8 Ocak 2010 Cuma

Hikmet Çetinkaya'nın "GÜÇ GÖSTERİSİ"başlıklı yazısı

Güç Gösterisi...
Kimilerine göre hava toz duman içinde, kimilerine göre sis...

Herkes birbirini izliyor, telefonlarını dinliyor.

Yazılanların hangisine inanacak toplum?

Devletin kurumları arasında çatışma var mı yok mu?

Kimileri “var” diyor, kimileri “yok”.

Bu olup bitenleri AKP hükümeti de asker de bir köşeye çekilmiş izliyor...

Bir çatışma ortamında gazetecilik yapmak, olup bitenleri doğru tanımlayabilmek gerçekten zor.

Ya birileri bizi kandırıp oyun oynuyor ya da toplum olup bitenleri kavrayamıyor...

Son bir haftaya şöyle bir bakalım:

Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı’nın günlerdir aranması.

Sonuç ne olacak; tavşan mı çıkacak, kuş mu?

İtalya’da Gladyo, Türkiye’de Özel Harp Dairesi...

Bence bu toz bulutu, karmaşa, sis içinde olup bitenleri en iyi anlayan ABD’dir...

Gerisi faso fiso!

JİTEM var mı yok mu?

İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın istihbarat biriminin var olduğunu bilmeyen yok!

Bu birimin adı JİTEM olsun ya da olmasın, yıllarca itirafçıları kullandıkları, hatta polisle jandarma arasında bu yüzden zaman zaman sürtüşme çıktığı biliniyor.

Kamuoyunun “Yeşil” kod adıyla tanıdığı Mahmut Yıldırım’ın 90’lı yıllarında başlarında jandarma istihbaratının kullandığı, daha sonra polisle çalıştığı çok yazılıp çizilmedi mi?

***

Kozmik odada yargıç araması sürerken, Genelkurmay Karargâhı’nda Başbakan Erdoğan, Orgeneral Başbuğ olağan görüşmelerini yapıyor.

Görüşmede Adalet Bakanı Ergin, İçişleri Bakanı Atalay da bulunuyor...

Sanırım bu bir ilk...

Başa döneyim:

Dinci, tarikatçı ve AKP yandaşı medya, yargı kararıyla yapılan aramayı “devrim” olarak manşetlerine taşıyor, tarikatçı televizyon kanalında “sen, ben, bizim oğlan” takımı ahkâm kesiyor:

“Türkiye sivilleşiyor... Bu bir devrimdir...”

AKP kendini daha güçlü kılmak, kapatma davasının, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi 367’nin, e-muhtıranın öcünü almak için her yolu geçerli kılmıyor mu?

SSK ve Bağ-Kur emeklisi öyle sindirildi ki, 60-100 lira arasında değişen zamlara bile boyun eğip, sesini çıkartamıyor.

Gelelim sola...

Yoksulluğun, çeteleşmenin ivme kazandığı yıllarda sol, ezilenlerin yanında olmadı, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlara sınıfsal bir bakış sergileyemedi.

Emperyalizmin denetiminde bir Türkiye var karşımızda. Yarı-feodal ilişkilerin, işbirlikçi sermayenin egemen olduğu bir Türkiye.

Bu yüzden de emekçilerin, ezilenlerin hakkını koruyan bir sol yok!

Bu yüzden baskıcı bir sivil rejim adım adım ilerliyor, sendikalar, demokratik kitle örgütlerinin eylemleri durdurulmak isteniyor.

Devletin duyarlı kurumları birbirleriyle hesaplaşıyor... Olan, ezilen emekçi yığınlara oluyor.

Gündemde kontrgerilla var!

Emekli Kurmay Albay Talat Turhan, Türkiye’de kontrgerillanın varlığını 35 yıl önce gündeme getirdi yazıları ve kitaplarıyla.

Sorgucular, 1971-72 yıllarında gözaltına aldıkları aydınları, gençleri, subayları sorgularken açık açık şöyle dediler:

“Sizleri kontrgerilla adına sorguluyoruz!”

Kontrgerillanın ABD güdümünde politik bir örgüt olduğunu benim kuşağım çok iyi bilir...

***

Sol partiler, ne kontrgerillayla ne de işkencecilerle, tam anlamıyla mücadele etmedi bugüne değin!

Abdullah Çatlı’dan Haluk Kırcı’ya değin zincirin halkalarındaki katiller, bu özel operasyon örgütünün, yani İtalya’da Gladio’nun Susurluk’a değin uzanan merkezinde görevli sivil operasyon elemanlarıydı.

Onun için sınıfsal bir temelde emperyalizme karşı tam bağımsızlık mücadelesi verilmezse, demokrasi, özgürlük, hukuk, eşitlik kavramlarını yaşama geçiremeyiz...

Ve daha çok tartışırız bunları!

***

Sen kaçın kurasısın Hadi Uluengin, bilmem ama beyninin sulandığı kesin!..

Cumhuriyet “ulusal takım”, “ulusal maç” ifadelerini 30 yıldır kullanır, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Hadi!..

Sana gereken yanıtı Ertuğrul Özkök ve Birgün’den Barış İnce verdi.

2 Ocak 1980... Oktay Kurtböke Genel Yayın Yönetmeni... Spor sayfasında bir başlık: “1979’da ulusal takımlarımız başarılı, kulüp takımlarımız başarısızdılar.”

Utandın mı?

Sanmıyorum!

Ben de sana yanıt veriyorum:

Sen kaçın kurasısın Hadi!

İstersen değiş-tokuş yap, “yazdığın gibi!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder