6 Eylül 2010 Pazartesi

"KILIÇDAROĞLU'NA ÇELME TAKILIYOR"

5 Eylül 2010

Kılıçdaroğlu’na 'çelme' takılıyor
İstanbul’un Avcılar İlçesi’ne asılan ve büyük gürültü koparan CHP imzalı afiş, Berhan Şimşek’in deyimiyle ‘’bir işgüzarın işi” denilerek geçiştirilecek bir mesele değil. Şimşek, Star Gazetesi’ne yaptığı açıklamayla, meseleyi basite indirgeyip sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyor. Oysa; Şimşek bu skandalın tam da göbeğinde yer alıyor.

Nasıl mı?

Cumartesi günü saat 16.00 sularında Sakarya’da CHP mitingini izliyor, bir yandan da gazeteci arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Tam o sırada, Avcılar CHP’de siyaset yapan haber kaynaklarımdan biri aradı. Hayli tedirgindi. Söze “Rezaleti biliyor musun?” diyerek başladı. Ardından da devam etti: “Avcılar’daki afişleri parti astırdı.”

SADECE AFİŞ DEĞİL...

Kaynağım, tartışma yaratan afişlerin, aynı zamanda broşür haline getirildiğini de belirterek, “Biz bunlardan on bin tane dağıttık. Hala da elimizde ve standlarımızda var” dedi. “İyi ama nasıl olur, Kemal Kılıçdaroğlu bizimle ilgisi yok diyor. Ve bu bilgiyi İl Başkanı Berhan Şimşek’ten aldığını söylüyor” deyince, kaynağım derin bir “ahhh” çekti. Hemen ardından “Bizim üzüntümüz de bu zaten” diyerek devam etti. CHP’li kaynağım şunları dile getirdi:

“Sizi aramamızın sebebi de bu zaten. Kemal Bey’in Gerçek Gündem’i takip ettiğini biliyoruz. Kol kırılıp yen içinde kalmasın. Bu afişleri CHP Avcılar İlçe Başkanı Bayram Acar, Meclis Üyesi Ali Oral ve Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci yaptırdı. İl Başkanı Berhan Şimşek’in de bilgisi vardı. Çünkü, on bin adet de broşürü yaptırılmıştı. Ama basın üzerine gidince, herkes bilmiyor numarasına yattı. Kemal Bey’in bunu bilmesi lazım. Sayın genel başkanı yanıltıyor, kamuoyu önünde zor durumda bırakıyorlar.’’

KILIÇDAROĞLU KÜRSÜDEYKEN

CHP’li kaynağımın anlattıkları gerçekten de ilginçti. Sakarya’da yıllar sonra on binler ilk kez CHP mitingine geliyor, Kılıçdaroğlu ile aynı havayı solumanın coşkusunu yaşıyordu. Avcılar’da ise, İstanbul İl Başkanlığı’nın da içinde olduğu bir dizi skandal yaşanıyordu. Kemal Kılıçdaroğlu kürsüden, Berhan Şimşek’in sözlerine itimat ederek konuşuyor ve AKP’ye “Afişlerin sorumlusu sizsiniz” diyordu. O an telefondaki kaynağım ise bambaşka şeyler anlatıyordu.

POLİS DE DOĞRULADI

Bir yandan Kılıçdaroğlu’nu, bir yandan ise telefondaki kaynağımı dinlerken, skandalın ayak seslerinin yaklaştığını hissediyordum. Çünkü; kaynağım beni bugüne dek hiç yanıltmamış, verdiği tüm bilgiler doğru çıkmıştı. Ancak buna rağmen, bilgileri yine de “check” etmek gerekiyordu. Bu yüzden, kaynağıma “Anlattıklarınız çok ciddi şeyler. Elinizde somut bir kanıt var mı?” demek zorunda kaldım. Kaynağım, “Kanıtlar şu an karakolda. Meclis Üyemiz Ali Oral polise ifade veriyor. Afişleri basan matbaa sahibi olan biten her şeyi polise anlatmış. Belediye Başkanı Değirmenci Bulgaristan’da olduğu için bir tek o kısmı eksik kaldı. Yarın her şey ortaya dökülür” dedi.

'BERHAN ŞİMŞEK HEPSİNİ BİLİYOR'

CHP’li kaynağım bu sırada bir de kritik bilgi verdi: “İl Başkanımız Sayın Şimşek, en başından beri afişlerin bizim olmadığını söylüyor. Bu doğru değil. Avcılar İlçe Yönetim Kurulu Üyesi – İlçe Sekreteri bu afişler basına yansıdığında kendisine iyi niyetle bilgi verdi ve afişlerin bizim olduğunu söylediler. Sayın Şimşek buna rağmen Kemal Bey’i yanılttı. Kemal Bey de Berhan Şimşek’in söylediklerine inandı. CNN Türk’te kendisini bağlayan ağır sözler etti. İlçe yönetimi de Sayın Şimşek de yaşıyor. Çıkıp bunlara yalan desinler.’’

MUHABİR ARKADAŞIM DA MERAK ETTİ

Doğrusunu söylemek gerekirse, kaynağımın anlattıkları karşısında ne diyeceğimi şaşırmıştım. Yanımda bulunan bir muhabir arkadaşım halimi görünce, “Ne oluyor, kötü bir şey mi var?” diye sordu. “Olmaz mı, hem de rezalet…Çok önemli bir bilgi geldi. Doğrulatmaya çalışıyorum” dedim.

Miting alanının kalabalığından biraz uzaklaşarak Avcılar’da tanıdığım birkaç polisi aradım. Polisler, afişle ilgili bilgilere ulaştıklarını, afişi yaptıranların CHP’li olduklarının "kesinleştiği’’ni söyledi. Hatta bir polis, afişi basan Alp Reklam’ın sahiplerinin verdiği ifadeler doğrultusunda, CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ali Oral’ın ifadesine başvurulduğunu teyit etti. Böylece kaynağımın verdiği bilgilerin doğru olduğu da ortaya çıktı.

Şimdi gelelim meselenin diğer boyutlarına:

CHP’nin Avcılar’da yaptırdığı afişte hiçbir SUÇ UNSURU YOK. Zaten savcılık da soruşturmada “suç” aramıyor. Şüphelilere “suç isnat edilmiyor.” Kamuoyunu meşgul eden bir konunun açığa çıkarılması için soruşturma yürütülüyor. Burada önemli olan CHP’nin tavrı. Tartışma yaratan da zaten bu…

KILIÇDAROĞLU'NA KOMPLO MU?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da daha bir hafta önce "Türbanı özgür kılacağız’’ diye açıklama yapmasına rağmen, birileri bu politikaya direnç gösteriyor. Kılıçdaroğlu’na ‘’açıkça itiraz etme yürekliliği gösteremeyenler’’ arkadan dolanıyor. Kılık – kıyafet üzerinden tartışma yaratacak bir afiş yaptırılıyor. Türban ‘’rahibe kıyafeti’’ne benzetiliyor. Sanki; CHP’nin inançlı insanlarla arasının açılması için özel bir çaba sarfediliyor. Bu rezalet ortaya çıktığında ise, kamuoyunun büyük sempatisini kazanmış olan Kemal Kılıçdaroğlu’na RESMEN yalan söyleniyor. “Bizim bir ilgimiz yok’’ deniliyor. Titizliğiyle tanınan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin isteği üzerine İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’i otobüsten tekrar arıyor. Bir gazetenin muhabirinin telefonundan aranan Şimşek, tavrını sürdürüyor. “Bizimle bir ilgisi yok” dedikten sonra da ekliyor: “Bugün suç duyurusunda bulundum. Savcılığın gerekli araştırmayı yapmasını istedim.’’

KILIÇDAROĞLU KİME İNANSIN?

Şimdi biraz nefes alın ve düşünün: Karşınızda İstanbul’u emanet ettiğiniz il başkanınız var. Size onlarca gazetecinin yanında, “Bu meseleyle ilgimiz yok” diyor. Ne yaparsınız, ona mı inanır, yoksa bir de kendiniz mi araştırma yaptırırsınız? Kemal Kılıçdaroğlu, herkesi kendisi gibi sandığı için, araştırma yapma ihtiyacı duymuyor. Otobüsteki gazetecilere dönerek, “Bakın sizin yanınızda konuştum. Bizimle ilgisi yokmuş’’ diyor. Aynı gece, CNN Türk’te canlı yayına çıkan CHP Genel Başkanı, sözlerini tekrar ediyor.

Çok değil, 12 – 13 saat sonra ise skandal patlıyor. Kılıçdaroğlu Sakarya Meydanı’nda AKP’ye afiş konusunda meydan okurken, CHP’li Meclis Üyesi karakolda “Afişler bizim” diyor. Kılıçdaroğlu’na en büyük darbe, inandığı insanlardan geliyor.

BU BEDELİ ÖDEMEK ZORUNDA MI?

Kamuoyunun “sonsuz kredi” açtığı Kılıçdaroğlu, bu büyük yalanın sorumluluğunu ödemek zorunda bırakılıyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Kılıçdaroğlu ve Şimşek Başbakan’dan özür dilesin’’ diyor.

Şimdi söyler misiniz?

Birkaç aklı evvelin bir araya gelip yaptığı o saçma afişin kime ne faydası oldu?

“Hayır” oyları “Evet”i geçmek üzereyken, bu afişi Avcılar’a kim astırdı? İl Başkanı Berhan Şimşek, Kılıçdaroğlu’na doğruyu neden söylemedi? “İçinde suç unsuru olmayan” bir afiş, neden skandala dönüştü? Kimler bu skandaldan hangi faydayı sağlamayı umdu?

BU DÜPEDÜZ ÇELME TAKMADIR

Ben burada bir ‘’iyi niyet’’ değil, “kasıt” arıyorum. Kılıçdaroğlu, “Türban sorunu çözeceğim” dedikten bir iki gün sonra bu afişin sokaklara astırılması yükselen CHP’ye “çelme takmak”tır. “Hayır” oylarına “komplo düzenlemek”tir. Kılıçdaroğlu’nun “başarısız olmasını” istemektir.

Bu hesapların, 12 Eylül sonrasına göre yapıldığı da gün gibi aşikardır. İstanbul’da bugüne dek bir tek afiş bile yapıştırtmamış olan Berhan Şimşek, neden son bir hafta kala bu gayrete girişti acaba? Bu afişin yapıştırtılması için kimden talimat aldı? Şimşek ve önderleri, yoksa, sandıktan “Hayır” çıkmasından mı çekiniyor? “Genel Başkanlık hesapları”nın suya düştüğünü görünce paniklediler mi?

Sözcü Gazetesi’nde rakibi gördüğü partililerin aleyhine yazı yazdırtıp, sonra da partinin imkanlarını kullanarak “Bu yazıyı mutlaka okuyun” SMS'leri yollayan Şimşek, bu skandalın ardından istifa etmenin onurunu yaşamayı ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir lideri yanıltmanın bir bedelinin olduğunu düşünüyor mu?

KILIÇDAROĞLU'NA İTİBARSIZLAŞTIRMA KOROSU

Sorun kuşkusuz sadece Berhan Şimşek’le sınırlı değil. CHP’ye bir haller olduğu ortada. Kemal Kılıçdaroğlu ne zaman kamuoyunun desteğini alan bir çıkış yapsa, birileri hemen “çıtayı aşağı çekmeye” çalışıyor. Kılıçdaroğlu “genel af” diyor, bir koro aynı ağızdan sesini yükseltmeye başlıyor: “Genel Başkan öyle demedi, siz yanlış anladınız.”

Kılıçdaroğlu “Türbanı biz çözeceğiz” diyor, aynı koro hemen devreye giriyor: “Hayır olmaz öyle şey, partimizin programı belli.”

Anlaşılıyor ki; birileri CHP’nin “iktidar”a odaklanmasından rahatsızlık duyuyor. Derin bir “iktidar olma” korkusu yaşıyor. Kılıçdaroğlu’na karşı parti içinde muhalefet örgütlenmek isteniyor. Bu da Kılıçdaroğlu’’itibarsızlaştırılarak” yapılmaya çalışılıyor. Kılıçdaroğlu, söylediklerinin arkasında durmasına rağmen, birileri “Hayır öyle demedi” diyerek, genel başkana karşı bayrak açıyor. Bir adım daha ileri giderek, "Evet çıkarsa, bu genel af söylemi yüzündendir" deniliyor ve Kılıçdaroğlu'na fatura kesilmeye hazırlanılıyor.

CHP BUNLARI DA YENECEKTİR

Bunların CHP içindeki statükonun temsilcileri olduğu belli. Dün Baykal’a aynı tezgah sergileniyordu, bugün Kılıçdaroğlu’na… Saçma sapan bir afişle, Kılıçdaroğlu’nu zor durumda bırakanlar, CHP’nin iktidar olmasından çekinenlerdir.

Bu yüzden, İstanbul İl Örgütü’nün içindeki bazı isimler, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ağza alınmayacak sözler etme cüretini kendisinde görebiliyor. Bir milletvekili “Kemal Bey haddini bilecek” diyebiliyor. CHP İstanbul’un bir yöneticisi ise, Ataşehir, Büyük Çekmece, Kağıthane, Ümraniye, Esenyurt, Sultanbeyli gibi çalışkan ilçe başkanlarını “darbe” yaparak yönetimden uzaklaştırmaya çalışıyor. Kendisi de "darbe" yoluyla geldiği için, darbeciliği meşru görüyor. Bu arada, Kemal Kılıçdaroğlu’nu, hem de Önder Sav’ı idare etiğini sanan ve "Alevicilikten" başka hiçbir sermayesi olmayan bu yönetici, Berhan Şimşek’in “Alternatif örgüt mu kuruyorsun” azarıyla karşılaşınca, soluğu Şavşat’ta genel başkanın yanında alıyor. Anlayacağınız, Şimşek, Kılıçdaroğlu’na bile bile yanlış bilgi verirken, İstanbul’a hakim olamadığı da ortaya çıkıyor.

İşte somut ve basit bir örnek:

CHP'de çalışan dört emekçi, Şimşek'in itirazına rağmen, "İl Başkanı olmak için çaba gösteren" kişi tarafından işten çıkartılıyor. Yerine Önder Sav'ın kızının sınıf arkadaşı aldırtılıyor. Böylece, Önder Sav'a ''şirin gözükmeye'' çalışılıyor. Bunun adı da ''siyaset'' oluyor. Şimşek ise bunlar gündeme getirildiğinde, "Bu yönetim benim değil zaten. İçinde istemediğim kişiler var" diyerek topu taca atıyor.

TÜRKİYE'YE YAZIK OLUYOR

Birileri Kılıçdaroğlu’nun eteğinden yapışıp aşağıya çekmeye çalışırken, o’na, doğrusu hepimize, yani Türkiye’ye en büyük kötülük yapılıyor. AKP’den kurtulma şansımız, kişisel çıkarlar ve koltuk sevdası yüzünden heba ediliyor. Kılıçdaroğlu’na, CHP’ye, Türkiye’ye yazık oluyor…

***

NOT: Avcılar’da çok girift ilişkilerin olduğu açık. CHP İlçe Başkanı Bayram Acar, Belediye Başkanı Değirmenci’den ihale alıyor sık sık… Ve aynı Acar, Şimşek üzerinde de etkili. Şimşek’in kadrosuna almak istediği Tuncer Meriç, Bayram Acar’ın ‘’rest çekmesi’’ yüzünden CHP İl Yönetimi’ne giremedi. Acar, Berhan Şimşek’e “Tuncer yönetime girerse, senden desteğimizi çekeriz” dedi. Şimşek bu yüzden geri adım attı. Aynı durum, Kadıköy’de de yaşandı. Kemal Yılmaz’ı yönetime almak isteyen Şimşek, Kadıköy Örgütü’nün rest çekmesi sonucu, bu isteğinden vazgeçti. Acaba Avcılar ve Kadıköy’ün hem Şimşek hem de genel merkez üzerindeki bu gücü nereden geliyor? Şimşek, Avcılar ve Kadıköy’ün desteğiyle il başkanlığı koltuğuna oturtulmanın diyetini böyle mi ödüyor?

2. NOT: Berhan Şimşek, kendisinden önceki il yöneticilerinin istifa ettirilmesi üzerine - İL YÖNETİMİ DÜŞMEDİĞİ HALDE- o koltuğa oturtuldu. Şimdi aynı yöntem kendisi için de izleniyor. Çünkü; yol bir kez açıldı. İstifa etmese bile, önümüzdeki süreçte işi zor gözüküyor. "Anti - demokratik yöntem" kendi eliyle meşrulaştırıldığı için, aynı sürprizle karşı karşıya kalması, yakın görünüyor. Gazete yöneticilerine gidip "Enkaz devraldım" edebiyatı yapması, Sözcü Gazetesi'ni kullanarak rakiplerine saldırtmasının da kendisini kurtaramayacağı görülüyor. Yüzde 38'le devraldığı İstanbul'u yüzde 32'ye düşürmüş olması, fazla söze gerek bırakmıyor.

GERÇEK GÜNDEM.COM haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 05.10.2010 tarihli yazısıyazısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder