30 Aralık 2010 Perşembe

YIL 2010 MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

Yücel Yeşilceli
30 Aralık 2010 21:07
((1)(DÜZELTİLDİ)
Bir yıl boyunca kahrımızı çeken,bazen bizimle didişen,bazen bizim didiştiğimiz,başta sayın Barış Yarkadaş ve sevgili editör kardeşlerimiz olmak üzere, değerli dostlarım TARR,E.Uzun,Demokrasi,Emekli öğretmen,son dönem katılanlardan Soner Artam,Emine5 ve diğer tüm GG okuyucularının yeni yılınızı içtenlikle kutlar,gerçek demokratik bir Türkiye'de sağlıklı yaşam dileklerimle;
-----------------
MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

Kimi insanların,muhaliflerin "mahalle baskısı","mutasıplık artıyor","ülke fakirleştirilerek sadaka toplumu yaratılıyor" düşüncesi de yanlış ve bozguncu bir düşünce.

Geçenlerde uzun yıllardır gitmediğim İstanbul'un Eyüp İlçesi'ne gittim bir cenaze için;kış günü naylon terlikle,paltosuz-hırkasız ağlayanlar,dua edenler,belki şifa bulur diye özürlü yalkınlarını getirenler,büyük çoğunluğu yoksul olan insanlar tarafından doldurulan Eyüp Meydanı "iğne atsan yere düşmez"deyimine tıpa tıp uymaktaydı.Defin işleminden sonra evin bir odasında otururken politika açıldı ve ağzında beş tane sağlam dişi bulunmayan bir taksi şoförü yurttaşımız dualarla AKP'yi övmeye başladı.Öyle ya,bu insanlara kimse baskı yapmamıştı.Kendiliğinden dine,dinciliğe yönelmişlerdi.Kömürünü alıyordu,yardımlarını alıyorlardı,hastaneye gidebiliyorlardı daha ne isteyebilirlerdi...Bu muhalefetin yaptığı çığırtkanlığından başka bir şey değildi ve insanlar hayatlarından memnundu.

Yücel Yeşilceli
30 Aralık 2010 20:24
(2)
Türkiye'deki öğrenciler de bir tuhaftı,kadir,kıymet,nimet bilmezlerdi;gitmişin üniversite de okumaya protesto eylemleri ne demekti,yumurta atmak ne demekti,hele hele kendini yerlere atarak yaralandıktan sonra,"coplandım" demek te ne oluyordu.Başında rektörlerin vardı,onlar senin yerine en iyi,en uygun olanı bilirdi,yapardı,sen etliye-sütlüye karışmadan okulunda okusana be çocuk,sen büyüklerinin işlerine neden karışıyorsun? Parasız eğitimmiş,ne parasızı eğitimi?Herkes okuyacak da ne olacak?Ondan sonrada rejimi sorgulayacaksın değil mi?Emek diyeceksin,işçi sınıfı diyeceksin,artı değer diyeceksin,kapitalizm diyeceksin,emperyalizim diyeceksin,hak verilmez alınır diyeceksin değil mi?Olmaz kardeşim olmaz.Tabiki büyüklerimiz düşünüyordur,herkesin her konuya karışması başıbozukluk getirir efendim,olmaz.



Yücel Yeşilceli
30 Aralık 2010 20:25
(3)
Muhaliflerin,münafıkların söylediklerine bakın bir;dokuz milyon emekli varmış ülkemizde de isterlerse seçimlerde iktidarı değiştirebilirlermiş.Emekliden ne istersiniz kardeşim?Emekli istediğini almamıyor mu?Eh tabi beyaz peynirin 17 TL olanından almayacak,pazarlara geç gidecek,özellikle karanlık olunca gidecek ki fiyatlar ucuz olsun.Balık ta yemesin canım,bu yaşta balık yese ne olur,yemese ne olur!Köyüne gitsin,oradan getirsin yada orada kalsın,devletin de altın madenleri yok ki canım.Benzin dört lirayı geçti diye söylenmenin alemi ne,Burası Libya mı?Arabistan mı?Konuyu dağıtmadan emekliye dönelim;benim emeklim münafıkların laflarına zaten bakmaz,bakamaz.Onlar ibadethanelerimizin dışına bile çıkmazlar.Böylelikle en iyisini de yapıyorlar,ahirete hazırlanıyorlar,bu dünyada gün yüzü görmediler ama olsun burası geçici nasıl olsa,onlar gerçek dünyaya,gerçek mekana,CENNETE hazırlık yapıyorlar,bu az şeymidir?
İşsizlik miş,ne işsizliği?Yeni yetişenlere de iş beğendiremez olduk vallahi.Kahve köşelerinde otur iş bulamadım diye TV'lerde feryat-figan eyle!..Yalan.Bin kere yalan!Biz dünyanın 17.En büyük ekonomisiyiz,kim demiş iş yok diye?Münafıklık canım.


Yücel Yeşilceli
30 Aralık 2010 20:26
(4)
Bir de şu Kürt sorunu var sahi:Bir kaç yıl öncesi Kürt sorunu diye bir sorunu kabu etmez,terör sorunu derdik.Eh güzel şeyler oldu mu,olmadımı o kadarına aklımız ermez de ,bakın artık özerklikten,çift bayraktan,Türkiye'nin 25 eyalete ayrılmasından rahatlıkla söz edilebiliyor.Türkiye'deki tüm medya ağız birliği etmişcesine senenin 365 günü bu konuyu tartışıyor.Buna rağmen kimi politikacılar hala "sayın bilmem ne" demiyorlar.Olacak şey mi?
Şükürler olsun Anayasamızın bir çok maddesi değişti,cuntacıları yargılayamadık ama olsun,onlar da şeytanlarından bulsunlar.Biraz kanaatkar,biraz itaatkar,biraz da sebatkar olmak lazım canım.Bizim milletimiz çok aceleci.İstiyorlar ki hemen her şey anında yapılsın.Gözleri var görmüyorlar,kulakları var duymuyorlar.Komşularımızla bir sorunumuz kalmadı,duble yollar yapıldı,dünyanın en büyük ekonomisine sahibiz....
Yerimiz dar,yazacaklarımız çok...
Mutlu olmak için daha ne istiyorsunuz arkadaşlar? Şükürler olsun şu cennet vatan da mutlu ve müreffeh yaşıyoruz işte.
MUTLU YILLAR!


29 Aralık 2010 tarihinde Gerçek Gündem sitesinde yayınlanan Barış Yarkadaş'ın"Benim adım Kemal..." başlıklı yazısının altına parça parça yaptığım yorumdur.

28 Aralık 2010 Salı

CHP'deki "yenileşme",Cumhuriyet'ten Mehmet Faraç'ın kovulması!..

Yücel Yeşilceli
28 Aralık 2010 21:30

CHP'deki "yenileşme" ve Cumhuriyet'teki Mehmet Faraç operasyonları!..
Üst üste gelmesinin bir anlamı olmalı,var da.

BJK seçimlerinde Cumhuriyet Yayın Kurulu üyesi Hikmet Çetinkaya'nın AKP'li bir kişinin oğluna desteği,TV'lerdeki konuşmaları,Halk Oylaması'nda bilinen tavrı...

Kılıçdaroğlu'nun seçilmesinden sonra Hikmet Çetinkaya'nın yeni yönetime olağan üstü desteği ve kızının PM'ne seçilmesi ve de değerli Mehmet Faraç'ın yazısının sansürlenmesi,bugün de işten çıkarılması!..
Dün Ankara'nın göbeğinde uydurma bir gerekçeye sığınılarak ATATÜRK'ün Ankara'ya gelişinin 91.yıldönümü kutlamalarına izin verilmeyişi...

Sözüm ona bu kadar "rastlantı" hep Türkiye'de mi olur? Biraz zihin jimlastiği yapmak gerekmez mi? Biraz sorgulamak gerekmez mi?

Eğer bu bir mühendislik çalışması değilse,değişim-dönüşüm projesi değilse;o halde bu ne yaman rastlantılar silsilesidir?
Halkı bilgilendirme kanallarından küçük bir televizyon,dar bir kitleye ulaşan sol yayınlar ve SÖZCÜ GAZETESİ'nin dışında değiştirilip-dönüştürülmemiş pek bir şey de kalmadığına göre; hala iyimser düşünmemiz için bir neden var mı?Bunları tartışalım.

26 Aralık 2010 tarihinde Gerçek Gündem sitesinde yer alan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "CHP toplantısı neden 5 saat sürdü?" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.

16 Aralık 2010 Perşembe

CHP'NİN 18 ARALIK KURULTAYI VE MEDYANIN TAVRI

"Eğer politik bir söylev geliştireceksen,soru soracaksan,sorgulayacaksan bireye endeksli,odaklı,resmin bütününü bırakıp, yalnızca bir noktasını irdeleyen sözcüklerden kaçının" der ustalarımız.Ancak resmin tümünü görmeye yönelik nokta atışları,projeksiyonlar bu söylenenlerin dışındadır.
Bu girişi neden yapma gereği duyduk?Günlerdir bu sayfalarda CHP'nin yeni yönetimi ve kurultay konuşuluyor.Wikileaks belgeleri,ülkemizdeki hukuksuzluk,yolsuzluklar dururken bizler CHP'ni tartyışıyoruz,daha doğrusu tartıştırılıyoruz ve diğer sorunlar güncelliğini yitiriyor,yitittiriliyor!
Diğer taraftan,başta yandaş ve korkak medya olmak üzere,medyanın tamamına yakını Kılıçdaroğlu-Gürsel Tekin ikilisine olağan üstü bir krediyle desteklerini sürdürüyorlar!Neden?İşte bu nedenle yukardaki girişi yapma gereği duyduk.Bunların destekledikleri AKP'nin Türkiye'yi sekiz yılda getirdikleri nokta belli iken,şimdi Kılıçdaroğlu-Tekin ikilisini desteklemelerinin "esbabı mucibesi" nedir,nedendir?Sözde CHP'nin iktidar olmasını bu kadar çok istiyorlardı da, neden bunca yıl AKP'nin her herşeyini alkışladılar öyleyse?

Çok doğru söylüyor bir yorumcu arkadaş,yorumcuların önemli bir kısmı analitik düşünceden uzak,yüzeysel ve çoğu kez de duygusal tepkiler sergiliyorlar.
Örneğin:Bizler hep "Dolmabahçe'de Büyükanıt'la ne konuşuldu?" diye sorgularız da,Yeşilköy Havaalanı'nda uluslararası sermayenin has adamı Kemal Derviş'le Kılıçdaroğlu'nun baş başa görüşmelerinden ne konuşulduğunu sorgulamayız.
Bu ikilinin ve bu kadronun dillendirdikleri tek şey var, "iktidar olmak!" Neye,rağmen? Ulus Devlet'ten ferağat edilerek mi,daha az "Atatürkçü" olunarak mı?daha az üniter yapı diyerek mi?" Devrim Yasaları'nı pas geçerek mi? "Hayır!"dediğinizi duyar gibiyim. O zaman çıkarsınız alanlara;"Bizim rehberimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın, Mustafa Kemal'in bizlere öğrettiği soylu anti emperyalist mücadelenin geleneğidir,Tam bağımsız Türkiye şiarıdır!"dersiniz ve oluşan kuşku bulutlarını dağıtır ve yolunuza devam edersiniz...Hem de korkusuzca!

16 Aralık 2010 tarihinde gg'de yeralan Baki Karakol adlı yazarın "Baykal,Tüzükle başkanlık sistemine geçtik" başlıklı yazısına yaptığım yorum olup,aynı güm gerçek gündem sayfalarında yer almıştır.

14 Aralık 2010 Salı

OKUYUCU YORUMLARI VE CEVAPLARIM

Yorumları okuyorum da insanın gerçekten de içi acıyor!Yazılanlar,düşünceler genellikle dört ana başlıkta odaklanıyor:
1)Mezhepselcilik,
2)Bölgeselcilik,
3)Etnik kökenselcilik,
4)Taraftarlık,adidiyet kültürü.
Yazılanlarda,yorumlarda olmayan ise;
1) Sınıfsal bakışın,ideolojik bakışın olmayışı, 2) Ülkenin ve tüm kurumlarının emperyalist kuşatma altında olduğuna ilişkin tesbitlerin çok çok az oluşu, 3) Ulusal Kurtuluş,Laik Cumhuriyet,Atatürk Devrimleri gibi CUMHURİYET'İN OLMAZSA OLMAZLARI'na hiç vurgu yapılmaması,bu temel değerleri savunmanın sanki bir suçmuş gibi uzağından geçilmesi...
İlk dört maddede sıralanan görüşler CHP'nin geleceğine ilişkin yorumların şekillenmesine neden olabiliyor ve taraftar topluyor.Başka bir deyimle,yönetim ve yönetimlere yakınlık;futbol taraftarlığı gibi sorgusuz-sorunsuz olabiliyor, yada bölge,etnik,mezhepsel yakınlıklar nedeniyle öbekleşmeler şekilleniyor.Demokrasi,insan hakları,eğitim,hukuk,barınma,savaşsız-sömürüsüz dünya gibi insanlığın temel gereksinimlerinin,özlemlerinin dillendirildiği yorumları ne yazık ki çok sık okuyamıyoruz.

Diğer taraftan,yeni yönetime gelenler "yeni" sözcüğü ile bir şeylerin yapılabileceğini sanıyorlar.Yeni stratejiler,projeler,yeni ajitasyon-propaganda faliyetleri geliştirip yığınları kazanmak yerine, "Yeni CHP" söylemleriyle Cumhuriyet karşıtlarını ümitlendirip,laik ve Atatürkçü seçmen üzerinde kuşku tohumlarının ekilmesine neden olabiliyorlar.

Cumhuriyet Osmanlı'nın alt-üst oluşundan sonra yaşama geçirilen batı türü bir devlet aygıtı,üst yapı kurumudur.Yapılması gereken ise, Amerika'nın yeniden keşfi değildir.Cumhuriyet'in kazanımlarının tekrar yaşama geçirilmesine yönelik projeler üretmek,"Kurucu irade" dediğimiz,ana öğeyi zenginleştirici sosyal-politik politikalar geliştirmek,1938'de noktalanan devrim ateşini tekrar yakmaktır!İşte böylesine söylemlerle yığınlar harekete geçebilir,iktidara aday olan partiye güven duyulabilir,yığınlar bu talepler doğrultusunda partisiyle bütünselleşerek onu iktidara taşıyabilir.
Bölgesel,mezhepsel ve etnik kökensel yaşam tarzları insanların "özgürlükleri" olsa da,bunun "yenilik"miş gibi dayatılması ilericileri,Atatürkçüleri CHP'den soğutacak ve "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olunacaktır." Unutmayalım,altıyüz yıllık Osmanlı'nın mutlakiyetinden sonra Cumhuriyet'i kabul eden halkımız, iyi bir şey,yenilikçi bir fikir verildiğinde özümseme esnekliğini göstermiş,yetmişiki yıldır aralıksız sürdürülen karşı devrimci yobaz propoğandaya karşın, Cumhuriyet ile bağlarını koparmamıştır.

11 Aralık 2010 tarihinde gerçek gündem.com gGenel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Kılıçdaroğlu'na şans verilmeli..."başlıklı yazısına yorum yapan okuyuculara verdiği yanıt olup,14Aralık 2010 tarihinde adı geçen internet sitesinde yayınlanan yorumum.

9 Aralık 2010 Perşembe

BAYKAL: "CHP BÖLÜNEBİLİR..."

Sayın Baykal,
CHP'nin bu kadrolara mahkum edilmesinde affedilmez,çok büyük hatalarınız var.
Biz pazardan soğan alırken,mandalina,limon alırken bile kontolünü yapıyoruz da;Senin İl Başkanlıklarına,diğer yönetim kademelerine atadıkların "Atatürkçü mü,değil mi-Cumhuriyetçi mi değil mi?"diye hiç kontrol etme ihtiyacı duymadınız mı?
Şimdi o sorgulamadıklarınız CHP'ni birilerinin,bilinen birilerinin dümen suyuna sokmaya çalışıyor.

Tarihin sizi affetmesi için,Sav ile aranızdaki kırgınlığı bırakıp ele ele vererek Atatürkçü,çağdaş,yurtsever,Ulusal Kurtuluş'un kazanımlarını sahiplenen yeni bir Genel Başkan bulmanızı ve seçimli kurultayda birlikte olmanızı zorunlu kılıyor.
Bu M.İnce olur,Haluk Koç olur yada bir başkası... Yeter ki,CHP'ni değiştirme misyonu yüklenenleri,yani "Yeni CHP"lileri Atatürk'ün partisinden uzaklaştırın,saygıda kusur etmedikleri cemaatcilerin yanına gönderin.
Belki o zaman tarih sizi affeder.

9 Kasım 2010 tarihinde gg'de yer alan Baykal'ın "CHP bölünebilir..." başlıklı yorumuna yaptığım eleştiri olup,aynı sayfada yayınlanmıştır.

KILIÇDAROĞLU'NDAN İNCİLER

''İnanç temelli birlikteliklere herhangi bir itirazımız yok."
---------------
Vay vay vay vay!..Neye itirazı yok Kılıçdaroğlu'nun? "İnanç temelli birlikteliklere..."Yani TARİKATLARA itirazı yok.
Hem de Büyük Atatürk'ün 30 Ağustos 1925 tarihli konuşmasında vurguladığı"Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."demesine rağmen!..

Ve de,30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin yasaya rağmen Kılıçdaroğlu böyle diyor.
Atatürkçüler,Cumhuriyetçiler,bütün geriye gidişe karşı çıkan ilerici yurtseverler CHP'de dönen dolapları görün artık,Partinize sahip çıkın!

9 Aralık 2010 tarihinde "Kılıçdaroğlu Gülen için ne dedi?" başlıklı gerçekgündem.com'da yer alan yazıya yaptığım yorum.

7 Aralık 2010 Salı

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

Sayıın Gülay A.Hanım Star Haber'in sokak röportajından söz etmesi nedeniyle aynı kanalda izlediğim başka bir röportaj aklıma geldi.

"MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI"
‎6 Aralık 2010 saat 19 suları STAR TV'yi izliyorum;

STAR muhabiri düşmüş İstanbul yollarına,tahsilli-tahsilsiz,
eğitimli-eğitimsiz önüne kim çıkarsa "Wikileaks nedir?"
diye soruyor halka: Alınan cevaplar Bektaşi'ye,
Aziz Nesin'e "rahmet okutacak"gibi! İşte soru,işte alınan cevaplar:
"Wikilieaks nedir?" Biraz düşündükten sonra
"Spor giyim mi?"
" Soba"
"Bir çeşit tatlı mı?"
" Ayakkabı"
"Tencere ya"
"Domates"
"Ben kullanmam ama içki bir nevi"
" Araba araba"
"Market mi?"
"Çorap markası ya"
"Ya ben son zamanlarda çok şeetim TV'de ama inceleme fırsatım olmadı"
"Onu bilmeyecek ne var,köpek balığı cinsi"
"Futbol takımı" Muhabir: "Hangi memleketten?" "Avrupalı ya"
"Futbolcu futbolcu" Muhabir:"Nerenin futbolcusu?" "İtalyan tabikinem"
"Sütlüden yapılmış tatlı"
"Hamburger "
Altmışlı yaşlarında,Doğu aksanlı, kasketli bir adam etrafına şöyle bir bakıyor"başım belaya girmesin" gibisinden ve cevap veriyor: "Hani Başbakan'ın İsviççede bir kaç hesabı var diyen internet değil mi? "O çok konuşuldu TV'lerde dur bakalım işin sonu nereye varacak?"Muhabir bunca yanlış sorudan sonra doğru bir şey söyleyen adamın işini ve tahsilini merek ederek soruyor:"Amca sen ne iş yapıyorsun,tahsilin ne?"Aldığı yanıt daha da ilginç ve düşündürücü:"Ben emekliyim,okuma-yazma bilmem ama haberleri TV'den takib ediyorum." Muhabirin şaşkınlığı geçmeden bir başkasına sormaya devam ediyor...
"Wikileaks Nedir?" "Profesör Profesör,bilgisayar Profesörü"
"Ya aklımda kaldığın göre dondurma olması lazım"

Ve değerli dostlar,öğrenciler sokaklarda coplanıyorlar,insanlar aç-susuz,kredi kartı borçluları çığ gibi,intiharlar,işsizler her gün artıyor,emekliler artık akşam saat 18'den sonra pazar artıkları toplayarak sözde geçinmeye çalışıyor!..
Devlet büyüklerimiz "Üç çocuk yapın" talimatı veriyor...
TIPKI OVAAZATLI'DA OLDUĞU GİBİ,ÜLKENİN KİMİ BÖLGELERİNDE SANDIKLAR AÇILIYOR VE OYLAR AKP'YE!!!
Neden?
Ben sosyoloğ değilim,cevabını onlar versin.

7 Aralık 2010 tarihinde GG'de yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "İşkence sokağa taştı" başlıklı yazısına yaptığım yorum.

3 Aralık 2010 Cuma

BARIŞ YARKADAŞ'IN "CHP'NİN OYLARI YÜKSELİYOR MU? "YAZISI VE CEVABIM:

CEVABIM:
--------
Sayın Barış Yarkadaş,
"Listeyi kendisi hazırlıyor"sözünüze gerçekten de siz inanıyormusunuz?O listeyi örgüt deneyimi olmayan Kılıçdaroğlu'nun hazırladığına ilişkin yorumunuz çok zorlama bir görüş.Siz de,GG okuyucuları olarak bizlerde biliyoruz ki, listenin tek sahibi,sorumlusu,düzenleyicisi Gürsel Tekin'dir.
"3.Yol" tanımlamanıza gelince;12 Eylül 1980 öncesini anımsar gibi oldum! Sahi bu "3. Yol" un kapsama alanında kimler var acep?Liberaller ve muhafazakarlar "3. Yol"un doğal müttefikleri mi?"“Üniversiteye türban girdiyse bunun mimarı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları olmasa YÖK bunu yapabilir miydi?”diyen Gürsel Tekin'in sağa açılım politikalarının sonucu mudur ve de hukuksuzluğa davetiye değilmidir bu sözler?
Ya da "3.Yol" kime,kimlere karşıdır?Örneğin:Laik Cumhuriyetçi,Ulusalcı,anti kapitalist-emperyalist kesimlere karşı mıdır?
Sayın Yarkadaş,"Yeni CHP"ni anlamakta zorlanmam;Bunun CHP köklerinden koparılması olarak algılarım da,lütfen bağışlayın,"İç devrim"in içeriğini anlamakta zorlanıyorum. CHP'nin yeni yönetimi hangi sıçramaları yapmıştır da "İç devrim"i politik literatürümüze kazandırmıştır?
Sonuç olarak;Tezleriniz belirli bir kişiye odaklı,abartılı görüşler olup,objektif,somut durumu yansıtmamaktadır.
--------------------------------
Barış Yarkadaş
CHP'NİN OYLARI YÜKSELİYOR MU?

3 Aralık 2010
CHP’nin oyları yükseliyor mu?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, fıtık ameliyatı sonrası evinde dinlenirken, kurultaya ilişkin kararını da verdi. Parti içindeki gelişmeleri “dışarıdan” izleme fırsatı bulan ve vaktinin önemli bir kısmını okuyarak geçiren Kılıçdaroğlu, tabloyu daha net görme imkanı buldu. Ayağa kalkar kalkmaz da “Nerede kalmıştık?” diye sordu ve Bursa’nın yolunu tuttu.

Kılıçdaroğlu’nun Bursa gezisi, aynı zamanda olağanüstü kurultay tarihinin açıklanmasına da denk geldi. Kurmayları Gürsel Tekin ile Umut Oran’ı yanına oturtan Kılıçdaroğlu, Bursa İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, hem kurultayın tarihini verdi, hem de “yöntem”i açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Kurultaya blok liste ile gideceğiz, listeyi de bizzat kendim yazacağım” dedi.

ALTI FARKLI MESAJ

CHP Genel Başkanı’nın Bursa İl Örgütü’nde dile getirdiği sözler altı farklı alana mesaj veriyor. Kılıçdaroğlu, “Listeyi kendim hazırlayacağım” sözüyle, halka ve seçmenlerine, “Lider benim” mesajı veriyor. Aynı açıklama, Baykal ve Sav’a da bir dolaylı bir mesaj yolluyor. “Yeni PM için olası liste pazarlığı”nın önü kesilerek, “İstişareye evet, pazarlığa hayır” deniliyor. “Liste”ye yönelik vurgu, “Üzerimde bir vesayet yok, bununla ilgili dedikodu yapmayın” mesajını da barındırıyor. Kılıçdaroğlu ve ekibinin “uyumlu” çalışmasından rahatsız olan bazı çevreler, bir süredir dedikodu kazanını kaynatmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu, bu dedikoduların önünü yaptığı açıklamayla kesiyor.

ÖRGÜTE NE DEDİ?

Kılıçdaroğlu’nun Bursa’da verdiği mesajın üç hedefi ise tamamen örgüt…Bir önceki yazımızda, “Kılıçdaroğlu kurultay kararı aldığı taktirde, bana güvenen arkamdan gelsin, diyecek” ifadesini kullanmıştık. “Listeyi ben hazırlayacağım” diyen Kılıçdaroğlu, “Kurultay Delegesi”ne seslenerek, “Sizden yetki istiyorum” diyor. Toplantının Bursa İl Başkanlığı’nda yapılması ise örgüte yönelik bir çağrı niteliği taşıyor. CHP Genel Başkanı, “Kendimi örgüte emanet ediyorum” mesajı veriyor. Listenin açıklanması sonrası yaşanacak olası “kırgınlık ve küskünlükler”i önlemek ve genel başkan yardımcılarına yönelecek tepkiyi en aza indirgemek isteyen CHP lideri, bu yüzden “Listenin altında benim mührüm var, kimseye tepki göstermeyin” deme ihtiyacı hissediyor.

PSİKOLOJİK DUVAR AŞILIYOR

Siyasetin semboller ve algıları yönetme üzerinden yapıldığını bilen Kılıçdaroğlu, böylece 18 Aralık’ta yapılacak olan olağanüstü kurultay öncesi, karşısına çıkarılmak istenen engellerin bir kısmını da ortadan kaldırmış oluyor. Bir süredir parti içinde yaşanan huzursuzluğu kurultay yaparak bitirmeyi hedefleyen Kılıçdaroğlu, 18 Aralık günü, hem listeye, hem de yeni döneme damgasını vurmaya hazırlanıyor. Genç ve yeni kadrolarla “iktidara koşmayı” hedefleyen Kılıçdaroğlu, yeni dönemde izleyeceği politikaların alt yapısını da oluşturmaya çalışıyor.

3. YOL VURGUSU

Geride bıraktığımız günlerde TV 8’de katıldığım 50 Dakika adlı programda, Bahar Feyzan’ın sorularını yanıtlarken, CHP’nin yeni dönemdeki politikasının temelinin “3. Yol” üzerine kurulacağını anlattım. Etnik ve dinsel kimlikler üzerinden kurulan siyaset dilinin Türkiye’yi bir açmaza sürüklediği çok açık… Bu açmazdan çıkmanın tek yolu ise, barışçı, uzlaşmacı, çözüm öneren, gerçek anlamda demokrasiyi savunan bir dil oluşturmaktan geçiyor. Bu dilin inşası ise, “sosyal demokrasi”nin ilkeleri üzerinde kurulmalı… "Sosyal Devlet - Sosyal Adalet ve Sosyal Refah''ın vurgulanacağı 3. Yol, kısa sürede ciddi bir seçenek haline gelecektir...

CHP "YENİ BİR HAYAT" VAAT ETMELİ

Kurultay hazırlığı yapan CHP, 18 Aralık’ta bunları mutlaka anlatmaya başlayacaktır. Enerjisini parti içine harcamaktan kurtulabilen CHP, Türkiye’nin zengin – yoksul tüm kesimlerine “yeni bir hayat”ın güvencesini verdiği taktirde, sandığa gitmeyen 10 milyon kişinin de çekim alanına girecektir. Ama bunun için; doğru hedefleri bulmak ve doğru bir strateji kurmak gerekir.

CHP’nin 3 Kasım 2010 tarihinde yaşadığı “iç devrim” bu stratejinin ilk adımlarından sayılabilinir. Önder Sav’ın görevden alınması ve MYK listesinin dışında tutulması, CHP’ye en az üç puanlık bir sıçrama yaptırdı. Bunu yaklaşık 15 gün önce Habertürk TV’de anlatmış ve “CHP’nin oyu yüzde 30” demiştim. Araştırmacı – SONAR Başkanı Hakan Bayrakçı ise buna itiraz etmiş, “Hayır, yüzde 25” ifadesini kullanmıştı. Sanırım, o gün söylediğime Hakan Bayrakçı da inandı ki; cumartesi günü Beşiktaş’ta yapılacak olan katılım töreninde CHP’ye üye olma kararı aldı.

Peki CHP’deki bu yükselişin kaynağı ne?
CHP neden yüzde 30.4 bandına oturdu?

DEVRİM HEYECANI ARTIRDI

Bunun en temel sebebi kuşkusuz, “iç devrim.” Kılıçdaroğlu, Önder Sav vesayetinden kurtulduğunu gösterdiği andan itibaren, “liderlik algısı”nı lehine çevirdi. Hemen ardından oluşturduğu yeni MYK ise, bu algıyı daha da pekiştirdi. “Kadro ve Lider Değişimi”ni olumlu bulan kitleler, CHP’ye yönelmeye başladı. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde duran tüm araştırmalar, bu tespitlerimizi doğruluyor. Yüzde 30 bandını aşmaya başlayan CHP, “çok büyük bir hata yapmadığı taktirde” 2011 genel seçimlerinde yüzde 35’in üzerinde bir oy alma potansiyeline de sahip görünüyor.

MHP TÖKEZLEDİĞİ İÇİN...

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için, muhalefet partisi MHP’nin de yükselişe geçmesi gerekiyor. Bugün yüzde 11 dolaylarında dolaşan MHP, haziran ayına kadar toparlandığı taktirde, AKP’nin tahtının sallanacağı görülüyor. Çünkü; MHP zayıfladıkça, bugün yüzde 44 bandında dolaşan AKP konumunu daha da güçlendiriyor. PKK’nın eylemlerinin azalması üzerine neredeyse “söyleyecek sözü kalmayan” MHP, siyaset arenasındaki etkinliğini de yitiriyor. AKP bunu bildiğinden dolayı, PKK’nın eylem yapmaması için gerekli tüm zeminleri oluşturuyor. Çünkü; MHP yükseldikçe AKP iniyor… MHP ve CHP bir oy daha fazla aldıkça, AKP’nin sandalye sayısı azalıyor. Türkiye’ye ilişkin bir perspektifi olmayan MHP’nin içine girdiği ideolojik kısırlık, bu partiyi yüzde 10 barajının etrafında dolaştırırken, bundan en çok AKP faydalanıyor…

'YENİ CHP' SÖZÜNÜN İÇİ DOLMALI

CHP’nin 18 Aralık’ta yapacağı kurultay, bu yüzden daha bir önem kazanıyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu, 18 Aralık tarihinde “Yeni CHP” sözünün içini doldurarak kitlelere “iktidar olacağız” mesajını verdiği taktirde, hükümet olma yolunda önemli bir adım atacaktır. Bunun yolu ALTI OK'un ilkelerine sıkı sıkıya sahip çıktığını göstermek, bu ilkeleri ZENGİNLEŞTİRMEK, çağa uyarlamak ve ayakları yere basan bir program ortaya koymaktan geçiyor.

CHP SEÇİMİ YÜZDE 35'LE KAPATABİLİR

Programın yanı sıra, yeni ve dinamik bir kadroyla halkın karşısına çıkması gereken Kılıçdaroğlu, "iktidarı istediği"ni de kararlılıkla vurgulamalı. Bunlar yapıldığı taktirde, ARAŞTIRMACILARA GÖRE, bugün itibariyle yüzde 30.4 olan oyların, 35 – 36’lara çıkmasının sürpriz olmayacağı ifade ediliyor. Kılıçdaroğlu yeter ki; doğru bir strateji kursun ve o stratejiyi eksiksiz bir şekilde hayata geçirecek kadroları seçsin… Gerisini de halka bıraksın… Halk, kendisini iktidara taşıyacak liderlerinin izinden gitmeye ve AKP karanlığını tarihe gömmeye hazır zaten…

Bunu görüyor, hissediyoruz...



3 Aralık 2010 tarihinde GERÇEK GÜNDEM .COM'da yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın CHP"'nin oyları yükseliyor mu?" başlıklı yazısı ve yanıtım.