23 Aralık 2011
Dersim'den Fransa'ya hatalar zinciri
Barış Yarkadaş
gerçekgündem.com
Fransa Parlamentosu'nun "Ermeni soykırımı yoktur" diyenlere ceza verilmesini öngören yasa tasarısını kabul etmesi, CHP, MHP ve AKP'yi aynı çizgide buluşturdu. Birçok konuda anlaşamayan üç parti, Fransa'ya karşı ortak bir metin yayımladı. Yetmedi; MHP ve CHP, AKP hükümetine destek vereceklerini açıkladı.
CHP, bu bağlamda desteğin ölçüsünü biraz kaçırdı. AKP ve medyasının yaratığı "sanal milliyetçi rüzgar"dan fazlasıyla etkilenen CHP, hükümetin kendisinden istediği destek talebini karşılıksız bırakmayacağını açıkladı.
Dünden beri yaşanan tablo, aslında büyük bir akıl tutulmasının yaşandığını gösteriyor. CHP'den AKP'ye, MHP'den diğer partilere kadar herkesin "popülizm" rüzgarına kapıldığı görülüyor. Fransa'nın "Ermeni soykırımı vardır" tezi sanki bir hafta önce ortaya çıkmış gibi davranılıyor.
Oysa; bu tez yeni değil. Ve bu tezin parlamentoya geleceği de neredeyse iki yıldır biliniyor. Bu bilinmesine rağmen, AKP hükümetinin uluslararası hiçbir girişimde bulunmadığı ise gözlerden kaçırılıyor. AKP ve yandaşlarının "Stratejik Derinlik" olarak pazarladıkları Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, Fransa'nın gündeme getireceği tasarıya karşın hiçbir adım atmadığı unutturuluyor. Güya; dünyaya yön veren Davutoğlu'nun, bu konudaki başarısızlığı ve öngörüsüzlüğü ise gündeme dahi getirilmiyor. CHP ve MHP de AKP'nin yarattığı ideolojik hegemonyaya teslim oluyor. AKP gündemi istediği gibi yönetirken, Fransız tokadı karşısındaki yenilgisini ise "sahte milliyetçi söylemler"le örtüyor.
Halbuki; bu AKP değil miydi daha iki - üç ay önce Fransa'yla el ele verip Libya Lideri Kaddafi'yi devirten... Keza; Fransa gibi emperyalist ülkelerin Libya'da rahatça at koşturmasına cevaz veren partilerden biri de CHP'ydi. Emperyalist ülkelerin Afrika ve Ortadoğu'yu istedikleri gibi şekillendirmesi için gereken sözde "tezkere" CHP'nin de katkısıyla TBMM'den "jet hızıyla" geçmedi mi?
Fransa, Libya'daki enerji, su ve petrol kaynaklarına erişebilmek için aralarında Türkiye'nin de olduğu birçok ülkeyi kullandı. Libya topraklarına yerleşti. Şimdi ise "Soykırım" tezini parlamentoya getirerek, bir taşla iki kuş birden vuruyor. Sarkozy, soykırım tasarısına destek vererek, Ermeni diasporasının desteğini alıyor. Böylece, seçimler yaklaşırken, Fransa'daki Ermeni lobisiyle olan bağlarını güçlendiriyor. Libya'da "küçük rakip" olarak gördüğü Türkiye'yi ise "soykırımcı" olarak yaftalıyor ve uluslarası arenada yapacağı "izolasyon" çalışmasının ilk adımını atıyor. Ermenilerin 1915'te yaşadığı acı, ne yazık ki; parlamentoların günlük siyasi çıkarlarının kurbanı ediliyor.
İşte bu yüzden; "Tarihi tarihçilere bırakmak gerekir" sözü, bir kez daha anlam kazanıyor. Siz eğer, tarihsel olayları "günlük siyasi çıkarından başka hiçbir şey düşünmeyen" parlamenterlerin eline bırakırsanız, işte bu tabloyla karşı karşıya kalırsınız. Dedeleriniz, bir an'da "katil" ilan edilir. Siz de "katillerin soyunun devamcısı" olarak anılırsınız. Tarihinizi başkaları yazdığı için, onların yalanlarına karşı mücadele etmek zorunda kalırsınız.
Bu gerçek, sanırız hem CHP hem de AKP'ye iyi bir ders olmuştur. CHP ve AKP'nin güya tarihe meraklı iki lideri, onca uyarıya rağmen, daha bir ay önce Meclis çatısı altında "Dersim Katliamı" üzerine birbirinden ateşli söylevler vermekle meşguldü! Neredeyse, Atatürk'ü bile katil ilan edecek olan Kılıçdaroğlu tayfası ile Erdoğan'ın yandaşları, sözün şehvetine kapıldıklarları için gözleri hiçbir şeyi görmüyordu. Aklı selimin tüm uyarılarına rağmen, Dersim gibi "karmaşık" bir meseleyi, siyasetin günlük çıkarları çerçevesinde tarihsel ve sosyoljik gerçeklerinden kopararak Meclis çatısı altında çözmeye çalışan iki lider, şimdi Fransa'ya kızıyor, küsüyor, tepki gösteriyor.
Şu günlerde "Tarihi tarihçilere bırakalım" sözünü hatırlayan Kılıçdaroğlu ve Erdoğan, çok değil bir - iki ay önce bu sözü söyleyenlere dudak büküyordu. İşte bu yüzden; Kılıçdaroğlu da Erdoğan da şu gün için aynı siyasi çizgide buluşmuş olsalar bile Fransa'nın tezleri karşısında "ikna edici" değiller!
Dersim'de kendi devletinizi "katliamcı" olarak suçladıktan sonra, Fransa'nın "Soykırım yaptınız" tezine karşı çıkmanız, kimseyi ikna etmez...
Dersim'le başlayan bu hatalar zinciri, Fransa'ya karşı üretilen argümanlarla sürüyor. Fransa'nın "Soykırım yaptınız" tezine karşı, "Siz önce Cezayir'e bakın" gibi saçmalıktan başka hiçbir anlamı olmayan bir söylem üretiliyor. Oyas ki; "Siz Cezayir'e bakın" demek, alt metinde "Evet biz bunu yaptık ama siz de onu yaptınız" anlamına gelir.
Ayrıca, Türkiye'yi soykırımcılıkla suçlayan Fransa, Gaziantep'te ve Maraş'ta ne aradığının hesabını verdi mi? Türkiye, Fransa'ya Cezayir'den önce Antep ve Maraş'ı hatırlatsa ve bu ülkede döktükleri kanın hesabını sorsa daha anlamlı olmaz mı?
Bu bağlamda, Fransa karşısında yetersiz kalan bir başka kurum da Cumhurbaşkanlığı... AKP iktidarı, Fransa'yla daha düne kadar el ele - kol kola verip Libya'yı yeniden dizayn ettirdiğini unutturmaya çalışırken, Köşk ise büyük bir itibar kaybı yaşadığını ilan ediyor. Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Sarkoz, Abdullah Gül'ün "telefonlarına çıkmıyor."
İşte bu açıklama, Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarının ölçüsüdür!
Yandaş medyanın yıllardan bu yana pompaladığı balonun patlak olduğu ve hava kaçırdığı, Sarkozy'nin telefona çıkmaya tenezzül dahi etmemesiyle görülmüştür. Gül, telefonlarına dahi çıkılmayan bir Cumhurbaşkanı'dır!
Başta da dediğimiz üzere; Türkiye, Fransa Parlamentosu'nun kendi ülkesinde "gündem dahi olmayan" tezleri karşısında yeterli bir argüman üretemediği gibi, "milliyetçi rüzgardan" faydalanmaya çalışan MHP, CHP ve AKP'nin kifayetsizliğine de tanık olmuştur.
---------------------
Yücel Yeşilceli
25 Aralık 2011 10:22
Yorumcu arkadaşlarımızın Gerçek Gündem sayfalarına taşıdıkları belgeler çok önemli.
Eksiklerimizi,yanlışlarımızı gideriyoruz.Ancak birbirimizi ikna etmekten ötedir bu olay.Asıl sorun, iktidarın sözü edilen belge ve bilgilerden yararlanmak isteyip istemeyeceğinde düğümleniyor.
Türkiye'yi yönetenler tutuklu akedemisyen değerli Mehmet Perinçek'ten bilgi-belge istemişler de vermemiş mi?Ya da Prof.Dr.Türkkaya Ataövden.Tabiki böyle bir şey söz konusu değil.Çünkü, yeni rejim her konuda olduğu gibi sadece yandaş yaratmış,bilime gereksinim duyulmamış,itaat-biat kültürü ile kurumlar kuşatılmış,gerçek bilim insanlarını ötekileştirmiş;bilime,araştırmaya,sorgulamaya kuşku ile bakar olunmuş ve esas duruşa geçen üniversite görevlilerini baş tacı yapmıştır.
Tekrar olacak ama emperyalizmin çok amaçlı planlarından sadece bir tanesidir bu.
Onurlu bir devlet olmanın,emperyalizme direnmenin tek koşulu,senden olmayanları tutsak etmek değildir.Senden olmayanlarla bir masada oturup, ulusal yararlar gözetilerek ortak proje üretmektir.Günümüz Türkiyesi için bu bir ütopik bakış olsa da doğru olan budur.
Son tahlilde, eğer bugünkü parlemento samimi olarak bu kıskaçtan kurtulmak istiyorsa,Türkiye'yi kurtarmak istiyorsa;TKP gibi sınıf ve tam bağımsızlık mücadelesi yapan,İP gibi ulusal hassasiyetleri üst düzeydeki anti emperyalist partilerle,barolarla,STK ile bir araya gelip,tutuklu yurtseverler özgür bırakılarak;
Paris'in göbeğinde 100 bin-200 bin anti emperyalist yurtseveri toplayın!.. Irkçı-faşist Sarkozy gibiler hiç kuşkunuz olmasın aldıkları kararları revize edeceklerdir!
İşte Türkiye'de olmayan bu iradedir.
NOT:Gerçek Gündem sitesi Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın 23 Aralık 2011 tarihinde "Dersim'den Fransa'ya hatalar zinciri"başlıklı yukarıdaki yazısı anılan sitede yayınlandıktan sonra,25 Aralık 2011 tarihinde yazı altına yaptığım yorumdur.
25 Aralık 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder