Düğmeye basılmş gibi bir noktadan top yekün saldırıya geçtiler.Demek ki Kılıçdaroğlu'nun sosyal politikalara dokunma stratejisi ses getiriyor.Kurultaydan beri Tarhan Erdemlerinden,Taha Akyollarına,M.Ali Birandlarından,Cüneyt Özdemirlerine kadar panik içindeler! Ve durmadan,usanmadan saldırıyorlar! Ne yazık ki bu koroya Algan Hacaloğlu,Nur Serter ve Savcı Sayan gibi "CHP"liler de katkı sağlıyor."Efendim MYK'da dışardan PM'ne giren dört kişi için toplantı yapılmamıştır." Peki bunun tartışma yeri Yiğit Bulut'un başında bulunduğu HABERTURK'müdür? CNNTURK,NTV midir? Düne kadar "örgüt" diyen ağızlar bugün örgütü yok mu sayıyorlar?Yazık!Gerçekten bu insanların parti anlayışlarına yazık!
Sayın Yarkadaş, "Kılıçdaroğlu için zorlu bir sürecin başladığının işaretidir bu." derken çok haklı bir tesbitte bulunuyorsunuz.Ancak,zorlukların aşılmasındaki takdiksel önerilerinizi çok doyurucu bulmadım.Dahası yanlı buldum.Siz, size çok yakın birilerini işaret ederek,"çekirdek kadro"yla bu sorunun çözüleceğinin umuyorsunuz ve yanılıyorsunuz.
Sayın Yarkadaş,CHP sağcı ve sağ bakış açısıyla bu sorunların üstesinden gelemez. CHP sol kadrolarla ve halkla daha sık kucaklaşarak "paranın padişahlığı"nı yok eder ve iktidar olur! Yoksa gerisi zaman kayıbıdır.
27 Mayıs 2010 Tarihinde gerçek gündem.com'da çıkan Barış Yarkadaş'ın "Ahmet Hakan'ın çağrısı ve Kılıçdaroğlu" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
27 Mayıs 2010 Perşembe
25 Mayıs 2010 Salı
CHP KURULTAYI VE KILIÇDAROĞLU'NUN GENEL BAŞKANLIĞI(2)
Erdem AKEL
25 Mayıs 2010 10:09
"SONUC OLARAK:CHP sini AKP lelilestirmek icin buyuk bir caba var."
------------------
demokrasi
25 Mayıs 2010 01:11
medyanın Gürsel Tekin'i bu kadar pompalamasına anlam veremiyorum vermekte istemiyorum.
-------------------------------
Yukarda iki değerli arkadaşımızın iki ayrı cümlesine dikkatinizi çekmek isterim.İki arkadaşımız da ortak endişeleri paylaşıyor dersek yanlış söylemde bulunmuş olamayız değilmi?
Değerli dostlar, konuyu daha da açarsak sevgili Erdem Akel doğru bir tesbitte bulunarak olası bir tehlikeye "dikkat" çekmek istiyor.
Demokrasi rumuzlu arkadaşımız ise; Medyanın uzun zamandır bizlere dayatmak istediği bir yönlendirmeyi sorguluyor.Diyor ki:"Sayın Gürsel Tekin hangi özgün çalışmalar,hangi argümanlar nedeniyle medyada bu denli yer tutabiliyor?"
Çok doğru bir soru.Örneğin:Ben İstanbul/Kadıköy İlçesi'nde oturan bir yurttaşım.Tüm yakınlarım birilerinin "başarılı çalışmaları" nedeniyle etkilenip CHP'ne oy vermiş değillerki. İnsanlar AKP'nin uyguladığı siyasal-ekonomik politikalar nedeniyle CHP'ne daha yakın durmuşlar,oy vermişlerdir.
Halbuki bu süreçte neler yaşanmadı? Kara çarşaf açılımı,"Üç bin yıldır bu coğrafyada çarşaf var söylemleri..." Hep sağ ideolojiye sempati mesajları ve sağ kitlelere gönderilen "selam"lar.
Halbuki 1938'de Atatürk'ün ölümüyle,özellikle de 1950 DP'nin iktidarıyle birlikte bu ülkede hep sağ iktidardadır ve sağcı politikalar uygulanmaktadır.Eh gelinen nokta,gelişmişlik düzeyimiz bellidir.Tüm bunlar bilinirken,CHP'nin dümenini hala sağa kırdırma çabaları, sol'a duvar ördürülme hamleleri olacaksa teşhir edilmeli,sorgulanmalı ve bu perspektiften yola çıkarak tartışmamızı sürdürmeliyiz.
Dilerim sayın Kılıçdaroğlu parlatılmış öğelerin telkinleriyle değil,emeğin ve emekçinin,bağımsızlık yanlılarının talepleri doğrultusunda politika belirler.
22 Mayıs 2010 Tatihinde GG.COM'da yer alan Barış Yarkadaş'ın "CHP Kurultayında ne gördüm?" başlıklı yazısına(1 ve 2) yaptığım yorumdur.
25 Mayıs 2010 10:09
"SONUC OLARAK:CHP sini AKP lelilestirmek icin buyuk bir caba var."
------------------
demokrasi
25 Mayıs 2010 01:11
medyanın Gürsel Tekin'i bu kadar pompalamasına anlam veremiyorum vermekte istemiyorum.
-------------------------------
Yukarda iki değerli arkadaşımızın iki ayrı cümlesine dikkatinizi çekmek isterim.İki arkadaşımız da ortak endişeleri paylaşıyor dersek yanlış söylemde bulunmuş olamayız değilmi?
Değerli dostlar, konuyu daha da açarsak sevgili Erdem Akel doğru bir tesbitte bulunarak olası bir tehlikeye "dikkat" çekmek istiyor.
Demokrasi rumuzlu arkadaşımız ise; Medyanın uzun zamandır bizlere dayatmak istediği bir yönlendirmeyi sorguluyor.Diyor ki:"Sayın Gürsel Tekin hangi özgün çalışmalar,hangi argümanlar nedeniyle medyada bu denli yer tutabiliyor?"
Çok doğru bir soru.Örneğin:Ben İstanbul/Kadıköy İlçesi'nde oturan bir yurttaşım.Tüm yakınlarım birilerinin "başarılı çalışmaları" nedeniyle etkilenip CHP'ne oy vermiş değillerki. İnsanlar AKP'nin uyguladığı siyasal-ekonomik politikalar nedeniyle CHP'ne daha yakın durmuşlar,oy vermişlerdir.
Halbuki bu süreçte neler yaşanmadı? Kara çarşaf açılımı,"Üç bin yıldır bu coğrafyada çarşaf var söylemleri..." Hep sağ ideolojiye sempati mesajları ve sağ kitlelere gönderilen "selam"lar.
Halbuki 1938'de Atatürk'ün ölümüyle,özellikle de 1950 DP'nin iktidarıyle birlikte bu ülkede hep sağ iktidardadır ve sağcı politikalar uygulanmaktadır.Eh gelinen nokta,gelişmişlik düzeyimiz bellidir.Tüm bunlar bilinirken,CHP'nin dümenini hala sağa kırdırma çabaları, sol'a duvar ördürülme hamleleri olacaksa teşhir edilmeli,sorgulanmalı ve bu perspektiften yola çıkarak tartışmamızı sürdürmeliyiz.
Dilerim sayın Kılıçdaroğlu parlatılmış öğelerin telkinleriyle değil,emeğin ve emekçinin,bağımsızlık yanlılarının talepleri doğrultusunda politika belirler.
22 Mayıs 2010 Tatihinde GG.COM'da yer alan Barış Yarkadaş'ın "CHP Kurultayında ne gördüm?" başlıklı yazısına(1 ve 2) yaptığım yorumdur.
CHP KURULTAYI VE KILIÇDAROĞLU'NUN GENEL BAŞKANLIĞI(1)
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun emek ağırlıklı saydam konuşmasını sanki kurultay salonundaymış gibi coşkuyla dinledim."Böylesine coşkulu bir günde bu yorum yapılırmı?" diye kızanlar olacaktır şimdi.Konu şu:"CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin de sanatçılar Yavuz Bingöl ve Edip Akbayram'la salona geldi." haberini gg'de okuduk.Bay Yavuz Bingöl Dolmabahçe kahvaltıcılarının baş aktörlerinden değilmiydi? Daha sıcağı bile soğmamış bir olayın ertesinde herkesi "balık hafızalı" sanmak insanlara hakarettir. İlkeli ve tüm yaşamını emekten yana,emekçiden yana adamış değerli Edip Akbayram'ı tenzih ederek diyorum ki;Her çiçekten bal alma fiğürleriyle kurultaya gelmek ilerde mutlaka tartışılmalıdır.Dün akşam HABERTÜRK'de tartışmaları izlerken Onur Akın'ın Ufuk Uras'a atıfta bulunarak "Sevgili Ufuk Uras..."diye başlayan övgü dolu sözcükleri edeceksin,Dolmabahçe'de "Recep Bey"in karşısında arzu-endam eyleyeceksin ve bugün de CHP kurultayına katılacaksın.Bu nedir biliyormusunuz? Bu;"Ben işime,çıkarıma ve rüzgara bakarım..." mantığı ile özdeş bir harekettir.Yarın AKP'nin kurultayı olsun Onur Akın ve Yavuz Bingöl koşarak gideceklerinden emin olabilirsiniz. Bunu içine sindirenler sindirsin.Biz sindirmeyeceğiz,sindirmemiz gerekir.Kurultay salonuna özgün fikirlerinle gelirsen anlamlı olur,gösteri dünyasının popülist isimleriyle değil.
33.Kurultay Türkiye üzerindeki karabasandan kurtulmak için bir umut olmuştur!Bu umudu yeşerten sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu,kim ne derse desin sayın Önder Sav'ın uzak görüşlülüğünü içtenlikle kutluyor,iktidara giden bu yolda kendilerine,CHP'ne tüm halka kolaylıklar diliyorum!
33.Kurultay Türkiye üzerindeki karabasandan kurtulmak için bir umut olmuştur!Bu umudu yeşerten sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu,kim ne derse desin sayın Önder Sav'ın uzak görüşlülüğünü içtenlikle kutluyor,iktidara giden bu yolda kendilerine,CHP'ne tüm halka kolaylıklar diliyorum!
18 Mayıs 2010 Salı
KILIÇDAROĞLU'NUN GENEL BAŞKAN ADAYLIĞI(2)
Değerli arkadaşlar,
Çok iyi bildiğiniz gibi,CHP sol'un ana öğesi değildir.Bu nedenle CHP'den kimi köklü sınıfsal sıçramalar yapmasını bekleyemeyiz.Kaldı ki;batıdaki sosyal demokratlar gibi CHP'nin kökleri Marksizme dayanmamaktadır.Yani sol'dan esinlenme,örnek alma skalası düşüktür.Yorumlardan gördüğünüz üzere,parti üyelerinin büyük çoğunluğu da sağ'dan çok sol'a daha fazla mesafeli durmayı yaşam biçimine dönüştürmüşlerdir.Bir-iki gün önce yorum yapan bir CHP'li yurttaş: "Partinin iktidar yolu ,ekonomi ile ilgili , özellikle serbest ekonomi ile ilgili düşüncelere ön yargı ile yaklaşmayan sağlam CHP'li arkadaşlara büyük önem verilmesinden geçmektedir.Ama iktidar olmamız bu yoldan geçmektedir.Aksi takdirde CHP dışındaki sosyal demokrat , hatta sosyalist partilerin şu andaki durumunu bir gözden geçirin derim. Buralardaki sonucu hüsranla biten gelişmeler birşey ifade etmiyormu?" diyor.Yani ABD emperyalizminin dayattığı siyasal ve ekonomik reçeteleri kabul edelim ("Diğer sol kabul etmedi,silindir gibi üzerlerinden geçildi" demek istiyor.) ve iktidar olalım diyor.Nedir bu "serbest ekonomi?" Serbest piyasa ekonomisi demek istiyor sanırım.Bu arkadaş gibileri bilmiyorlar ki;24 Ocak 1980'den beri bu ülkede sözde serbest piyasa ekonomisi,yani talan,yolsuzluk ekonomisi uygulanıyor.Sonuç; Daha çok açlık,sefalet,yolsuzluk,işsizlik ve talan!..
Tüm bunları alt alta sıraladığımızda tabiki CHP'den ve olası Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan beklentilerimiz sınırlıdır.Tarikatlardan,cemaatlerden uzak,yargıya müdahalesiz,talana ve yolsuzluğa kısmen dur diyebilecek,laik Cumhuriyet'in dönüştürülmesine ilişkin hamlelerin sonlandırıldığı bir Türkiye'de yaşamak bizleri bu kadar yormaz!
Çok iyi bildiğiniz gibi,CHP sol'un ana öğesi değildir.Bu nedenle CHP'den kimi köklü sınıfsal sıçramalar yapmasını bekleyemeyiz.Kaldı ki;batıdaki sosyal demokratlar gibi CHP'nin kökleri Marksizme dayanmamaktadır.Yani sol'dan esinlenme,örnek alma skalası düşüktür.Yorumlardan gördüğünüz üzere,parti üyelerinin büyük çoğunluğu da sağ'dan çok sol'a daha fazla mesafeli durmayı yaşam biçimine dönüştürmüşlerdir.Bir-iki gün önce yorum yapan bir CHP'li yurttaş: "Partinin iktidar yolu ,ekonomi ile ilgili , özellikle serbest ekonomi ile ilgili düşüncelere ön yargı ile yaklaşmayan sağlam CHP'li arkadaşlara büyük önem verilmesinden geçmektedir.Ama iktidar olmamız bu yoldan geçmektedir.Aksi takdirde CHP dışındaki sosyal demokrat , hatta sosyalist partilerin şu andaki durumunu bir gözden geçirin derim. Buralardaki sonucu hüsranla biten gelişmeler birşey ifade etmiyormu?" diyor.Yani ABD emperyalizminin dayattığı siyasal ve ekonomik reçeteleri kabul edelim ("Diğer sol kabul etmedi,silindir gibi üzerlerinden geçildi" demek istiyor.) ve iktidar olalım diyor.Nedir bu "serbest ekonomi?" Serbest piyasa ekonomisi demek istiyor sanırım.Bu arkadaş gibileri bilmiyorlar ki;24 Ocak 1980'den beri bu ülkede sözde serbest piyasa ekonomisi,yani talan,yolsuzluk ekonomisi uygulanıyor.Sonuç; Daha çok açlık,sefalet,yolsuzluk,işsizlik ve talan!..
Tüm bunları alt alta sıraladığımızda tabiki CHP'den ve olası Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan beklentilerimiz sınırlıdır.Tarikatlardan,cemaatlerden uzak,yargıya müdahalesiz,talana ve yolsuzluğa kısmen dur diyebilecek,laik Cumhuriyet'in dönüştürülmesine ilişkin hamlelerin sonlandırıldığı bir Türkiye'de yaşamak bizleri bu kadar yormaz!
KILIÇDAROĞLU'NUN GENEL BAŞKAN ADAYLIĞI (1)
Değerli Yarkadaş,
Tüm insanlık değerlerinin yerlerde süründüğü bugünlerde bir sosyalist olarak ülkede ve CHP'de yaşananlara kaygılanmamak olası değil.Ahlaksızca medyaya servis edilen bir CD'nin sonuçları değildir bunlar.Yaşananlar emperyalizmin ülkemizdeki uzun yıllardır uyguladığı "dönüştürme","dizayn etme" mühendislik çalışmalarından sadece bir tanesidir.Amaç bütün kurum ve kuruluşları işlevsiz bırakıp,kaos ortamı yaratmak ve bu karmaşada çıkarlarına uygun politikaları hayata geçirmek ABD Emperyalizminin bilinen yüzüdür.
CHP özeline gelirsek;Tüm parti yönetimleri bu kahrolası karabasan siyasetinin teorik ve pratik yönlerini bilmelerine karşın,neden hala namuslu insanların adaylığını "ihanet" gibi ağır sözcüklerle eleştirme bilgisizliğini gösterebiliyorlar?
İhanet, sayın Baykal'a rağmen aday olmak değildir.
İhanet,emperyalizme karşı birleşmemektir.
Kimseyi kastederek söylemiyorum ama ihanet, böylesine karanlık günlerde bireysel çıkarları toplumsal çıkarların önünde tutmaktır!
Partiye Genel Başkan olmak isteyenleri "ihanet"le suçlayanları İran 1979'u bir daha okumalarını öneririm.
Bu nedenlerle;Emperyalizmin,tarikatların,cemaatlerin ve diğer güç odaklarının uydusu olmayacaksa-ki genel kanı bu yöndedir-yolsuzluğa,hırsızlığa ve talana karşı mücadele edecekse...
Gericiliğe karşı,Laik Cumhuriyet'in devrim yasalarını tekrar yaşama geçirmeyi görev biliyorsa,yandaş yargıyı değil,hukukun üstünlüğünü sağlayacak yasaları eğemen kılmayı amaç ediniyorsa...
Neden sayın KILIÇDAROĞLU olmasın.
17 Mayıs 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da Barış Yarkadaş'ın"Kılıçdaroğlu düğümü çözdü" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
Tüm insanlık değerlerinin yerlerde süründüğü bugünlerde bir sosyalist olarak ülkede ve CHP'de yaşananlara kaygılanmamak olası değil.Ahlaksızca medyaya servis edilen bir CD'nin sonuçları değildir bunlar.Yaşananlar emperyalizmin ülkemizdeki uzun yıllardır uyguladığı "dönüştürme","dizayn etme" mühendislik çalışmalarından sadece bir tanesidir.Amaç bütün kurum ve kuruluşları işlevsiz bırakıp,kaos ortamı yaratmak ve bu karmaşada çıkarlarına uygun politikaları hayata geçirmek ABD Emperyalizminin bilinen yüzüdür.
CHP özeline gelirsek;Tüm parti yönetimleri bu kahrolası karabasan siyasetinin teorik ve pratik yönlerini bilmelerine karşın,neden hala namuslu insanların adaylığını "ihanet" gibi ağır sözcüklerle eleştirme bilgisizliğini gösterebiliyorlar?
İhanet, sayın Baykal'a rağmen aday olmak değildir.
İhanet,emperyalizme karşı birleşmemektir.
Kimseyi kastederek söylemiyorum ama ihanet, böylesine karanlık günlerde bireysel çıkarları toplumsal çıkarların önünde tutmaktır!
Partiye Genel Başkan olmak isteyenleri "ihanet"le suçlayanları İran 1979'u bir daha okumalarını öneririm.
Bu nedenlerle;Emperyalizmin,tarikatların,cemaatlerin ve diğer güç odaklarının uydusu olmayacaksa-ki genel kanı bu yöndedir-yolsuzluğa,hırsızlığa ve talana karşı mücadele edecekse...
Gericiliğe karşı,Laik Cumhuriyet'in devrim yasalarını tekrar yaşama geçirmeyi görev biliyorsa,yandaş yargıyı değil,hukukun üstünlüğünü sağlayacak yasaları eğemen kılmayı amaç ediniyorsa...
Neden sayın KILIÇDAROĞLU olmasın.
17 Mayıs 2010 tarihinde gerçek gündem.com'da Barış Yarkadaş'ın"Kılıçdaroğlu düğümü çözdü" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
12 Mayıs 2010 Çarşamba
BAYKAL'IN İSTİFASI
Değerli Yarkadaş,
"Kaset olayı" gibi aşşağılık bir konuya girmeden sizin de dikkat çektiğiniz üzere, Baykal'ın söylediklerinin altı çizilmesi gereken bir kaç konunun üzerinde kısaca durmak istedim.
Ne diyor sayın Baykal:"CHP'ni yeniden dizayn etmek isteyenlere bir fırsat sunuyorum." Bu sözün açılımı mutlaka yapılmalıdır. "Dizayn" işi içinde olanlar parti içinden mi?Parti dışından mı? Yada okyanus ötesinden mi? Bu soruların cevapları mutlaka verilmelidir.
29 Mart yerel seçimlerinden kısa süre önce Atatürkçü bir parti olan CHP'nin devrim yasalarını görmezden gelip, asla yapmaması gereken bir eyleme imza atarak kara çarşaf açılımı yapması,bir kaç hafta önceki "Kutlu Doğum Haftası" "dizayn" işinin bir parçasımıydı?
"Düşman cephesi"nin daraldığını söylüyorsunuz,kısa bir süre için bu söylediğinizi doğru kabul edelim.İlkeler nerede sayın Yarkadaş? "Okyanus ötesindeki güçler Türkiye'yi "Ilımlı İslam"a göre şekillendirmeye çalışıyorlar!İsrail ve ABD'den söz ederken ülkenin iç dinamikleiymiş gibi söz eder olduk artık. "T.C'nin kuruluş felsefesi,üniter yapı,ulus devlet tehlike altında!.." gibi argümanlar ajitasyon gereği söylenmiş laflarmıydı? Teslim olursan "düşman" sözcüğünün anlamı ortadan kalkar zaten. Hani şu bizim "komşularımızla sıfır sorun"lu dış politik yol haritamız gibi...
"Cemaat, son atağıyla, “AKP’yle bağlarını koparabileceği” ne sevineli mi? Şu son medyaya yansıyan konuşmayla Pensilvanya'daki emekli imamın meşruluğu katlanarak artmamışmıdır?
Son olarak CHP'nin başına kim gelecek? CHP'nin beslenmesi gereken damarlar sol'dur,emekçilerdir,işçi sınıfıdır.Özellikle sol'a uzanan damarın tıkanıklığı giderilirse vücut kendisini yeniler ve 70'lerdeki konumuna yükselir!
Yoksa düşünmek bile istemiyorum.
11 Mayıs 2010 tarihinde GG.com'da yayımlanan Barış Yarkadaş'ın yazısına yaptığım yorum.
"Kaset olayı" gibi aşşağılık bir konuya girmeden sizin de dikkat çektiğiniz üzere, Baykal'ın söylediklerinin altı çizilmesi gereken bir kaç konunun üzerinde kısaca durmak istedim.
Ne diyor sayın Baykal:"CHP'ni yeniden dizayn etmek isteyenlere bir fırsat sunuyorum." Bu sözün açılımı mutlaka yapılmalıdır. "Dizayn" işi içinde olanlar parti içinden mi?Parti dışından mı? Yada okyanus ötesinden mi? Bu soruların cevapları mutlaka verilmelidir.
29 Mart yerel seçimlerinden kısa süre önce Atatürkçü bir parti olan CHP'nin devrim yasalarını görmezden gelip, asla yapmaması gereken bir eyleme imza atarak kara çarşaf açılımı yapması,bir kaç hafta önceki "Kutlu Doğum Haftası" "dizayn" işinin bir parçasımıydı?
"Düşman cephesi"nin daraldığını söylüyorsunuz,kısa bir süre için bu söylediğinizi doğru kabul edelim.İlkeler nerede sayın Yarkadaş? "Okyanus ötesindeki güçler Türkiye'yi "Ilımlı İslam"a göre şekillendirmeye çalışıyorlar!İsrail ve ABD'den söz ederken ülkenin iç dinamikleiymiş gibi söz eder olduk artık. "T.C'nin kuruluş felsefesi,üniter yapı,ulus devlet tehlike altında!.." gibi argümanlar ajitasyon gereği söylenmiş laflarmıydı? Teslim olursan "düşman" sözcüğünün anlamı ortadan kalkar zaten. Hani şu bizim "komşularımızla sıfır sorun"lu dış politik yol haritamız gibi...
"Cemaat, son atağıyla, “AKP’yle bağlarını koparabileceği” ne sevineli mi? Şu son medyaya yansıyan konuşmayla Pensilvanya'daki emekli imamın meşruluğu katlanarak artmamışmıdır?
Son olarak CHP'nin başına kim gelecek? CHP'nin beslenmesi gereken damarlar sol'dur,emekçilerdir,işçi sınıfıdır.Özellikle sol'a uzanan damarın tıkanıklığı giderilirse vücut kendisini yeniler ve 70'lerdeki konumuna yükselir!
Yoksa düşünmek bile istemiyorum.
11 Mayıs 2010 tarihinde GG.com'da yayımlanan Barış Yarkadaş'ın yazısına yaptığım yorum.
BAYKAL'IN İSTİFASINDAN SONRAKİ TARTIŞMALAR
Sayın M.Göktuğ sevgili Erde Akel,
Akıl vermek asla haddime değil.Ama önce bir sakin olmamız gerekir bu bir.
İkincisi, bu sitede bile aynı politik görüşteki insanları karşı karşıya getirmek için,kavga ettirmek için açıkcası birliğimizi provoke etmek için hangi tosuncukların hareket halinde olduklarını en az sizler de benim kadar biliyorsunuz.
Sayın Göktuğ,sevgili Akel'in CHP'nin kurumsal kişiliğine ve üyelerine yönelik hakaret içerici bir söyemi yok.Hepimiz üzüldük sosyal demokrat bir çınarın gidişine.Ancak, Akel'in dediği başka bir şey,nedir biliyormusunuz? "Acıyı içine gömmek!"le eş anlamlı "vakur" duruş varya;"işte CHP'liler bu duruşu sergilemeliydi" demek istiyor ve bende katılıyorum.
"Ne ilgisi var?" demeyin ama var ve bir örnek vereceğim:Çanakkale'de,Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın diğer cephelerinde emperyalizme karşı savaşta yanındaki arkadaşını yitiren asker tepkisini,hüznünü ağlayarak mı dışa vururdu yoksa, bütün hıncını ve acısını içine mi gömerdi?
İşte bu emperyalizme karşı ikinci bir ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI'dır ve bu savaşın gerekleri duygusallığı değil,akılcı olmayı,bilimsel düşünmeyi ve birleşik mücadeleyi içermektedir!
Bu bakımdan;düşmeyelim,düşmeyin karanlığın ağlarına!..
Kenetlenmmiş kalın,sevgiyle kalın!
11 Mayıs 2010 Tarihinde gg.com'da yer alan Barış Yarkadaş'ın "Fetullah Gülen,CHP ve bundan sonrası" başlıklı yazısına yorum yapan iki kişinin "kapışmalarına"ilişkin yaptığım yorumdur.
Akıl vermek asla haddime değil.Ama önce bir sakin olmamız gerekir bu bir.
İkincisi, bu sitede bile aynı politik görüşteki insanları karşı karşıya getirmek için,kavga ettirmek için açıkcası birliğimizi provoke etmek için hangi tosuncukların hareket halinde olduklarını en az sizler de benim kadar biliyorsunuz.
Sayın Göktuğ,sevgili Akel'in CHP'nin kurumsal kişiliğine ve üyelerine yönelik hakaret içerici bir söyemi yok.Hepimiz üzüldük sosyal demokrat bir çınarın gidişine.Ancak, Akel'in dediği başka bir şey,nedir biliyormusunuz? "Acıyı içine gömmek!"le eş anlamlı "vakur" duruş varya;"işte CHP'liler bu duruşu sergilemeliydi" demek istiyor ve bende katılıyorum.
"Ne ilgisi var?" demeyin ama var ve bir örnek vereceğim:Çanakkale'de,Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın diğer cephelerinde emperyalizme karşı savaşta yanındaki arkadaşını yitiren asker tepkisini,hüznünü ağlayarak mı dışa vururdu yoksa, bütün hıncını ve acısını içine mi gömerdi?
İşte bu emperyalizme karşı ikinci bir ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI'dır ve bu savaşın gerekleri duygusallığı değil,akılcı olmayı,bilimsel düşünmeyi ve birleşik mücadeleyi içermektedir!
Bu bakımdan;düşmeyelim,düşmeyin karanlığın ağlarına!..
Kenetlenmmiş kalın,sevgiyle kalın!
11 Mayıs 2010 Tarihinde gg.com'da yer alan Barış Yarkadaş'ın "Fetullah Gülen,CHP ve bundan sonrası" başlıklı yazısına yorum yapan iki kişinin "kapışmalarına"ilişkin yaptığım yorumdur.
9 Mayıs 2010 Pazar
BAYKAL'IN GÖRÜNTÜLERİ VE GELECEĞİ
Değerli Barış Yarkadaş,
"Dindarlarla kucaklaşma rahatsız etti"paragrafı dışındaki tesbitlerinize aynen katılıyorum.
Burada asıl sorumluluk sayın Baykal'a düşmektedir.Hatası varsa ortaya çıkıp açık net partilileriyle ve halkıyla olanı biteni paylaşmalıdır ve gereğini yapmalıdır.Yoksa daha bilenmiş,daha kararlı olarak karanlığın üzerine yürümelidir!
Başa dönersek,dindarların CHP'nden bir rahatsızlığı yok,dincilerin CHP'nden rahatsızlıkları var,bunu anlayalım artık."Kutlu Doğum Haftası"gibi iç politikaya yönelik hamlelerle,bilinen ve çok eleştirilen sözde kimi "açılım"larla birileri "düğmeye basmaz!" Çok daha geniş düşünün değerli Yarkadaş.
12 Eylül öncesi yazılarından tanıdığımız değerli Prof.Dr.Türkkaya Ataöv'ü izledim "Teke Tek"te."Bütün Afrika'yı gezdim,kabile ve mezhep savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirdi,sakat kaldı,tecavüze uğradı!Somut olarak gördüm ki;bu insanları emperyalizm kışkırtmış ve emperyalizm bir birine boğazlattırıyor. Emperyalizm ulusal olan ne varsa ona düşmandır.Parçalamak istediği devletin önce ulusal değerlerini yok eder,mezhep ve etnik ayrılıkları körükler!.." Bu eylemler bizlere pek yabancı gelmiyor değilmi?
ABD ve AB emperyalizminin bölgemizdeki,ülkemizdeki düşüncelerini sağır sultan bile duydu.Bu projeye engel bugün CHP ise o elimine edilir,pörsütülür.Başka bir kurumsa,örgütse onun "icabına bakılır!" Son yıllarda asıl işlevinden uzaklaştırılmamış tek bir kurum söyleyebilirmiyiz? Karşımızda iç uzantılarıyla muazzam bir güç var! Nihai hedeflerine ulaşmalarının çok uzaklarda olduğunu sanmıyorum. Ancaaak,bu ülkenin doksan yıl önce Mustafa Kemal'in öncülüğünde emperyalizme karşı top yekün yoktan var olma mücadele deneyimi var, bunu da unutmayalım!..
Bu nedenlerle;gün karamsarlık günü değil,gün gereksiz iyimserlik günü de değil!..Gün kişi-kuruluş,büyük- küçük tüm anti emperyalist,anti faşist ilerici yurtsever güçlerin birlik ve dayanışma günüdür!..
8 Mayıs 2010 tarihinde gg.com'da Barış Yarkadaş'ın "O çirkin tezgah neden kuruldu?" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
"Dindarlarla kucaklaşma rahatsız etti"paragrafı dışındaki tesbitlerinize aynen katılıyorum.
Burada asıl sorumluluk sayın Baykal'a düşmektedir.Hatası varsa ortaya çıkıp açık net partilileriyle ve halkıyla olanı biteni paylaşmalıdır ve gereğini yapmalıdır.Yoksa daha bilenmiş,daha kararlı olarak karanlığın üzerine yürümelidir!
Başa dönersek,dindarların CHP'nden bir rahatsızlığı yok,dincilerin CHP'nden rahatsızlıkları var,bunu anlayalım artık."Kutlu Doğum Haftası"gibi iç politikaya yönelik hamlelerle,bilinen ve çok eleştirilen sözde kimi "açılım"larla birileri "düğmeye basmaz!" Çok daha geniş düşünün değerli Yarkadaş.
12 Eylül öncesi yazılarından tanıdığımız değerli Prof.Dr.Türkkaya Ataöv'ü izledim "Teke Tek"te."Bütün Afrika'yı gezdim,kabile ve mezhep savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirdi,sakat kaldı,tecavüze uğradı!Somut olarak gördüm ki;bu insanları emperyalizm kışkırtmış ve emperyalizm bir birine boğazlattırıyor. Emperyalizm ulusal olan ne varsa ona düşmandır.Parçalamak istediği devletin önce ulusal değerlerini yok eder,mezhep ve etnik ayrılıkları körükler!.." Bu eylemler bizlere pek yabancı gelmiyor değilmi?
ABD ve AB emperyalizminin bölgemizdeki,ülkemizdeki düşüncelerini sağır sultan bile duydu.Bu projeye engel bugün CHP ise o elimine edilir,pörsütülür.Başka bir kurumsa,örgütse onun "icabına bakılır!" Son yıllarda asıl işlevinden uzaklaştırılmamış tek bir kurum söyleyebilirmiyiz? Karşımızda iç uzantılarıyla muazzam bir güç var! Nihai hedeflerine ulaşmalarının çok uzaklarda olduğunu sanmıyorum. Ancaaak,bu ülkenin doksan yıl önce Mustafa Kemal'in öncülüğünde emperyalizme karşı top yekün yoktan var olma mücadele deneyimi var, bunu da unutmayalım!..
Bu nedenlerle;gün karamsarlık günü değil,gün gereksiz iyimserlik günü de değil!..Gün kişi-kuruluş,büyük- küçük tüm anti emperyalist,anti faşist ilerici yurtsever güçlerin birlik ve dayanışma günüdür!..
8 Mayıs 2010 tarihinde gg.com'da Barış Yarkadaş'ın "O çirkin tezgah neden kuruldu?" başlıklı yazısına yaptığım yorumdur.
4 Mayıs 2010 Salı
İNÖNÜ'YE YAPILAN HAKARET!
Benim gibi yüreği SOL'da atan tüm ilerici-yurtsever namuslu insanlar yorumlarıyla bu sitede ve hayatın tüm alanlarında, yırtınırcasına sesimizi duyurmaya çalışarak diyoruz ki;
"Sağ ve sağ politik "açılım"lar çıkmaz bir sokaktır!" "O yüzden CHP'nin yeri sol dur,CHP'nin bağlaşıkları sosyalistlerdir,devrimcilerdir!"
Şimdi "bu ne?" diyenler olacaktır.Dün akşam sayın Gürsel Tekin'i izledim TV'lerde.İnönü'nün Hitler'e benzetilmesine ilişkin o karalayıcı sözlere haklı olarak isyan ediyor, "Asıl dertleri İnönü deği!" diyerek çok doğru bir tesbitte bulunuyordu.Sürekli dingin gördüğümüz,AKP İl Başkanı Aziz Babuşçu ile konuşurken bile ılımlı sözcüklerine alışık olduğumuz Gürsel Tekin gitmiş yepyeni mücadeleci bir insan çıkmıştı karşımıza...İşte bizim anımsatmalarımız da buydu.Sağ ile uzlaşılmaz,sağa açılarak ödün verilmez ve sağ politikalarla İLKELERİN,DEĞERLERİN aşınır...
Buradan hareketle çıkış yolumuz ne olmalıdır? Ortadoğu gibi bir coğrafyada sol-sosyal demokrat çizgide politika yapacaksak; bölgeye özgü davranış modellerini,ideolojimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.
Örneğin:Bu coğrafyadaki "devlet"lerin tamamına yakını çağdaş demokrasiyi içlerine sindiremediği ve laikliği ana uzlaşmaz çelişki olarak algıladığı bir gerçek.Bu yüzden ülkemizi ziyaret eden arap kabile adamları ve İran mollaları büyük devrimci Atatürk'ün mozolesine çelenk koymazlar,O'na sözde saygı göstermezler! Gerçi, Atatürk'ün orta çağ karanlığındaki adamların saygılarına hiç mi hiç ihtiyacı yoktur.
Bunula da kalmazlar,bizim gibi (şimdilik) anayasalarında "laik" yazan ülkelere karanlık,çağ dışı rejimlerini ihraç etmeye çalışırlar.
Bu belalı coğrafyada,araplaştırma,ılımlı islamlaştırma politikalarında dik durmak,emperyalizmin ince hesaplarına alet olmamak bir onurdur!
Bu onuru sosyal demokratlar,sosyalistler ve devrimciler omuz omuza vererek paylaşmalıdırlar!
Başbakan Erdoğan'ın İnönü'yü Hitler'e benzetmesine ilişkin yaptığı konuşmaya CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin 3 Mayıs 2010 tarihinde cevap vererek gg'de "Asıl dertleri İnönü değil!" başlığı ile yayınlanmıştır.Yukardaki yazı bu konuya yaptığım yorumdur.
"Sağ ve sağ politik "açılım"lar çıkmaz bir sokaktır!" "O yüzden CHP'nin yeri sol dur,CHP'nin bağlaşıkları sosyalistlerdir,devrimcilerdir!"
Şimdi "bu ne?" diyenler olacaktır.Dün akşam sayın Gürsel Tekin'i izledim TV'lerde.İnönü'nün Hitler'e benzetilmesine ilişkin o karalayıcı sözlere haklı olarak isyan ediyor, "Asıl dertleri İnönü deği!" diyerek çok doğru bir tesbitte bulunuyordu.Sürekli dingin gördüğümüz,AKP İl Başkanı Aziz Babuşçu ile konuşurken bile ılımlı sözcüklerine alışık olduğumuz Gürsel Tekin gitmiş yepyeni mücadeleci bir insan çıkmıştı karşımıza...İşte bizim anımsatmalarımız da buydu.Sağ ile uzlaşılmaz,sağa açılarak ödün verilmez ve sağ politikalarla İLKELERİN,DEĞERLERİN aşınır...
Buradan hareketle çıkış yolumuz ne olmalıdır? Ortadoğu gibi bir coğrafyada sol-sosyal demokrat çizgide politika yapacaksak; bölgeye özgü davranış modellerini,ideolojimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.
Örneğin:Bu coğrafyadaki "devlet"lerin tamamına yakını çağdaş demokrasiyi içlerine sindiremediği ve laikliği ana uzlaşmaz çelişki olarak algıladığı bir gerçek.Bu yüzden ülkemizi ziyaret eden arap kabile adamları ve İran mollaları büyük devrimci Atatürk'ün mozolesine çelenk koymazlar,O'na sözde saygı göstermezler! Gerçi, Atatürk'ün orta çağ karanlığındaki adamların saygılarına hiç mi hiç ihtiyacı yoktur.
Bunula da kalmazlar,bizim gibi (şimdilik) anayasalarında "laik" yazan ülkelere karanlık,çağ dışı rejimlerini ihraç etmeye çalışırlar.
Bu belalı coğrafyada,araplaştırma,ılımlı islamlaştırma politikalarında dik durmak,emperyalizmin ince hesaplarına alet olmamak bir onurdur!
Bu onuru sosyal demokratlar,sosyalistler ve devrimciler omuz omuza vererek paylaşmalıdırlar!
Başbakan Erdoğan'ın İnönü'yü Hitler'e benzetmesine ilişkin yaptığı konuşmaya CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin 3 Mayıs 2010 tarihinde cevap vererek gg'de "Asıl dertleri İnönü değil!" başlığı ile yayınlanmıştır.Yukardaki yazı bu konuya yaptığım yorumdur.
2 Mayıs 2010 Pazar
1 MAYIS 2010
1977 1 Mayıs katliamın yapıldığı Taksim 1 MAYIS ALANI'ndan evine dönebilmiş bir emekçi olarak:
1 Mayıs işçi bayramı değil,1 MAYIS ULUSAL ve ULUSLARARASI İŞÇİ SINIFININ BİRLİK,MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜ' dür.
1970'lerde bu mücadeleyi bayrakaştırarark Taksim'i 1 MAYIS ALANI'na çeviren,Bağımsızlık,Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesinde öncü TKP'ni,TİP'ni,zamanın DİSK,Maden İş Sendikası,Kemal Türkler,Behice Boran,Ruhi Su,Genco Erkal,Dostlar Tiyatrosu ve AST'ı anmamak olası mı?
Diğer taraftan Denizlerin,Mahirlerin,Hüseyinlerin,Ulaşların ve Kaypakkayaların ruhlarıyla 1 MAYIS ALANI'nı dolduran ve "KAHROLSUN EMPERYALİZM,YAŞASIN DEVRİMCİ MÜCADELEMİZ!" diyen devrimcileri anmazsakta büyük haksızlık etmiş oluruz.
12 Eylül faşizminin tüm tortularıyla hüküm sürdüğü 20 Eylül 1985 tarihinde yaşama gözlerini yuman devrimci sanatçı Ruhi Su'nun cenazesinde yüzbinilerce kişiden biri olmaktan onur duyduğum ve 1987'de toprağa verdiğimiz Behice Boran'ın kitlesel cenaze törenleri "BİR GÜN MUTLAKA 1 MAYIS ALANINA ÇIKACAĞIZ!"ın da verilmiş sözleriydi.
Bu uğurda mücadele eden,ilerici, yurtsever,sosyalist ve devrimcileri sayı ile selamlıyorum!
YAŞASIN BİRLEŞİK MÜCADELEMİZ!
1 Mayıs 2010'da Taksim 1 MAYIS ALANI'nda 1 Mayıs kutlamaları yapılmasına ilişkin CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in "Akp vermedi biz aldık!"başlıklı gerçek gündem.com'da çıkan yazısına yaptığım yorumdur.
1 Mayıs işçi bayramı değil,1 MAYIS ULUSAL ve ULUSLARARASI İŞÇİ SINIFININ BİRLİK,MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜ' dür.
1970'lerde bu mücadeleyi bayrakaştırarark Taksim'i 1 MAYIS ALANI'na çeviren,Bağımsızlık,Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesinde öncü TKP'ni,TİP'ni,zamanın DİSK,Maden İş Sendikası,Kemal Türkler,Behice Boran,Ruhi Su,Genco Erkal,Dostlar Tiyatrosu ve AST'ı anmamak olası mı?
Diğer taraftan Denizlerin,Mahirlerin,Hüseyinlerin,Ulaşların ve Kaypakkayaların ruhlarıyla 1 MAYIS ALANI'nı dolduran ve "KAHROLSUN EMPERYALİZM,YAŞASIN DEVRİMCİ MÜCADELEMİZ!" diyen devrimcileri anmazsakta büyük haksızlık etmiş oluruz.
12 Eylül faşizminin tüm tortularıyla hüküm sürdüğü 20 Eylül 1985 tarihinde yaşama gözlerini yuman devrimci sanatçı Ruhi Su'nun cenazesinde yüzbinilerce kişiden biri olmaktan onur duyduğum ve 1987'de toprağa verdiğimiz Behice Boran'ın kitlesel cenaze törenleri "BİR GÜN MUTLAKA 1 MAYIS ALANINA ÇIKACAĞIZ!"ın da verilmiş sözleriydi.
Bu uğurda mücadele eden,ilerici, yurtsever,sosyalist ve devrimcileri sayı ile selamlıyorum!
YAŞASIN BİRLEŞİK MÜCADELEMİZ!
1 Mayıs 2010'da Taksim 1 MAYIS ALANI'nda 1 Mayıs kutlamaları yapılmasına ilişkin CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in "Akp vermedi biz aldık!"başlıklı gerçek gündem.com'da çıkan yazısına yaptığım yorumdur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)