27 Haziran 2012
CHP genel başkanı böyle konuşamaz!
Barış Yarkadaş
Salı günü sabah saatlerinde okuduğum bir haberin ardından, "CHP, AKP'nin çamaşır makinesi mi?'' başlıklı bir yazı kaleme aldım. Yazı hem twitter'da hem de Facebook'ta tartışma yarattı. Okurlarımızın yazının altına eklediği yorumlar ise tartışmayı daha da büyüttü. Haberde, Kılıçdaroğlu'nun Suriye konusunda AKP hükümetine koşulsuz/şartsız destek vereceği yazılıydı. Üstelik; bu sözler ''yorum'' değildi. Kılıçdaroğlu, NTV muhabirine, “Türk uçağına saldırı kabul edilemez. Bu konuda hükümetin tüm girişimlerine destek vereceğiz” demişti.
Kılıçdaroğlu'nun Suriye ile yaşanan kriz sonrası içine girdiği tavrı eleştirmemi bir türlü hazmedemeyen bazı okurlarım, "Söylenenleri çarpıtıyorsunuz, grupta yapacağı konuşmayı bekleyin" tepkisini gösterdi. Oysa ki; eleştirimizde çarpıtma değil, tespit vardı. CHP'nin Suriye ile krizin başladığı günlerdeki tutumunun değiştiği Kılıçdaroğlu'nun sözlerinden de belliydi. CHP lideri, ''makas değiştiriyor" hem Batı'ya, hem de ABD'ye ''ılımlı'' mesajlar veriyordu. Belli ki; Kürt Paketi üzerine ABD'lilerle yapılan görüşmelerde Suriye konusu da gündeme gelmişti. Görüşmenin etkileri, grupta yapılan o anlamsız konuşmada kendisini daha da belli etti.
Biliyorum; bana tepki gösteren birkaç okurum, CHP liderine yönelik umutlarını korumak ve Kılıçdaroğlu'na toz kondurmak istemiyor! Onları anlıyorum... Hak da veriyorum... Ancak; hayatın gerçeği de kendisini dayatıyor. Kılıçdaroğlu, hiçbir yoruma açık bırakmayacak şekilde, CHP'yi AKP'nin savaşçı politikalarının payandası haline getiriyor! CHP lideri, "Büyük Türkiye'nin gücünü görmeliler" gibi hamaset kokan ve 1960'larda sağcıların kullandığı içi boş sözleri tekrarlayarak AKP'nin bile önüne geçiyor!
Kılıçdaroğlu, aslında aylardan bu yana söylediği sözleri inkar ediyor ve CHP'nin bir hafta öncesine kadar doğru giden Suriye politikasını ayaklar altına alıyor. CHP lideri, emperyalistlerin bölgeyi adeta bir cehenneme çevirecek politikalarının karşısına set çekmek yerine, iktidara bir de ''akıl'' veriyor. "Sıçan geçerse yol olur" deyimini AKP'ye hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Haydi göster Türkiye'nin gücünü" diyerek savaş çığırtkanlığı yapıyor!
CHP Genel Başkanı koltuğunda oturan bir kişi, böyle konuşamaz!
Böyle konuşan bir siyasetçi, CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturamaz!
CHP'nin tarihsel misyonu, Genel Başkanın bu üslupla konuşmasına izin vermez!
Biliyorum, bu yazının yayımlandığı sıralarda, CHP lideri partisinin milletvekilleriyle 'kapalı grup toplantısı' yapacak ve kurultaya ilişkin hazırlıkları anlatacak. Milletvekillerinin önemli bir bölümü, PM ve MYK üyeliği beklediği için, CHP liderini sessizce dinleyecek. İçleri içlerini yemesine, partilerinin tavadaki yağ gibi erimesini görmelerine rağmen, seslerini çıkarmayacak ve "Yanlış yapıyorsunuz Kemal Bey" diyemeyecekler...
Oysa ki; bu gidişata biraz daha sessiz kaldıkları taktirde, bir süre sonra oturacakları koltukları da kalmayacak!
Neden mi?
Bakın; CHP'nin AKP iktidarının payandası haline getirildiği bir süreç yaşanıyor. CHP hiçbir konuda AKP'nin karşısına dikilemiyor. Bir ''farkındalık'' yaratamıyor. Aksine; AKP'ye ''benzeyerek'' oy alabileceği yanılgısına kapılıyor. O yüzden, AKP oylarını korurken, CHP ise oy kaybediyor.
Ben en azından, şimdilik böyle ''iyimser yorumlar'' yapmayı tercih ediyorum. Umarım, CHP yönetimi, Suriye konusunda AKP'nin çuvallamasını görüp "selin önünden belki kütük kaparız" yanılgısına düşmemiştir. ABD ve Batı'ya aklınca mesaj verip emperyalist savaşın bir parçası haline gelmek, buradan da bir ''iktidar çıkaracağı''nı düşünmek, sonu çok kötü bitecek bir rüyadan başka bir şey değildir.
İktidarın yolu, emperyalist planlara kimi zaman açık, kimi zaman örtülü destek vermekten değil, onun karşısına alternatif politikalarla çıkmaktan geçer!
CHP'yi var edecek ve iktidar alternatifi haline getirecek olan gerçeklik budur. CHP lideri, eğer son iki - üç haftada Beşar Esad yönetiminin ''emperyalistlerce devrilmesi gerektiği"ne inandırılmadıysa, yapması gereken tek bir şey vardır: Türkiye'yi cehenneme çevirecek olan savaş politikalarının karşısında onurluca durmak!
Kılıçdaroğlu bunu yaptığı taktirde, uzun süredir hasret olduğu "halk desteği"ni arkasında bulacaktır. AKP'nin tabanının bile "Savaşa Hayır" dediği bir ortamda bunu yapmak, CHP'yi hem güçler savaşında önemli bir denge unsuru haline getirecek, hem de çekim merkezi yapacaktır.
"Bizim uçağımızın Suriye topraklarında işi ne?" diye sormak yerine, "Gösterin Büyük Türkiye'nin gücünü?" demek, CHP'yi büyütmez, aksine küçültür...
Kılıçdaroğlu, bu halkın hiçbir zaman savaş istemediğini ve barıştan yana olduğunu öğrenmelidir. Kendi tabanını bu savaşın bir parçası haline getirebilmek için yerli/yersiz ve tarihsel bağlamından kopararak kullandığı "Ayşe tatile çıktı" metaforunun içini de boşaltmamalıdır. CHP tabanının bu tür hamasetlere karnı toktur! CHP tabanı, savaşçı değil, barışçı politikalardan yanadır. 1 Mart Tezkeresi sürecinde Baykal'ın tabandan aldığı olağanüstü destek, bunun en somut kanıtıdır!
Biliyorum; salı günü CHP grubundaki o anlamsız ve ne dediği belli olmayan konuşmayı hazırlayan CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, CHP tabanını tanımıyor. Konuşmayı kaleme alan Emekli Büyükelçi Korutürk, belli ki; kendisini Türk devletinin Güvenlik Müsteşarı sanıyor. O yüzden, son tahillde İsrail çizgisine denk düşen politikaları da CHP tabanına hazmettirmeye çalışıyor. İsrail'le yakınlıkları hep tartışma konusu olan Korutürk, CHP'yi ateş çemberinin içine çekiyor. Üstelik bunlar yapılırken; Suriye sanki Türkiye'ye saldırıyor ve gerilim de sanki bu yüzden çıkıyormuş gibi bir hava yayılıyor. Halbuki; Suriye yönetimi saldırmıyor, ülkesini savunuyor.
CHP lideri ise ne yazık ki; eline tutuşturulan metindeki ifadelerin biz CHP'ye oy veren ya da vermeyi düşünen diğer kesimlerde hangi etkiyi yaratacağını hesaplayamıyor.
Oysa ki; biz salı günü, hamaset yerine, "Uçağımızın orada ne işi var, uçağımız NATO'nun yemi olarak mı kullanıldı?" sorusunun sorulmasını bekledik.
Biz Kılıçdaroğlu'ndan salı günü, "AKP suçuna bizi ortak etmeye çalışıyor. Suriye politikanız yanlıştı, uyardık dinlemediniz. Şimdi de kayaya çarptınız" demesini bekledik.
Biz Kılıçdaroğlu'nun "Hatay'da bazı kişilere silah dağıtılıyor ve bu kişilerin Suriye'ye geçerek eylem yaptığı söyleniyor. Türkiye, kirli planların karargahı olamaz, buna izin vermeyiz" diye ortalığı inletmesini isterdik.
Olmadı, Kılıçdaroğlu bunları yapmadı. Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar, "Araplardan 10 milyar dolar geldi'' demesine rağmen, "Bu paralar Hür Suriye Ordusu'nun finansmanında mı kullanıldı?" diye sormasını bekledik.
Kılıçdaroğlu bunu yapmak yerine, CHP'yi AKP'nin çamaşır makinesi haline getirdi ve "birlik beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde..." klişesini gözlerimizin içine baka baka tekrar etti. En acısı ise; milli duygulardan bahsetmesiydi!
Milim kadar ''milli yanı olmayan'' AKP'yi Suriye'de içine düştüğü bataklıktan kurtarmaya soyunan CHP lideri, olası savaşa bir de haklılık kazandırmaya gayret etti. Oysa ki; bu savaş; ''haksız savaş''tır. Emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme savaşıdır bunun adı... CHP ise anti - emperyalisttir. Ağız dolusu "Savaşa Hayır" diyemeyen bir CHP'nin varlık sebebi ortadan kalkmıştır.
Son söz: CHP artık ne dediği anlaşılmayan, söyledikleri ise ciddiye alınmayan bir parti haline gelmiştir. Daha on gün önce "Analar ağlamasın" sözlerini bıktırırcasına tekrar eden CHP yönetimi, şimdi ise "Göster Türk'ün gücünü, ver Suriye'ye dersini" çizgisine gelmiştir. Bu, ciddiye alınacak bir çizgi değildir. CHP yönetiminin, savaşı ''oyun'' sandığı salı günü anlaşılmıştır.
www.twitter.com/barisyarkadas
*******************
Yücel Yeşilceli
27 Haziran 2012 17:05
Marcus Aurelius'un TKP'nin Basın Açıklaması'nı bu sayfalara taşıması iyi olmuş.Zira aynı şeyi ben düşündüm,ancak yayınlanmama olasılığı çok fazla olduğundan vazgeçtim.
Sayın Yarkadaş'ın değerlendirmelerinin büyük bölümüne katılmakla birlikte,bir önemli şeyi gözden hiç ama hiç kaçırmamak gerektiği düşüncesindeyim.Ülkeleri kargaşaya,bataklığa sürükleyen kim?
EMPERYALİZM!
Eğer emperyalizmle savaşımda galip gelmek istiyorsanız;bizim Ulusal Kurtuluş Savaşımız'da,Küba'da,Vietnam'da ve dünyanın daha başka ülkelerinde olduğu gibi,EMPERYALİZMLE BAĞINIZI KOPARMAK ZORUNDASINIZ!
Emperyalizmin patronajındaki NATO,İMF;DB gibi örgütlerin içinde olacaksınız ve emperyalizme karşı mücadele edeceksiniz,yol haritanızı beğenilerine sunup-icazet isteyip,tam bağımsızlık yanlısı nutuklar atacaksınız... Bu,eşyanın doğasına aykırı bir durum ve tarih teslimiyetçi bir politik anlayıştan tam bağımsız bir yurt yaratıldığının örneğini bizlere göstermemiştir.
Sayın Barış Yarkadaş'ın yazısına dönersek;çözüme ilişkin netlik göremiyoruz.
Çözüm umarım geçmişte yaptığınız hatalarda olduğu gibi;Gürsel Tekin ve benzer politik figürlerin MYK'ye tekrar taşınmasına indirgenmez.Eğer tekrar tek kişinin öne çıkarılması amaçlı böylesine sığ bir öneri ile analizler yapıyorsa sayın Yarkadaş;inanın YCHP'de mevcut yönetim anlayışından farklı hiç bir şey olmayacaktır.
Çözüm:Ülke bütünlüğünden yana olup,sınıfsal mücadeleyi varlık nedeni sayan işçi sınıfı partileri-örgütleri ve SOL'a niceliksel böbürlenmeyle-küçümsemeyle bakmadan;Atatürkçü,yurtsever,tam bağımsızlık yanlısı ulusal demokratik güçlerin emperyalizme ve gericilğe karşı ortak mücadele etmelerindedir!
------------------
Gerçek Günden Genel yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın anılan sitede 27 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan "CHP genel başkanı böyle konuşamaz" başlıklı analizi olup,yukarıdaki yorumum bu analize ilişkindir ve gerçekgündem.com'da yayınlanmıştır.
28 Haziran 2012 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder