Julius Fuçik Çekoslavakya'lı yurtsever bir aydın ve sosyalist. Nazizme karşı mücadele ederken, 24 Nisan 1942 tarihinde tutuklanıyor ve hücresinde yazdığı ders niteliğindeki eşsiz notları illegal yollardan dışardaki yoldaşlarına ulaştırıyor. Nazi Mahkemesice ölüme mahkum edilen Fuçik, 8 Eylül 1943 günü Berlin'de idam ediliyor..!
"BU KİTABIN DEHŞETİNDEN ÜRKMEYİN, KİTABI BİTİRDİĞİNİZDE,FAŞİZMİN KANLI YÜZÜNÜ DEĞİL, BU ZULMÜN KARŞISINDA İNSANLIĞINDAN,ONURUNDAN,İNANCINDAN HİÇ BİR ŞEY YİTİRMEYEN ADAMI FUÇİK'İ DÜŞÜNECEKSİNİZ. O, BU KİTABIYLA, BİZE,İNSANLIK ONURUNUN NASIL KORUNACAĞINI ÖĞRETTİ. Özünde,bu yazılar hiç de darağcından notlar değil,zafer yolundaki insanlığın bir öncüsünün,bulunduğu ileri noktadan geriye,bize gönderdiği bir mesaj'dır."
"Darağcından Notlar" üzerine yazan James Aldrige böyle diyor Fuçik için.
Şimdi değerli dostlar; ülkemizde en azından bu denli kara bir tablo yokken, durup-dururken bunları niye yazdık? Neden, 1940'ların karanlığını ve faşizme karşı bayraklaşan bir yurtseverin o amansız şartlardaki ülkesinin kurtuluş mücadelesini anımsattık? Çünkü; son yıllarda ülkemiz aydınlarının bir kısmı emperyalist-gerici ittifakına karşı savaşım vermek yerine, baskılara boyun eğerek mevcut yapıya biat ettiler ve tek başlarına "kurtuluş"u yeğlediler.
Yaşadığımız toprakları biz de kolay kazanmadık. Yıkılmış,işgal edilmiş bir imparatorlukdan bir YURT kurma projesinin ilk adımını, 19 Mayıs 1919'da çağımızın en büyük devrimcilerinden Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasıyle başlar. Uzun mücadeleler ve düşmana karşı verilen kanlı savaşlar sonunda ülkemiz bağımsızlığına kavuşur. 23 Nisan 1923' de Büyük Atatürk'ün önderliğindeki Büyük Millet Meclisi bu mücadeleyi taçlandırarak CUMHURİYET'i ilan eder ve yeni kurulan genç Cumhuriyet'in adı TÜRKİYE CUMHURİYETİ dir. Genç Cumhuriyet kısa zamanda büyük devrimleri gerçekleştirir.Harf devrimi, öğrenimin laikleştirilmesi, kıyafet devrimi, hukuk devrimi, kadınlara verilen medeni haklar gibi bir çok devrim gerçekleştirilmiştir.Bunlarla yetinmez büyük önder;ülkenin her tarafı demir yolu ağı ile örülür. Ulusal sanayiye büyük önem verir Atatürk ve bu nedenle de müthiş bir planlama ile farklı illere fabrikalar kurulur.
Ne yazık ki Büyük Önder'in ölümüyle birlikte bu devrimci atılımlar aynı hızla ilerlemez.Tabiki ilerlemeye en büyük engellerden biri tarihe "Emperyalizmin 2. Paylaşım Savaşı" olarak geçen 2.Dünya Savaşı'nın da etkisi çok büyük olmuştur. Eğitim de de bu durgunluk, geriye gidiş sürecini başlatmıştır. Örneğin:Atatürk'ün zamanında alt yapısı oluşturulan 1940 yılında yasası çıkarılan Köy Enstitüleri -ki Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim hamlelerinden biri sayılmaktadır-Türkiye'nin Nato ile flörtü nedeniyle 1948 lerde işlevsiz hale getirilmiştir ve sonraki yıllarda tamamen kapatılmıştır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda yenilen emperyalizm ve yerli işbirlikçileri, Cumhuriyet'i yıkma projesnden bir gün bile geri durmadılar. Bu nedenle onlarca isyan çıkardılar, bunlardan en önemlileri:1925 Şeyh Sait Ayaklanması, 1930 Menemen Ayaklaması ve 1938 Dersim(Tunceli) ayaklanmasıdır.Görüldüğü gibi emperyalist ülkeler "Türkiye'nin küçültülmesi" (bölünmesi) projesini ajandalarından hiç ama hiç çıkarmamışlardır.
Ülkesinin kurtuluşu için ölümü hiçe sayan ve bu uğurda bitmez-tükenmez bir enerji ile çalışarak bu günki TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni kuran Büyük Önder Atatürk kadar soy adını hak eden hiç bir lider belki de yoktur..!
Diğer taraftan, faşizmin zindanlarında bile ülkesine,yoldaşlarına ve tüm isanlığa yararlı olmaya çalışan bir yurtsever..!
Evet, iki tarihsel olay ve iki soylu duruş. Bu bağlamda günümüz Türkiye'sindeki "aydın" denen kimi insanların davranış bozukluklarına, zik-zaklarına bakalım şimdi de: Ulusal Bağımsızlık ve Laik Cumhuriyet'den yana güçlerin üzerlerindeki baskıların artmasıyla birlikte; tırstılar-korktular, moda oldu ya, kimi yazarlar,çizerler,"liberal aydınlar", şairler, sinema-tiyatro sanatcıları, şarkıcılar, türkücüler, eski solcular,hele hele eski "komünist"ler ve de eski TKP yöneticileri; "küçük düdükcüler" kervanına katılıp arzu-endam eyleyerek,ırk ve din temelinde siyaset yapanlara payanda oldular,oluyorlar... "Sınıf mücadelesinin bu çağda gerekmediğinin,eski düşüncelerinin yanlışlığını ve günümüzün küresel düşünme,küresel işbirliği günü olduğunu, ulus devlet,bağımsızlık gibi kavramların demode olduğu"nun ayrımına vardılar, "hidayete erdiler.."
Yolunuz açık olsun diyemeyeceğim "sayın" fırdöndüler. Atatürk Devrimlerinden, laik Cumhuriyet'den, özgürlük, bağımsızlık ve emekten yana olanların yolları açık olsun..!
29 Ağustos 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder