10 Kasım 2010
Önder Sav'ın oyun planı ne?
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Kılıçdaroğlu rüzgarı karşısında direnemeyeceğini anladığı için “şimdilik” geri çekildi. Sav, Kılıçdaroğlu ve ekibinin tökezlemesini bekliyor. Kılıçdaroğlu telafisi mümkün olmayan bir hata yaptığı taktirde, Önder Sav gönlündeki makam olan Genel Başkanlık için düğmeye basacaktır.
Ancak bunun olabilmesi için, Sav’ın yeni dönemde milletvekili seçilebilmesi şart. Hatta, sadece kendisinin milletvekili seçilmesi de yeterli değil. Sav, 2011 seçiminde en az 30 arkadaşını meclise taşımak istiyor. Bunun yolu ise Parti Meclisi’nde “pazarlık gücü”nü koruyabilmesinden geçiyor. Sav’ın yakın çevresinde konuşulanlara göre, eski genel sekreter, Parti Meclisi toplantılarında sorun çıkarmayacak. Ta ki; 2011 yılının Nisan ayına kadar… 2011 yılının Nisan ayındaki PM toplantısında ise “dananı kuyruğu kopacak.” Sav, kendisine yakın duran PM üyelerini seçilebilecek yerlerden aday göstermeye çalışacak. “Milletvekili listeleri” PM onayından geçtiği için, Önder Sav, Kılıçdaroğlu’yla pazarlık masasına oturmak isteyecek.
Bu senaryoya “Yok canım daha neler?” diyenler için şunu söylemekte fayda var:
Genel Sekreter Önder Sav, makamından ayrıldığı gün, yakın çevresiyle durum değerlendirmesi yaptı. Söz döndü dolaştı CHP eski İstanbul İl Başkanı (Yargıtay kararına göre 22 Mayıs’tan soraki tüm atamalar geçersiz, o yüzden eski diyorum) Berhan Şimşek’e geldi. Şimşek’in ‘’tutarsız’’ tavırlar içine girdiğini söyleyen Sav, “Milletvekili olma şansını da yitirdi” dedi. Bu sözler, Sav’ın 2011’e yönelik planlarının ipucunu göstermesi açısından önemliydi. Şimşek’i gözden çıkardığı belli olan Sav, belli ki; kendisini hala milletvekili listesini hazırlayacak ekibin içinde görüyor. Ya da yakın çevresini de kaybetmemek adına, bu havayı yaymaya çalışıyor.
Sav’ın Berhan Şimşek’e artık ihtiyaç duymadığının bir göstergesi de salı gecesi görüldü. İl Başkanları Toplantısı sonrası, gelişmelere ilişkin bilgi vermek için Önder Sav’ı arayan Berhan Şimşek, (niye arıyorsa!) hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaştı. Önder Sav, İstanbul (eski) İl Başkanı Şimşek’e “Beni artık arama. Araman için bir sebep yok. Altındaki 14 adamı bile tutamadın. (İstanbul İl Yönetiminin açıklamasına gönderme yapıyor - bn) Orada nasıl il başkanlığı yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Sav’ın yakın çevresine göre, bu tepkinin altında Şimşek’in tutarsızlığı yatıyor. Siyasette “ikili oynayan”ları sevmediği bilinen Sav, Berhan Şimşek’in bugünkü tavırlarına anlam veremiyor.
Önümüzdeki günlerde, Sav Cephesi’nde olup bitenleri aktarmaya devam edeceğiz. Önder Sav’ın “güç kazanabildiği” taktirde, sahaya çıkmak istediğini biliyoruz. Ancak şu an için eli – kolu bağlı durumda. Sav’ın belini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararın büktüğü biliniyor. Sav, çok güvendiği il başkanlarından da destek bulamayınca, yapacağını ilan ettiği toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı. Aradığı hiçbir il başkanı Ankara’ya gelip Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açmaya cesaret edemedi. Sav, bu yüzden “şimdilik” geri çekildi.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ekibi bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Kılıçdaroğlu çevresinde bu yüzden “Kurultay yapalım ve PM’yi yenileyelim’’ görüşü hakim. “Yarın” daha büyük bir sorun yaşamak istemeyen Kılıçdaroğlu’nun kurmayları, bu yüzden “her an’’ kurultay yapılacakmış gibi çalışıyor.
****
OMURGA HİKAYELERİ...
Biliyorsunuz, CHP’de yaşanan iç kargaşanın ardından birileri ortaya çıkıp kendilerini “partinin omurgası” ilan etti ve pozisyon almaya çalıştı. Daha düne kadar, kapı arkalarında demediğini bırakmadığı genel başkanı ile genel başkan yardımcısının yanında bugün “fotoğraf vermeye çalışan” bu ‘’omurgalı’’ siyasetçilerin öyküsünü yazmaya devam edelim.
Okurlarımız; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘’omurgalı’’ şahsı ve öykülerini merak ediyor…
Omurgalı siyasetçi, Önder Sav tarafından koltuğa oturtulduktan hemen sonra, ziyaretçilerini kabul etmeye başlar. Bu ziyaretçilerden biri de Yeni Parti üyeleridir. Yeni Parti üyeleri, il merkezindeki başkanlık odasında başkanla sohbete başlar. Başkan “Ne içersiniz?” diye sorduktan hemen sonra devam eder: “Benden önceki başkan kasayı boşalttığı için sadece suyumuz var.”
Yeni Parti üyeleri bu sözler karşısında şoka uğrar…
Tabii şoka uğrayanlar, sadece Yeni Parti üyeleri olmaz… Bir Cem Evi yöneticisi, daha on gün önce il merkezine gider. Amacı, Cem Evi’ne gelir getirecek olan etkinliklerinin biletlerinden birkaç tane satmaktır. Başkana biletleri uzatan Cem Evi yöneticisi, şu cevapla sarsılır: “Kardeşim, bizden önceki kasada para bırakmadı ki… Silmiş, süpürmüş bütün parayı götürmüş… Bu yüzden bilet alamam…”
İşte size CHP’nin omurgalı siyasetçisinin iki hikayesi…
Bunların bir de “medya versiyonları” ve belediye başkanları ile yapılanları var ki evlere şenlik…
‘’Omurgalı”nın gazete yöneticileri ile belediye başkanlarına Kılıçdaroğlu ve Tekin hakkında söylediklerini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız…
“Memleketimden omurgalı siyasetçi manzaraları”na devam edeceğiz…
------------------------------------------------------------------------------
BARIŞ YARKADAŞ'A CEVAPLARIM:
CHP'DE ÇALKANTILAR NEDEN BİTMİYOR?
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanımları Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandırılmış ve tarihin en büyük alt-üst
oluşlarından birine tanık olmuştur Türkiye toprakları!
Bu alt-üst oluşun tarihsel adı "Cumhuriyet Devrimleri" yada "Atatürk Devrimleri" diye tarihin yapraklarına işlenmiştir!
Cumhuriyet Devrimleri'nin getirdiği yeniliklerden bazıları:
-Teokratik Devletin tasfiyesi,
-Cumhuriyet'in ilanı,
-Harf Devrimi,
-Öğretim Birliği Yasası,
-Hukuk Devrimi,
-Tekkelerin zaviyelerin kapatılması,
-Kadınlara seçme ve seçilme haklarının tanınması,
-Kıyafet Devrimi gibi ana başlıkta toplanan yenilikler Cumhuriyet'in ilanıyla yaşama geçirilenlerden bazıları.
Cumhuriyet Devrimleri'nden öncesi sanayisi yok denecek kadar az,nüfusun büyük çoğunluğu
tarım-hayvancılıkla geçinen,köy ve kasabalarda oturan,feodalizmin bütün kurumlarıyla eğemen olduğu
bir sistem vardı ülkemizde.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 1923 İzmir İktisat Kongresi Türkiye'nin seçtiği üretim ilişkilerinin biçimini de şekillendiriyordu.
Üretim araçlarının mülkiyetine ilişkin sosyalistlerin itirazları burada başlasa da,"işçi sınıfının takamülü" sorunu nedeniyle sosyalistlerin haklı talepleri ister-istemez dikkate alınmıyor,üretim araçlarının topsullaşması süreci yaşanamıyordu.
Üretim araçlarının mülkiyeti kapitalizmin eğemenliğine verilmiştir ancak, zayıf burjuvazi kendi sınıfsal devrimini
Burjuva Demokratik Devrimi'ni eksiksiz tamamlayıp,feodalizmi tasfiye edemiyordu.
Burjuvazi devrimci ruhtan uzak,güçsüz,
yeni sınıf olma karekteristik özelliklerden yoksun bir görünüm sergiliyor,hayatın her alanında eğemen olması,olabilmesi için bir önceki
sınıfı tarih sahnesinden silemiyordu.
"Burjuva devrimi geçmişin kalıntılarını,(yalnızca otokrasiye değil,monarşiyi de içeren) feodal kalıntıları,en kararlı bir biçimde süpürüp atan, ve kapitalizmin en geniş,en özgür ve en hızlı gelişmesini en eksizsiz güvence altına alan bir alt-üst oluşun ta kendisidir!" "İşte bu yüzden burjuva devrimi işçi sınıfının çıkarları için mutlak bir gerekliliktir." der sosyalizmin önderleri.
Şimdi buradan bir parantez açarak,sorunların büyük bir kısmının bu eski,köhnemiş feodal yapıdan kaynaklandığı görülmeli ve etnik ayrımcılığın kesinlikle
sınıfsal bir karekter taşımadığı, tam tersine milliyetçi ve ırkçı argümanlarla alabildiğince desteklendiği,feodal yapının tasfiyesine yönelik en küçük bir serzenişin bile yapılmadığı,eski üst yapı kurumunun sağlamlaştırılması için olanakların zorlandığı gerçeğini, sınıf hareketleri ve partileri zihinlere yerleştirmelidir.
Konuya dönersek; Olumsuzluklara karşın,1923-1938 tarihleri arasında çok önemli hamlelerin yapıldığını da belirtmek gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimci ruhu bütün ülkeyi sarmış,gelişmelerin önündeki engeller bir bir kaldırılarak Ulusal Bağımsızlık
için gerekli alt yapı çalışmaları hayata geçmeye başlamıştır.
Atatürk'ün ölümü ve Avrupa'da patlak veren 2.Dünya Savaşı'nın (Tarihe 2.Paylaşım Savaşı olarak da geçmiştir) olumsuz koşulları
CHP içindeki gerici--faşist kadroların daha çok aktifleşmesine neden olmuş,uyduruk bahanelerle sosyalistlerin üzerine kabus gibi
çöreklenilmiştir.Örneğin:"1938 Harp Olayları"gibi...Bütün bu inişli-çıkışlı yolculuk CHP iktidarında olduğunu söylemeliyiz.
1950 DP'nin iktidara gelmesiyle birlikte NATO'ya giriş öncelikli işler arasına alınmış,süreci takiben Türkiye 1951 yılında resmen NATO üyesi olmuştur.
Öte yandan,Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme serüveni,1960 yılında DP'nin iktidardan uzaklaştırılması,kimine göre askersel "darbe",kimine göre "devrim",kimine göreyse; "Ulusal Demokratik Devrim'in tamamlanma süreci"olarak karşı çıkılmış,yada sahiplenilmiştir.
1961 Anayasası'nın sağladığı geniş özgürlük ortamında ve "Milli Bakiye"seçim sistemi sonucunda TİP TBMM 15 millet vekili sokmayı başarması ve bu milletvekillerinin TBMM'ni bir platform gibi kullanarak halka gerçekleri riyasız açıklaması CHP içinde bir arayışın ilk tohumlarının atılmaya başladığının tarihlerdir.
"Ortanın Solu" bu süreçte dillendirilmeye başlanmış ve Ecevitin önderliğindeki grup Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın,Lozan'ın muzaffer komutanını yenerek CHP'de yönetimi ele geçirmişlerdir!
Bu yıllarda CHP'nin sol ile diyaloğu sonuçsuz kalmamış,1973 ve 1977 yıllarında koalisyonlarla da olsa iktidara gelmeyi başarmıştır.
Sonuç olarak;CHP Atatürk'ün ölümüyle birlikte devrimci atılımları sürdürememesi,korkak burjuva sınıfının feodalizmi tasfiye edememesi,hep sağa açılımlarla iktidar olacağı yanılgısı,en önemlisi de sınıfsal karekteristik taşımayan,bütün sınıfsal katmanları bünyesinde barındıran,homojen olmayan yapısı,kitle partisi olması nedeniyle CHP'de sular çok kolay durulmaz!...
Sola açılarak sıçrama yapabilirdi CHP.Yapmadığı gibi,çarşaf,türban gibi argümanları sahiplenerek iktidar olacağını sanıyor.
Benim kabullenemediğim,tepkim ise, "Umut olmak" avantajını elinden hiç bırakmaması ve umut olmanın gereğini yapmaması,yapamamasıdır!
10 Kasım 2010 tarihinde Gerçek Gündem.com'da yayınlanan Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın "Önder Sav'ın oyun planı ne?" başlıklı yazısına yaptığım yorum.
11 Kasım 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder