8 Şubat 2010 Pazartesi

"Sol ölüyor mu yoksa diriliyor mu?"

Sevgili E.Uzun,
Ellidört gündür bir mücadele veriliyor,onur mücadelesi,emek mücadelesi,ekmek mücadelesi,gelecek mücadelesi,var olma mücadelesi ve SINIF MÜCADELESİ veriliyor Ankara'nın göbeğinde!
Ve bu insanlar Hatay'lı,Diyarbakır'lı,Bitlis'li,Mardin'li,Samsun'lu ve Tokatlı.Benzer yaşamlar ve ortak bir mücadele... Etnik kökenleri Türk,Kürt,Arap v.s.
Bu onurlu mücadeleyi izlemek,destek olmak için AB'den insanlar gelmektedir Türkiye'ye.Çünkü; mücadele başarılı olmaktadır ve uluslararası sınıf hareketleri bu eylemin başarısını ve deneyimini kendi ülkelerinin sınıf sendikalarına,partilerine aktarmak istemektedirler.Başarının ana öğesi BİRLEŞİK GÜÇ YENİLMEZ! şiarının yaşama geçirilmesinde yatmaktadır.Yani,etnik köken farklılıkları TEKEL işçilerini bölmediği,ayırmadığı için bu mücadele başarılı olmaktadır.

İşçi, emekçi sınıfları etnik kökenlere ayırarak,sınıf mücadelesinin üstünü örtüp,"biz kendi kimliğimizin tanınmasını istiyoruz" sığlığı ile ötekileştirmeyi ANA ÇELİŞKİ haline getirerek,işçi sınıfının asla başvurmaması gereken YÖNTEMLERİ,EYLEMLERİ,SÖYLEMLERİ var olmanın ana öğesi kabul eden bir parti "SOL" diye adlandırılabilirmi? Sol partiler ne zamandan beri emperyalizmin kanatları altına girmişlerdir? Sol partiler feodal beylerden parti lideri,aşiret beylerinden müttefik mi seçmeye başlamışlardır? Nasıl bir sol parti ki toprak reformundan,yoksulluk,yolsuzluklardan söz etmez,töre cinayetleri gibi insanlık dramlarına ses çıkarmaz!
Yazınızda sözü edilen iki sağ partinin konumuzla bir ilgisinin olmadığını belirteyim.
Neyse bunları siz de iyi biliyorsunuz ama,Doğu Karadeniz'li dostlarımızın o güzel lehçeleri ile söylediği bir laf vardır:"Konuşukluk olsun işte..."
Değilmi E.Uzun?
Sevgiler,

02 Şubat 2010 tarihinde GG'de yayınlanan Barış Yarkadaş'ın "Sol ölüyor mu yoksa diriliyor mu?" başlıklı yazısına yorum yapan E.Uzun rumuzlu okuyucuya verile cevaptır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder