter... Ama anılan kişi kendisini hala SOL'da görmüyor mu;işte o zaman söyleyecek sözümüz olmalı ve "dur arkadaş,bu ne,bunlar ne?"diye kendiliğinden soru sorma hakkımız doğuyor.



İlginç bir bakış açısı;Nedim Soylu'yu dinlemiyor,dikkate almıyoruz ya,sözde yeteneksiziz!

Ölçü;Nedim Soylu'yu anlamak...

Kim karar veriyor buna?

E.Uzun!

Elinde yetenek ölçen alet var,ölçüyor-biçiyor ve şıp diye yeteneksiz oluşumuza karar veriyor!

Başka ne yetenekleriniz var?

Nedim Soylu'yu anlama yeteneği...

Ben almayayım ve uzak olayım,bu bana yeter.



Kalender Er'in sorularına muhatap olan kişi, iddia edilen sorulara,eylem ve söylemlere yanıt verir mi bilinmez.Ama bizim burada sorgulamamız gereken Kalender Er'in soruları değil,o soruların doğru olup,olmadığı,o sorulara muhatap olan kişinin sözde "sol adına" sergilediği davranışları olmalıydı.

Bu nasıl bir sol anlayıştır ki,sol karşıtı kişi ve kuruluşlarla ilişki içinde olmak?!

Bu nasıl bir anlayıştır ki,Kautskicilik yaparak sol adına fetva vermek?!



Eğer iddia edilenler seni rahatsız etmeyip,Nedim Soylu'yu hala solcu kabül edebiliyorsan,"anlayıp dinleyebiliyorsan" ve "bu bir yetenek işidir"diyorsan;iyiki de Nedim Soylu gibilerini anlama,dinleme yeteneğine sahip olmamışım.

----------------------------

masalcı

25 Haziran 2012 22:47

Kalender Er'in, Nedim Soylu'ya sorduğu ''Geçmişte yaptıklarınız ile 12 eylül faşist darbesine dolayısıyla ABD'ye hizmet ettiğinizi düşündünüz mü?'' güya soru olan bu cümle bile hiç bir sorusunun dikkate alınmamasının nedeni olmalıdır..Devrimci mücadeleye nokta kadar emeği olanlar,''Sol'' muş gibi davranan sizlere geçmişteki mücadelenin ve ödenen bedellerin hesabını vermek zorunda değil..Hizmet etme sorunuzu önce kendinize,''ordu göreve'' çığlıkları atanlara ve çok sevgili paşalarınıza sorun..

----------------------



E.Uzun

25 Haziran 2012 22:07

Sevgili editorlerimiz!

lutfen yazimin diger iki bolumunude yayinlarmisiniz?

Icinde yanlis bir yer oldugunu zannetmiyorum, eger varsa cikartin, ama lutfen yayinlayin!

----------------------

Mehmed Adıgüzel

25 Haziran 2012 21:38

Sayın Kalender Er;

"kişinin" verdiği sözde cevaptan sonra size

HELAL OLSUN

diyorum.

Taktirlerimi sunuyorum.

Kutlarım arkadaşım.

----------------------

E.Uzun

25 Haziran 2012 21:12

""Haklısınız,yazılarımızı bir beğendirebilsek,bir bilsek yayınlanma kriterlerini...""



Sevgili Yucel!

Bazilari gibi bos gevezelik yaparsan yazilarin gecer! Isin guzel tarafi ise, tum haberlerin altina uc/bes destan gibi yorum yapip, daha sonrada "sansurden"sikayetci olmasi, insana el-insaf dedirtiyor!

-------------------

Nedim Soylu

25 Haziran 2012 20:53



Gürsel Tekin muhalifi olmanız elbetteki bu karşıtlığın temel nedeni.

Gürsel Tekin ve benzerleri olmasa bu kadar emek ve çaba harcarmıyım sanıyorsunuz..

Geldiğiniz noktaya bir bakın ne kadar zavallı ve sefil duruma düştünüz.

Biraz seviyeyi sizi muhatap alacağım noktaya çekinde sizinle tartışma adına vatandaşla düşüncelerimi paylaşmaya devam edeyim.

Bence bu bozuk durum düzelmezse TKP'nin yıldızı parlayacak.

TKP biraz daha güçlense CHP'nin tepesi bu kadar aymazlık yapamaz.

Sol güçlenmeli sol..

CHP içindede sol güçlenmeli dışında da:

Bir birini etkiliyor çünkü.

Sol bir bütün olarak güçlenmezse sorunlar çözülmez.

--------------------

E.Uzun

25 Haziran 2012 20:24

(1)

Sevgili Yucel!



Sorun dunyaya nasil ve nereden baktigimizla ilgili! Ancak buna ragmen insanlarla iliski icinde olmak, insanlari anlamak, dinlemek, konusmak, okumak, yazmak gibi, basli. basina bir sanat isi! Bu da bir yetenek ve beceri isidir. Bu kimimizde vardir, kimimizdede yoktur! Ustelik hepimizde olmasi gerekir diyede bir kuralda yoktur!



Sevgili Nedim Soylu’yu benim savunmama hic gerek yok, ayrica boyle bir pozisyonda olmayida hic istemem, kisi kendisini savunacak yetenek ve birikime sahiptir, ayni zamanda bu sekilde bir yaklasimda karsidaki kisiyi kucuk gormek, asagilamak anlaminada gelirki bu hic dogru bir yaklasim degildir! Ustelik sayin Soylu, bu sayfalarda SOL adina lavazanlik eden bir cok kisiyide cebinden cikartacak bilgi ve birikime sahip olan biridir!

E.Uzun

25 Haziran 2012 20:24

(2)

Bir tek hosumuza gitmeyen tarafi var”AKP ye, gecmis statukoyu kaldiracagi, bir takim degisim ve donusumleri sagliyacagi, derin yapilari ortaya cikartacagi ve 12 eylul cuntasini yargiliyacagi “dusuncesiyle bizim gibi bakmiyor AKP ye! Kaldiki bu konuda kendiside AKP yi bu beklentiler ile destekleyen diger bir cok insan gibi belli bir dusuncesi ve beklentisini soyluyor, eger bu konuda elestirilerimiz varsa(ki vardir) onu ortaya koyalim, tartismanin seyrini, seviyesini o seviyede tutalim, ancak o sekilde bir sey ogretir ve ogreniriz!”” Bilmem kim Sayin Soyluya “”soru”” sormus onun cevabini ver?””

Ilk once o soru sordugunu soyleyen zaati muhteremin tavri, soylemi provokatif! Daha sonra soru dedigi”soru”degil! Itham, suclama, karalama ve provake etme. Onun disinda hic bir ciddi tarafi olmayan bu gevezelige ben sahsen cevap bile vermem, ciddiye bile almam( ikide bir siz;

-----------------------------

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 19:54

16:49'daki yorum, Soylu gazetecinin seçim öncesi yazısı.



Şimdi Özgümüş ve Matkap'ı eleştiriyor ya kongreler sürecinde tasfiye nedeniyle; o gün buna karşı çıkmamış.



Sanki karışıklık oldu gibime geldi; onun için bu açıklama.

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 18:44

Anımsarsınız,yan sayfalarda yazan Toros Üniversitesi rektör yardımcısı vardı.Siz çok güzel imla hataları bulurdunuz yazdıklarında.Acaba biraz da öyle mi denesek?



...........................



Değerli Yeşilceli,



O da ayrıcalıklı vatandaş sitede de o yüzden olmalı; sadece yazım yanlışları, o da zar zor, geçiyordu sansürden.

Yoksa yazdıklarının içeriğini de eleştiriyordum ama bir türlü izin çıkmıyordu.

-----------------------

RUYA

25 Haziran 2012 18:35

'' Kemalizmi partiden sileceğiz '' diyen CHP Gençlikten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve yetmez ama evetçi liberal Mehmet Zeki Gündüz ;



Haberi sosyal ağlarda ortalarda...Kimdir bu adam ?

-------------------------

Yücel Yeşilceli

25 Haziran 2012 18:19

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 17:11

---------------

Değerli Çalıkuşu,

"Onca emek heba oldu gitti" sözü biliyorsunuz bu nedenle söylenmiştir.

Haklısınız,yazılarımızı bir beğendirebilsek,bir bilsek yayınlanma kriterlerini...

Anımsarsınız,yan sayfalarda yazan Toros Üniversitesi rektör yardımcısı vardı.Siz çok güzel imla hataları bulurdunuz yazdıklarında.Acaba biraz da öyle mi denesek?

Sanırım ana neden Gürsel Tekin muhalifi olmamızla ilişkili.

------------------------

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 17:11

Aşağıdaki yazıyı gönderdim.

Bugün yerden yere vurulan çizik atıcıcılar, dün savunulmuş.

Çizik yanlışsa dün de yanlış olmalı bugün de; doğru ise de o doğru değişmemeli.

Çizik atan dün doğru yaptıysa bugün de doğru yapmıştır; yanlışsa dün de yanlıştı.

Bu tutumun nitelemesini de size bırakıyorum.

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 16:49

Öncelikle şunun altını kalınca çizelim.

CHP Milletvekili listesi bazı eksikliklerine rağmen son 20 yılda çıkan en iyi liste durumundadır.

Listeye yönelik eleştirilerde dişe dokunur en küçük bir şey yok.

Listede yer almayan bazı isimler listede olmadıkları için feveran ediyor hepsi o kadar.

Ümit Özgümüş listeye kamuoyu düzeyinde büyük güç veriyor.

Bu açıkça ortada.

Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin Özgümüş sadece CHP listesinin değil Adana'daki bütün listelerin en önemli isimlerinden birisidir.

Dişiyle tırnağıyla geldiği bu yer hem kendisine hemde CHP'ye oldukça yakışıyor.

Taş yerinde ağırdır.

Sanayi odası başkanıda olsa, patronda olsa,

Bir dev-genç'linin yeri sol kulvardır.

Özgümüş sadece kendisi değil aile olarakta bu noktaya taşınmalıydı.

Ve taşındı.

*****************************

Ancak benimde eleştirdiğim bir yanı var.

"Bazı isimleri ben çizdirdim" sözleri yanlış zamanda ve yanlış yerde söylendiği için amacını aşacak biçimde kullanıma açıldı.

Evet bu partide ve genelde siyasetin kalitesi yükseltilmelidir.

Bunun içinde listelerde kaliteye dikkat edilmelidir.

Bu yaklaşıma kimse karşı çıkmaz.

Ama liste feveranlarının ortasında çıkıp " listede sorunlu isimleri ben çizdirdim" diye konuşursanız listede yer almayan kim varsa üzerine alınır ve tepki koyar.

Özgümüş bu sözleri söylemek yerine sadece listenin doğruluğunu savunsaydı daha doğru yapmış olurdu.

Sanırım o'da muhtarlardan imza toplayıp aleyhinde kampanya açanlara olan kızgınlığının önüne geçemedi.

Ama yinede Ümit Özgümüş'e tepki koyan çevrelere bir çift sözüm var.

Özgümüş bir tek söz söyledi havalara zıpladınız.

Peki siz kapı kapı dolaşıp Özgümüş'ün onurunu hiçe sayarak aleyhinde kampanya yürüttüğünüzde Özgümüş'ün yerinde siz olsanız ne yapardınız.

Dişiyle tırnağıyla bu noktaya taşınmış onurlu bir insana bunları reva gören insanların "onları ben çizdirdim" lafına söyleyecekleri tek söz olmasa gerek!

Özgümüş haklıdır!

Sadece zamanlaması yanlıştır!

---------------------------

Kalender Er

25 Haziran 2012 14:18

En ufak bir eleştiriye hemen yanıt veren, Nedim SOYLU, aylardır kendisine yönelttiğim eleştiri ve sorulara yanıt vermemektedir.

İşte bu ''büyük''''solcu''ları iyi tanıyın, sol adını kullanan herkes solcu değil, bunlar ABD muhipleridir. Ahmet Arif'in şiirini yazınına aldı diye solculuk yapılmaz.

Adam açıkça AKP destekçisi, bu adamı Adana CHP üyeleri nasıl partiye sokarlar.

-----------------

Mehmed Adıgüzel

25 Haziran 2012 13:51



düzeltme

7 .soru - 7 ci soru olacaktı

Mehmed Adıgüzel

25 Haziran 2012 13:39

---------------------------

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 13:08



Yorumların silinmesinin istenmesini anlayamadım doğrusu, sayın Adıgüzel

***

Sayın Çalıkuşu

özellikle 7 soru çok ağır bir soru.Yasal bir sorumluluk olabilir mi diye düşündüm.Silinmediğine göre yok demek ki.Nedim Soyludan 7 soru ile ilgili cevap bekliyorum.

sayın Kalender er in sorularına cevap verilmediği sürece Nedim soylunun hiç bir yazısına yorum yapmayacağım.

Çalıkuşu

25 Haziran 2012 13:08

Yorumların silinmesinin istenmesini anlayamadım doğrusu, sayın Adıgüzel.

-----------------------------

Yücel Yeşilceli

25 Haziran 2012 13:08

Değerli dostlar,

Nedim Soylu'nun sayfasını okumadığım için tartışmaları geç fark ettim.

Zamanınıza,emeğinize yazık değil mi sevgili dostlar?

Benim asıl şaşırdığım, ikici seferdir "sevgili Nedim Soylu" ve "sayın Nedim Soylu" gibi incelikli hitaplarla E.Uzun'un Nedim Soylu'ya tam destek olması!.. Kuşkusuz E.Uzun Nedim Soylu'ya destek olmak için benden izin alacak değil.Ancak,E.Uzun göre Nedim Soylu "sevgili Nedim Soylu"ise;ben "sevgili Yücel Yeşilceli"olmamam gerekir.Ya da tersi.

Bunları niye yazdım?

Kalender Er arkadaşımızın haklı ve doğru sorularına verilen yanıtlar ortada.Adı geçenin AKP'ye ve Ömer Çelik'e ilişkin övgü dolu sözlerinin mürekkebi daha kurumadı.Hadi onları da bırakalım,tarihe "Dönek Kautski" diye geçen birini sol'un teorisyenlerinden biri gibi sunmanın mantığı bellidir ve bu oportünist bir anlayıştır.

Lenin,özellikle Kautski,Troçki vb.merkezcilere karşı eleştirilere acımasızdı.Bu konuda şöyle diyordu:"Şu anda herkesten fazla Kautski'den nefret ediyor ve iğreniyorum.Oportünistlerin kötülüğü ortadadır.Oysa,başını Kautski'nin çektiği Alman merkezcileri kötülüklerini gizliyorlar,renklerini ustalıkla saklıyorlar,işçilerin gözünü boyuyor,kafasını ve bilincini bulandırıyorlar ve her şeyden fazla tehlikeli oluyorlar."(Yaşam öyküsü ve savaşımı)

Yukarıdaki açıklamalarım doğrultusunda,Nedim Soylu ile hiç bir politik benzerliğim olmadığı için,E.Uzun'un tıpkı Nedim Soylu'ya seslendiği gibi;"sevgili Yücel"diye bana seslenmesini kabul edilemez bulduğumu anımsatmak isterim.


 

KILIÇDAROĞLU'NUN SURİYE'YE İLİŞKİN KONUŞMASI

27 Haziran 2012

CHP genel başkanı böyle konuşamaz!

Barış Yarkadaş

Salı günü sabah saatlerinde okuduğum bir haberin ardından, "CHP, AKP'nin çamaşır makinesi mi?'' başlıklı bir yazı kaleme aldım. Yazı hem twitter'da hem de Facebook'ta tartışma yarattı. Okurlarımızın yazının altına eklediği yorumlar ise tartışmayı daha da büyüttü. Haberde, Kılıçdaroğlu'nun Suriye konusunda AKP hükümetine koşulsuz/şartsız destek vereceği yazılıydı. Üstelik; bu sözler ''yorum'' değildi. Kılıçdaroğlu, NTV muhabirine, “Türk uçağına saldırı kabul edilemez. Bu konuda hükümetin tüm girişimlerine destek vereceğiz” demişti.

Kılıçdaroğlu'nun Suriye ile yaşanan kriz sonrası içine girdiği tavrı eleştirmemi bir türlü hazmedemeyen bazı okurlarım, "Söylenenleri çarpıtıyorsunuz, grupta yapacağı konuşmayı bekleyin" tepkisini gösterdi. Oysa ki; eleştirimizde çarpıtma değil, tespit vardı. CHP'nin Suriye ile krizin başladığı günlerdeki tutumunun değiştiği Kılıçdaroğlu'nun sözlerinden de belliydi. CHP lideri, ''makas değiştiriyor" hem Batı'ya, hem de ABD'ye ''ılımlı'' mesajlar veriyordu. Belli ki; Kürt Paketi üzerine ABD'lilerle yapılan görüşmelerde Suriye konusu da gündeme gelmişti. Görüşmenin etkileri, grupta yapılan o anlamsız konuşmada kendisini daha da belli etti.

Biliyorum; bana tepki gösteren birkaç okurum, CHP liderine yönelik umutlarını korumak ve Kılıçdaroğlu'na toz kondurmak istemiyor! Onları anlıyorum... Hak da veriyorum... Ancak; hayatın gerçeği de kendisini dayatıyor. Kılıçdaroğlu, hiçbir yoruma açık bırakmayacak şekilde, CHP'yi AKP'nin savaşçı politikalarının payandası haline getiriyor! CHP lideri, "Büyük Türkiye'nin gücünü görmeliler" gibi hamaset kokan ve 1960'larda sağcıların kullandığı içi boş sözleri tekrarlayarak AKP'nin bile önüne geçiyor!

Kılıçdaroğlu, aslında aylardan bu yana söylediği sözleri inkar ediyor ve CHP'nin bir hafta öncesine kadar doğru giden Suriye politikasını ayaklar altına alıyor. CHP lideri, emperyalistlerin bölgeyi adeta bir cehenneme çevirecek politikalarının karşısına set çekmek yerine, iktidara bir de ''akıl'' veriyor. "Sıçan geçerse yol olur" deyimini AKP'ye hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Haydi göster Türkiye'nin gücünü" diyerek savaş çığırtkanlığı yapıyor!

CHP Genel Başkanı koltuğunda oturan bir kişi, böyle konuşamaz!

Böyle konuşan bir siyasetçi, CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturamaz!

CHP'nin tarihsel misyonu, Genel Başkanın bu üslupla konuşmasına izin vermez!

Biliyorum, bu yazının yayımlandığı sıralarda, CHP lideri partisinin milletvekilleriyle 'kapalı grup toplantısı' yapacak ve kurultaya ilişkin hazırlıkları anlatacak. Milletvekillerinin önemli bir bölümü, PM ve MYK üyeliği beklediği için, CHP liderini sessizce dinleyecek. İçleri içlerini yemesine, partilerinin tavadaki yağ gibi erimesini görmelerine rağmen, seslerini çıkarmayacak ve "Yanlış yapıyorsunuz Kemal Bey" diyemeyecekler...

Oysa ki; bu gidişata biraz daha sessiz kaldıkları taktirde, bir süre sonra oturacakları koltukları da kalmayacak!

Neden mi?

Bakın; CHP'nin AKP iktidarının payandası haline getirildiği bir süreç yaşanıyor. CHP hiçbir konuda AKP'nin karşısına dikilemiyor. Bir ''farkındalık'' yaratamıyor. Aksine; AKP'ye ''benzeyerek'' oy alabileceği yanılgısına kapılıyor. O yüzden, AKP oylarını korurken, CHP ise oy kaybediyor.

Ben en azından, şimdilik böyle ''iyimser yorumlar'' yapmayı tercih ediyorum. Umarım, CHP yönetimi, Suriye konusunda AKP'nin çuvallamasını görüp "selin önünden belki kütük kaparız" yanılgısına düşmemiştir. ABD ve Batı'ya aklınca mesaj verip emperyalist savaşın bir parçası haline gelmek, buradan da bir ''iktidar çıkaracağı''nı düşünmek, sonu çok kötü bitecek bir rüyadan başka bir şey değildir.

İktidarın yolu, emperyalist planlara kimi zaman açık, kimi zaman örtülü destek vermekten değil, onun karşısına alternatif politikalarla çıkmaktan geçer!

CHP'yi var edecek ve iktidar alternatifi haline getirecek olan gerçeklik budur. CHP lideri, eğer son iki - üç haftada Beşar Esad yönetiminin ''emperyalistlerce devrilmesi gerektiği"ne inandırılmadıysa, yapması gereken tek bir şey vardır: Türkiye'yi cehenneme çevirecek olan savaş politikalarının karşısında onurluca durmak!

Kılıçdaroğlu bunu yaptığı taktirde, uzun süredir hasret olduğu "halk desteği"ni arkasında bulacaktır. AKP'nin tabanının bile "Savaşa Hayır" dediği bir ortamda bunu yapmak, CHP'yi hem güçler savaşında önemli bir denge unsuru haline getirecek, hem de çekim merkezi yapacaktır.

"Bizim uçağımızın Suriye topraklarında işi ne?" diye sormak yerine, "Gösterin Büyük Türkiye'nin gücünü?" demek, CHP'yi büyütmez, aksine küçültür...

Kılıçdaroğlu, bu halkın hiçbir zaman savaş istemediğini ve barıştan yana olduğunu öğrenmelidir. Kendi tabanını bu savaşın bir parçası haline getirebilmek için yerli/yersiz ve tarihsel bağlamından kopararak kullandığı "Ayşe tatile çıktı" metaforunun içini de boşaltmamalıdır. CHP tabanının bu tür hamasetlere karnı toktur! CHP tabanı, savaşçı değil, barışçı politikalardan yanadır. 1 Mart Tezkeresi sürecinde Baykal'ın tabandan aldığı olağanüstü destek, bunun en somut kanıtıdır!

Biliyorum; salı günü CHP grubundaki o anlamsız ve ne dediği belli olmayan konuşmayı hazırlayan CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, CHP tabanını tanımıyor. Konuşmayı kaleme alan Emekli Büyükelçi Korutürk, belli ki; kendisini Türk devletinin Güvenlik Müsteşarı sanıyor. O yüzden, son tahillde İsrail çizgisine denk düşen politikaları da CHP tabanına hazmettirmeye çalışıyor. İsrail'le yakınlıkları hep tartışma konusu olan Korutürk, CHP'yi ateş çemberinin içine çekiyor. Üstelik bunlar yapılırken; Suriye sanki Türkiye'ye saldırıyor ve gerilim de sanki bu yüzden çıkıyormuş gibi bir hava yayılıyor. Halbuki; Suriye yönetimi saldırmıyor, ülkesini savunuyor.

CHP lideri ise ne yazık ki; eline tutuşturulan metindeki ifadelerin biz CHP'ye oy veren ya da vermeyi düşünen diğer kesimlerde hangi etkiyi yaratacağını hesaplayamıyor.

Oysa ki; biz salı günü, hamaset yerine, "Uçağımızın orada ne işi var, uçağımız NATO'nun yemi olarak mı kullanıldı?" sorusunun sorulmasını bekledik.

Biz Kılıçdaroğlu'ndan salı günü, "AKP suçuna bizi ortak etmeye çalışıyor. Suriye politikanız yanlıştı, uyardık dinlemediniz. Şimdi de kayaya çarptınız" demesini bekledik.

Biz Kılıçdaroğlu'nun "Hatay'da bazı kişilere silah dağıtılıyor ve bu kişilerin Suriye'ye geçerek eylem yaptığı söyleniyor. Türkiye, kirli planların karargahı olamaz, buna izin vermeyiz" diye ortalığı inletmesini isterdik.

Olmadı, Kılıçdaroğlu bunları yapmadı. Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar, "Araplardan 10 milyar dolar geldi'' demesine rağmen, "Bu paralar Hür Suriye Ordusu'nun finansmanında mı kullanıldı?" diye sormasını bekledik.

Kılıçdaroğlu bunu yapmak yerine, CHP'yi AKP'nin çamaşır makinesi haline getirdi ve "birlik beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde..." klişesini gözlerimizin içine baka baka tekrar etti. En acısı ise; milli duygulardan bahsetmesiydi!

Milim kadar ''milli yanı olmayan'' AKP'yi Suriye'de içine düştüğü bataklıktan kurtarmaya soyunan CHP lideri, olası savaşa bir de haklılık kazandırmaya gayret etti. Oysa ki; bu savaş; ''haksız savaş''tır. Emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme savaşıdır bunun adı... CHP ise anti - emperyalisttir. Ağız dolusu "Savaşa Hayır" diyemeyen bir CHP'nin varlık sebebi ortadan kalkmıştır.

Son söz: CHP artık ne dediği anlaşılmayan, söyledikleri ise ciddiye alınmayan bir parti haline gelmiştir. Daha on gün önce "Analar ağlamasın" sözlerini bıktırırcasına tekrar eden CHP yönetimi, şimdi ise "Göster Türk'ün gücünü, ver Suriye'ye dersini" çizgisine gelmiştir. Bu, ciddiye alınacak bir çizgi değildir. CHP yönetiminin, savaşı ''oyun'' sandığı salı günü anlaşılmıştır.


www.twitter.com/barisyarkadas

*******************

Yücel Yeşilceli

27 Haziran 2012 17:05

Marcus Aurelius'un TKP'nin Basın Açıklaması'nı bu sayfalara taşıması iyi olmuş.Zira aynı şeyi ben düşündüm,ancak yayınlanmama olasılığı çok fazla olduğundan vazgeçtim.

Sayın Yarkadaş'ın değerlendirmelerinin büyük bölümüne katılmakla birlikte,bir önemli şeyi gözden hiç ama hiç kaçırmamak gerektiği düşüncesindeyim.Ülkeleri kargaşaya,bataklığa sürükleyen kim?

EMPERYALİZM!

Eğer emperyalizmle savaşımda galip gelmek istiyorsanız;bizim Ulusal Kurtuluş Savaşımız'da,Küba'da,Vietnam'da ve dünyanın daha başka ülkelerinde olduğu gibi,EMPERYALİZMLE BAĞINIZI KOPARMAK ZORUNDASINIZ!

Emperyalizmin patronajındaki NATO,İMF;DB gibi örgütlerin içinde olacaksınız ve emperyalizme karşı mücadele edeceksiniz,yol haritanızı beğenilerine sunup-icazet isteyip,tam bağımsızlık yanlısı nutuklar atacaksınız... Bu,eşyanın doğasına aykırı bir durum ve tarih teslimiyetçi bir politik anlayıştan tam bağımsız bir yurt yaratıldığının örneğini bizlere göstermemiştir.

Sayın Barış Yarkadaş'ın yazısına dönersek;çözüme ilişkin netlik göremiyoruz.

Çözüm umarım geçmişte yaptığınız hatalarda olduğu gibi;Gürsel Tekin ve benzer politik figürlerin MYK'ye tekrar taşınmasına indirgenmez.Eğer tekrar tek kişinin öne çıkarılması amaçlı böylesine sığ bir öneri ile analizler yapıyorsa sayın Yarkadaş;inanın YCHP'de mevcut yönetim anlayışından farklı hiç bir şey olmayacaktır.

Çözüm:Ülke bütünlüğünden yana olup,sınıfsal mücadeleyi varlık nedeni sayan işçi sınıfı partileri-örgütleri ve SOL'a niceliksel böbürlenmeyle-küçümsemeyle bakmadan;Atatürkçü,yurtsever,tam bağımsızlık yanlısı ulusal demokratik güçlerin emperyalizme ve gericilğe karşı ortak mücadele etmelerindedir!
------------------
Gerçek Günden Genel yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın anılan sitede 27 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan "CHP genel başkanı böyle konuşamaz" başlıklı analizi olup,yukarıdaki yorumum bu analize ilişkindir ve gerçekgündem.com'da yayınlanmıştır.

10 Haziran 2012 Pazar

"KÜRT SORUNU" VE CHP BAŞLIKLI YAZIYA YAPILAN YORUMLAR VE OKUYUCU ATIŞMALARI

MehmedAdıgüzel


10 Haziran 2012 14:39

İnternetde küçük bir araştırma yaptım.Sosyalist sol içine etnik milliyetci ırkcı ayrışmacı fikirler nasıl girmiş diye merak ediyordum çünkü.Bunun için Sosyalist solun tarihini çok iyi bilmek gerekiyor benim anladığım.

Sosyalist sol

Şefik Hüsnücüler

Mustafa Suphiciler

ve İştirakci Hilmi cilerden

Çıkmış ayrışmış ve bugünkü yüzlerce değişik

çevreyi olusturmuş.

İnternetde bulabildiğim bilgilere göre

Mustafa Suphiler ve Şefik hüsnüler Mazlum ülkelerde etnik ırkcılıkları desteklemek emperyalizme hizmet etmektir demişler emperyalizm destekli kürt ermeni ayaklanmalarına karşı cıkmışlar.

Fakat İştirakci Hilmi direk İngiliz işbirliğiyle yani emperyalizmle işbirliğiyle ortaya cıkmış ve SEVR i kabul etmiş Buna göre çalışmış...

Şimdi aşağıdaki kişilerin düşüncelerinide okuyunca Bunların iştirakcı hilminin tarihi yapılanmasından geldiğini anlıyoruz.

-----------------

Mert Yurtsever

10 Haziran 2012 12:22

Değerli Yeşilceli,

Bu tiplerin taktiği "en iyi savunma hücumdur" taktiği, BDP ile ilgili bir tespitte bulunuyorum, bana hemen "Perinçek de Ocalan'la birlikteydi" diye cevap veriyor, ısrarla BDPyi ve Kürtçü siyaseti eleştiriden muaf tutmaya çalışıyor.

Galiyev için bile "İslamcıydı" diyen birisi nedense BDPlilerin her Allahın günü Şeyh Sait'e, Said Kürdi'ye methiyeler düzmesine birşey diyemiyor.

Söylediğiniz gibi bu biatçıların boyunlarındaki ipi takip eden Washington'a çıkıyor.

--------------------

Yücel Yeşilceli

10 Haziran 2012 09:29

Değerli Mert Yurtsever,

Bu zavallı etnik ırkçının bilmediği o kadar çok şey var ki,saymakla bitiremeyiz.Örneğin:Aydınlık Grubu ile politik yakınlığım bulunmamasına karşın,varmış gibi algılıyor.Ancak,Mehmet Perinçek'in kitabı gerçekten bilimsel,belgeye dayalı, özgün bir araştırma.Benim övdüğüm anılan grubun politik görüşleri değil,bir akedemisyenin kitabıdır.Kaldı ki,etnik ırkçı değilsen,ahlaki değerlerden birazcık nasibini almışsan;içerideki savunmasız insanlara saldırmanın ahlak dışı olduğunu bilmen gerekir.

Diğer taraftan,sayın Galip Usta'nın da vurguladığı gibi;boynundaki ipi takip etsem Washington'a çıkanların,oradan icazet arayanların,emperyalizmin uşaklarının,emperyalizm sözcüğünü telafuz etmekten fellik fellik kaçanların başkalarını suçlamaları çok komik.

---------------------------

Mert Yurtsever

9 Haziran 2012 17:03

Değerli Yeşilceli,

Haklsınız bunlar etnikçidir, Kürtçü faşisttir, ayrıca üstüne biatçıdır.

Bu biatçı etnikçi b.düzüne sesleniyorum:

Ey biatçı, ben diyorum ki ister Perinçek olsun ister başkası Ocalan'la kol kola girmek büyük bir YANLIŞ'tır.

Peki biatçı etnikçi, sen şunu diyebiliyor musun, "ister BDPli olsun ister başkası, İslamcı Altan Tan gibilerle kol kola girmek, Washington'a icazet turlarına çıkmak büyük bir YANLIŞ'tır"

Ey biatçı b.düzü, bunu diyebiliyor musun..

Not: Bu tipler Perinçek ve Yalçın Küçük'e Ocalan'la kol kolayken, toz kondurmazlardı, ama Perinçek ve Küçük bugün ABDye piyonluk etmiyorlar diye bu tiplere göre "revizyonist" oldular.

---------------------------

Yücel Yeşilceli

9 Haziran 2012 16:33

Şimdi geldim,bir de baktım ki;etnik ırkçı, emperyalizmin yedeklediği Amerikan solcusu bizleri "revizyonist" olmakla suçlamış!..

Bre etnik ırkçı;revizyonizmin sol literatürdeki tanımı sapmadır.Sana göre neden "revizyonist" oluyorum? Etnik ırkçılık yapmadığım için,sınıfsal mücadeleye inandığım için,anti kapitalist olduğum için,anti Amerikan,anti Nato'cu olduğum ve anti emperyalist olduğum için!..

Etnik ırkçı,sen ırkçılıktan kurtulup,revizyonist bile olamazsın. Yani,sapama olasılığın bile yok..Çünkü;senin gibi etnik ırkçılar solcu değil,nasyonel sosyalist olurlar ancak.Anadolu'da bir laf vardır; "Haline bakmadan Hasan Dağı'na oduna gidiyor"derler.Önce kendine bir bak da,sonra başkasına söz söyleme erdemine sahip ol.

-------------------------

MehmedAdıgüzel

9 Haziran 2012 16:32

Sayın Çalıkuşu

Siz Sol Fraksıyonları tanımadığınızdan dolayı bu halkın sülalecilerin de ne dediğini bilmiyorsunuz.Zaten ülkenin bölünmesi bunlar için sorun değildir.Siz bunlara ne kadar da bölücü deseniz onların hoşuna gider.

Cünkü ülkenin bölünmesini savunuyorlar.

Ama bunları teşhir eden gerçek yüzlerini gösteren şey emperyalizmle işbirliği yapmalarıdır.insanlardan saklamaya calıştıkları da budur . Hatda bunu yüzlerine vurunca cıldırırlar.Aşağıdaki e uzun insanı gibi.....

---------------------------

Çalıkuşu

9 Haziran 2012 16:20

GDD (Gedeosu değiştirilmiş) solcu hazretler, yanlış ideoloji diyor.

Bir ekleme yaparsam, cümlem daha açık olacak.

GDD (Gedeosu değiştirilmiş) solcu hazretler, bölünmeye karşı çıkmaya, yanlış ideoloji diyor.

---------------------

Çalıkuşu

9 Haziran 2012 16:00

Adamlar "Bize demokratik özerklik yetmez; tam bağımsızlık isteriz." diyor.

GDD (Gedeosu değiştirilmiş) solcu hazretler, yanlış ideoloji diyor.

Yanlış olan bölünmeye çanak tutan anlayıştır.

----------------------

galip usta

9 Haziran 2012 15:27

Yusuf Akdağ'ın yazısımı bilimsel, güldürmeyin allah aşkına, sosyalist olmak mı? ABD ile işbirlikçiliği yapan maşalar ile ittifak içinde olanların ne sosyalistliği kalmıştır nede ilericiliği.

Siz sovyet belgelerini, raporlarını hiçe sayacaksınız, ama emperyalizmin uşaklarına biat etmiş, sığınmış sözde solculara itibar edeceksiniz.

Mert Yurtsever arkadaş haklı, yazarda belirtmiş, ABD ve beş büyük emperyalist devlete ülkemize askeri müdahale yapma teklifi götüren PKK ile işbirlikçiliği, sosyalizme ihanettir. Sosyalistler her kesimle ittifaklar yapabilir ancak emperyalizme maşalık yapanlar ile asla yapmazlar.

-----------------------------

b.düzü

9 Haziran 2012 15:21

Büyük düşünür usta siyasetçi SN D.PERİNÇEK VE SN.Ferit İLSEVERİN bekaa kampında "SAYIN ÖCALANI "ziyaretini ,askeri törenle karşılanmalarını hatırlıyoruz.Boy boy resimler çektirip yayınlarken neyin hesabını kimin temsilciliğini yapıp sn öcalanla KOL KOLA GİRİYORDU.

Siz belki bilmezsiniz ama bunlar yeni değil.

Ayrıca aydınlıkçıların en büyük düşmanı da M.EYMÜR'dür.

atin.org ta 'adalete sesleniş'te neler uydurmuş(?).

-----------------------

Mert Yurtsever

9 Haziran 2012 12:58

Aydınlık hareketi sapma oluyor da BDPlilerin Washington'da görücüye çıkması her türlü eleştiriden muaf oluyor.

Bir de kılıf bulmuş "BDPnin konuyla alakası yok" diye.

Onu bunu "sapma" diye yaftalayan zihniyet, Altan Tan gibi İslamcılarla kol kola girip ABDye icazet turları düzenlemeyi marifet sayar.

Bu tipler dışında herkes enayi ya..

-----------------------

b.düzü

9 Haziran 2012 12:41

sn E. UZUN

Yusuf AKDAĞ'IN yazısı mükemmel bir yazı.

Marksist bakış açısıyla her taşı yerine oturtan ,sınıf mücadelesi ile ulusal mücadelelenin atbaşı ve birbirini tamamlayan doyurucu bir yazı.TEŞEKKÜRLER.

Revizyonizmin yeni nesil devrimcilere ULUSAL SOL-TÜRK SOLU-AYDINLIK gibi yanlış ideolojik sapmalarına ,yeni versiyonlarına karşı G.G de doğru ve gerçeği paylaşmaya ,tartışmaya devam.

elinize yüreğinize sağlık.

--------------------------------

Erdem AKEL

9 Haziran 2012 08:52

HEM GOSİST OLACAKSİN

HEM KURT MİLLİYERCİSİ OLACAKSİN

HEM BU GUNUN DUNYASİNİ ACİKLAYACAK ARACLARA SAHİP OLMAYACAKSİN

HEM GG ORTAMİNİ ACİTE EDİP PROVAKE EDECEKSİN

CEHALETİNİ BOS GEVEZELİKLE GOSİTLİGİNLE ORTMEYE KALKACAKSİN

HEMDE ONUNE GELENE FASİST DİYECEKSİN

BU NİTELİKLERE SAHİP OLNALARA BİLİMLE AKİLLA YANİT VERMEK

BİZATİHİ BİLME VE AKLA AYKİRİDİR

---------------------------------

E.Uzun

9 Haziran 2012 02:32

Sevgili Yucel!

Sorunu siyasi, ekonomik, sinifsal ozunden arindirarak sadece komplo teorileri ile izah etmeye kalkarsak, bu tezin karsisinda soz soyluyecek cok insan olacaktir!

Her seyden evvel Cumhuriyetin sinifsal, siyasi dayanagi ve temsil ettigi sinifin cikarlari ve kendisini bu ulkenin tum varliklarinin yegane sahibi goren zihniyetinden soyutlayarak, tum kalkismalarin ardinda emperyalizm vardir demek pek dogru bir yaklasim degildir! Bu, emperyalizmin boylesine onemli bir konuyu kasimiyacagi, kendi cikarlari temelinde kullanmayacagi anlamina gelmiyor elbette, ancak; Bir asira yaklasan, inkar, asimile, katliam, iskencelere ragmen, kendi diline, kulturune karsi onlarca yasagin hukum surdugu bir ortamda dahi bu kalkismalari”emperyalizmin tezgahi”diyerek karalamanin hic bir hakli gerekcesi olamaz!

Tarihte bu mucadelerin karsisina”irtica”diye karsi cikanlar, bu gun ise”boluculuk”yakistirmasi ile karsi cikmaya calismaktadirlar, buna benzer gerekcelerle Kürt başkaldırıları ezildi. Bu başkaldırılar gerekçe gösterilerek çıkarılan "Takrir-i Sükun Kanunu" gibi olağanüstü yönetim yasalarıyla işçi ve emekçilere karşı yasak ve baskı artırıldı. 'Amasya Tamimi' ve 1921 Anayasası'nda Kürtlerin sahip olacakları haklar üzerine yer verilmiş tüm vaatler bir yana bırakılarak hazırlanan 1924 Anayasası'yla "Tek ulus-tek devlet-tek bayrak-tek dil" dayatması, "cumhuriyet"in en önemli "ilke"lerinden biri haline getirildi ve bu politika, içeriği korunarak sonraki yıllarda da sürdürüldü. Nazilerden kopya edilmiş ideolojik savaş yöntemleriyle ve Mussolini yasalarından alınmış hukuk sistemiyle tahkim edilen devlet, Kürt istemlerini "cumhuriyet rejimine karşı ihanet" sayarak asimilasyon ve imha politikasını "devletin kendini koruma meşruiyeti" ve "hakkı" olarak gösterdi.Ayni yol ve yontemler bu gunde devam etmekte, Kurt kelimesini agzina alanlara “hain, bolucu, etnik milliyetci”gibi yakistirmalar ile, Kurt halkinin hakli talepleri ve varligina karsi inkar hala devam ettirilmektedir.

Kurt halki uzerindeki yasaklar kalkmadan, Kurt halki uzerindeki baski, siddet, iskence, katliamlar kalkmadan, bu yok etmek ve asimilasyona karsi verilen mucadeleyi”emperyalist tezgahla”izah etmek mumkun degildir!

Sevgilerimle!

Bu arada devrimciler arasindaki bazi tartismalarin seviyesini kendi seviyesine cekmek isteyen(iflah olmaz pis burjuva seviyesine) AKP yanasmalarinin provokator tavirlarinada dikkatinizi cekmek isterim,bu gune kadar AKP ve onun ulkeyi ABD emperyalizminin isgaline acan politikalari ve AKP nin siyasi/ideolojik cizgisine bir tek sozu olmadan, gece gunduz, konu ile alakasi olsun veya olmasin, her konuda Recebimin tavir ve davranislarina girmesi(CHP) gozlerden kacirilmamalidir)

-----------------------------

Yücel Yeşilceli

8 Haziran 2012 19:56

E.Uzun,

Mehmet Perinçek'in kitabını sana yanıt olsun diye yazmadım.Sabahleyin benim yorumumu gönderdiğim saate senin yorumun henüz yayınlanmamıştı,bu bir.

İkincisi ve en önemlisi;anılan kitap kaynağa dayalı,yoruma,dedesinin dedesi'nin abartarak,yalan-yanlış anlattığı hikaye ise hiç değil.Hem de benim çok önemsediğim SOVYET kaynaklarına,KOMİNTERN kaynaklarına ve zamanın TKP kaynaklarına dayanmaktadır.

Üçüncüsü;adını saydığın partiler beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.Hatta "Aydınlıkçı" arkadaşların söyledikleri de beni bir ölçüde ilgilendirmiyor!.. Eğer ironi yapıp,onlarla beni aynı kefede gösterme gayretin içindeysen;sana yakıştıraman ve kötü söz sahibine ait olsun derim.

Ayrıca,gericiler Atatürk'e "Atatürk" derseler,ben Atatürk'ten vaz mı geçeceğim?

Bu nedenle, beni bilimin-araştırmaların namuslucası çok ilgilendiriyor.Tıpkı değerli akademisyen Mehmet Perinçek'in SOVYET DEVLET KAYNAKLARINDA KÜRT İSYANLARI araştırması gibi.

-----------------------------

Erdem AKEL

8 Haziran 2012 18:40

DUSUNUN DOSTLAR

Solun getolarinda yalan yanlis bilgi kirintilarindan solu ogrendigini sanan bir Gosist icin Kurtculuk icermeyen her arastirma her dokuman fasizan bir dusunce urunudur

Hem Kurt irkciligi yapacaksin hemde onune gelen herkese fasit diyeceksin

Bu gunku ekonomi politigin elestrisi olan Neo-Marsizmden Tarihi Maddecilik kuramindan habersiz olacaksin dunyada ve Turkiyede olan olaylara tani koymaya calisacaksin

Biraz utanma olur insanda

Bu denli cehaletinle ustelik kiskirticilik yapmani yani olaylari bu denli tahrif edip provake etmeni nasil aciklamak gerek

-----------------------------

Erdem AKEL

8 Haziran 2012 18:08

SN.AVCİLAR

DELEGESİ

Sen bu bilgi birikimi ile elindeki bu araclarla Hayri Yaman gibi olanlari hikaye etmekten oteye gecemezsin

Okumadan yeterli bilgi birikimine ve cagdas dusunce metodoloji olan Diyalektik Mataryalizm ve Tarihi Maddecilik dusunce metodolojisine sahip olmadan dusunce uretemezsin

Hayri Yaman gibi soyleneleri tekrarlar durursun.....

Nasilmi Bababm dediydi ki

-----------------------------

E.Uzun

8 Haziran 2012 17:51

M.Perincek"in Sovyetler birliginin arsivlerinden derledigini soyledigi arastirmasi "Kendisine SOL veya Devrimci"diyenlerin disinda, gericilerin tum sulalesinin, MHP nin, BBP, Ulkuculerin, Alperenlerin, hatta dinci gercilerin kendilerine "DERS"kitabi olarak ornek aldiklari ve temel bir kaynak olarak irkcligi, baska milliyetlere karsi girisilen katliamlari aklamanin ve hakkaniyet kazandirmak icin, tekci zihniyeti mesrulastirmak adina, kongrelerinde, toplantilarinda bu kesime aktardiklari, birbirlerine tavsiye ettikleri "degerli bir arastirma" (?)

Kurt sorunu konusunda Y. Akdagin alttaki linkte guzel bir arastirmasini bulacaksiniz, boylesine onemli bir ulke sorunu konusunda, bu yaziyi okumaniz icin"kendinize SOL, DEEVRIMCI"demenize bile gerek yok!

http://www.ozgurlukdunyasi.org/arsiv/40-sayi-220/346-kurt-sorunu-ve-bolgesel-ozerklik

---------------------------

Yücel Yeşilceli

8 Haziran 2012 07:45

Politik görüşünüz ne olursa olsun,'Kürt sorunu'nu gerçek anlamda anlayabilmek için,Mehmet Perinçek'in Kaynak Yayınları'ndan çıkan SOVYET DEVLET KAYNAKLARINDA KÜRT İSYANLARI kitabını mutlaka okumalısınız.

Özellikle de kendisine SOL,DEVRİMCİ diyen yorumcular;emperyalizmin Kürt halkı üzerinden ulaşmak istediği asıl amacı,emperyalist batılı devletlerin,İngiliz emperyalizminin karanlık yüzünü tüm çıplaklığı ile Komintern ve Sovyet kaynaklarında göreceklerdir.

------------------------

E.Uzun

8 Haziran 2012 01:35

Sayin Yaman!

Tam yuz yildir bu resmi ideolojinin ezberinden biktik!

Tarihi kazananlar, kendilerine gore yazar tarihi! der birileri, evet ulkemizin tarihide resmi ideolojinin insanimiza empoze ettigi ve resmi tarih kitaplarinda yazilanlar gibi degil ne yazikki! Sizin yaptiginizda oz itibariyle bu resmi ideolojinin bize empeoze ettigi ve resmi tarih kitaplarinda nesilden, nesile aktarilan resmi ideoloji, yani kazananlarin kendilerine gore yazdigi tarihi bilgiler, kaldiki onlari dahi okadar fazla abartarak aktarmissinizki, bu tip yorumlar ancak bu tarihi yanlislarin butunune inanmak isteyen kesimlerin bazi duygularini oksuyabilir, ancak ulkemizin gercek tarihi, bu cileli halkin mezarlarinda, katliamlarinda, iskencelerde,hapislerde,surgunlerde, olumlerde, hain pusularda,daragaclarinda, fermanlarda sakli duruyor!

Iste bu gercek tarihi aktarabilmek her baba yigidin harci degil ne yazikki, kendisine apoletli ideologlarin musade ettigi cizgiler icinde "aydin"diyen yazar, cizer ve entellektulellerimizde bu gercek tarihi yazmama konusunda hem korkak, hemde basiretsizdirler!

Bu anlamda "Kurt sorunu"deyipte resmi ideolojinin kopyasi olan bu sacma dusuncelerinize, ciddi anlamda cevap vermeye bile gerek yok, ustelik Kurt halkinin ve o mazlum halkin yuzyillardir dinmeyen kotu kaderini sizinde baska bir sekilde bildiginiz kanisindayim, ancak dedim ya, basiretli ve cesaretli olmak bu ulkede cok agir bedeller isteyen cok yuce bir degerdir, her eline kalemi alip bir asirlik ezberleri tekrarlamakla olmuyor iste!

----------------------

6 Haziran 2012

Kürt sorunu ve CHP

Av. Hayri YAMAN

av_can2010@mynet.com


Av.Hayri Yaman'ın Gerçek Gündem sitesinde bir yazısı yayınlanmış olup,yazıya ilişkin okuyucu tartışmaları ve Yücel Yeşilceli olarak verdiğim yanıtlar.