21 Ekim 2010 Perşembe

KILIÇDAROĞLU GÜVEN VE GÜVENCE VERİYOR MU?

Kılıçdaroğlu da güven ve güvence vermeli
---------------------------------
Yazımın yayınlanıp yayınlanmayacağını bilmeden,"bi taraf" olarak,Cumhuriyet'ten yana,Atatürk Devrimleri'nden yana,yaşam biçimimizin dumura uğratılmamasından yana "yorum yapmama" kararımıza rağmen görüşlerimizi dostlarla paylaşalım dedik.

Evet,sayın Yarkadaş'ın yazısının başlığını tepeye yerleştirdik ve soruyoruz:Güven ve güvence veriyor mu Kılıçdaroğlu? Uygar toplumlarda bireysel güvencelerin yeri varmıdır?

Bu soruya yanıt bulmak için "Dersim" tartışmalarına,22 Kasım 2009 tarihlerine kadar gitmek gerekiyor.Bilindiği üzere o tarihlerde Onur Öymen'in "Dersim"e ilişkin söyledikleri polemik konusu olmuş ve Grup Başkan Vekili olarak Kılıçdaroğlu "istifa etsin" demişti.Daha sonra "onu deme(miş)dim" lerle iş tatlıya bağlanmıştı.Bu anımsatmadan nereye gelmek istiyoruz? Kılıçdaroğlu'nun o zamanki yalpalamasına,sözlerinin arkasında durmadığına çok kişi kızmış ve eleştiri bombardımanına tutmuştu!

Benim tepkim ise,İngiliz emperyalizmiyle "iş tutan" Seyit Rıza ve adamlarına karşı Cumhuriyet'in refleksleri harekete geçtiğini ve bunun emek mücadelesi değil,feodalizmin daha modern sınıfa karşı bir başkaldırısı olduğunu belirtmiştim.

Batıdaki sosyal demokratların felsefi kökenleri Marksizm'e dayandığını çoğumuz biliyoruz.CHP ise marksist bir kökenden,kültürden gelmemesine karşın,"Ortanın solu" seçiminden sonra sürekli ikircikli politikalar içinde olmuştur.Kökenlerle yalpalamaların ortak yanları şöyle:19.Yüz yılın ortalarında,1860'larda İngiltere'de "Bilinmezciler" diye adlandırılan,"Var da diyemem,yok da diyemem"ci felsefi görüşün bütün ortak özellikleri ne yazık ki sosyal demokrat partilerde eğemendir.Yani netleşmemiş politik,düşünsel,sınıfsal dünya görüşü ve yol haritası...

Halk Oylaması'nın bir ay öncesine ve sonrasına dönersek;Kılıçdaroğlu'nun kimi "pot kırma"larını Parti Yönetimi "acemilik" olarak geçiştirmeye,üzerinin örtülmesine yönelik çabalar içerisinde oldu.Halbuki benim gibi kimi insanlar ve sıradan partililer yapılan hataları sorgulamaya başlamışlardı bile.
Türban Türkiye'nin gündeminden düşmüşken,cemaatlerin ülke üzerindeki eğemenliğini en yetkili polis müdürü afişe etmişken,önceki Genel Başkan,yer yer sayın Kılıçdaroğlu Cumhuriyet'in geleceğine ilişkin kaygıları dillendirmişken;
-"Türban sorununu biz çözeceğiz"
-"Laik Cumhuriyet tehlike altında değildir"
-"Cemaatlere karşı değiliz"
-"Genel Af'fı biz çıkaracağız" gibi söylemler spontane/irticalen söylenen sözler olmadığı kısa sürede anlaşılmıştır.
Tüm bunların yanında İMF'nin ve Dünya Bankası'nın Türkiye uzantısı Kemal Derviş'le ne konuşulduğu tam olarak halka ve partililere açıklanmamıştır.

Sonuç olarak: İlk okullarda bile artık türbanlı öğrencilerin derslere girdiği görülmektedir.Sayın Kılıçdaroğlu Devlet yetkililerinden "güvence" istemektedir."Dur bakalım,her şey sırayla,çocuk bile dokuz ay on günde doğuyor" denilerek güvencenin güvenirliği de ortaya çıkmış oluyor.

Çıkış yolu;Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet Devrimleri'nin ürünü CHP,kendi oluşum felsefesine sahip çıkar,kemikleşmiş partilerin tutucu üyelerinden,örgütlerinden "medet ummak" yerine,Atatürkçü,sol,sosyal demokrat ve ilerici-yurtsever kişi ve örgütlerle omuz omuza olursa iktidar olur,Cumhuriyet'e sahip çıkar!

20.10.2010 Tarihinde gerçek gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın adı geçen sitedeki yazısına yaptığım yorumdur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder