24 Ocak 2012 Salı

CHP'DE TÜZÜK KURULTAYI İÇİN TOPLANAN İMZALAR VE ÖNDER SAV'IN BAŞARISI

23 Ocak 2012
Önder Sav kendisini suçluyor
Geride bıraktığımız günlerde katıldığım Ülke TV'nin Ana Haber Bülteni'nde Ersoy Dede'nin sorularını yanıtladım. Dede, "CHP'de ne oluyor?" minvalindeki sohbetimizde, kurultaya ilişkin görüşlerimi sordu. O programda, "CHP'nin altı oku var diye bilinir. Aslında yedi oku vardır, yedinci ok kurultaycılıktır" dedim.

CHP'nin "görünmeyen ilkesi" her daim olduğu gibi; yine dimdik ayakta! Ve ilk günkü gibi; dipdiri!

'Kurultaycılık' ilkesinin bayraktarlığını, bu kez CHP'nin eski Genel Sekreteri Önder Sav ve arkadaşları yapıyor. Sav, yakın çevresiyle paylaştığına göre, Olağanüstü Tüzük Kurultayı'nı CHP'nin "eski ve gerçek kimliği"ne dönüşünün bir başlangıcı olarak görüyor. CHP'nin bir "değişim değil, başkalaşım yaşadığı"nı öne süren Önder Sav, bu yüzden tüm gücünü ortaya koyuyor ve delegeleri harekete geçiriyor. Hareketinin adını genel merkezin "Yeni CHP" söylemini boşa çıkarmak istercesine "Yeniden CHP" olarak duyuruyor.

TV 8'de yayımlanan Haber Aktif'te, Gökmen Karadağ'a da anlattım... Önder Sav, yakın çevresine, CHP'nin "kötü gidişatı"ndan başta kendisini sorumlu tuttuğunu söylüyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nu kendisinin genel başkan yaptırdığını belirten Sav, "sorumluluğu" bu yüzden üstüne alıyor. "Gerçek CHP'lilerin partiden tasfiye edildiği"ni düşünen Sav, bu yüzden "başkalaşım"ın önünü kesmenin ilk yolunun tüzük kurultayı olduğunu düşünüyor. Sav'ın hesabına göre, tüzük kurultayı toplandığı ve istedikleri maddeler tüzüğe eklendiği taktirde, "gerçek CHP'liler" yönetimlerde yeniden yer alma şansı bulacak. Böylece, CHP'lilerin tasfiyesinin önü de kesilmiş olacak...

Bunun yolu ise, önce Tüzük Kurultayı'nı toplamaktan geçiyor. Planın ilk aşaması hayat buldu. Mart ayının başında toplanacak olan kurultayda, "ön seçim" ve "çarşaf liste" ilkesi tüzüğe eklendiği taktirde, bu kez Parti Meclisi'nin seçimle yenilenmesi de gündeme gelebilir. Sav ile Baykal döneminde seçilen delegelerin, Kılıçdaroğlu'nun kurultaya sunacağı "blok liste"yi delik - deşik edeceklerini söylemek için kahin olmaya gerek yok... Sav'ın planı hayata geçtiği taktirde, Kılıçdaroğlu garip bir PM listesiyle çalışmak zorunda kalacaktır...

Bu bağlamda, üzerinde durulması gereken meselelerden biri; hiç şüphesiz ki; Önder Sav'ın konumu...

3 Kasım 2010'dan beri parti yönetiminde olmayan, son seçimlerde ise milletvekili yapılmayan Sav'ın, delegelerin üçte birinin desteğini alması ve olağanastü kurultay toplatabilmesi, başta Kılıçdaroğlu ile kurmaylarını düşündürmeli... CHP Genel Merkezi acaba hangi hataları yaptı da, Sav ve arkadaşları 402 imza toplayabildi?

Belli ki; "Hesap Uzmanı" olan Kılıçdaroğlu, yakın çevresinin yanlış yönlendirmesi yüzünden hesap hatası yaptı. Sav döneminde seçilen tüm ilçe ve il başkanları ile delegeler, parti yönetiminden hızla uzaklaştırılınca ve eski delegelere hiçbir şekilde görev verilmeyeceği kulaktan kulağa yayılınca, CHP içindeki muhalif hareketin tohumları da genel merkez eliyle atılmış oldu.

Bu sütundan Kılıçdaroğlu'na defalarca, "Örgütle uğraşmanıza gerek yok, örgüt size istediğiniz her yetkiyi verdi. Üç kez güven tazelemenize olanak tanıdı" desek de, sözlerimiz ne yazık ki; havadaki boşluğa karıştı. Kılıçdaroğlu, örgütte yıllarca hizmet eden kişileri değiştirip yerine "dışarıdan" isimleri getirerek "değişim ve dönüşüm" sağlayacağı yanılgısına kapıldı. Bu amaçla attığı her adım ise 'tasfiye' olarak algılandı. Ve sonuç olarak, ''şimdilik'' 402 delege Kılıçdaroğlu'nu ''uyarmak zorunda kaldı.''

Kimse kendini kandırmasın; delegenin olağanastü kurultay için verdiği her imza; Kılıçdaroğlu'na uyarı niteliğindedir. Kılıçdaroğlu, göreve geldiği günden itibaren CHP içindeki ilk ciddi eleştiri ve sorgulanma sürecine girmiştir. Bu sürecin mimarı da bizat kendisi ve kurmaylarıdır. Seçimlerde örgütü yok sayan, örgütlere para yollamayan - yollatmayan, örgütü küçümseyen, reklama trilyonlar harcayıp örgütleri nefessiz bırakan, milletvekili listelerinde CHP'ye küfür etmiş kişilere yer açan CHP yönetimi, şimdi en zor sınavla karşı karşıyadır. (Meraklıları için not: Gürsel Tekin de dahil)

Zira; Önder Sav ve arkadaşlarının ortaya koyduğu tüzük önerisindeki maddelere verilecek oyların kurultay salonunda 800 - 900'lere ulaşması, CHP içinde yeni bir tartışmayı da beraberinde getirecektir. Örneğin; "hazine gelirinin yüzde 40'ının örgütlere aktarılması" maddesi, hiç kuşkusuz ki; 1000'in üzerinde oy alacaktır. Bu maddeye verilen her oy, ayrıntıyla ilgilenmeyen ancak sonuca bakan kamuoyu tarafından farklı bir şekilde algılanacaktır.

Çünkü; sonuçta partiyi kurultaya götüren ve "kurultay gündemi"ni belirleyen taraf, Sav ve arkadaşlarıdır. Kılıçdaroğlu, eğer kurmaylık yeteneğine sahip olsa; süreci görür ve söz verdiği üzere hemen kurultayı toplardı. Böylece, hem anti-demokratik tüzüğü koruyan/savunan bir konuma yerleşmez, hem de sözünü tutmuş olurdu.

Kılıçdaroğlu ve kurmayları bunu yapamadı. Sav'ın kurultay toplayabileceğini hesap edemedi. CHP Genel Merkezi, bir "körleşme" yaşadığı için Önder Sav'ın "zorlamasıyla olsa da" dipten gelen dalgayı hissedemedi. Ve sonuç olarak; kaderin garip cilvesine bakın ki; Önder Sav, "Demokratik Tüzük Çağrısı"nın mimarı oldu! Üstelik; CHP'yi yönettiği dönemlerde, anti - demokratlığın simgelerinden biri olmasına rağmen...

Kurultay süreciyle birlikte "siyasi jübile"sine hazırlanan Sav, Kılıçdaroğlu'nu zora sokacak ve elini zayıflatacak her hamleyi yapacaktır. Kılıçdaroğlu ve kurmayları bunu gördüğü için, epey süredir unuttukları ve yok saydıkları örgütlere "şirin gözükme çabası" içine girdiler. 12 Haziran seçimlerinde örgütlere 18, reklama ise 55 trilyon ayrılmasının başsorumlusu olan Erdoğan Toprak, yazılı açıklama yaparak durumu kurtarmaya çalışıyor. Toprak, "Örgütlerimizin para sorunu kalmayacak" diyor. Toprak'ın açıklaması, örgütlerde sadece gülümsemeye yol açıyor! Gençlik Kolları Genel Merkezi'nin düzenleyeceği etkinlik için 15 bin liralık ödemeyi dahi yapmayan - yaptırmayan Toprak, yumurta kapıya dayanınca, "Örgütlerin para sorunu kalmayacak'' diyor.

Kılıçdaroğlu'nun ekibi, CHP'yi tanımadığı ve genlerini bilmediği için; "Ben yaparım olur" mantığıyla partiyi yönetebileceğini sanıyor. Ankara Yenimahalle'de yaşanan bir örnek; evdeki hesabın çarşıya uymadığını gösteriyor. CHP Genel Merkezi'nin atadığı Yenimahalle İlçe Başkanı Şerafettin Terzi, İlk Yerleşim adlı mahalleden delege bile seçilemiyor.

Bu yerel örnek, mevcut CHP yönetimi ile taban arasındaki bağın nasıl koptuğunu da gösteriyor. Bir il başkanı, CHP'nin bir Grup Başkanvekili'ne dört kez not bırakmasına rağmen, kendisine geri dönülmediğini söylüyor. Ardından da ekliyor: "Kurultayda hesaplaşacağız..." Bir düşünün; CHP'nin İl Başkanı, Kılıçdaroğlu'nun atadığı Grup Başkanvekili'yle görüşemiyor.

Şimdi 402 imzanın bir çırpıda nasıl toplanabildiğini anladınız mı? Kılıçdaroğlu, ne yazık ki; hem CHP tabanında, hem de halkta büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Büyük tantanalarla getirdiği isimler, siyaset sahnesinde hızla buharlaştı. Birçoğunun esamesi dahi okunmuyor. CHP yönetimi, tabanla olan bağlarını kopardığı için, artık politika da üretemiyor. Halkın talep ve beklentilerinin seslendiricisi olamıyor. İl Başkanı, partisinin yöneticisiyle bile görüşemezken, halkın taleplerinin meclise, dolayısıyla siyasete yansıması beklenebilir mi?

CHP yönetimi, politika üretmek yerine, ne yazık ki; koltuklarını koruma derdine düştü. Baykal ve Sav döneminde kök veren bu anlayış, Kılıçdaroğlu ve ekibine de sirayet etti.

Önder Sav, işte bu fotoğrafı okuyabildiği için, Baykal'ın desteğini dahi almadan, 402 imza toplatabildi. Kurultay salonunda bu sayı daha yukarılara çıkacaktır. Baykal ile yeniden başlayan dolaylı görüşmelerle birlikte, Baykal'ın itiraz ettiği 39. maddeye ilişkin bir "yumuşama" süreci gündeme gelecektir. Baykal ve Sav'a yakın delegeler, "gündemini kendilerinin belirlediği" kurultayda, istedikleri maddeleri geçireceklerdir. Kılıçdaroğlu ise hesap hatası yaptığı için, kendi istediği maddelerin gündeme alınabilmesi amacıyla, delege desteği aramak zorunda kalacaktır.

Olağanüstü Tüzük Kurultayı, CHP kurmaylarının strateji ve taktik geliştirme konusunda "zayıf" olduğunu ve tabanla bağlarının koptuğunu da göstermiştir. CHP içindeki bir dalgalanmayı bile doğru analiz edemeyen CHP yönetimini önümüzdeki günlerde yeni krizler beklemektedir.

Ön seçim ve çarşaf listenin kurultayda kabul edilmesi halinde, tabanla ilişkisi olmayan Genel Başkan Yardımcıları'nın bir çoğu, ilk Parti Meclisi seçiminde sapır sapır dökülecektir. Sırtını Kılıçdaroğlu'na yaslayıp il başkanlarının telefonlarına dönme zahmetine katlanamayan yöneticilerin devri de böylece kapanmış olacaktır. Kılıçdaroğlu bunu bildiği için, yeni tüzüğe "Genel başkanın, MYK'ya dışarıdan üç kişi atama yetkisi vardır" maddesini koydurtmaya çalışacak. Kılıçdaroğlu'nun, Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu'na hazırlattığı taslaktaki madde, kurultayda kabul edilse bile, "Siyasi Partiler Yasası''na aykırı olduğu için Yargıtay'dan geri dönecek.

Kaderin şu garip cilvesine bakın; DENİZ BAYKAL'DAN ALDIĞI GÜÇ VE DESTEKLE CHP'deki TÜM ANTİ - DEMOKRATİK UYGULAMALARIN MİMARI OLAN ÖNDER SAV, kurultay salonunda siyasi jübilesini yapmaya hazırlanırken, partisini demokratikleştirecek olan adımları atıyor. Kılıçdaroğlu ise, demokratik tüzükten kaçan genel başkan konumuna oturuyor. Bu yetmiyormuş gibi; delege zoruyla yapılacak olan kurultayda, "seçilmemiş kişileri MYK'ya sokmaya" çalışmak gibi ucube projeler üretiyor.

Demek ki; ''Gerçek Gündem'i okumayın'' demek, kendi eliyle getirdiği milletvekilinin, gazetecilere 100 bin liralık dava açmasına göz yummak da yeterli olmuyor. Hayatın gerçeği, Kılıçdaroğlu ve ekibine kendisini hatırlatıyor ve dayatıyor... Gerçek Gündem, halkın haber alma hakkına saygının gereği, üzerindeki tüm baskılara rağmen, taraflara eşit mesafede duruyor ve olan biteni yansıtıyor. Saygınlığı ve gücü de baskılara rağmen her geçen gün artıyor.

Kılıçdaroğlu ise tarihe "Demokratik tüzükten kaçan" ve "bir internet sitesini bildiriyle, dava baskısıyla susturmaya çalışan başkan" olarak geçiyor.

Doğrusu böyle olmasını istemezdim; keşke benim de çok destek verdiğim Kılıçdaroğlu ''Korku İmparatoru'' dediği Önder Sav ile Baykal döneminin uygulamalarının kötü birer taklitçisi olmasaydı. Böylece, tarihe daha farklı geçebilme olanağı yakalardı. Ama olmuyor; iktidar bozuyor... Koltuğa oturan, demokrasi vaadini hemen unutuyor. Önder Sav gibi anti - demokrasinin şahı bir isim bile, Kılıçdaroğlu'nu "parti içinde demokrat olmamakla" suçlayabiliyor. Üstelik; söylemleri ne yazık ki; taraftar bile bulabiliyor...

Bu ders de sanırız Kılıçdaroğlu'na ve tabanla bağlarını koparan yönetimine yeter de artar bile...

www.twitter.com/barisyarkadas

NOT: CHP Genel Merkezi'nin, Gerçek Gündem'e ilişkin bildirisi ile bir milletvekilinin açtığı 100 bin liralık davanın sebebi şimdi daha iyi anlaşılıyor. Biz her zaman, doğru bildiklerimizi söyledik. Kılıçdaroğlu ve ekibi, olumsuzlukları yazacağımızı bildiği için, sitemizi bildiri ile itibarsızlaştırma, dava yoluyla ise susturmayı hedefledi. Ama yanıldılar. Gerçek Gündem, her zaman olduğu gibi; yalnız kalsa da doğruları; sadece ve sadece doğruları söyledi. Ve edecek de...
***************************
Yücel Yeşilceli
24 Ocak 2012 17:45
Üç yıla yakın Gerçek Gündem'i okuyor,izliyorum.Kuşkusuz en çok okuduklarımın başında Barış Yarkadaş geliyor.

Barış Bey'in ana malzemesi,"ilham kaynağı"Önder Sav.Gerçi bu yazısı eleştirmekten çok, bir hakkın teslimi gibi geldi bana.

Parlemento dışında olmasına karşın,delegelerin Önder Sav'ın arkasından gitmesini,Baykal ve Kılıçdaroğlu'na RAĞMEN 400 civarında imza bence de çok anlamlıdır.

Yorumların tamamını okuyunca diyorum ki:
1)CHP ve namı diğer YCHP kadroları Türkiye'de yaşananların HALA FARKINDA DEĞİL!
2)Kimse alınmasın,gerçeği söylemek zorundayız.Mevcut politik kadrolarla YCHP iktidara gelse ne yapacak? Hangi perspektiften bakarak ülkeyi yönetmeye talip olacak?
3)İdeolojik birliktelik olmayan bir partide, yönetme becerisine ulaşma şansı olabilir mi?
4)Üyelerin birbirlerine karşı bırakın sevgiyi,olmayan saygı nasıl yaratılacak?

Kusura bakmayın CHP ve de YCHP'li dostlar,yazdıklarınız"dedi-dedim","onun adamı-bunun adamı",etnik,mezhepsel ve bölgesel ayrışmacı dilden öteye bir anlam içermiyor...

Koskoca YCHP genel başkanı "bu partinin ideolojisi yoktur"diyebiliyorsa,partinin önemli bir kentinin(Çanakkale) belediye başkanı AKP'lilerle aynı görüşü paylaşıp,19 Mayıs'ın gereksizliğine inanıyorsa,sizler de ana soruna yoğunlaşmayıp,etnik,mezhepsel ve bölgesel farklılıklar gibi tali sorunlarla zaman harcıyorsanız;bir yorumcunun söylediği üzere,CHP partisel faliyetlerini askıya alıp vakıfa dönüştürülsün daha yararlı iş yapılmış olur.
----------------
Gerçek Gündem Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 23.01.2012 tarihli "Önder Sav kendisini suçluyor"başlıklı yazısı ve yazı altına yaptığım yorumdur.