15 Ekim 2010
Başbakan çıkıp dese, kim engelleyecek?!
Biliyorum…
Kızacaksınız…
“Böyle bir şey olabilir mi?! Böyle bir soru sorulur mu?! Böyle bir şey yazılır mı?!” diyeceksiniz…
Haklısınız…
Böyle bir şeyin olabileceğini ben de düşünmek, olmasını ben de istemem!..
Zaten…
Böyle bir şeyin olmaması, olmasına olanak vermemek için soruyu soruyorum, bu yazıyı yazıyorum!
Olmazın, olması istenmeyenin olmasına o kadar çok veri var ki!..
Hangi birini sayayım?!
Sırıtan gerçekleri yadsıyamayız, görmezden gelemeyiz!..
Şimdi…
Varsayalım ki…
“Koşulların oluştuğu”na inanan işgalci emperyalist güçler düğmeye bastılar…
Başbakan çıktı, “Demokratik, laik Cumhuriyet’i kaldırıyoruz, Ilımlı İslam Cumhuriyeti’ne geçiyoruz. Halifeliği getiriyoruz!..” dese…
Sorum şu:
Kim karşı çıkacak, kim engelleyecek?!.
Parlamento mu?!. Yargı mı?!. Siyasi partiler mi?!. Asker mi?!. Polis mi?!. Bürokratlar mı?!. Aydınlar mı?!. Zenginler mi?!. Sivil Toplum Örgütleri mi?!. İşçiler mi?!. Köylüler mi?!. Esnaf mı?!. Gençlik mi?!. Emekliler mi?!. Dul ve yetimler mi?!. Şehit Aileleri mi?!. Gazeteciler mi?!. Doktorlar, mühendisler mi?!.
Kim?!.
Bana yardımcı olun, siz söyleyin:
Kim?!.
Ben, “Şu” ya da “şunlar” diyemeyeceğim!..
Çünkü…
Öyle bir “bilinçli örgütlü gücün olduğu”na inanamıyorum!..
İnanamıyor olabilirim!
Siz, bani inandırın…
Çok sevinirim…
Genel Başkan Kemal Bey’in, Genel Sekreter Önder Sav’ın yönetimindeki, kendi iç sorunlarını aşamayan, günübirlik söylemlerle ülkeyi vurguladığım yönetime taşıyanlara yardımcı olan CHP mi?!.
Güldürmeyin!..
Aslında, olmasını çok isterim…
Ama…
Dedim ya: Güldürmeyin!..
İhanet, ülkeyi ve halkı hiçbir zaman ileriye, aydınlığa taşımaz, karanlığın, gericiliğin başlangıcına götürür...
Sonuçta ülke parçalanır, halk egemenliğini yitirir, köle olur!..
İçlerine sindirenler, buyursunlar sindirsinler!..
Ben sindiremiyorum!..
Acı çekiyorum!..
Bunu, içtenlikle söylüyorum!..
Geçmişteki, “yok oluşun küllerinden çıkan var oluş” örneği, umudum, avuntum oluyor!..
O kadar!..
Kardeşim Deniz Som
Cumhuriyet Gazetesi’nin Atatürkçü genç yazarlarından Deniz Som da gitti!
Onu, Cumhuriyet’in Kars yerel muhabiri yıllarımda tanıdım. Ne yaman
muhabirdi!
ANAP’ın kuruluş yıllarında, Turgut – Semra Özal çiftini izliyordu. Gezinin
Kars ayağında, Yılmaz Otel’de, Özal’la söyleşimiz öncesinde karşılaştık,
söyleştik. Ne içten, ne sıcaktı!
Sonraki yıllarda, İstanbul’da yanına gider, çayını içerdim.
Ah o sigara!
Tüttürür dururdu!
Günde 4 paket tükettiğim, 21 yıl aradan sonra 1992 yılında bıraktığım
sigarayı severek içiyordu…
Severek içtiği o sigara, kardeşim Som’un yaşamına mal oldu!
O kadar üzgünüm ki!..
Kendimi tutamıyor, ağlıyorum!..
Bir gün Deniz Som kardeşimin beni ağlatacağını hiç usuma getirmemiştim!
Yazgı!..
Yaşamın acı gerçekleri!..
Deniz Som bedenen aramızdan ayrıldı ama hep iç dünyamızda olacak,
bizimle yaşayacak…
Güzel, saygın insandı. Ülkesi, halkı, insan ve insanlık, özgürlük, elerki
(demokrasi) için çırpıntı, yazdı…
Mekânı cennet olsun…
15 Ekim 2010 tarihili "gerçek gündem.com" yazarı Baki Karakol'un anılan sitede yayınlanan "Başbakan çıkıp dese,kim engelleyecek?" başlıklı yazısıdır.
18 Ekim 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder