25 Ağustos 2009 Salı

ONDAN BUNDAN

Nereden başlasak, nereden tutsak, nereye el atsak elimizde kalıyor. Çürümüşlüğün bu denlisi gerçekten de insana kaygı ve büyük acılar veriyor...

Bir ayı aşkın zamandır gazete ve televizyonlarda Türkiye'nin "özgürlükcü" gazeteci-yazarları, "akil adamları", "toplum önderleri", sivil tolum kuruluşları ve siyasal partileri bir bilinmeyeni tartışıyorlar, "AÇILIM"ı..! Klişe bir söz ama; bu "açılım dan yararlanacak" kardeşlerimizle bizler zaten yüzyıllardır açılım yapmıyormuyuz? Hangi etnik köken birbirinden bir şey almıyor,esinlenmiyor. Doğru, Güneydoğu Anadolu'da bir sıkıntı var kuşkusuz, ancak sıkıntı sınıfsal mı? etnik kökenselmi? İşte sorunun can alıcı noktası burası. Karadeniz Bölgesi'nde doğmuş İstanbul'da yaşayan sıradan bir yurttaş olarak belirteyim; iyi dostluklar kurduğum insanların çoğunluğu kürt kökenlidir. "Eh efendim o bölge geri bıraktırılmıştır..." Buna da inanmamak gerekir. Gidin Karadeniz'e, İç Anadolu'ya en yakın Marmara'ya yoksulluk Kürt,Türk ayrımı yapmamış, isanların yaşamları adaletsiz gelir dağılımı nedeniyle "Diriler Mezarlığı"na dönüştürülmüştür. O yüzden, bu işin kaşınmasının halka en küçük bir yararının olamayacağı bilinmelidir...

Tüm bu soyut kavramlar tartışılırken, Türkiye'nin yönü bir yere odaklanmışken, başta akaryakıt olmak üzere elektriğe, suya, tüm gıda maddelerine, otobüs, dolmuş-taksi ücretlerine yapılan zamlar çökmüş omuzlara bir yük daha yükledi ve bizler bunları ne yazık ki tartışamıyor, tepki gösteremiyoruz...

Başka can alıcı bir konu: Muhtemelen Trabya- Beykoz arası yaplacak olan 3.BOĞAZ KÖPRÜSÜ. Köprünün bu güzerğaha yapıması halinde İstanbul'un ciğerlerinin söküleceği, dolayısı ile çocuklarımızın, torunlarımızın yaşam alanlarının yok olacağı bu projeyi tartışamıyor, insanları bilgilendiremiyor ve bir etkinlikte bulunamıyoruz. Bu ağaçlar kolay mı yetişti? Ormanlık alanlardaki bu su havzaları bir uzak görüşlülük anıtı değilmi? O nedenle birilerinin eldeedeceği rant uğruna doğanın dengesini bozma girişimleri sonuçsuz kalır, aklıselim eğemen olurda 3.köprüden vazgeçilir,bilim insanlarının önerdiği raylı toplu taşım uyarılarına ve projelerine önem verilir...

Yurt dışına giden herkes batı toplumlarının doğaya verdiği önemi gıpta ile anlatırlar. Değerli yazar Mine G.Kırıkkanat New Yor'daki Cenral Park'ın 1860 tarihinde imarına ilişkin kronoljik bilgileri verirken insanın nutku tutuluyor. 341 Dönümden oluşan bu parkı 1500 işçi günde 14 saat çalışarak 13 yılda bitirebiliyor. Bakımı için yılda 200 milyon dolar harcanan bu parkın 1860'lardan bu zamana kadar bir karış toprağı eksilmiyor,çeşitli imar değişikliği kurnazlıkları ile kimseye rant sağlanmıyor...
Bizler ise; bırakın korumayı,atalarımızdan kalan eşsiz tarihi ve doğal dokuyu yok etmek için elimizden gelen tüm hoyratlığı gösteriyoruz...

Lütfen çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için biraz insaf..!

1 yorum:

  1. efenim, blogunuz hayirli ugurlu olsun. dilegimiz umut dolu yazilar karalayasiniz

    YanıtlaSil