20 Ekim 2010
Kılıçdaroğlu da güven ve güvence vermeli
Geride bıraktığımız günlerde kaleme aldığım bir yazıda, CHP tabanının ‘türban’ politikası konusunda kafasının karışık olduğunu söylemiştim. Bu, CHP’lilerle yaptığım konuşmalardan edindiğim izlenim üzerine ortaya koyduğum bir tespitti. Biliniyor ki; CHP tabanı, Kılıçdaroğlu’nun “Türbanı biz çözeriz” demesinin ardından başlayan tartışmalar ve uygulamalardan ‘kaygı’ duyuyor. Parti içinde “koltuğunu kaybetmemek” adına türlü komplolara giren klikler ise tabanın hassasiyetini Kılıçdaroğlu’na karşı bir ‘koz’ olarak kullanmak istiyor. Böylece, Kılıçdaroğlu’yla “farklı hesapları” olanlar, “tabanın sesi”ymiş gibi hareket ediyor. Oysa; aynı kişilere “ön seçim” dediğinizde, örgütten ve tabandan köşe – bucak kaçıyor. “Bu delegeyle ön seçim olmaz” cevabı veriliyor.
Bu bağlamda, üzerine en büyük sorumluluk düşen kişi; kuşkusuz CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu…
OYUNCAĞI ALMAK İSTERKEN...
Kılıçdaroğlu, AKP’nin elinde oyuncağa dönüşmüş olan türbanı siyasi istismar malzemesi olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Ancak; bunu yaparken, ortaya, sanki ‘laiklik’ ilkesinden taviz veriyormuş gibi bir görüntü çıkıyor. CHP Genel Başkanı, bu yüzden, CHP’nin yüzde 28 oy oranına ulaşmış olan tabanına “güven” vermek zorunda. CHP’ye oy veren kesim, ‘AKP’nin istismarına taviz veriliyor’ düşüncesine kapıldığında, partisiyle olan gönül bağını sorgulamaya başlar. Kılıçdaroğlu bu hassasiyeti mutlaka ve mutlaka dikkate almalı. Politikalar oluşturulurken, hem tabanın hem de tavanın sesine kulak verilmeli.
HERKESİN KAFASI KARIŞTI
Zira; parti tabanında olduğu kadar, tavanda da kafa karışıklığı var. Bunun en son örneği ise CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’in pazartesi günü yaptığı toplantıda ortaya çıktı. Belediye başkanlarıyla basına kapalı bir toplantı yapan Şimşek, güncel gelişmeler üzerine sohbet ettiği belediye başkanlarının ‘sitemleri’ni dinlemek zorunda kaldı. Belediye başkanlarının bir kısmı, “Kemal Bey’in türban politikasını tabana anlatamıyoruz. Tabanda ciddi tartışma var, kaygılar artıyor” dedi.
BELEDİYE BAŞKANLARI SİTEM ETTİ
Belediye başkanlarının bir kısmının şikayeti ve sitemi ise farklıydı. İstanbul’da yapılan ve iki gün süren ‘Arama Konferansı’na çağrılmama sebebini anlayamadığını söyleyen başkanlar, “Biz CHP’li değil miyiz, isimler neye göre seçildi?” diye sordu. Eleştirileri dinleyen Berhan Şimşek kendi cephesinden yanıtlar vermeye çalıştı.
MUHARREM İNCE MEYDAN OKUYUNCA...
Bu iki örnek, şu açıdan önemli: Başta belediye başkanları olmak üzere, partinin çeşitli katmanları olan – biteni öğrenmek istiyor. Baykal döneminde dile getirilemeyen 'eleştiri'ler, artık açıkça söylenebiliyor. Bunda kuşkusuz Önder Sav destekli Muharrem İnce’nin Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na açıkça meydan okumasına rağmen bir ‘’yaptırım’’a uğramaması da etken. Kılıçdaroğlu, imajını zedeleyen kişilerden “hesap sormadıkça” CHP’ye hakim olamadığı havası yayılıyor. ‘Otorite’ kayboldukça, eleştiriler ‘demokratik hak’ bağlamında dile getiriliyor. CHP ‘her kafadan bir sesin çıktığı’ ve kaosun hakim olduğu bir görüntü içine giriyor. Kılıçdaroğlu’nu da en çok bu görüntü yaralıyor. Türkiye seçmeninin politikadan önce liderde “güven” aradığı biliniyor. Seçmen, liderinin “otoriter – dediğim dedik” olmasını istemiyor ama “direksiyonun liderde olması”nı arzuluyor. CHP ise tam tersi bir görüntü içinde…
KILIÇDAROĞLU NEYİ BEKLİYOR?
Peki bu görüntü değişir mi? Kemal Kılıçdaroğlu “genel başkan” olduğunu hem partiye hem de kamuoyuna hissettir mi? Ya da hissettirebilir mi? Deyim yerindeyse, “elini masaya vurmaya” hazır mı? Bunu istiyor mu? Bunun için adım atacak mı?
Belli ki; CHP’nin içinde bulunduğu durumdan, Kemal Kılıçdaroğlu da rahatsız. Bu yüzden, CHP’yi daha geniş kesimlere açmak ve kabuğunu kırmak için ‘arayış’ içine giriyor. Bunları SKY Türk’teki Şimdiki Zaman adlı programda ayrıntılarıyla anlatım. Yeniden oraya dönmek istemiyorum. Ancak; o programdan sonra edindiğim bir izlenimi de sizinle paylaşmak istiyorum:
PARTİ TABANI GERÇEĞİ ÖĞRENİNCE...
Pazar gecesi Gürkan Hacır’ın programında ortaya koyduğumuz tablo, CHP tabanında infial yarattı. Parti tabanı, Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir kuşatma altında olduğunu somut örneklerle gördü. Programdan sonra, Kılıçdaroğlu’nun bu infiale sessiz kalamayacağı yönünde işaretler almaya da başladım. Ancak belli ki; Kılıçdaroğlu da partiyi yeniden şekillendirmek ve bu kaosa son vermek için uygun süreci bekliyor. Bu yüzden, adım atması zor… Hatta imkansız…
YARGITAY NE DİYECEK?
Bir kere; CHP’nin 22 – 23 Mayıs 2010’da gerçekleştirdiği kurultay, şu an Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘tahkikat’a uğruyor. Önder Sav’ın Kemal Anadol’la baş başa verip uygulamadan kaldırdığı ‘Yeni Tüzük’ konusu Yargıtay’ın gündeminde duruyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, CHP’nin yeni tüzüğü kurultayla ‘ertelemesi’ Siyasi Partiler Yasası’nın 10. maddesine aykırı… Dün konuştuğum bir hukukçu, konuya ilişkin şunu söylüyor:
“Yazılarınızı okuyorum. Bu konuyu ilk kez siz yazdınız. Ben de bunun üzerine bilgilerimi kontrol ettim. Kitaplara baktım. Yazdıklarınız doğru. CHP, daha önce kurultayla kabul edilmiş olan yeni tüzüğü, delegenin oylarıyla kaldıramaz. Bunu yapmak için tüzük komisyonunu toplamalı ve tüzüğü orada uygulamadan kaldırmalıydı. Ancak bu yapılmamış.”
BAYKAL'IN HUKUKİ YORUMU
Deniz Baykal’a yakın çevrelerden edindiğim izlenim de aynı yönde… Baykal’ın evine ziyarete giden bir CHP’liye “Tüzük Kurultayı olmadan tüzüğü erteleyemezler. Bunun için partinin 81 ilden gelen temsilcilerle birlikte önce bir rapor hazırlaması, ardından ise bu raporu toplanacak olan kurultayda tartışması gerekirdi” dediği biliniyor.
Baykal aynı görüşmede, SKY Türk’teki programımıza da atıf yaparak şöyle konuşuyor: “Barış’ın anlattıklarını izledim. Anlattıkları doğru ama eksik yanları var. O da şu: Tüzük Kurultayı toplanmadan tüzüğü iptal edemezsiniz. Tüzükler, partilerin anayasasıdır. Ben bunu iptal ediyorum, yerine bunu koyuyorum diyemezsiniz. Bu yüzden, Yargıtay’ın yaptığı inceleme ciddiye alınmalıdır.”
BELİRSİZLİK ORTADAN KALKAR MI?
Kemal Kılıçdaroğlu da bu gelişmeleri “yakından” takip ettiği için, belli ki hukuki belirsizliğin ortadan kalkmasını bekliyor. Elimizdeki veriler, CHP’nin Siyasi Partiler Yasası’na göre yeni bir ‘kurultay’ toplamak zorunda kalacağını gösteriyor.
Biz bunları yazdıkça, CHP’li bazı dostlarımız sitem ediyor. Oysa, bize değil, CHP’ye ‘kurultay bile yaptıramayan’ yönetime sitem etmeleri gerekir.
KILIÇDAROĞLU'NU BEKLEYEN SINAV
Özetlersek; CHP’deki belirsizlik, kafa karışıklığı, savrulma, eksen kayması tartışmaları, kısa bir süre içinde sona erecektir, ermelidir… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın vereceği karar bu belirsizliğe nokta koyacaktır. Karar hangi yönde çıkarsa çıksın, Kılıçdaroğlu da ‘yol haritası’nı ona göre çizecek ve “elini masaya vuracak”tır. Aksi taktirde, Kılıçdaroğlu’na yönelik güven erozyona uğrar. Bunun temel sebebi de “politikalar” değildir. Kılıçdaroğlu’nu samimi bulan seçmenler, ‘iktidar olmak için bir arayış içinde’ diyerek, belli bir noktaya kadar ‘kredi’ açar.
Ancak; partiyi Kılıçdaroğlu’nun değil de ‘başkalarının yönettiği’ duygusu kökleşirse, Kılıçdaroğlu’nun o koltukta oturması imkansız ve anlamsız hale gelir. Seçmen, kendini ‘oy verdiği’ kişinin yönetmesini ister. Kılıçdaroğlu, bu bağlamda, hem politikaları, hem de ‘yönetme yeteneği’ ile kitlelere güven vermelidir. Liderlik budur...
Bizim umudumuz ve beklentimiz, Kılıçdaroğlu’nun liderlik yapması yönündedir…
20.10.2010 Tarihinde yayınlanan gerçek gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın yazısı olup,sayfalarımıza alınmıştır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder