O DÖNEK ORAL ÇALIŞLAR ÇIKTI
25.06.2010 15:44
------------------------
Hürriyet yazarı Yalçın Doğan dünkü köşesinde İlhan Selçuk’u konu etmiş ve yazısında Hasan Cemal’le ilgili şu satırlara yer vermişti:
“Hastanede yattığı sırada, Hasan, araya döneklerden birini sokarak, Hikmet Çetinkaya’ya haber gönderiyor, İlhan Abi’yi hastanede ziyaret etmek istediğini aktarıyor.
İlhan Abi müthiş: “Gelsin kerata, ben onun kulağını çekerim, olup biter”.
Bu olay, İlhan Selçuk’un kin tutmayan kişiliğini ortaya koyuyordu.
Peki; Yalçın Doğan’ın “araya döneklerden birini sokarak” derken kastettiği kişi kimdi?
İşte bu sorunun cevabı da; Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya’nın bugünkü köşesinde ortaya çıkıyor.
İşte Çetinkaya’nın “Bir Devrimcinin Penceresinden...” başlıklı o yazısı:
“Yaşam akıp gidiyor hiç farkına varmadan. Yıllar yılları kovalıyor. Saçlarımıza ak düşüyor.
İlhan Ağabey zaman zaman takılırdı bana:
“Hikmet giderek olgunlaşıyorsun!”
Bu yazımı Hacıbektaş’tan yazıyorum.
Andrade’nin dizelerini mırıldanırım zaman zaman:
“Annem akşamüstünün güneşini giyinmiş,
derin bir gitarın içine koymuştu gençliğini.”
İlhan Ağabey’in yaşama bakışını, insanlarla ilişkisini, kendisi hakkında en ağır yazılar yazanlara karşı olan tavrını çok iyi bilirdim ve sorardım ona:
“İlhan Ağabey senin sinirlerin çelikten mi?”
Gülümseyerek bakardı...
Ve ben dün sabah 18 yıl önceye döndüm.
Nadir Nadi’nin ölümünü, Cumhuriyet’teki o büyük depremi düşündüm. Kendi kendimle hesaplaşmış, özeleştirimi çoktan yapmıştım.
İlhan Selçuk da yapmıştı adım gibi biliyorum.
Bu düşüncelerimi gazeteye gelen Emine Uşaklıgil’e de anlattım.
***
Hastalığı döneminde Oral Çalışlar telefon etti ve şöyle dedi:
“Hasan Cemal, İlhan Ağabey’i ziyaret etmek istiyor, kabul eder mi?”
Oral’a şu yanıtı verdim:
“Sen de benim kadar biliyorsun İlhan Ağabey’in insancıl kişiliğini. Ben bu pazar öğle saatlerinde yanında olacağım haftalık sohbetler için. Gidince konuyu açarım...”
2009 Aralık ayıydı ve İlhan Ağabey’e haftalık sohbetim için uğradım.
İlhan Ağabey’e şöyle dedim:
“Ağabey, Hasan Cemal seni ziyaret etmek istiyormuş, kabul eder misin?”
Yüzüme alaycı bir gülümsemeyle bakarken, kız kardeşi Ülfet Ertel söze girdi:
“İlhan Ağabeyim kin tutmaz!”
Bu kez İlhan Ağabey devam etti:
“Gelsin gelsin... Bir kulağını çekeyim Hasan’ın!”
İlhan Selçuk böyle bir insandı...
Onurlu ve dik duruşunu hiç bozmadı.
14 Ağustos 2009’da hastaneye kaldırıldı...
Hacıbektaş sabahında anılar denizinde dolaşır gibiyim...
Akyaka köyündeki günlerimiz...
Gökova Körfezi’nin yağmur sağanağına dönüştüğü saatler.
Bilinmeyen denizlerden gelen esinti...
Öğle güneşinin ve tutkunun yarattığı koyu nemli bir gölgelik, çam ağaçlarının türküsü.
Bizim Enver Topaloğlu’nun “İlhan Selçuk” şiirinden bir dörtlük:
“dilinin kıymetini bilenler örnek gerektiğinde/İlhan Selçuk diyecekler/yarım yüzyıl/penceresinde cumhuriyet’in”
***
O dönemlerde yine azıtmıştı PKK ve İlhan Selçuk üstüne basa basa şöyle yazıyordu:
“PKK, Anadolu’da ABD’nin vurucu gücüne dönüştü.”
Ardından uyarısını yapıyordu İlhan Ağabey:
“Anadolu Türk’ünde ve Kürt’ünde bir telaş görülüyor. Ama tuzağa düşmeyelim, birbirimizle düşmanlaşmayalım.”
Daha önce yazdım, bir kez daha yineleyeyim.
90’lı yıllarda özellikle Güneydoğu’da faili meçhul cinayetlerin aydınlanması için çaba harcayan, onlarca yazı yazan, temel hak ve özgürlükleri savunan,Türk-Kürt halkının kardeşliğinden söz eden İlhan Selçuk’a yapıştırılan etiket benim içimi acıttığı gibi öfkelendiriyor:
“Darbeci-faşist!”
Ben böyle yazan kimilerinin bir zamanlar İlhan Selçuk’un peşinde dolaşıp, Cumhuriyet’e girmek için nasıl çaba gösterdiğini, hatta şöyle dediklerini bilirim:
“Ağabey alın beni Cumhuriyet’e beni tepe tepe kullanın!”
O yıllar Hasan Cemal, Genel Yayın Yönetmeni’ydi...
O kişinin, önceki gün o iğrenç yazısını görünce hiç ama hiç önemsemedim. Bizim Ümit Zileli’ye de “Sakın ha radyoda filan üstüne gitme, o zibidi kendinden söz ettirmek istiyor” dedim.
***
Uykunun o derin boşluğunu unutan sınır boylarındaki askerlerimiz... Katliamlar... Faili meçhul cinayetler.
Hepsi kumların seli altında kalmış tohumlar gibi.
Bu tohumlar özgürlük için, demokrasi için patlamalı, renk renk çiçekler açmalı.
Bunlar ancak tam bağımsızlıkla olur.
Geldik yazının sonuna...
Alkışlar İlhan Ağabey’in oğullarından birisi olan Mustafa Sarıgül için. Partini kurmayıp CHP’ye destek vermekle bin kat daha yüceldin ve zor bir işi başardın.
İçindeki fırtınayı biliyorum...
İlhan Selçuk yaşasaydı seni ayakta alkışlardı.
Sağ ol Fazıl Say... En acılı günümüzde yanımızdaydın... Teşekkürler Erdal Erzincan...
Sevgili Rutkay Aziz sen benim 40 yıllık arkadaşımsın...
Bir kocaman merhaba sana da!”
Odatv.com
----------------------------------
25.06.2010 Tarihinde Odatv.com'da yayınlanan "O DÖNEK ORAL ÇALIŞLAR ÇIKTI" başlıklı Hikmet Çetinkaya'nın yazısına yaptığım yorum aşağıdadır:
Hikmet Çetinkaya insanların hafızalarıyla alay ediyor adeta.Daha bir kaç ay önce AKP GBY'nın oğlu Murat Aksu'yu "İlerici-Atatürkçü" diye kamuoyuna yutturmaya çalışan,kefil olan ve BJK'ya Başkan yapılması için çırpınan Hikmet Çetinkaya değilmiydi? Haber Türk ve kimi kanallarda sözde "Ergenekon Davası"na ilişkin söyledikleri belleklerdedir henüz. Hep merak etmişimdir,Cumhuriyet, Oral Çalışlar ve benzerlerini erken fark etmekte refleks zafiyeti mi yaşıyor?
27 Haziran 2010 Pazar
26 Haziran 2010 Cumartesi
ATATÜRK'E KARŞI YAZILAN KİMİ YAZILARA CEVAP
Arap kültürünün rahle-i tedrisinden geçenler ne Büyük Devrimci,Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü, ne de Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın o muazzam ateşinin ete kemiğe büründürdüğü bağımsızlık ruhunu anlarlar!
Onlar biat kültürünün ürünleridir.Anlamazlar Kocatepe'yi,Çanakkale'yi,Sakarya'yı,Dumlupınar'ı!..
Şunu da anlamazlar;Din üzerinden "vaaz" vermeler,"dinsel terbiyeye davet etmeler", "sen şusun" gibi ayırımcı yorumların toplumsal,siyasal ve sınıfsal hiç bir yararının olmadığını da bilmezler.
Bu halk 1950'lerden beri arap kültürünün yoğun bombardımanından kendini korumuş,aklın eğemenliğini seçmiş ise;Bu bilimsel düşüncenin imbiğinden süzülmüş LAİK DÜŞÜNCE'nin bir zaferidir ve bu zaferin baş kahramanı da tabiki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'tür!
26.06.2010 Tarihinde Facebook'ta yer alan "Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafları"na yorum yapan kimi şahıslara verilen cevaptır.
Onlar biat kültürünün ürünleridir.Anlamazlar Kocatepe'yi,Çanakkale'yi,Sakarya'yı,Dumlupınar'ı!..
Şunu da anlamazlar;Din üzerinden "vaaz" vermeler,"dinsel terbiyeye davet etmeler", "sen şusun" gibi ayırımcı yorumların toplumsal,siyasal ve sınıfsal hiç bir yararının olmadığını da bilmezler.
Bu halk 1950'lerden beri arap kültürünün yoğun bombardımanından kendini korumuş,aklın eğemenliğini seçmiş ise;Bu bilimsel düşüncenin imbiğinden süzülmüş LAİK DÜŞÜNCE'nin bir zaferidir ve bu zaferin baş kahramanı da tabiki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'tür!
26.06.2010 Tarihinde Facebook'ta yer alan "Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafları"na yorum yapan kimi şahıslara verilen cevaptır.
11 Haziran 2010 Cuma
GÜRSEL TEKİN'İN İL BAŞKANLIĞI'NA YÖNELİK ÇALIŞMALARI HK.
Çağımızın en büyük devrimcilerinden Mustafa Kemal ATATÜRK yattığı yerden kalksa derhal bu biatçıları ve sözde kurtarıcıları partiden atardı! Kişiye tapanları,"kurtarıcıları" derhal evrensel hukukun yılmaz terazisine oturturdu!
Akıl çağında akıl tutulması!
"İsterim"cilerle,biat edenler!
Bugün,yarın neden AKP iktidarda diye sormayın,sorgulamayın.Nedeni;biatçılar ve kerameti kendinden menkul "kurtarıcı"lardır!
Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi;Temizleyin bu yarayı!Hemde hemen!
10.06.2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da yeralan;"CHP'de flash gelişme" başlıklı yazıya istinaden yaptığım yorumdur.
Akıl çağında akıl tutulması!
"İsterim"cilerle,biat edenler!
Bugün,yarın neden AKP iktidarda diye sormayın,sorgulamayın.Nedeni;biatçılar ve kerameti kendinden menkul "kurtarıcı"lardır!
Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi;Temizleyin bu yarayı!Hemde hemen!
10.06.2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da yeralan;"CHP'de flash gelişme" başlıklı yazıya istinaden yaptığım yorumdur.
2 Haziran 2010 Çarşamba
İSRAİL SALDIRGANLIĞI VE "İNSANİ YARDIM GEMİSİ"
Sevgili Erdem Akel,
Hiç derin tahliller yapmamıza da gerek yok.Hamas gibi kökten dinci bir örgütün gideceği son nokta bellidir.Bu ve benzer örgütlere destek vermek çağdaşlık adına ne varsa hepsinin yakılması,yok edilmesi demektir.Sözde hangi kutsal amaç adına olursa olsun, bunlara destek insanlığın dramı olur!Tıpkı 1979 dramı gibi! Şimdi birileri "bu toptancı bir zihniyet" diyecektir.O zaman bende"tarihe iyi bak" demek zorunda kalırım.
31 Mayıs 2010 tarihinde ülkemizdeki "haber kanallar"nı izliyorum...Baştan sona "İnsani Yardım" gemilerine yapılan saldırıya ilişkin haberleri veriyorlar.
Halbuki o gün İskenderun'da altı tane askerimiz katedilmişti!Altı tane can vatan savunması amacıyla İskenderun'da bulunuyordu, arap köktendinci Hamas'a destek için değil.Altı tane CAN'ın ölümcül çığlıkları,"bizler pusuda vurulduk!" feryatları Türk TV'lerinde yankılanmadı,ses getirmedi! Sadece Uğur Dündar yönetimindeki Star TV askerlerin katledilmesini birinci haber olarak verdi, hepsi o kadar.İşaret edilmiş gibi belli noktaya odaklanmaları nasıl bir mantıktı?
Burada İsrail'in saldırgan politikalarını onaylamak olası mı? İsrail emperyalizmin Ortadoğu'daki öncü birliğidir.Ancak,saldırgan devlet günler öncesinden saldırının yapılacağını açıkladı.Bunu test edenler,ettirenlerin tarih önündeki sorumluluğu ne olacak? Dilerim bu soruların cevabı bir gün verilir.
1 Haziran 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "One minute efsanesinin sonu" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
Hiç derin tahliller yapmamıza da gerek yok.Hamas gibi kökten dinci bir örgütün gideceği son nokta bellidir.Bu ve benzer örgütlere destek vermek çağdaşlık adına ne varsa hepsinin yakılması,yok edilmesi demektir.Sözde hangi kutsal amaç adına olursa olsun, bunlara destek insanlığın dramı olur!Tıpkı 1979 dramı gibi! Şimdi birileri "bu toptancı bir zihniyet" diyecektir.O zaman bende"tarihe iyi bak" demek zorunda kalırım.
31 Mayıs 2010 tarihinde ülkemizdeki "haber kanallar"nı izliyorum...Baştan sona "İnsani Yardım" gemilerine yapılan saldırıya ilişkin haberleri veriyorlar.
Halbuki o gün İskenderun'da altı tane askerimiz katedilmişti!Altı tane can vatan savunması amacıyla İskenderun'da bulunuyordu, arap köktendinci Hamas'a destek için değil.Altı tane CAN'ın ölümcül çığlıkları,"bizler pusuda vurulduk!" feryatları Türk TV'lerinde yankılanmadı,ses getirmedi! Sadece Uğur Dündar yönetimindeki Star TV askerlerin katledilmesini birinci haber olarak verdi, hepsi o kadar.İşaret edilmiş gibi belli noktaya odaklanmaları nasıl bir mantıktı?
Burada İsrail'in saldırgan politikalarını onaylamak olası mı? İsrail emperyalizmin Ortadoğu'daki öncü birliğidir.Ancak,saldırgan devlet günler öncesinden saldırının yapılacağını açıkladı.Bunu test edenler,ettirenlerin tarih önündeki sorumluluğu ne olacak? Dilerim bu soruların cevabı bir gün verilir.
1 Haziran 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "One minute efsanesinin sonu" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)